BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Nézar Erdéþýr · 29.03.2006 · 2 görüntülenme
Daha dün Batman, Şemdinli, Hakkari, Yüksekova derken bugünde Diyarbakır, Siirt ve Van halkı düşmana meydan okudu. Şehitlerine ve onların şahsında milli değerlerine sahiplendi. Newroz bayramında da Kürd milleti düşmana inat yine meydanlardaydı. Düşmanı çileden çıkaranda buydu.Eskiyi saymasak bile Şemdinli olaylarından bugüne gelişen olaylara ilişkin çok şey söylendi ve daha da söylenebilinir.Bu süreçte kimin nerde durduğuda bir kez daha ortaya çıkmış oldu.TC devletinin inkar ve imha politıkasında ısrar ettiği; ihanetin bu politikaya hayat sunduğu; Kürd reformist hareketin düşmanın işitmek istediği şeyler dışında başka birşey dile getirmek istemediği; Kürd bağımsızlıkçı hareketin firarları oynadığı; ama herşeye rağmen Kürdistan halkının herkesin planını bozan başeğmezliği sürece damgasını vurdu.Kürd yurtseverlerinin geleceğe umutla bakmasını sağlayanda budur.Devrim kitlelerin eseridir. Klasik, ama tarihin ortaya koyduğu deneyim. Ama bir şartla. Eğer halk örgütlüyse. Yani klasik bir başka cümle ile devrimin temel aracı örgüttür. Devrim yapmaya soyunan örgütünde kitleleri kazanma sorunu vardır. Bu sadece sözle olmaz. Sözden ötedir. Düşmanın anladığı dilde savaş alanında konuşmaktır, bu.Kürd-Kürdistan, bağımsızlık-özgürlük diyorsan bunun ispat sahası savaş alanıdır.Kürdistan halkını kazanmanın, ihaneti tasviye etmenin, sömürgeci sistemi Kürdistan´da söküp atmanın, dahası iktidar olmanın yegane sahası işte bu alandır.İşte meydan. Düşmanın adresi açık. Destek sunacak halk dünden hazır. Diyarbakır başta olmak üzere ülke çapında halk ayakta. Ama kendiliğindenci. Önderliksiz. Önderlik edenler ihanetçi. Türk Genelkurmayın Kürd kimlikli alayları. Acı da olsa bu bir gerçek. Ama herkes tarafından kavranılmayan bir gerçek.Kürd milletine dayattılan ihanet sürüyor. PKK’nin ihahetini ortaya çıkarıp halka gösterilemedi. Daha hala halkımızı kandırmaya devam ediyor. Kürd gençlerini danışıklı döğişlü kirli savaşta katlettiriyor. Arkasında bunların kanı üstünde politıka yapıyor. Geri bilinç seviyeli halk kitlelerine ulaşmayi bu yöntemde buluyor. Onlara ulaşıyor ve yönlendiriyor. Bir taraftan Kürd gençlerini katlettirirken diğer yanda halkın devlete karşı yükselen tepkisini dibe çekiyor. Sömürgeci sistem çıkarı için „büyük ve muazzam“ çalışan “Apocu” hareket Kürdistanlı tüm yurtsever ve devrimci politik güçlere karşı karalama, iftira, entrika, tehdit kampanyasınıda sürdürüyor. Kendi içinde ve dışındaki yurtsever ve devrimcileri katletmeye devam ediyorTC`nin A. Öcalan`a biçtiği rol henüz bitmiş değildir. Devletin „Kürt Kriz Merkezi“nin bir elemanı olarak iş başındadır. PKK`ye biçilen misyon bu merkez de üretilir ve kendisine savundurulur. PKK`de bir piyon olarak iş görür. Sorun Kürd milletini teslim almak ve Türkleştirmektir. TC devleti, A. Öcalan ve örgütüne ihtiyaç duymaktadır. TC devleti isteseydi, A. Öcalan ve örgütünü çoktan tasviye ederdi. Bu, defalarca A. Öcalan tarafindan da ifade edildi. Fakat TC devleti bunu henüz erken bulmaktadır. Çünkü tüm entrika ve yaptırımlarına rağmen KUKM`nın dinamiklerini tasviye edemediler. Ama bu dinamikleri “Apocu” hareket ile denetim altında tutmaya çalışıyorlar. Burada şu gerçek ortaya çıkıyor. İhanet büyük tehlike olarak karşımızda