BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Elvan Helin · 21.11.2007 · 2 görüntülenme
O, öldüğünde küçük bir çocuktum. Güzel bir gün olduğunu hayal-meyal hatırlıyorum. Ağaç ve çiçeklerle dolu, taşlı avlumuzun dış kapısına yakın bölümünde oturuyordum, her zaman orda oturmayı çok seviyordum.Genellikle tenekeden yapılma, bakımsız çiçek kabında büyüyen renk renk çiçeklere ve onların yanı başında bir türlü büyümeyen nar çiçeklerinin güzelliği ile daha da güzelleşen avlunun o bölümünde “beş taşlarımla” (beş tane küçük şekilli taşla oynanan bir oyun) hemen her gün oynardım. O gün çok mutluydum. Çiçeklere bakıyordum. Her taraf temiz ve güzel kokan avlunun yukarı bölümünde kalan odalarımızın yeşil boyalı kapılarına hayranlıkla bakmaya dalmışken, annem korkunç bir çığlıkla avluya girdi. Dizlerini dövüyor, göğsüne vuruyor ve “onu vurdular, öldürdüler, Ferit öldü” diyerek kendini yerlere atıyor, Kürtçe olarak tüm iç yakıcı, dünyamı alt üst eden (o anda dünyamın alt üst olduğunun farkında değildim) ağıtlar yakıyordu.Bense çocukluğun verdiği umursamazlıkla annemi izliyor. Olayı neden bu kadar büyüttüğüne şaşırıyordum. Ölüm neydi ki, “O” geri gelecekti. Oysa ki, annem çektiği acıdan param parça olurken ben annem neden böyle yapıyor diye hatta yadırgıyor, onun ölümünün ne kadar acı olacağını anlayamıyordum.“O”nu ölümünden bir gün önce sokakta arkadaşlarıyla görürken yine yakışıklılığı karşısında gözlerim kamaşmış, “O”na bakıyor, “O” ise beni arkadaşlarına “bu küçükte benim yeğenim” veya buna benzer şeyler söylerken, bende utanarak yanlarından kaçtım. Oysa ki, bunun “O”nu son görüşüm olduğunu bilseydim, boynuna sıkı sıkı sarılır, öper ve onun bu yerlerden gitmesi için yalvarırdım. Ama hiç bir şey bilmiyordum. Sadece yanaklarım kızararak yanlarından tüm hızımla kaçtım.Yıllar geçti, yıllar geçtikçe “O”nun ölümünün dünyamda ne yıkıntılar bıraktığını gün be gün yaşayarak ve şöyle diyorum. Keşke yaşasaydın, büyümemi görseydin. Gelip sana sarılabilseydim. Okul yıllarımı, hayata atılırken yaşadıklarımı yakışıklı dayıma anlatabilseydim.Neden birileri dayısından bahsederken, benim yüreğim acıyla kıvranacak, gözlerim yaşlarla dolacaktı. Ama biliyorum ki, artık yoksun ve ben seni çok çok özlüyorum.Her zaman bir tek şeyi sana söylemeyi çok isterdim “Ez te pır hez dıkım Xalo Ferit” ama diyemedim.Sadece her gece yatağa yatarken “Ez te pır hez dıkım Xalo” diyorum.Ve mezarına gitmeye hala alışamadım. Seni orda görmeye dayanamıyorum. Ama ordasın ve yapabileceğim hiçbir şey yok Dayı. Yıllar önce öldüğünde akıtmasını bilemediğim göz yaşlarım, o günün intikamını alırcasına her gün gözlerimden kalbime akıyor. Ölmemeni istemek, çok şey istemek miydi? belkide bizim için çok şey istemekti.Diyorlar ki, ölülerin mezarına gidin çünkü onlar seni görüyor. Oysa ki, senin beni görmen yeterli değil ki. Ben de seni görmek, elini tutmak, boynuna sarılmak istiyorum. Tıpkı senin ben küçükken boynuma sarıldığın gibi.Sen yoksun diye bir yanım acımıyor, her yanım acıyor.ELVAN HELİN17.11.2007Argun'dan
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.