Siyaset

Raporu (Haziran 2006)

TÜRKÝYE YAYINCILAR BÝRLÝÐÝ YAYINLAMA ÖZG · 25.06.2006 · 1 görüntülenme

Bir önceki yıl, kitap yayıncılığı özelinde, yazarlara ve yayıncılara yönelik yasaklama ve yargılama sayısında bir düşme eğilimi gözlenmekle birlikte ve daha önce açılan davalarda daha fazla beraat kararına rastlanmasına karşın, bu yıl sorunların yeniden artarak devam ettiği gözlendi. Yasaklama sayısının azalmasının ve beraat kararlarının artmasında en önemli neden, elbette hükümetin, düşünce ve ifade özgürlüğünün  alanını sınırlı da olsa genişleten yasal değişiklikleri yapma ve AB süreci bağlamında ilerleme isteği idi. İçişleri Bakanlığının verilerine göre 2000-2005 yılları arasında 284 kitap toplatıldı. Son yasal değişikliklerden sonra, bunlardan 47’sinin yasağı kaldırılırken, 237’sinin yasaklama kararı devam ediyor. Sonuç olarak son bir yıl içinde 22 yayınevi, 47 yazar ve 49 kitap yargılandı. Bunlardan 11’i beraat, 11’i ise mahkumiyet ile sonuçlandı, 2 de takipsizlik kararı verildi.  25 kitap hakkındaki davalar ise devam ediyor. 2004 Ekim’inden bu yana ender olarak kitap yasaklanıyor. Ancak “tahkir”, “tezyif edici”, “müstehcen”, “bölücü”, “yıkıcı”, “dinci”, “din düşmanı” gibi tanımlamalar ile kitaplar, yazarlar ve yayıncılar yargılanmaya devam ediyor. Çevirmenlerin, çevirdikleri kitaplardan dolayı yasal olarak sorumlu tutulmayışları son dönemdeki olumlu değişikliklerden… Ancak yazarı dışarıda yaşayan ya da yabancı olan kitaplardan dolayı yayıncının yasal sorumluluğu devam ediyor.Ne yazık ki, Avrupa Birliği Uyum Yasaları kapsamında çıkan ve Avrupa Birliği'nin de onayını alan yeni Türk Ceza Yasası, yazarların ve yayıncıların yargılanmasında yeni bir yol oldu. Birliğimizin, basın ve yazar kuruluşlarının bu konuda daha kanun çıkmadan yaptığı uyarılar ne yazık ki dikkate alınmadı. Sonuçta bundan en büyük zararı Avrupa toplumunun bir parçası olmaya yönelik demokratik reform süreci gördü ve görmeye devam edecek. İDEOLOJİK TEMELLİ DAVALARDA ARTIŞBu yeni dönemin en çarpıcı özelliği, ideolojik amaçlı çevrelerin, yine ideolojik amaçlı ihbarları sonucunda yazar, gazeteci ve yayıncılara yönelik yeni bir dava patlamasının yaşanmasıydı. “Türklüğe, Türk Ordusuna, Cumhuriyete, Atatürk’ün Anısına Hakaret” iddialı ihbarlar sonucunda açılan davalar, bir anlamda Adalet mekanizmasının da gereksiz olarak meşgul edilmesine ve imajının zedelenmesine neden oldu. Bu suçlama ile açılan davalarda bir çok  mahkumiyet kararı verildi.Daha da vahimi, Orhan Pamuk, Perihan Maden, Murat Belge, İsmet Berkan, Hasan Cemal ve diğer bazı yazar ve gazeteciler, duruşmaları sırasında doğrudan şiddetle yüz yüze bırakıldılar. İhbarla suçlanan uluslar arası çapta tanınmış yazarlar listesine en son, “Baba ve Piç” adlı yeni kitabından dolayı Elif Şafak eklendi. Yazar ve Metis Yayınları editörü Semih Sökmen hakkında, “Türklüğe hakaret” iddiası ile soruşturma başlatıldı. Bu ihbarlarla, mahkemeler aşırı milliyetçi ideolojik bir grubun kampanya platformuna dönüştürülmeye çalışılıyor. Bu konuda Adalet Bakanlığının tarafsız yargıyı güvence altına alma yükümlülüğünü yerine getiremediğini ne yazık ki belirtmek zorundayız. İnsan hakları kurumlarının temel hakların ihlali ile ilgili yaptığı bir çok suç duyurusu yanıtsız kalırken, savcıların bu tür ideolojik kaygılarla yapılan ihbarları ciddiye almayarak, bu tür davaları açmayı reddetmeleri,  yargı mekanizmasının ideolojik bir etkilenme altına alma ve asıl yargıyı etkileme heveslerini en baştan engelleyecektir.