Rota Şaşkınlığı
Rojhat Badikî
·
29.06.2011 · 2 görüntülenme
Hatip Dicle’ nin vekilliğinin düşürülmesi ile başlayan kaos ve tartışmaların bir şeyi net ortaya çıkardığı görülüyor. Ortaya çıkan pozisyon, TC devletini öfkelendirirken Kürt sorunun ( Kurdistan sorunu olarak israrla görmek istemeyen Kürt dostları) barışçı ve demokratik yollarla çözülmesini savunanlarda da bir panik başladı. Birlikte sorunun çözülmesi için senaryolar ürettiyorlar, dün olduğu gibi Kürt’ lerin nasıl davranmaları noktasında akıl hocalığına soyunuyorlar. Hiç kimsenin aklının ucunda geçmiyor, bizim Kurdistan’ da ne işimiz var sorusunu da kendilerine soramıyorlar!
İki gelişme açık bir şekilde sorunun ne olduğu ve sorunun hangi temel ve eksende tartışılması gerektiğini ortaya koyuyor. Sılopi’ deki bayrak olayı ve BDP’ li vekillerin Kurdistan’ ın başkenti Amed’ te toplanma istemleri. Silopi’ de Türk bayrağının yakmak isteyen his ve duygular, Sılopi’ deki bir kaç kişinin his ve duygularıd değil, Kurdistan’ ın kuzeyindeki duygularıda temsil etmiyor, Hemrîn dağ eteklerinde yaşayan bir gencede sorsanız ayni tepkiyi verecektir. Kurdistan’ ın bütün parçalarında benzer tepkilerin verilmesi kadar doğal bir şey yok. Normal olan da budur. Hiç bir Filistinli kendi topraklarında İsrail bayrağının asılmasını ister mi? Yada Hiç bir Türk Ankara’ da Yozgat’ ta Trabzon’ da Kürt bayrağının asılmasını ister mi? Sorun bu kadar açık ve yalın!
Diğer gelişme ise BDP’ li vekillerin Başkent Amed’ te toplanma istemleri. Bu gelişme Kürt Dostu Sayın Cengiz Çandar’ ı bile endişeye sürüklemiş.Yazdığı bir makalede ‘’ Dahası dün açıkladılar, haftada bir Diyarbakır’ da toplanacaklarmış. Böylece Diyarbakır’ da bir ‘’ ayrı parlamento’’ oluşuyor sanki. Bazen yıllarca dostun sandığın birinin bir anlık söylediğ bir kelim-cümle ile onun asıl niyetini görebilirsin.
Kurdistan halkının vekilliğine soyunanlar, Kurdistan halkının hasasiyetlerine saygi göstermek zorundadırlar.
Türk bayrağının Kurdistan atılması ve kendi vekillerinin kendi başkentlerinde toplanması, Kurdistan halkının asıl istemidır. Kurdistan halkının kendi özlem ve isteminine yabancılaştırılması iki önemli ayağı, biri işgalci ve sömürgecilerin bayrağı ve yargı-yürütme diğeri yasamanın kalbi olan sömürgeci parlamentosudur. Bu konuda tüm kesimler, sömürgeci Türk toplumunun tüm kesimleri hasastırlar. Sömürgeci Güçlerin egemenliklerini temsil eden sembollerle sorunu olmayan kesimlerle sorunlarıda yoktur. Dosturlar kardeştirler!
TSK’ ye bütün gücü ile muhalefet eden Taraf gazatesi yazarı Sayın Emre Uslu bir çelişkiyi ve asıl amaçlarını yalın ve açık bir şekilde ortaya koyuyor. Yazdığı ‘’ Türk devleti barış yapamaz’’ adlı makalesinde ‘’ Lozan bile Türk toplumunu tam tatmin etmemiştır. Yurtaşlarımız kazandığımızı tesci ettirdiğimiz Koca Anadolu ve Trakya coğrafyasını görmez kaybettiğimizi düşündüğümüz Ege adaları için iç geçiririz.... Sayın Emre Uslu bununla da yetinmez makalesine devamla‘’ Devlet şimdiye kadar hangi isyancıyla barış yapabildi? Bu sorunun bizim tarihimiz açısından cevabı SIFIR’dır. Barış yapamadığımız için Balkanlar’ı birkaç senede, Arap coğrafyasını yine kısa süre içersinde kaybettik.’’
