BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Eyyup · 30.07.2006 · 2 görüntülenme
Son dönemlerde yine Türk, Arap, Fars ve islam camiasında bildik nutuklar atılıyor. Savaş nutukları eşliğinde ama İsrail’in yürütüğü savaş kötüdür ikiyüzlülüğü yapılıyor. Çocuklar ölüyor, kadınların ırzına geçiliyor, sivil insanlar katledilir çığırtkanlığı başını almış gidiyor. İnsanların duygularına seslenerek pis emellerine alet ediliyor. Bunu yapanların savaş suçluları olduğu ayrıca mide bulandırıyor. Kuşkusuz savaş kötüdür. Savaşın yarattığı dehşeti savunacak halimiz yok. Çünkü savaş demek can kayıpları, tecavüzler, insan onuruyla bağdaşmayan uygulamalar, kültür, doğa ve bir bütün olarak ülkenin tahribi demektir. Fakat savaş çoğu zaman kaçınılmaz olur. Gelir kapına dayanır. Ogünden sonrada istenmeyen olumsuzluklar olacak diye savaştan kaçınılmaz. Eğer kaçınılsaydı bunca savaşlar olmazdı. Savaş istesekte istemesekte insanlık tarihiyle eş zamanlı süren ve yaşamımızın bir parçası olagelmiştir. Bundan kaçınmak mümkün değildir. Hele milli egemenliği gasbedilmiş, inkar ve imhaya tabi kılınmış Kürd milleti için savaştan kaçınmak doğal sonuna dua etmek olur ki, bu onursuzluk olur. Kürd milleti bu onursuzluğu kabullenmediği içindir ki, savaşmayı bir yaşam biçimi olarak kabullenmiştir. Kendimiz için meşru saydığımızı peki Yahudilere niye suç sayıyoruz? Bu ahlaki olmadığı gibi, Yahudilerin buna aldırdığıda yoktur. Peki sorun ne?Sorun gerçekten İsrail’in sivillere karşı yönelik saldırıları mıdır? Eğer sorun buysa hepimiz İsrail’in bu politıkasına karşı çıkalım, çıkıyoruzda. Buna en çokta Yahudiler karşı çıkıyor. Peki karşı taraf ne söylüyor, ne yapıyor, hiç kimse işin bu tarafını görmek istemiyor.Karşı taraf Yahudilerin kanını içmekten bahsediyor. Yahudileri Arap ve islam denizinde boğacaklarını basbas bağırıyorlar. İsrail devletini başlarına yıkacaklarını söylüyorlar. Bunun için her yol ve yönteme baş vurmaktanda kaçınmıyorlar. Peki İsrail devleti, elini kolunu bağlasın sonunu mu beklesin? Kimse bunu İsrail’den bekleme hakkına sahip değildir. Ma İsrail’inde bunu dinleyecek hali yok ya. Onlar, yüzyılların çileli sürgün yaşamlarından sonra anayurtlarına dönüp milli devletlerini kurdular. Bugüne kadar yaşattılar. Bugünden sonrada yaşatmaya çalışacaklar. Ama bunu yıkmaya çalışanlara karşıda kendilerini koruyacaklar. Korurken zaman zaman aşırılıklarında yaşaması mühtemeldir. Bunları hep birlikte kınalım.Ama bu Hüzbullah, Hamas, El-Kaide, İran molla rejimi gibi insanlıktan nasibini almamış canavarların desteklemesini haklı kılmaz. Bomba bağlayıp Yahudi olmanın dışında hiçbir suçu olmayanların mekanında kendilerini patlatanları özgürlük savaşçıları ilan etmek hiçte insanca değildir. Allah-u Ekber eşliğinde koyun boğazlar gibi insanları din adına boğazlayan barbarları „direnişçi“ olarak ilan etmek, desteklemek ne kadar insancadır diyede sormayacağız. Çünkü bu çevrelerin Kürd ve Yahudi düşmanı ırkçı, ümetçi, faşist ve sosyal-faşist olduğunu biliyoruz. Bugün El-Kaide, Hizbullah, Hamas, Haksöz, Özgür-Der, Selamet