Siyaset

Referandum Komedyası-1 Rojhat Badikî

Rojhat Badikî · 24.08.2010 · 2 görüntülenme

Referandum Komedyası-1 Rojhat Badikî
Ankara endeksli, Kurdistan ve Türkiye’ nin tüm gündemini işgal eden referandum tartışmaları tüm hızıyla sürerken Karaoğlan olayı hafızamda canlandı. 70’ li yıllarda Kurdistan’ ı kasıp kavuran ‘’ Umudumuz Ecevit-Halkçı Eceveit-Karaoğlan geliyor’’ sloganları Kurdistan’ ı adetta esir almıştı. Bir kısım Kurdistani örgüt-parti ve aydınları, Kurdistan’ ın sömürge yapısına bakmadan, Eceviti sömürgeci sistemin uygulayıcılarından bir olduğuna bakmadan Karaoğlanı Demokrasi kahramanı olarak Kurdistan halkına empoze ettiler. Ecevit son nefesinde bile Kurdistan halkının düşmanlığını yaparken, kendisini Kürt halkına empoze edenler, Kurdistan halkından yaptıkları yanlışlıktan dolayı özür bile dilemediler.


Şimdi yeniden bir trajedi ile karşı karşıyayiz. Ama biz trajedi biraz daha farkli, biraz daha planlı-sistemli, biraz daha bilinçli yapılıyor. Yine, ne yazık ki yıllardır süre gelen Kurdistan’ ın gündemini Ankara’ dan belirleme ve Kürt parti-örgüt-aydınları da ‘ da ‘’ iradesiz bir şekilde-kuyrukçu’’ olma rolünü üstlenmede oldukça hünerli davranıyorlar. Ankara endeksli gündem belirlemelere karşı çıkanlar neredeyse ‘’ ulusal hain ‘’ ilan edilecekler. Bu tutum referandum tartışmalarında daha belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor. Genelde, evetçilerin belirgin ortak özellikleri, Kurdistan sorununu, Sömürgeci Türk devletinin bir iç sorunu olarak görme ve dolaysıyla Kurdistan sorununu ayri bir halk ayrı ayrı bir devlet sorunundan ziyade bireysel, kismi kültürel halkların verilmesi olarak algılama-algılatma gayreti içersindedirler.



Hiç şüphesiz sömürgeci güç saflarında ortaya çıkan yada çıkabilecek çelişki ve çatlaklıkları, Kurdistan ulusal davasının çıkarları doğrultusunda kullanmak, bundan yararlanmak hiç kimsenin red edemeyiceği bir durumdur. Ama, burada esas sorun, buna nasıl yaklaşıldığıdır. Soruna; sömürgeci devletin darboğazdan çıkma ve oradan Kürt ( Kurdistan ) sorununa olumlu yansımaların olabileceği beklentisi içine girmek mi yoksa sorunu daha derinleştirme, sömürgeci devletin iç sorunlarını karmaşıklaştırıp derinleştirerek bunu Kurdistan ulusal davası kullanmak temelinde mi yaklaşılmalıdır.


Aramızdaki temel sorun, farkli bakış açısı burada ortaya çıkmaktadır. Sorunu Türkiye’ nin bir iç sorunu, Misak-ı Milli sınırları içersinde çizme anlayışı ile sorunu ayri bir ulus ve ayrı bir devlet görme anlayışının farklılaşarak ayrışmasıdır. Referandum karşısında Kurdistani güç-taraflar arasındaki derin düşünce farklılıkları olmasının temelinde, Türkiye’ de iktidar güçleri, basın-yayını, aydınlarının tutumu ve kimi Kurdistani kesimlerin bunlarla olan ilişkileri ile beklentileri yatmaktadır. Doğal olarak bu, Kurdistani güçler arasında derin görüş ayrılıklarına neden olmaktadır. Kurdistan sorununu Türkiye’ nin bir iç sorunu olarak gören anlayışın, Türkiye’ nin ‘’demokratikleşmesi’’ beklentisinden dolayı, Türkyenin iç ve dış sorunlarına bakış açıları, temel değerlendirmeleri de yanlış bir zemin üzerinde şekillenmektir. Türkiye’ nin her taktiksel atakları, manipülasyonları, demokratikleşme yolunda bir hamle olarak görülmesi Kurdistan ulusal davasına vurulan en büyük darbedir.


Türkiye’ de bir takım sancıların yaşandığı, iç çelişkilerin artığı, kısmı çatışmaların yaşandığı doğru, buna pararlel yapılan temel yanlışlıkta bu sorunların çözümünün Kurdistan sorununda çözüm yolunun açılacağı beklentisidır. Türkiye’ de dönem dönem TSK ve bir takım sivil-demokratik görünümlü taraflar arasındaki çelişkileri demokrasi ve demokrasi karşıtı güçler arasındaki çelişkiler olarak değerlendirmek Türk devletinin asli karekterini tanımamaktır.


Türkiye’ de demokratik güçler ile anti demokratik-faşist güçler arasındaki demokrasi çatışması mı yaşanılıyor yoksa Türkiye’ nin nasıl ve hangi yollarla bölgesel hatta evrensel güç olur çatışması mı yaşanılıyor. Çatışıyor görüntüleri içersinde olan güçler, AKP-TSK, gerçekten çatışma içersindeler mi yoksa iç ve dış güçleri manipüle etme, iktidarı paylaşma, Türkiyenin güçlenmesi için şikeli çatışma içersindedirler. Evet bir çatışma ve celişkinin olduğu doğru ama bu demokrasi, demokratik bir sistemin oturtulması değil, Türkiye’ nin yeni döneme en az zararla, ‘’Türkiye sınırları’’ içersinde yaşayan halkların ulusal istemleri örtbas edilerek nasıl atlatılacağıdır. AKP, türkiye tarihinde hiç bir partinin iç ve dış güçlerin desteğini alarak güçlenmesiği karşısında güçlenmiştır. Sonuç ‘’ Ergenekon’’ komedyasi ile daha da belirlenmiştır.


Bir iki deşifre olmuş generallın yargılanması ile TSK’ nin bütün pislikleri, Kurdistan’ da yaptıkları jenosidleri ortaya çıkarıp mahkum ettiriyor mu? Sahi! Ergenekon denilen örgütün Kurdistan’ da bırakın AKP kadrolarına sempatizanlarına yönelik bir saldırısı var mı?


Kürtlerin, ankara endeksli yönlendirme-yanılma ve sömürgeci sistemi sürdürme politikalarına alet olma ve onun gönüllü propağandacısı olma geleneğinden vazgeçmelidırler. İttihaki Terraki dönemi ile hızlanan ve günümüze değin süren, Kürt-Kurdistan sorununu egemen güçlerden medet umma bir halkın, bir vatanın kaderini düşmanın iki dudağı arasına bırakma geleneği kırılmak zorundadır.


Tam da bu nokta’ da Referandum komedyasına yaklaşım Kurdistani-başkent Amed ekseninde mi yoksa Türkiye-Ankara eksenin de mi yaklaşmak gerekir sorusu canalıcı bir noktada cevap beklemektedir......?



rojhatbadiki@hotmail.com

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.