Siyaset

Referandum sonucunda neler olacak?

ÎBRAHÎM GUÇLU · 11.09.2010 · 2 görüntülenme

Referandum sonucunda neler olacak?


Anayasa değişikliği referandumuna birkaç gün kala, referanduma ilişkin kampanya daha hızlı bir sürece girmiş durumda. Taraflar, birbirlerine karşı suçlamaları daha ileri boyuta vardırmak için büyük bir çaba içindeler. Referandum çalışmalarını kamuoyu karşısında tek başına sürdüren parti liderleri, Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli, Selahattin Demirtaş: Üslup açısından kamuoyunu rahatsız edici bir davranış içindeler. Liderler, gerçek bu olmamasına rağmen, referandumu kendileri için bir var olma-yok olma sorunu haline getirmiş durumdalar. Liderler üstün gelme pahasına, bütün siyasi ahlâk ölçülerini alt etmiş konumdalar.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, referandum kampanyasında kullanılan üslup, gösterilen davranış ve düşünce tarzı, referandum sonucunda köklü ve niteliksel bir değişiklik olmayacağını, nispi değişikliklerin olacağını, mevcut verili ve yapısal durumun sür-git olacağını gösteriyor. Ne yazık ki, halkın, “görünen köy kılavuz istemez” deyiminin vuku bulmasının kaçınılmazlığı gibi bir durumun olacağının güçlü verileri sunuluyor.

Referandumda, üç ve hatta dört tavır söz konusu. Tavırlardan birincisi “evet”, ikincisi “hayır”, üçüncüsü “boykot”, dördüncüsü “pasif evet”tir. Referandumda “evet” tavrını en aktif olarak AK Parti, liberal ve sosyalist demokratlar, 12 Eylül Darbesine karşı olanlar ve 12 Eylül Darbesinden hesap sorulmasını isteyenler, PKK dışındaki Kürt siyasi kümeleri/grupçukları, Kürdistan’da PKK’dan bağımsız ve ayrık sivil toplum örgütleri, sürdürmekte. CHP, MHP, ulusalcı şovenler, statükodan yana olanlar, Kemalistler, otoriter ve faşizan siyaset ve yönetim tarzının değişmesini istemeyenler, “ordu-gençlik el-ele milli cephede” diyen solcular “hayır”; PKK/BDP “boykot” cephesinde yer almaktalar.

Referandum sonucunda “evet” çıkmasını isteyenler, Kemalist ve askeri vesayet rejiminin, otoriter ve faşizan siyaset ve yönetim tarzının, yargı oligarşisinin son bulması için bir evrimleşme aşamasına gelineceğini, yeni bir anayasa için şartların olgunlaşacağını ve yeni bir anayasa hazırlıklarının başlayacağı, demokratikleşmenin hız kazanacağı, özgürlüklerin ve demokrasinin genişleyeceğini, 12 Eylül rejimi anayasasında köklü değişikliklerin olması için şartların olgunlaşacağını, 12 Eylülcülerin yargılanacağını, darbelerin bir daha gerçekleşmemesi için hukuki, düşünsel, ahlakî koşullarının olgunlaşacağını ileri sürüyorlar.

Referandumda “”Hayır” sonucunun çıkması halinde, sivil darbenin ve ikinci bir 12 Eylül darbesinin önünün alınacağı, AK Parti, başka bir deyimle İslamcı güçlerin diktatörlüğünün önüne geçileceği düşünülmekte, Kemalist yönetim ve siyaset tarzının devam etmesinin sağlanacağı, bunun çağdaşlık ve demokrasinin gelişmesine katkı sağlayacağı iddia edilmekte.

PKK/BDP, kendi gücünü ortaya koymak, iddia sahibi olduğunu göstermek, referandum sonucunda siyasi iktidar sorununda ve Kürdistan’daki iktidar ve egemenlik paradigmasında tek taraf olmasını göstermek için “boykot” demekte. Aslında PKK/BDP’nin “boykot” tavrının arkasında, otoriter ve faşizan Kemalist siyaset ve yönetim tarzının devam ettirilmesi olduğu görülmekte. Bu tavrın, PKK/BDP’nin otoriter ve faşizan yapısıyla, halk kitlelerinin iradesini gasp etmesiyle, tekçi lider, parti ve ideolojik paradigmasıyla bir örtüşme gösterdiği tartışmasız.

Referandumda iki alternatife göre ortaya çıkacak gerçek sonuçlar tayin edici olacak. Çünkü “hayır” sonucu “boykot” tavrını içine alan ve “boykotçularla” aynılaşan bir sonuçtur.