Partisi, DHKP-C, EMET, TKP, İP ve sayabildiğin kadar islamcı ve sol mihrakı birbirinden ayırmak mümkün değildir. Bunların ortak amaçı Kürd ve Yahudileri ortadan kaldırmaktır. Bu politıkanın TC, İran molla rejimi ve tüm Arap devletlerinde resmi politıkası olduğuna göre bu karanlık güçlerin yeride belirlenmiş oluyor. Düşmanlarımızın resmide netleşiyor. Bu resimde yer alan Kürdler yok mu? Var! Bu Kürdler, düşmanın olmuş Kürdlerdir. Hain ve Çaştırlar.Bunca kötülükleri besleyen bu zemin yok edilemez mi? Bizce mümkündür ve mücadelemiz bunun içindir. Dediğimiz açık ve anlaşılırdır. Ortadoğu’da kalıcı bir barışın şarti çok basittir. Dediğimiz ortadoğu’ya yeniden bir düzen vermektir. Millete dayalı sınırların yeniden belirlenmesi, her milletin kendi ülkesinde egemen kılınmasıdır. Her milletin bir diğerinin egemenlik hakkına saygı göstermesidır. İyi komşuluk ilşkilerin sürdürmesinin hazmedilmesidir. Peki buna kim rivayet etmiyor? Eğer bu sorunun cevabını milli kaygılardan uzak verebilirsek ortadoğu’da yaşanan savaşların suçlusunuda belirleyebiliriz. Ondan sonrada hep birlikte bu müsesibe karşı ortak tavır alabiliriz. Bu o kadar kolay mı? Kolay olduğunu kim söyledi. Kolay olmaktan öte imkansız. Çünkü insanlar her ne kadar yüzlerine bir çok ideolojik kılıf geçirsede sonuç olarak sorunlara kendi milli çıkarları açısında bakmakta ve savaşta kendi milletinin ve milletiyle çıkarları çakışan milletin çıkar politıkasını yapmaktadır. Mesele bu olunca bölgemizdeki siyasal güç odakları haklı ve haksız olan şeklinde ayrışma yaşamıyor. Çıkarları çatışan ve çakışanlar şeklinde ayrışıyor. Bölgemizde olup bittende bir yerde budur.Bugün Kürd ve Yahudilere karşı Türk, Arap ve Fars solcuların, faşistlerin ve siyasi islamcıların aynı cephede yer alışı bu nedenledir. Çünkü bu odaklara göre ortadoğu’da savaşların asıl nedeni Kürd ve Yahudilerdir. O halde vurun abalıya dercesine faşisti, ümetçisi, solcusu arka arkaya dizilerek aynı kader aynı tasada birleşerek Kürd ve Yahudilere karşı yerini almaktadır. Niye? Çünkü milli çıkarları bunu gerektiriyor. Bunu anlamak kolay, ama kimi Kürdistanlı sosyalist çevreleri ve siyasallaşmış islamcıları anlamak zor. Zor, çünkü bunlar sorunlara Kürd milli çıkarları açısında değil, düşmanlarımızın çıkarlarına hizmet eden politıkalara sahiptirler.Bölgemizde olup bittenler din savaşı değildir. Her ne kadar bazı çevreler bu kılıf altında kendini ifade etsede süren savaşlar milletlerin kendi aralarındaki savaşlardır. Saflaşma, savaşma ve ittifaklarda bu zeminde boy vermektedir. İsrail-Arap, İsrail-İran, Iran-Irak, Kürd milletinin ise Türk, Arap ve Farsalara karşı savaşları gibi. Bu savaşların din uğruna olduğunu kim iddia edebilir? Mesele bu olunca düşmanlar ve ittifak edecek güçlerde kendiliğinde ortaya çıkmaktadır. Bu manzarada Kürdler ve Yahudiler doğal müttefik olarak istensede istenmesede kendini dayatmaktadır. Gereğinin yapılması her iki millete kazandırır, yapılmaması kaybettirir.29 Temmuz 2006
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.