İlginç olan bir yeni gelişme ise, ifade özgürlüğünü ilişkin davalar hakkında eleştirel yazı yazan gazeteciler hakkında, “devam etmekte olan davaları etkilemeye çalışma” iddiası ile açılan davalardaki tırmanış oldu. Bu davalardan bazıları düşürülürken, Hırant Dink hakkında verilen mahkumiyet kararını eleştirdikleri gerekçesi ile, Agos gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Hırant Dink, Yazı İşleri Müdürü oğlu Arat Dink, Serkis Seropyan ve Aydın Engin hakkında bir dava açıldı. Sanıklar, Mayıs ayında Orhan Pamuk davalarındakine benzer biçimde, aşırı milliyetçi bir grubun kaba kuvvet kullanım girişimi ve hakaretleri ile yüz yüze kaldılar. Perihan Maden’in davasında da benzeri saldırganlık örnekleri sergilendi.10 yıldır Ermeni sorunu ile ilgili kitaplar soruşturma konusu olmazken, geçtiğimiz yıl içinde çeşitli gerekçelerle bu konu etrafında yeni davalar açılmaya başlandı. Bu arada Ermeni sorununa ilişki ilk mahkumiyet kararı da verildi. Çağrı dergisi yazarlarından Erkan Akay’a, “90 Yıl Sonra Tarihle Yüzleşme Zamanı” adlı yazısından dolayı yeni TCY’nın 301/1 maddesinin ihlal edildiği gerekçesi ile 5 ay hapis cezası aldı. Bu tür davalar, Avrupa’da Ermeni Soykırımını inkar BASIN DAVALARINDA ARTIŞ VE YASAKLAMALARIN YENİDEN BAŞLAMASI ve YENİ TMY TASARISININ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KARŞISINDA OLUŞTURDUĞU TEHLİKEBasın Davalarında geçtiğimiz yıl içinde bir artış gözlemlendi. Birgün, Evrensel ve Özgür Gündem örneğinde gazete yasaklama uygulamaları yeniden başlatıldı. Özgür Gündem Gazetesinin sorumlu müdürü, sahibi, yazar ve muhabirleri hakkında İstanbul Ağır Ceza Mahkemelerinde  (eski DGM)  ve yine basın davalarına bakmakla görevli  Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi' nde  son iki yıl içinde, TMY’nın 6. ve 7. maddelerinden ve yeni TCY’nın 213, 214, 215, 216, 218, 220, 301, 312 ve 318. maddelerinden dolayı toplam 530 dava açıldı. Bunlardan 104’ü mahkumiyet, 22 si beraat ile sonuçlandı.   Gazete İmtiyaz Sahibi Ali Gürbüz toplam 192 755 YTL.  para cezasına mahkum edildi. Gazete Sorumlu İşleri Müdürü Hasan Bayar ise, toplam  15 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile birlikte, 134 391  YTL.  para cezasına mahkum oldu. Cumhuriyet  Gazetesi sahip, muhabir ve yazıişleri muhabiri İlhan Selçuk, Mehmet Sucu ve Alper Turgut, “İşkenceye Beraat” adlı haberden dolayı, “mahkemeyi etkilemeye çalışmaktan mahkum oldular. İlhan Selçuk, İbrahim Yıldız, Mehmet Teoman Sucu, İlhan Taşçı ise, “Kızıltepe Çelişkiler Yumağı” adlı kitaptan dolayı yargılanıyor.Hürriyet gazetesinden Sabati Karakurt, Hasan Kılıç ve Necdet Tatlıcan, Kürt gerillalar ile yaptıkları röportajdan dolayı TMY 7. maddeyi ihlal etmekten yargılanıyorlar. 32. Gün programı yapımcısı Mehmet Ali Birand da Öcalan’ın avukatları ile yaptığı röportajdan dolayı aynı maddeyi ihlal etmekle suçlanıyor. Aynı suçlama Radikal gazetesinden Neşe Düzel’e Orhan Doğan ile yaptığı röportajdan dolayı yöneltildi. Ekin dergisinde 12 Mart’ın yıldönümü vesilesiyle çıkan makalelerinde orduya hakaret ettikleri gerekçesi ile yazar Emin Karaca’ya mahkumiyet kararı çıkarılırken, Türkiye gazeteciliğinin duayenlerinden, eski Ant yayınlarının ve Akşam gazetesinin editörü Doğan Özgüden için gıyabi tevkif kararı çıkarıldı.Turkish Daily News yazarlarından Burak Bekdil ise, Adliye’ye hakaret gerekçesi ile mahkum edildi.  