Siyaset

Ruh Hallerimiz… !

Rojhat Badikî · 11.02.2011 · 2 görüntülenme

Ruh Hallerimiz… !

Kurdistan halkı, rîspî ve büyük önderi, Şêx İzzedîn Hûseyinî’ yi, Kurdistan şehidler kerwanına uğurladı. Şêx İzzedîn Hûseynî’ nin adını ilk kez 1979 yılında duydum, Şeriatçi-İslamist Hümeyni rejimine karşı, Kurdistan bağımsızlık mücadelesinin bir nefer ve önderi olarak yer alması, beni çok etkilemişti. O benim için bir halk önderi ve Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin kahramanıydı. O şimdi, Kurdistan Şehîdleri kerwanında, Kurdistan halkı ve ailesinin başı sağ olsun, anı ve mücalesinin önünde saygı ile eğiliyorum.


Şêx İzzedin Huseyni yaşamı ve mücadelesi ile günümüzdeki insanlarımızın perspektiflerini kıyaslayınca, acı bir tablo karşımıza çıkıyor.

Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesi, konum itibarı ile denilebilir ki, ezilen ve sömürülen halklar içersinde verilen en uzun erimli ve en başarısız, bir mücadeledir. Dünya coğrafyasında ulusal bağımsızlık mücadelesinde, hiç bir halk, Kurdistan halkı kadar bedel ödeyip, yıkım, asimilasyon ve jenosidlerle karşılaşmamıştır. Onlar mücadelelerini bağımsızlık ile sonuçlandırırken, biz halen sömürgeci devletlerin kapılarında, mendil açıp rahmet diliyoruz.


Kurdistan halkının ödediği bedel, verdiği mücadele ile, sömürgeci devletlerle bütün köprü ve bağları koparması gerekirken, sürekli sömürgeci devletlerin kapılarında merhamet bekleyen suçlu-dilenci ruh hali ile af edilmeyi beklemesinin nasıl bir ruh hali ile bağmadaşıyor olmasının mantıklı bir açıklaması olamaz.


Kurdistan ulusal davasının öncü güçleri, politik yapılanması, bağımsız aydın tiplemesinin, tutum, duruş, ruh hali, düşünce perspektifi; bilinen ulusal mücadeleler içersinde bir istisnadır. Kurdistan ulusal dava savunucularının ( günümüzde bir kaç istisna hariç ) diğer sömürge halkların temsilcilerinin verdiği mücadele ile benzeştirilemez.


Bilinen ulusal mücadelelerde her zaman bazı şartlar olmazsa olmazın temel ana eksenleri olmuştur. Sömürge hakların temsilcilerinin verdikleri ulusal mücadelelerde ( Buna Kurdistan’ ın Güneyinde verilen ulusal mücadelede dahil olmaz üzere ) Sınır ve Bayrak gibi ulusal değerler, düşmana verilecek kategoriler sınıfına sokulmadığı gibi, sömürgeci güçlerin bu değerler üzerinde pazarlık yapılmasına izin verilmemiştır.


Uzağa gitmeye, yeniden ulusal mücadeleler tarihini masaya yatırmaya da gerek yok; İsrail-Filistin ilişkileri, yaptıkları pazarlık ortadadır. Kurdistan’ ın Kuzeyin ulusal davanın savunucuları oldukları iddiasında olan politik yapılanma ve Kürt aydınlarının tutum ve tavırlarına benzer bir tutum, Filistin politik yapılanma ve aydınları içersinde yaşanılması durumunda, bırakın Filistin halkı adına konuşmaları, Filistin sokaklarında bile dolaşama cesaretini bulamazlardı.

Hangi mantık silsilesi ki ( Kuzey Kurdistan’ lı politik yapılanma ve bağımsız aydın tiplemesi hariç) kendine karşı ırkçı ve jenosidçi bir temelde yaklaşan, devletin bütün değerlerine sahip çıkma, sahiplenilme temelinde güçlü bir sömürgeci bir devletin oluşması çabası içersinde olsun. Bu güne kadar bu yaşanılmadı, bütün ulusal mücadeleler tarihinde, verilen mücadelelerde, hedef düşman güçlerini siyasal-ekonomik-politik...vs zayıflatmak, güçten düşürmek ve zayıf bir şekilde pazarlık masasına oturmak, esas alınmıştır. Sömürgeci güçler, ulusal mücadeleler karşısında çökme ve kaybetme tehlikesi ile yüzyüze kalmadıkları sürece, pazarlık masasına ( zorunlu olarak ) oturmamışlardır.

Sömürge ve sömürgeci ilişkilerde zor ve zorun rolu ile ilişklerde, temel belirleyici rol oynamışlardır. Barış içersindeki ayrılıklar da ise, ilişkiler hiç bir zaman yıkma, talan, asimilasyon ve jenosid temellerinde olmamıştır. Uzun süreli eşit, özgür ve barış içersindeki birliktenlikten sonra yine barış içersinde özgür bir ayrılık olmuştur. Sovyetler Birliği, Çek u slovak özgür ve barış içersinde ayrılığın birer örnekleridır. Bu örnek Sovyetler dışındaki Asya, Afrika buna K. İrlanda, Bask, Korsika ...vs’ lerde eklenebilir ( Buralardaki demokrasi gelenek ve Kültürü ile TC, Demokrasi ve Kültürü geleneği arasında minimum 50 yıllık bir fark var) ayrılıklar kanlı (olacak) olmuştur.


Kurdistan ulusal davasının sahipleri olduklarını iddia edenlerin, Sömürgeci Türk devletine insanı haklarımızı tanıyın, karşılığında, güçlü bir emperyal devlet olman için herşeye amadeyiz çağrılarına, kartilam, asimilasyon ve jenosidle cevap vermektedir. ( dil- isim...vs haklar insanın doğuştan gelen haklarıdır, bunu konuşmak, pazarlık yapmak; insanlık suçu, insan haklarının ihlalıdır) Hal bu iken, yaşadığımız realite bu iken; hangi mantık ile düşmanın güçlenmesi, emperyal bir devlete dönüşmesi için hizmete hazırız çağrıları yapılmaktadır. Buna hayır diyen bağımsızlıkçılar, TC’den çok, çözümü! Sömürgeci devletin arka kapılarında arayanların saldırısına uğramaktadırlar.


Evet ruh hallerimiz böyle!


Bu ruh hali, günümüz ulusal davasına öncülük etmekte, Kurdistan ulusal davasının dinamiklerini kontrol etmekte, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin önüne set çekip, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin önündeki en büyük engeli oluşturmaktadırlar.


Bağımsız Birleşik Kurdistan rüyasını görmek için; önce bu ruh halinin dağıtılması gerekir



İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.