BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
R.Rodaro · 17.09.2006 · 2 görüntülenme
21 Aĝustos günü Saddam ve suç ortakları „Enfal operasyonlarından“ dolayi mahkemenin karşısına çıktıkları an, tüm dünya Kürdlerinin saflarında büyük bir sevinç çıĝlıĝı koptu.... Niyayet Kürdlere karşı yapılan soykırımlardan dolayı Kürdistanı işgal eden ülkelerinin birinin Devlet Başkanı, Kürdlere karşı yapılan soykırımdan dolayı hesap verecek ve nihayet adalet yerini bulacaktı.. 21 Aĝustos günü, dünyanın bir çok ülkesinde Kürdler sokaklara dökülerek „Enfal’ın Kürd jenosidi“ olarak kabul edilmesi ve „Irak devletinin Kürdlerden özür dilemesi“ amacıyla yürüyüşler ve gösteriler yaptılar... 21 Aĝustos günü açılan mahkemenin bir çok oturumuna Enfalden zarar gören Kürd şahidleri, Kürdlere karşı yapılan soykırımını tarih ve delilleriyle ortaya koymaya çalıştılar... Saddam ve suçortaklarının mahkemesi bir anlamda Kürdlere karşı yapılan soykırımın arzuhalinin tutulduĝu ve tarihin yeniden yazıldıĝı bir alan oldu..Ama mahkemenin başında bulunan hakimin, böyle büyük bir davanın üstesinde gelebilecek ne kabiliyeti, ne tarafsızlıĝı ve ne de hukuki pozisyonu vardı.Yada mahkeme başkanı, Saddamı ve onunla birlikte kanlı Irak rejimlerinin Kürdlere karşı yaptıkları jenosidleri hasır altı etmek için orada bulunmaktaydı.Saddam ve suç ortaklarının yargılandıĝı bu dava Kürdler ve Kürd halkının tarihsel istemleri açısından çok önemlidir..Ama mahkeme başkanı, mahkemeyi dejenere etme noktasına geldi..Bir Mahkeme Başkanı’nın ciddiyetiyle baĝdaşmayan bir kaç gelişme bize yaşanan gerçekliĝi daha açık bir şekilde gösteriyor..Hakim, Saddam adlı caniye ve enfalciye „ sen diktatör degilsin!!“, „ Enfal jenosid deĝildir“ demekle baştan itibaren tarafsız olmadıĝını Saddam’ın cephesinde yer aldıĝını ortaya koymuştur.Eĝer Saddam diktatör deĝil ise, Enfal ise jenosid deĝilse mahkeme neyi ispat etmek için orada bulunuyor.Mahkeme başkanı daha baştan itibaren kararını vermiş durumdadır.. O, bir hukukçu olarak işini yapacaĝına, gerçekleri araştıracaĝına, siyasal tespitlere gidiyor ve Saddamı kurtarmaya çalışıyor..Bizim hakim Saddamı ve enfalcileri kurtaracak bir hakim... O, mahkemeyi Saddam’ın Kürdleri mahkum etmek için kullanabildiĝi bir mevzi haline getirmeye çalışıyor..Saddam, hiç mahkeme ile ilişkisi olmayan Kürdistan Başkanının Irak bayraĝı konusundaki tutumuna karşı beyanlarda bulunabiliyor, Peşmerge kelimesinin „isyancı“ olarak tutanaklara geçmesi için tavır geliştirebiliyor, Kürdlere karşı operasyonları „Irak-Iran savaşına“ endeksliyebiliyor..Eĝer mahkeminin gidişatı böyle devam ederse sonuç olarak Saddam ve diĝer Kürd katilleri aklanır, Kürdlerde Iran devletiyle ilişkiye geçtiklerinden dolayı „vatan haini“ olarak suçlu duruma düşerler.. Bu anlamda „devlete karşı isyan edenlere Enfal uygulanır“ mantıĝı meşru bir zemine oturtulur. Daha önce Kürdistan Başkanı sayın Mesud Barzani’de Kürd kamuoyunun dikkatlerini mahkemenin bu yöne kaydırılması hususu üzerine çekmiştı.Kürdistan Kültür Bakanı, sayın Felakedin Kakayi geçenlerde Xebat gazesinde „Bayrak sorunu, Arap şövenizminin meselesidir“ adı altında bir makale yazmış ve Saddam’ın mahkemesi üzerine de durmuştu..Sayin Kakayi’nin bu makalesinde söyledikleri, islam adına Arap şövenizminin magnetik alanı içinde düşünen ve hâlâ Arap ırkçılarının deĝermenine su taşıyan Kürd islamcılarının hoşuna hiç gitmeyecek...Sayın Kakayi, sözü Saddam mahkemesine ve Enfal olayına getirerek „Hz. Muhamed’in döneminden sonra Arapların islami ve dinci hiç bir siyasal iktidarı olmadı. Onlar, din adına kanlı ve zorba bir sistem kurarak, Arap olmayan halklara haksız bir şekilde saldırıları reva gördüler..........Hz Muhamed döneminden sonra, Arap yönetimleri başka milletleri, sınıf ve tabakaları, sömürme, ezme ve baskı altına almaya giriştiler. Enfal, bu yönetimlerinin en yeni ve en gözle görünen örneĝiydi ki, onun altında Arap olmayan milletlerin kanı, malı ve mülkü helal edilmişti... Şimdi Enfal suçluları mahkemenin kafesindeler,adelet ve yasa ile karşı karşıyalar. Gerçeĝi ise bu mahkeme, kutsal din adına karar veren zorbalık yapan hükümdarların, halifelerin mahkemesidir“ diyordu.Sayın Kakayi, Kakayi bir Kürd olarak islam adına Kürdlere karşı yapılan Enfalleri iyibiliyor. O, başka milletlerden söz ederken, herkesten önce Kürdleri düşünüyor. Hz. Ömer döneminde Kürdlere yönelik Enfalleri.. Islam devletleri tarihinde sayin Kakayi „Eyubi ve Zend“ Kürd yönetimleri hariç hepsini „Enfalci“ ve „zorba“ olarak deĝerlendiriyor.Görünen odur ki, bırakın „halifeleri ve hükümdarların“ yaptıklarını yargılama, Saddam’ın yaptıĝı „Enfalleri“ dahi daha şimdiden soykırım olarak görmeyen bir hakimle karşı karşıyayız...Kürdler bir yandan bu hakimin deĝiştirilmesi için kampanyalar yaparken; diĝer yandan, Saddam ve suç ortaklarının yargılanması olayını uluslararası bir mahkemeye aktarılmasını talep etmelidir..Çünkü, Saddam’ın Irak’ta yapılacak mahkemesinde Araplar her zaman heyet içinde çoĝunlûĝu teşkil eder ve Kürdlerin kıyımını jenosid olarak adlandırmaktan kaçınacaklar..Böyle bir durumda Kürdler, tarihsel bir anı kaçıracaklar...18.09.06r.rodaro@arcor.de
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.