Yeni TMY tasarısı, geçmişte olduğu gibi, süreli ve süresiz yayınlar bakımından, muğlak tanımlamaları ve Savcılara verilmesi düşünülen süresiz yayın durdurma yetkisi ile, ifade, basın ve yayınlama özgürlüğü bakımından potansiyel bir tehlike oluşturuyor. Okullar olmasa maarifi çok iyi idare ederim diyen Osmanlı nazırı misali, yayın durdurma yetkisi ile, muhalif basını olmadan bir medya hayal edilmektedir. Yeni TMY tasarısının ifade ve yayınlama özgürlüğünü ne gibi hususlarda kısıtlayacağı konusunda bir değerlendirme EK I ‘de yer almaktadır.ÖZEL HUKUKUN İFADE OZGURLUGUNU KISITLAMAK İÇİN KÖTÜYE KULLANILMASI Bir önceki dönem başlamış olan yeni bir eğilimin bu yıl da devam ettiği gözlemlendi. Bu da, özel hukukun, ifade ve basın özgürlüğünü kısıtlamak amacıyla kötüye kullanılması çabalarıdır. Kurumlara hakaret edildiği iddiası gündeme getirilemediği zamanlarda ise, kişisel “hakaret iddiaları” gündeme sokulmaya çalışılmaktadır. Bunun nedeni ise, batı demokrasilerinin tersine, politikacı ve devlet adamlarının her türlü eleştiriden uzak tutmaya çalışan, onları bir anlamda kutsallaştıran eski anlayıştır. Batı demokrasilerinde, politikacılara en sert, hatta hakaret düzeyinde eleştiriler bile meşru karşılanır, siyasetçinin toplum karşısında bunu doğal bir yük olarak karşılaması beklenirken, ne yazık ki, biz de sadece siyasetçiler değil, sanatçılar bile kendini “dokunulmaz” saydırmak istemektedir. Eleştiriyi hakaret olarak kabul eden bir toplumun, kendisini geliştirmesi nasıl mümkün olacaktır. Savcılık, gazeteci Yaşar Gören’in Ozan yayıncılık tarafından yayınlanan “Kanser Cinayetleri” adlı kitabında “doktorluğa” hakaret edildiği iddiası ile yapılan toplama ve dava açılması istemini, yerinde olarak reddetti. Acaba doktorluk, daha önemsiz bir meslek sayıldığı için mi bu karar verilebildi? Kapıcılar Derneği, bir televizyon dizisinin kaldırılmasını istedi, “kapıcılığa” hakaret edildiği iddiası ile. Bu da kabul edilmedi haklı olarak. Acaba bazı “yurttaşlar” daha mı önemli, dokunulmaz ve “saygın” kanun önünde? Bizce her yurttaş eşit olarak saygın ve aynı zamanda eleştiriye, mizaha açık olmalı. Çağdaş toplum bunu gerektirir, toplumsal isteri ancak bir gerilik belirtisi olabilir.Yazar ve gazeteci Ahmet Kahraman, Susurluk olayı etrafında kaleme aldığı “100 Ünlü Türk” adlı kitabından sonra, hakkında eski bakan Mehmet Ağar ve açılan hakaret ve tazminat davaları ve tehditler nedeni ile ülkeyi terk etmek zorunda kaldı, birkaç yıl önce. Türkiye’de en kaliteli edebi ve felsefi yayıncılık yapan kurumlar arasında olan Öteki Yayınevini, editörü Vedat Yeniçeri kapatmak zorunda kaldı, ödediği ağır tazminatlar nedeniyle. Çivi Yazıları editörü Özcan Sapan ciddi sıkıntılar yaşadı benzer nedenlerle. Sorun Yayınları editörü Sırrı Öztürk de, Talat Turhan’ın “Mehmet Eymür, Bir MİT’çinin portresi adlı kitaptan dolayı ağır bir para cezası ile yüzyüze.  Pencere Yayınları editörü Muzaffer Erdoğdu ise, Fevzi Karadeniz’in “Eski Zamanlar” adlı kitabında Doğu Perinçek’e hakaret edildiği iddiası ile ağır bir para cezasına mahkum edildi. Muzaffer Erdoğdu, şimdi de, yayınlamış olduğu İngiliz tarihçi Toynbee’nin ünlü “Mavi Kitap”ının önsözünde akademisyen Taner Akçam’ın milletvekili Şükrü Elekdağ’a yönelttiği eleştiriler nedeniyle Ankara’da 6. Asliye Ceza Mahkemesinde yargıç önünde, 20 bin YTL tazminat talebi ile. Aynı tazminat miktarı Taner Akçam, kitabın çevirmeni ve söz konusu makaleyi daha önce yayınlamış olan Birikim Dergisi editörü Abdullah Onay’dan da talep ediliyor. