BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Ibrahim Hoca · 23.04.2006 · 2 görüntülenme
Çocuk yaşlardayken, şimdi kimselerin kapısını açmadığı kerpiçten yapılma bir evimiz vardı. Yoksulluk bize dokunan bir şey değildi o zamanlar. Taa ki yoksulluğun parayla ilişkisi olmadığını öğrenene kadar.İki odalı evimizin, misafir odası abim ve çok sevdiği iki arkadaşının mekanı olurdu akşamları. Evin en küçüğü olduğumdan ve her zaman bana söyleyemeyecekleri gizli sırları olduğundan beni bırakmazlardı yanlarına. Kış aylarında kar da eksik olmazdı bizim oralarda. Buzdan pencereleri olan evimiz, soba yandıkça geceye çözülürdü.. Kar ve karanlık, müthiş bir imgeye dönüşürdü beynimde. Ölüm, aşk, ayrılık, yolculuk, ne bilim hayat başka bir şey olmalı derdim. Kim bilir hayatımız boyunca insanlarda aradığımız sıcaklığın karla ilişikisi de olmalı bence.Aklım kimi şeylere ermeye başladığındaysa, abimin beni niçin odalarına almadıklarını öğrendim. Kürdi bir kederle, devletçe yasaklanmış şeyler konuşurlardı. Köyün kimi kızlarına aşık olduklarını öğrendim sonra, bu da zamanın siyasetince yasaklanmıştı. İki yasak arasında kalan bu adamlar sevmeyi nasıl öğrenmişlerdi bilmiyorum. Anlayacağın karın ömrümüze yağdığı günlerdi. Onlar çay ve sigaralarını bir keder gibi içerlerdi. Ve daima gelecek güzel günlerden söz ederlerdi. Çok sonraları abime benzeyen başka yabancı adamlar gelmeye başladı evimize. Bizim tarihimiz olan kar günlerinden geliyorlardı. Çocukça içtenliklerini sunarlardı bize. Konuştukları şeyleri çok anlamazdım, zamanla yüzlerini ve seslerini ezberlediğim bu adamlar birbirleri için öldüler, kimileri hapisanelerde uzun yıllar kaldılar. Yasak olan ve benim için anlamı sınırlı olan aşk ve sevmek sözcüğünün nasıl bir şey olduğunu öğrenmek bu kadar sancılı oldu.Sevgili Mehmet. Yoksulluğun nasıl bir şey olduğunu artık öğrendim. Bana uzak olanlar durmadan çoğaltıp durdu yoksulluğumu. Uzak bir merhabamız vardı seninle. Kimbilir belki hatırlamıyorsundur bile. Ama ne fark eder. O çocuk yıllarımda evimize gelenlerden biri olacaksın her zaman. Ben sizi hep burada bekleyeceğim. Birbirimizden ödünç hayatlar alacağız. Yaşadığımız sürece bunu paylaşmaya devam edeceğiz.. Dünya var oldukça bizde var olmaya devam edeceğiz. Aynı yıldızlara bakıp aynı düşleri kuracağız hep birlikte. Şimdi Akdeniz şehirlerinin birinde yaşıyorum. Korkuyordum dışarıda yağan kara bakmaktan. Akdeniz bana iyi geliyor şimdilik. Hani günün birinde gelirsen, şimdi kimselerin kapısını açmadığı o evlere gideriz birlikte. Kar yağarken sokağa bakmaktan da korkmam o zaman.Sevgili Mehmet, o sürgün şehirlerin birinde hastalandığını öğrendim. Bunu sana yakıştıramadığımı bilmelisin. Eskiden görüştüğümüz yoldaşlarla beraberdik geçen akşam. Senden konuştuk. Hiçbirimizin görmediği seni. Ama ne çok tanıdıksın bir bilsen. Akdenizli dostların sana yüreğini yolluyor. Bir yıl sonra senin oraya gelmeyi düşünüyoruz birkaç arkadaş.. Bizi karşılamayı unutma. Eşine sevgilerimizi yolluyoruz. Hoşça kal görüşmek dileğiyle… Not. Gecenin çok geç bir saatinde yazıyorum. Gecenin kederi bize kalsın, dostlarin sevgisi sende, yeter ki sen iyi ol. Ibrahim Hoca Not: Ibrahim Arkadas aslinda Sakalli memet daha yasarken bu mektupu göndermisti, ancak o komada oldugu için ne anlayabildi nede konusabildi. Emaneti yastiginin yastiginin altina koydum, belki güç verir, sürgün diyarindaaaaaan sürgün diyarina!.....diye. H.A
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.