Siyaset

Savcı Kulp Operasyoncularını Sorgulamalı

Alixan Aras · 14.02.2006 · 2 görüntülenme

Diyarbakır Kulp'ta bulunan toplu mezardan çıkan kemikler 1993'te kaybolan 11 köylüye ait olduğu Adli Tıp raporuyla kanıtlandı. Diyarbakır Barosu Başkanı Tanrıkulu, "Savcılık operasyoncuları teker teker saptayıp sorgulamalı. Adları sır değil" dedi.  Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır'ın Kulp ilçesine bağlı Alacaköy'de geçen yıl bulunan toplu mezardan çıkan kemiklerin, 1993 yılında kaybolan 11 köylüye ait olduğunun Adli Tıp raporuyla kesinleşmesi üzerine, "Cumhuriyet Savcılığı, cesetlere ulaşıldığı için, bu olayı artık kayıp vaka olarak değil, faili meçhul olarak soruşturacak" dedi.Toplu mezardaki kemiklerin kayıp olan Mehmet Şah Atala, Nusrettin Yerlikaya, Turan Demir, Behçet Tutuş, Bahri Şimşek, Şerif Avar, Hasan Avar, Salih Akdeniz, Celil Aydoğdu, Ümit Taş ve Abdi Yamuk'a ait olduğu, yakınlarından alınan kan örnekleriyle yapılan karşılaştırmada, DNA raporuyla kesinleşti. Tanrıkulu: Savcı zaman kaybetmeden operasyoncuları sorgulamalıAdli Tıp raporunun olası sonuçlarını bianet'e değerlendiren Tanrıkulu, "Kayıplarla ilgili soruşturma Cumhuriyet Savcılığı'nca yürütülüyordu. Cesetlere ulaşılamadığı için soruşturmada bir noktaya gidilememişti. Şimdiyse teknik delil dediğimiz adli tıp raporu var. Cesetlerin kaçırılan şahıslara ait olduğu ortaya çıktı" dedi.Tanrıkulu, vakada tanıklıkların olduğunu ve cesetlere de ulaşıldığını anımsatarak, "Savcını soruşturmayı aksatma, eski bir soruşturma olduğu gerekçesiyle sürdürmeme gibi bir gerekçesi kalmadı" dedi."Savcılığın, o dönemde operasyon yapan birliğin isimlerini, komutanlarını saptayıp şüphelileri teker teker sorgulayarak soruşturmayı yürütmesi gerek. Bu komutanların isimleri de biliniyor; sır değil."Bolu Jandarma Birlikleri'nin görev yaptığı döneme ait birçok ihlal var. Faili meçhuller, boşaltılan köyler soruşturulmadı, soruşturulamadı. Bu vakadan hareketle, o dönemde operasyon yapan görevlilerin üzerine gitme fırsatı da doğdu."Tanrıkulu, Diyarbakır'daki sivil toplum örgütlerinin ve baronun soruşturmayı takip edeceğini de belirtti.AİHM ve TBMM Komisyonu etkin soruşturma yapılmadığını saptamıştı Olayla ilgili ailelerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) yaptığı başvuru Mayıs 2001'de sonuçlanmış ve Türkiye, ailelere toplam 1 milyon YTL tazminat ödemeye mahkum olmuştu.Tanrıkulu, mahkemenin yalnızca devletin yaşam hakkını korumadığı yönünde karar vermediğini, aynı zamanda bu vaka özelinde etkin bir soruşturma yapılmadığına da hükmettiğini anımsattı.TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nun oluşturduğu heyet de, delillerin toplanması sırasında Kulp Cumhuriyet Savcılığı'nın yeterli özeni göstermediğini saptamış; dönemin savcısı hakkında suç duyurusunda bulunulması kararı almıştı. Komisyon, raporunda "olayın Bolu'dan gelen General Yavuz Ertürk komutasındaki Bolu Komando Dağ Taburu'nun operasyonu sırasında gerçekleştiği anlaşılmıştır" demişti.AKP Diyarbakır milletvekili Cavit Torun da, Şemdinli'de Umut Kitabevi'nin bombalanmasıyla ilgili tutuklanan Astsubay Başçavuş Ali Kaya'nın Diyarbakır'daki faili meçhul vakalarla bağlantılı olabileceğini söylemişti: "94 yılından itibaren Bolu Komando Dağ Tugayı'nın bu bölgede yapmış oldukları eylemler ve o birlik içerisinde görev alan kişilerin bugüne kadar yapmış oldukları faaliyetler var... Birebir araştırılıp incelenerek ortaya koyulduğu takdirde biz bazı şeylere ulaşabiliriz."Devlet o zaman, yani ta işin başından beri, 1994'e giderek, hadiseyi bütün yönleriyle araştırıp ortaya koyarsa, hadiseler çorap söküğü gibi ortaya çıkar." * Kulp'taki toplu mezarla ilgili bianet haberlerinin listesi için tıklayın.   BIANET-Tolga KORKUT

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.