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın kişilik haklarının ihlal edildiği iddiası ile gazeteci ve yazarlara karşı açtığı davaları da bu kapsamda ele alıyoruz. Geçtiğimiz yıl Başbakan Tayyip Erdoğan başta karikatüristler olmak üzere bir çok gazeteciye kendisine hakaret ettikleri gerekçesiyle tazminat davaları açtı. Bundan yazarlar ve yayıncılar da nasibini aldı. Cumhuriyet Gazetesi karikatüristi Musa Kart Başbakanı yumağa dolanmış kedi olarak resmettiği için 10 milyar para cezasına mahkum oldu. Türkiye'nin en çok okunan dergilerinden Penguen mizah dergisi birçok karikatürist hakkında başbakan Erdoğan'ı çeşitli hayvanlara benzeterek aşağıladıkları gerekçesiyle açılan davalar mahkemelerde karikatürlerin eleştiri sınırları içinde olduğu gerekçesiyle reddedildi.Erdoğan, kişilik haklarına saldırıda bulunduğu gerekçesiyle Profesör Yalçın Küçük’ün “İsyan” adlı kitabı için ihtiyati tedbir yoluyla yayının durdurulması talebinde bulunup, 40 milyar lira da manevi tazminat istedi. Bu dava da mahkemece reddedildi. Başbakan’ın hakaret gerekçesi ile açtırdığı davalardan Evrensel gazetesi yazarı Yücel Sarpdere ve Birgün yazarı Erbil Tuşalp de aldı. Sarpdere hakkında verilen mahkumiyet kararını Yargıtay bozdu.Sonuç olarak Başbakana hakaret gerekçesi ile 59  başvuru yapıldı. Bunlardan 31’i sonuçlandı, 28’i ise devam ediyor. 21 davada Başbakan haklı bulunup toplam olarak 111 500 YTL tazminat ödenmesine karar verilirken, 10 davada ise Başbakan şikayetinde haklı bulunmadı. Mahkum olanlar arasında, Aydınlık’ta yazan ressam ve kıdemli gazeteci Fikret Otyam da var.Bu tür davaların en ilginç örneklerinden biri ise 312 Generalin Vakit gazetesi hakkında açtıkları tazminat davası oldu. Vakit Gazetesini 624 milyar TL para cezasına mahkum eden karar, eksik soruşturma gerekçesi ile Yargıtay tarafından bozuldu.Öte yandan, Türkiye'de Cuma Dergisi'nin "Disiplinsiz paşalar" başlığı ile yayınlanan sayısında yer alan yazı ve karikatürler sebebi ile sanıklar Mustafa Karahasanoğlu, Abdurrahman Dilipak, Hüseyin Arı, Mustafa Hacımustafaoğulları, Yalçın Turgut ve Cengiz Almış hakkında Askeri Ceza Kanunu'nun 94. maddesinde öngörülen astlık üstlük münasebetlerini zedelemeye matuf olarak komutanlara hakaret suçlaması sebebi ile Askeri mahkemede dava açılmıştı.Birgün yazarı Yalçın Ergündoğan hakkında Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Haydar Baş'ın şikayeti üzerine, hakaret iddiasıyla açılan ceza davası sürerken; Baş; -"fazlaya ilişkin her türlü hakkı saklı kalmak üzere şimdilik"- kaydıyla 5 bin YTL'lik bir de "tazminat" davası açtı. Vakit gazetesi karikatüristi Kemal Güler, eski milletvekili sanatçı Arif Sağ tarafından, hakaret gereçesi ile mahkemeye verildi ve mahkum oldu.Gazeteci Ersin Kalkan tarafından kaleme alınan ve Güncel Yayınları tarafından basımı gerçekleştirilen "Katille Buluşma- Bir Jitem Dosyası: Musa Anter Cinayeti" adlı kitap Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından toplatıldı. Kitapla ilgili olarak 8 Mayıs 2006'da mahkemeye başvuran Gün TV sahibi Mehmet Ali Altındağ, kitapta kişilik haklarına saldırı olduğunu iddia ederek eserin toplatılmasını talep etmişti.Sonuç alarak yeni dönemde, kamu adına açılan “hakaret” davaları devam ederken, aynı gerekçelerle açılan “kişisel hakaret” davalarında da artış gözlemlenmeye başladı. TÜRK CEZA KANUNU MADDE 301Geçen yıl Türk Ceza Kanunu taslağı tartışılırken en çok dikkati çeken maddelerden biriydi 301. madde. Yoruma çok açık nitelikte