Referandumda “evet” sonucunun çıkması halinde, ileri sürüldüğü ve abartıldığı gibi köklü ve radikal değişikliğin hemen ortaya çıkmasının olanağı yoktur. Ama, hiçbir gücün eski yerinde durmayacağı, asker ve sivil devlet elitinin moralinin bozulacağı, iktidar gücünün kırılma ve değişim sürecine doğru evrimleşeceği, sivil ve askeri elitin demokrasi üzerindeki değişmez ve tartışmasız iktidar yapısının son bulması için bir evrimleşme sürecine girileceği, sivillerin söz ve egemenlik sahibi olması için hukuki bir maddi temel oluşacağı, demokratikleşme konusunda direnen güçlerin gerileyeceği, Kürt miller sorunundaki tartışmaların daha yoğun bir hal alacağı ve çözüm projelerinin daha somutça tartışılabileceği, AK Parti ve diğer sistem partilerinde olan Kürtlerin, BDP’nin, Kürt millet meselesindeki eski tarzını sürdüremeyeceği ve bu stratejik alanda psikolojik önemli barikatların yıkılabileceği, yargı oligarşinin kırılacağı, Kemalist siyaset ve yönetim tarzının gerileyeceği algı olarak ihtimal dışı değildir. Bunun yanında, tarih ve siyaset dışına itilmiş yeni ve zinde Kürt güçlerinin tarih sahnesine çıkmasının olanaklarının olgunlaşması da söz konusu olabilecektir. Hukuk dışındaki imtiyazlı güçlerin saltanatları, sarsıntıyla karşı-karşıya kalacaktır.

Referandumda yine “evet” sonucunun çıkması halinde: Sadece asker ve sivil bürokratik elit değil, sivil elit ve AK Parti de eski tarz siyaset ve yönetim tarzını değiştirmek zorunda kalacaktır. Eğer bu tarzını değiştirmez, eski tarz siyaset ve yönetimde ısrar ederse, kaçınılmaz olarak yeni bir otoriter rejimin güçlenmesinin şartları olgunlaşmaya başlayacaktır. Bu durumda da, Türkiye yeni bir mücadeleye sahne olacaktır. AK Parti içindeki Kürtler, mevcut yaklaşımlarıyla Kürt millet sorununda söz sahibi olamayacaklarını anlayacaklardır.

Eski siyaset ve yönetim tarzı, tekçi olan, tek lidere, tek ideolojiye, tek ulusa, tek mezhebe, tek dine dayalı bir siyaset ve yönetim tarzıdır. Eğer eski siyaset ve yönetim tarzı değişecekse, bu bütün siyasi güçleri, partileri, güç odaklarını kapsamına alması gerekir. Yoksa çifte standartlı bir konum ortaya çıkar.

Bu gelişme, PKK/BDP’yi de korkutan bir gelişmedir. BDP’nin demokrasi isteği bir gösterişten , mecburiyetten, mevcut konuma ayak uydurmaktan öteye bir durum değildir. BDP de tek lidere, tek ideolojiye, tek partiye dayalı bir paradigmanın demokrasi yaratmayacağını, bunun otoriter faşizan bir yapı olduğunu bilmektedir.

Referandum sonrasında, çoğulcu demokrasiye doğru evrimleşme, tekçi otoriter Kemalist siyaset ve yönetim tarzının değişimin gündeme gelmesi halinde, PKK/BDP’nin kendi varlık koşullarının ortadan kalkacağını bilmektedir. PKK, 12 Eylül rejiminin bir ürünüdür. 12 Eylül rejiminin son bulması, PKK’nın da varlık koşullarını ya ortadan kaldıracak, ya da en azından zayıflatacaktır.

Referandumda “hayır” sonucunun çıkması halinde, eski rejim taraftarlarının ve sahiplerinin moral bulacağı, 12 Eylül Diktatörlerinin halk tarafından yeniden onaylandığı ve benimsediği sonucunu doğuracağı objektif olarak en azından hu aşama için bir veri olarak ortaya çıkacaktır. Eski rejimin, eski siyaset ve yönetim tarzının referandumda onaylanması, demokratikleşme, değişim, dönüşümün önüne büyük engeller çıkarmakla kalmayacak, yeni çatışma ve kriz alanları yaratacaktır.

Bu en genel bağlamlarda sonuçları bugünde düşünmeye başlamak, yeni güç konumlanmalarına hazırlıklı olmak gerekir.

Diyarbekir, 9 Eylül 2010

(ibrahimguclu21@gmail.com)

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.