Siyaset

SAHİBİNİN SESİ

Mahsun PÝRANLI · 19.06.2007 · 1 görüntülenme

Bu günlerde Türkiye'de en meşhur bayan olmaya namzet kimdir derseniz ben hemen Aysel TUĞLUK derim. Bakın kısa zamanda ünleniverdi. Medyada hep tartışılıyor. Keşke erkek egemenliğinin yerinde kadın egemenliği olsun diyenlerdenim. Aslında egemenliklere karşıyım ama. Neden olsun diyorum belki erkeklerin yapmadıklarını yaparlardı. Belki savaşlar olmazdı annelerimizin o müthiş koruyuculuklarına bakaraktan söylüyorum. Fakat Tuğluk gibilerinin açıklamaları bu düşünceme darbe indiriyor. Ama yine de tek tük çıkabilecek sesler olarak yorumlayarak, iyimser bakmaya çalışıyorum. Aysel hanımın açıklamaları şöhretli birinin yanında gözükerek hızla merdivenleri tırmananlara çok benziyor. Aysel Hanım analığını,bacılığını kötü kullanıyor. Uyanan kadınlarımızın temsilciliğini iyi yapamıyor. Hele hele bir de alevi kökenden gelen biri olarak hiç yakışmıyor. Böyle yapacaksa evinde gitsin otursun daha iyi. Keşke diyorum Aysel Hanım bir Jean Dark olsaydı. O'nu bağrımıza bassaydık. Ama o sahibinin sesi gibi kötü şöhretle tırmanışa geçmeyi tercih etti. Kürdistanlı kadınlar o karanlık dünyalarından sosyalizm söylemleriyle birlikte aydınlığa çıkmaya başladılar. Çağdaş olmayı, erkeklerle eşit statüye gelmenin mücadelesini vermeye çalışıyorlar. Halkımızın mücadelesinde yerlerini aldılar. Artık erkeklerin namusu olmaktan çıkmak istiyorlar. Kürdistanın bağımsızlığı ve demokrasi kavgasında kadınlarımız namusları gitmesin diye kendilerini uçurumlardan attılar. Bir şekilde kendilerine kıyamayanlar 'boynu bükük' yaşadılar. Zamanla örnekleri azda olsa erkeklerle birlikte düşmanlarına karşı savaştılar. Kürdistan'ın her parçasında verilen kavgalarda artık hatırı sayılı oranda kadınlar var. Kürdistan ulusal kurtuluşunun karşısında yer alanlar savunmasız kadınlarımızı katlettiler. Soylarının devamını istemediler. Eskiden Türk soyları gittikleri yerlerde erkekleri öldürüp kadınlarını kendilerine alırlarmış. Türk sömürgecileri strateji değiştirmişe benziyor. Geçmişte kadınlar çocukları koruyanlar olarak düşünüldüğünden savaşlardan uzak tutulurlardı. Bunun gerekçeside soyun devamını sağlamaya yönelikti. Şimdilerde bu anlayışlar aşılıyor. Nasıl bir gelecek kuracağımız şimdiden atttığımız veya atacağımız adımlarla belli olur. DTP'nin demokratik olmadığını din gibi inananlardan başka mücadelenin içerisinde olanlar biliyorlar. DTP den bazılarının bağımsız milletvekilleri olacakları kesin. Dün milletvekili olanlar o meşhur yemini ettikleride kimse bu sorunu gündeme getirmiyordu. Ama bugün bilince çıktı. Bunu aşmak gerekli. Onurlu kişiler ortak bir tavır sergileyerek sömürgecileri teşhir ederler. Ya da ne olursa olsun milletveki olmak için sessiz kalırlar. Bunlar meclise giderlerse söyleyecekleri Tuğluk'unkini geçmeyecektir. Onlar sömürgecilerin işbirlikçileri ya da bizim vekillerimiz olacaklardır. Tercih ve tavır zamanı. Umutsuzluktan umut yaratarak bekliyoruz.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.