olması nedeniyle yayınlama özgürlüğünü engelleyecek bir yapıda olduğu öne sürülüyordu. Türkiye Yayıncılar Birliği'nin TCY ile ilgili eleştirilerinin temelini oluşturan maddelerdendi. Adalet Bakanı Cemil Çiçek, "Ceza kanunu taslağına hiç eleştiri gelmiyor, herkes memnun" dese de biz yazılı olarak kendilerine bu ve benzer maddeler hakkındaki çekincelerimizi iletmiştik. TCY 301. Maddeye göre; "1) Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 2) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 3) Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır. 4) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz."Yasa yürürlüğe girdikten sonra hemen madde işlemeye başladı ve bizim korktuğumuz gibi yazarlara, gazetecilere ardı ardına davalar açıldı. Tüm dünya "düşünce özgürlüğü açısından önemli bir adım olan" bu yasanın düşünceyi nasıl kısıtladığını izlemeye başladı. Orhan Pamuk'la birlikte bir çok yazar ve gazeteci yargılanmaya başladı. Agos gazetesindeki bir yazıda ''Türklüğün tahkir ve tezyif edildiği'' gerekçesiyle açılan davada, Hrant Dink 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Dink'i ''yazısının eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklaması niteliğinde olmadığı, aşağılayıcı, incitici nitelikte olduğu'' gerekçesiyle 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, sabıkasız olması ve ileride bir daha suç işlemeyeceği konusunda oluşan kanaat nedeniyle Dink'in cezasını erteledi. Cumhuriyet Savcılığı Dink hakkındaki cezanın bozulması için başvurdu. İlgili Yargıtay dairesi bunu kabul etmedi ama, Yargıtay Baş Savcılığı ise, beraat talebi ile Genel Kurul’a gitti.Milli Gazete'nin Köşe yazarlarından Mehmet Şevket Eygi, ''Gayret ve Hamiyet Kalmadı'' başlıklı yazısından dolayı, Savcının Dink davasında olduğu gibi beraat talep etmesine karşın, mahkeme tarafından yeni TCY'nın 216. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, 1 yıl hapis cezasına çarptırdı ve ceza ertelenmedi.Tempo dergisi hakkında, Kürt-Der sözcüsü İbrahim Güçlü ile yapılan bir röportajdan dolayı, “Türklüğü aşağılama” ve “kanunlara uymamaya teşvik” iddiası ile Güçlü, muhabir Enis Tayman ve yazı işleri müdürü Neval Barlas hakkında dava açıldı.   Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu´nda (BİHDK) görevliyken,´Türkiyelilik´ üst kimliğini öneren ´Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu Raporu´nu hazırlayan kurul başkanı Prof. İbrahim Kaboğlu ve Prof. Baskın Oran hakkında TCY 216/1 Halkı kin ve düşmanlığa tahrik, TCY 301/2 Devletin yargı organlarını alenen aşağılama iddiasıyla dava açıldı.68 Kuşağının devrimci önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam edilişlerinin 30. yıldönümü dolayısıyla "Türkiye'de ve Avrupa'da Yazın" dergisinde 2002'de yayımlanan yazılar nedeniyle açılan "Askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif" davasında, gazeteci-yazar Emin Karaca, (TCY) 301. maddesinin 2. bendi uyarınca beş ay hapis cezasına çarptırıldı. Karaca'ya verilen hapis cezası, 900 YTL'ye çevrildi ve 647 Sayılı kanunun 6. maddesi uyarınca ertelendi.Uluslararası sanat çevrelerinin ilgi gösterdiği 9. Uluslararası İstanbul Bienali'ne de TCY'nın 301. maddesinin gölgesi düştü. Bienal kapsamında açılan bir serginin kataloğu, 'TSK'yı aşağıladığı' gerekçesiyle toplatıldı. Radikal Gazetesi'nin haberine göre Küratör Halil Altındere teklif üzerine, 30 Ekim'e kadar sürecek olan bienal kapsamında, Antrepo 5'te açılan 'misafirperverlik' alanında 