duruyor. Tasviye edilmesi gerekiyor. Ama kim tasviye edecek. Dahası hangi yol ve güçle?Devlet PKK’yi kolluyor. Tasviye olmasını istemiyor. Tasviye olması halinde Kürd ulusal potansiyelin denetimde çıkacağı, kendine yöneleceğini biliyor.Devlet, bu tehlikeyi bir taraftan kendi yaklaşım ve uygulamalariyla bertaraf etmeye çalışırken, diğer yanda PKK ile barajlamaya çalışıyor. TC devleti, A. Öcalan ve örgütüne her türlü kolaylığı sunuyor. KUKM`nin tüm dinamiklerini tasviyesi misyonu biçilen A. Öcalan`a daha hala duyulan ihtiyaçtandır. Türk Genelkurmayı-A. Öcalan ikilisi ortaklaşa PKK yönlendiriliyor. Onlar da üstüne düşeni „büyük ve muazzam“ yapıyor.Kürd milleti büyük bir tehlike ile karşı karşıya bulunuyor. Zorlu bir süreçten geçiyor. Karşı karşıya olduğu zorluk sadece TC devletinin çıplak inkar ve imhası değildir. Bundan öte kendine „Kürt özgürlük hareketi“ diyen ve kurtuluşu adına yola çıktığını iddia eden bir hareketin ihanetine uğramasıdır.Bu oyun bozulmalı, ama nasıl?Kürd milleti, yurtseveri, milliyetçisi, devrimcisi, ilericisi, dincisi ve tüm ulusalcı güçleri ile bir bütün olarak kendisine yaşatılmak istenen ihanete karşı çaresiz olamaz. Herkesin yapması gereken çok şeyi vardır ve olmalıdır. Kürd milleti çaresiz değildir. Kendisine dayatılan ihaneti defetmek için her bireyinin yapabileceği birşeyi vardır.En büyük sorumluluk siyasal örgütlerin omuzundadır. Ulusal varlığımıza yönelen dış ve iç topyekün savaşa karşı tavır “bekle-gör” olamaz. Sızlanma, ihaneten merhamet, düşmandan hak dileme hiç olamaz. Bu onursuzluk olur. Sonucu çürüme ve tasviyedir.Kürd milleti, gecmiş ihanetlere karşı nasıl ulusal bir duruş almışsa, bugünde „Apocu“ ihanet çetesine karşıda ulusal bir duruş alacaktır. Buna şüphe edilemez. KUKM`ne yönelen tasviye planına karşı Kürd millet dinamiklerinin ortaya koyacağı yegane kurtuluş yöntemi Kürd milletinin silahli ulusal kurtuluş savaşı olmalıdır. Bu yöntem dışında başvurulacak her yöntem yarardan çok zarar verecektir. Kürdistan bağımsızlık hedefine uygun olarak bir program ortaya konulmalı, halkı bu temel amaç ve ilkelerde politikleştirmeli, örgütlemeli, dış ve iç düşmana karşı savaşılmalıdır. Bağımsızlıkçı güçlere ayrıca büyük sorumluluklar düşmektedir. Peki bağımsızlıkçı hareketin sorumluluğu nedir? Tek kelimeyle örgütlenmek ve savaşmaktır. Sorumluluklarının gereğini yerine getirdikçe, varoluş nedenine uygun örgütlendikçe ve düşmana karşı savaştıkça, sömürgeci sisteme darbe vurduğu oranda ihanetede gereken cevabi vermiş olacaktır. Dış düşman ve ihanet belasından kurtulmak isteniliyorsa örgütleyip savasmak zorunludur. Bunun baska bir yolu yoktur.Var diyenler Kürd milletini olduğu gibi kendilerinide kandırmış olurlar.Bağımsızlıkçı güçler, “bekle-gör”ü siyaset edinemez. Koşullar ne kadar zor olursa olsun, eldeki olanak ve imkanlarla mutlaka sürece müdahale etmesi şarttır. Barbarlık düzeyine varan sömürgeci sistemin uygulama ve girişimlerinin etkisizleştirilmesi, ihanetin önünün kesilmesi, dahasi tasviye edilmesi yürütülecek silahli ulusal kurtuluş mücadelesine bağlıdır. Sürec, ulusal varligimiza yönelen sömürgeci sistem ve ihanete karsi topyekün savaş sürecidir. Kürd milletini zafere taşıyacak yegane yol budur. Bunun dışında tutulacak her yol Kürdlere kaybetirecektir.29 Mart 2006
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.