BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme
İspanya'nın Bask Bölgesi İnsan HaklarI Gözlemevi (BEHATOKIA) Yöneticisi Paul Bilbao Sarria, Bask bölgesinin geleceğini tayin etmek için tüm tarafların bir araya geleceği bir yuvarlak masa toplantısının gerekli olduğunu söyledi. Türkiye'de de Bask bölgesindeki gibi sorunların bulunduğunu belirten Sarria, çözüm için projeler üretilmesi gerektiğini vurguladı.
DİHAnın haberine göre "Ortadoğu'da Barış ve Halkların Barış Hakkı" konulu uluslararası konferansa katılmak üzere Bask bölgesinden Diyarbakır'a gelen Bask Bölgesi İnsan Hakları Gözlemevi (BEHATOKIA) Yöneticisi Paul Bilbao Sarria, Bask bölgesinin barış ve kültürünü yaşatma deneyimlerini DİHA'ya anlattı. Bask bölgesinin 2'ye bölünerek bir bölümünün İspanya'da kaldığını hatırlatan Paul Bilbao Sarria, 21 bin kilometrelik bir alana sahip bölgenin nüfusunun 3 milyon olduğunu belirtti. Bask halkının kendi yaşamını belirleme konusunda söz hakkı olmadığını kaydeden Sarria, bu nedenle halkın kendi hakları için mücadele yürüttüğünü ifade etti.
Hiçbir kurumun Bask halkının geleceği konusunda karar verme hakkı olmadığını ve Bask ülkesini inşa etmek için birçok hareketin çalışma yürüttüğünü belirten Sarria, bölgede dil konusunda yaşanan sorunları da şöyle aktardı:
"Bask ülkesinde halk kendi ana diliyle konuşuyor. Fakat yine de birçok yerde sorun çıkabiliyor. Mesela hapishanede akrabaları olanlar ziyarete gittiklerinde kendi ana dilleriyle konuşamıyor. Bir çocuk cezaevinde babasını ziyarete gitmişse, konuşma esnasında sorun yaşanıyor çünkü babası Baskça konuşuyor, çocuk Baskça bilmiyor."
İspanya'nın bir bölümünde Baskça'nın resmi dil olduğunu, diğer bölümünde ise yasak olduğunu kaydeden Sarria, "Bask dilini günlük yaşamda kullanabilirsin ama herhangi bir resmi dairede kullanamazsın. Mahkemelerde de kullanmak istersen, tercüman bulundurmak zorundasın" dedi. Bask halkının kendi ana dilinde kendini özgür bir şekilde ifade edebilmesi için ihtiyacı olan araçlara sahip olmadığını söyleyen Sarria, sivil toplum örgütlerinin desteği ile günlük Baskça bir gazete çıkardıklarını belirterek, "Bizler aldığımız destek sayesinde gazeteyi çıkarıyoruz" diye konuştu.
Bask bölgesinde Baskça'nın resmi dil olarak kullanıldığını fakat İspanya'da yaşayan Basklıların kendi dillerini öğrenebilmek için para ödemek zorunda kaldıklarını anlatan Sarria, Fransa'da da Baskça'nın resmi dil olarak kabul edilmediğini ve Fransa'nın azınlık haklarını tanımadığını hatırlattı. Bazı çevrelerin, Bask dilinin 50 yıl sonra kaybolacağını iddia ettiğini belirten Sarria, bölgelerinde 7 tane enstitü bulunduğunu ve buralarda para karşılığında Baskça dil eğitimi verildiğini söyledi.
Bask dilini konuşmanın 30 yıl önce yasak olduğunu ve dili bilenlerin illegal konuştuklarını ifade eden Sarria, şunları kaydetti: "Benim ailem beni o dönem Bask dilini öğrenebilmem için okula gönderdi, ben dilimizi öyle öğrendim. Tabi bu çok büyük bir okul değildi. Aslında okullarımız evlerimizdi, her gün bir eve gidiyorduk. Gönüllü öğretmenler vardı. Evden eve taşınıyorduk, her gün bir evdeydik. Halen bazı bölgelerde Bask dili yasal kabul edilmiyor ancak, bu konuda bir ilerlemenin olduğunu söyleyebiliriz."
Barışın sağlanması için tartışmaların ve bazı gelişmelerin olduğunu ancak henüz görüşmelere başlanmadığını belirten Sarria, şunları söyledi: "Askeri güçlerin barış sürecini başlatacağı söyleniyor. Yeni bir barış sürecini başlatabilmek için iki türlü yöntem izlenmesi gerekiyor: Birinci yol askeri güçlerin görüşmesi, diğer yol ise, tüm sivil toplum örgütlerinin bulunduğu bir yuvarlak masa toplantısının yapılması. Tüm tarafların, sürecin nasıl işleyeceği konusunda karar vermeleri gerekiyor."
Yapılacak bir yuvarlak masa toplantısında tarafların, Bask bölgesinin üniter mi yoksa federal mi olması gerektiği konusunda tartışma yürütmeleri gerektiğini ifade eden Sarria, İspanya hükümetinden barış görüşmelerine hazır olup olmadıkları konusunda yanıt beklediklerini kaydetti. Şu an karar verme açısından erken olduğunu ve öncelikle halka sormak gerektiğini dile getiren Sarria, bunun yönteminin de demokratik olması gerektiğini söyledi.
Kürtlerin de çocuklarına ana dillerini öğretmek için evlerini birer okul haline getirmeleri gerektiğini ifade eden Sarria, dili yaşatmak için böyle bir çabanın gerekliliğine vurgu yaptı. Türkiye'nin de benzer sorunlar yaşandığını vurgulayan Sarria, Türkiye'de de çözüm için projeler üretilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.