34 sanatçıyı buluşturan bir fotoğraf sergisi düzenledi. Her sergide olduğu gibi bir de katalog hazırlandı. Katalog, sergi kapsamında ücretsiz dağıtıldı ve tükendi.Sergi sürerken Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesi, 'kimliği belirsiz' bir ihbar sonucu ve savcılığın talebi üzerine 13 Ekim'de katalogla ilgili olarak Basın Kanunu gereğince toplatma kararı verdi. Kararda, katalogda asker, rütbe ve üniforma temalı üç resimde TSK'nın aşağılandığı belirtildi ve "...Türk askerine hangi şart ve vaziyette olursa olsun saldırılması lazım bir hedefmiş gibi kötü niyetlerini göstererek TSK'yı alenen aşağılar mahiyette resim yayımladıkları anlaşılmaktadır" denildi. Beyoğlu 3. Asliye Ceza Mahkemesi ise 'Yürürlükte bulunan iç hukuk kurallarından önce dikkate alınması gereken AİHS'nin 9/10 maddesine' dikkat çekerek toplatma kararını kaldırdı. Kararda şöyle denildi; "Toplatma kararına neden gösterilen fotoğrafların hiçbiri, bu maddelerde belirtilen kısıtlama nedenlerini ihlal etmemiştir. Fotoğrafların sanatsal değeri tartışılsa da, kuvvet kullanımını çağrıştırsa da ve toplumun büyük çoğunluğunca hoş karşılanmayacak nitelikte olsa da içeriği AİHS normlarına uygun olduğu sürece, demokrasinin bütün bu duygulanımlara katlanmak olduğu unutulmamalıdır." Bu arada sergiyi düzenleyen Halil Altındere hakkında Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı'nca TCY'nın 301. Maddesi uyarınca 'TSK'yı alenen aşağılamak' suçundan altı aydan iki yıla kadar hapis cezası istemiyle ceza soruşturması açıldı. Genelkurmay Başkanlığı'nın 'Boyalı Bank Nöbetini Terk Etmek' adlı kitabında orduya hakaret ettiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunması üzerine emekli yüzbaşı Murat Pabuç hakkında soruşturma başlattı. Radikal gazetesinin haberine göre, Genelkurmay Adli Müşaviri Hâkim Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu imzasıyla Adalet Bakanlığı'na gönderilen 13 Ekim tarihli 'gizli' yazıda, Pabuç'un kitabında TCY'nın 301. maddesinde yazılı 'Türk Silahlı Kuvvetleri'ni (TSK) alenen aşağılamak' suçunun işlendiği öne sürülerek gereğinin yapılması istendi. Yazıda, bu soruşturmanın Pabuç hakkında halen süren davayla birlikte değerlendirilmesi önerisi de yer aldı.Murat Pabuç, ifadesinde, suçlanan kitabında 21 yıllık askerlik yaşamında görevliyken başından geçen kimi anılara, yolsuzluklar konusunda işlem yapılması için yaptığı suç duyurularına yer verdiğini anlattı. Kitabındaki tüm yazılanların yaşanmış olduğuna dikkat çeken Pabuç, orduyu aşağılamak kastı bulunmadığını söyledi. Pabuç hakkında daha önce Genelkurmay Başkanlığı'nın suç duyurusu üzerine, aylık 'Sol' dergisinin Şubat 2005 tarihli sayısındaki 'Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Toplumsal Rolündeki Değişim' ve 'NATO'cular İşlerini Sağlama Alıyorlar' başlıklı yazıları nedeniyle dava açılmıştı. 1 Haziran'da yürürlükten kalkan TCY'nın ünlü 159. maddesine muhalefetle suçlanan Pabuç'un yargılanması dava zamanında açılmadığından zaman aşımından düştü.12 Eylül askeri darbesi ile ilgili ATV’deki Siyaset Meydanı programında askeri cezaevleri ile ilgili değerlendirmesi nedeniyle hakkında dava açılan gazeteci Ertuğrul Mavioğlu’nun TMY 7. maddeden dolayı yargılanması beraat ile sonuçlandı. En son Aktüel dergisindeki vicdani ret konusunu ele alan bir yazısı nedeniyle, yazar Perihan Mağden hakkında, yurttaşları askerlikten soğutma gerekçesi ile dava açıldı. Maden hakkında yazıları nedeniyle açılmış başka davalar da var.Adana'da dokuz yaşındaki bir erkek çocuğuna tecavüz edildiği iddiasıyla Adana ve İstanbul Adli Tıp Kurumları'ndan verilen raporları, kurum ve doktor adı vermeden eleştiren gazeteci-yazar Ahmet Altan, 6 bin YTL tazminat ödemeye mahkum edildi.2001'de yayımlanan "Ordu ne işe yarar?" ve "Yeni Barbarlar Apoletli Talibanlar" yazılardan mahkum olduktan sonra yeni TCY ile birlikte yeniden yargılanan "İdea Politika" dergisi Yayın Yönetmeni Erol Özkoray, mahkeme karşısına çıkmaya devam ediyor. Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki davada  RSF (Sınır Tanımayan Gazeteciler) Genel Sekreteri Robert Ménard da yargılanıyor.2002'de Almanya'da yapılan "Kadın Hakları: İnsan Hakları mıdır?" başlıklı bir panelde "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin manevi şahsiyetine hakaret ettiği" gerekçesiyle yargılanan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi eski Başkanı Eren Keskin 15 Mart'ta 10 ay hapse mahkum edildi. Kartal 3. Asliye Ceza Mahkemesi, 301. maddeden verdiği cezayı paraya çevirdi.  Belge Yayınları editörü Ragıp Zarakolu ise, Dora Sakayan'ın "Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları-Garabet Haçeryan'ın İzmir Güncesi" kitabını yayımladığı için hakim karşısına çıktı. Yayıncının avukatı Osman Ergin, yazarı belli olan bir kitap nedeniyle müvekkilinin yargılanmasına tepki göstererek, Basın Kanunu gereği yazarı belli bir kitapla ilgili yayınevi yetkiline dava açılamayacağını belirterek, yabancı yazarlarla ilgili uygulamanın Anayasa'daki eşitlik ilkesine aykırı olduğunu savundu. Mahkeme, Anayasaya aykırılık başvurusunu beklemeye karar verdi. Zarakolu'nun, "Türklüğü ve devletin askeri kuvvetlerini tahkir ve tezyif" iddiasıyla 5 yıla kadar hapsi isteniyor.Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesi, 'İş Bilenin Kılıç Kuşananın' yazısında TSK'yı aşağıladığı gerekçesiyle yargılanan gazeteci Rahmi Yıldırım hakkında, savcının 'en sert eleştirilere, her düşünceye sınırsız özgürlük' yönündeki mütalaasını da dikkate alarak beraat kararı verdi. Genelkurmay Başkanlığı'nın suç duyurusu üzerine Yıldırım hakkında, sansursuz.com adlı internet sitesinde yayımlanan yazısındaki 'Paşalar sermaye düzeninin koruyucusu' ifadeleri nedeniyle, 1 Haziran'da yürürlükten kalkan eski TCY'nın 159. maddesine muhalefetten üç yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı. 1 Haziran'da yeni TCY'da da 'TSK'yı alenen tahkir ve tezyif' suçu 301. maddede aynı içerikte düzenlenmiş, yargılama da bu maddeyle sürmüştü. Yıldırım önceki iki duruşmada, eleştirilerde bulunduğunu belirtirken, 'ordu sermayenin bekçisi değil, bizzat sermayedar' diyerek beraatini istemişti. Aram Yayıncılık'ın sahibi ve sorumlu yazıişleri müdürü Fatih Taş, yayımcısı olduğu 'Kayıpsın Diyorlar' adlı kitapla 'Cumhuriyet'i tahkir ve tezyif' etme suçunu işlediği gerekçesiyle 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul Mahkeme, yayıncı Taş'ı, eski TCY'nın 159. maddesine denk gelen yeni TCY'nın 301. maddesi uyarınca 6 ay hapis cezasına çarptırdı. 