Taraf gazetesini TSK’ ye karşı olduğu, Kürt sorunun barışçı yollardan çözümünden yana olduğu için yıllarca alkışladık. Meğersen adamların niyeti başka....
İşte anlatamadığımız nokta da bu.
Tarafın, Cengiz Çandar’ ın Ahmet Altan, Hasan Cemallerin.....vs’ lerin gerçekten orduya karşı olduklarına inanıyorum bu konuda samimidırler. Tam da bu nokta Emre Uslu’ nun dile getirdiği hasasiyetler noktasında ben bir çok arkadaşımdan ayrı düşünüyorum. Sadece arkadaşlarımla değil, Kurdistani yazar-çizerlerin % 98’ den bu nokta da ayrı düşünüyorum.
Türk liberallerinin, Demokratlarının, Solcularının, AKP ve Gülencilerle ortak bir noktada buluşmalarını hayra alamet olmadığını defalarca dile getirdim. Bu kesimlerin gerçekten TSK’ ye karşı olmadıklarını, bunların orduyu ‘’ Kutsal Ocak’’ olarak gördüklerini, esas hedeflerinin TC’ yi dar bir alana sıkıştıran, TC’ nin Emperyal bir devlet olması önünde ayakbağı olan ve miadını bittiren Kemalist kesimler olduğunu belirtim. Emre Uslu Fettulah Gülencilerle olan ortak amaçlarını güzel bir şekilde dile getiriyor. Bu kesimlerden çözüm bekleyen Kürt’ler, Lozanı bile küçümseyen, Balkanları ve Arap dünyasını nasıl kaybettik sevdasına düşenlerle, nasıl anlaşacaklar!
Barış yapamadıkları için Balkanları ve Arap coğrafyasını kaybedenler, nasıl ve hangi barış teklifleri ile onlara gidecekler i, onları kaybetmesinler. Yada diğer bir deyişle, onların kendi topraklarında bağımsız ve özgür yaşamalarından daha değerli hangi barış teklifi verecekler ki, kendi özgürlük ve bağımsızlıklarından vazgeçip Türklerle yeni Osmanlı-Türkiye çatısı altında yaşasınlar!
Bu coğrafyayı kabettiler daha doğru bir deyimler, bu ülkeler Arap coğrafyası, Yunanistan, Bulgaristan, Arnavutluk, Sırbistan....vs Türk sömürgeci sistemine karşı savaşıp bağımsızlıklarını elde ederek kendi topraklarında, özgür ve bağımsız yaşamayı seçtiler. Şimdi, Osmanlı’ dan miras olarak kala kala Kurdistan ellerinde kaldı!
Tüm çırpınışlar, son sömürge ülkeyi, Kurdistan’ı kaybetmeme ve Kurdistan’ ın bağımsız ve özgürlüğünü engellemek için bütün Osmanlı oyunlarını devreye sokmak. Çok iyi biliyorlar ki, Kurdistansız bir Türkiye asla emperyal bir devlet olamiyacak. Kurdistan’ ın zengin petrol yatakları, uranyumları, yeraltı zenginlik kaynakları, jeo-politik konumu, insan kaynakları olmadan, Türkiye Avrupa için güzel bir tatil beldesi olmaktan öteye gidemeyecektir. Bunun içindir ki, Kürt’ lerin kendine dönme, Kendi topraklarında özgür ve bağımsız yaşama yönündeki en küçük bir istemleri karşısında bile öfkenlenmektdirler.
Düşmanınızı, tanımadan onunla savaşamazsınız, Dostunuzu da tanımadan onunla nereye kadar dostluk yapabileceğiniz kestiremezsiniz.