'Kayıpsın Diyorlar' adlı kitapta, bir haber için gittiği Siverek'te 12 Mart 1994'te kaçırılan ve bir daha kendisinden haber alınamayan gazeteci Nazım Babaoğlu'nun hikâyesi anlatılıyor.Mara Meimaridi'nin yazdığı İzmir Büyücüleri adlı roman hakkında Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı (Basın Bürosu) tarafından "Türklüğü aşağılama" suçlaması ile 765 sayılı Yasanın TCY.159/1 Maddesi ve 5237 Sayılı Yasanın TCY 301/2 maddessine dayandırılarak dava açıldı. Yunanistan ve Türkiye'de yüzbinlerce satan ve televizyon dizisi yapılan romanda kadınların büyü merakından yola çıkarak Rum vatandaşların İzmir'den Yunanistan'a göç ettikleri süreç anlatılıyor. Güneydoğu Anadolu´da boşaltılan 14 köyün hikayesini anlatan gazeteci Zülküf Kışanak  ¨Yitik Köyler- Bin Yılların Mirası Nasıl Yakıldı¨ başlıklı kitap nedeniyle TCY eski 159., yeni 301. madde "Cumhuriyeti alenen tahkir ve tezyif etmek" gerekçesiyle, önce 5 ay hapse mahkum etti. Bu ceza daha sonra, 3 bin YTL para cezasına çevrildi.Yayıncı Aziz Özer, sorumlusu olduğu "Yeni Dünya İçin Çağrı" adlı dergide yayınlanan "80 Yıl Türkiye Cumhuriyeti, 80. Yıl Faşizm" adlı yazıda T.C.'nin manevi şahsiyetini aşağıladığı gerekçesiyle, TCY'nun 301'ci maddesinden 6 ay hapse mahkum edildi. Gene Aziz Özer, gene aynı dergide yayınlanan "Irak'ta İşgal Ortaklığına Hayır" başlıklı yazıdan ötürü gene aynı gerekçe ile ve gene 301'ci maddeden, gene 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.Doz Yayınevi editörü Ali Rıza Vural, Mesut Barzani'nin iki ciltlik "Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi" adlı kitabından hakim karşısına çıktı. Şubat 2003'te yapılan ilk baskısına dava yasa değişikliği nedeniyle düşen kitap, Mayıs 2005'te gerçekleştirilen ikinci baskıdan yine yargılanıyor. Yayınevi sorumlusu Vural hakkında açılan davanın görülmesine Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı Nihat Erdem'in kaleme aldığı 5 Ekim 2005 tarihli iddianamede, "Cumhuriyeti neşren tahkir ve tezyif etmek" ile suçlanan editör Vural'ın, Ceza Kanunu'nun 301/2 maddesi uyarınca üç yıla kadar hapsi isteniyor.¨Acının Dili Kadın¨ adlı kitap nedeniyle, kitabın yazarı Murat Coşkun ve Peri Yayınları sahibi Ahmet Önal hakkında TCY 159/1 Devletin askeri kuvvetlerini neşren tahkir ve tezyif etmek iddiasıyla dava açıldı. Aynı kitap nedeniyle TCY md. 312 ¨Halkı ırk farklılığı gözetmek suretiyle kin ve düşmanlığa açıkca tahrik etmek¨ iddiasıyla açılan ikinci bir dava, bununla birleştirildi. Peri Yayınları sahibi Ahmet Önal´a yayınladığı kitaplarla ilgili toplam olarak bugüne kadar 27 dava açıldı ve bunlardan 8´i farklı aşamalarda devam ediyor.Genelkurmay Başkanlığı'nın şikayeti üzerine, Sorun Yayınları editörü Sırrı Öztürk  ve yazar Osman Tiftikçi hakkında, "Osmanlı'dan Günümüze Ordunun Evrimi" başlıklı kitaptan dolayı, "Orduyu alenen aşağılamak" iddiasıyla açılan soruşturma, davaya dönüştü.Önümüzdeki günlerde TCY 301'den kaynaklanan bir çok dava açılacağı anlaşılıyor. Sorun, yasanın yoruma açık içeriğinin yanında bazı savcıların ve hakimlerin yasanın son fıkrasındaki eleştiri amacını dikkate almamaları olarak görülüyor. "Aşağılama" sözcüğünün de neler içerdiği hakkında pek düşünülmediği anlaşılıyor. Her eleştiri "aşağılama" olarak algılanınca kaçınılmaz olarak maddenin korumasına aldığı kurumlar hakkında yazılan her kitap ya da haber kaçınılmaz olarak 301. Maddenin muhatabı oluyor, yazarlar kendilerini sanık sandalyesinde buluveriyor. Orhan Pamuk'un ve Hrant Dink'in yasa maddesiyle ilgisi ise çok daha yoruma açık, "Türklüğü aşağılamak" suçlaması ile herkesi yargılamak mümkün. Çünkü Türkiye veya Türk vatandaşları ile ilgili ne yazsanız bu madde kapsamına girebilir. Yapılması gereken Beyoğlu 3. Asliye Ceza Mahkemesi hakiminin kararında altını çizdiği 'Yürürlükte bulunan iç hukuk kurallarından önce dikkate alınması gereken AİHS'nin işletilmesidir. Zira, Uluslararası anlaşmalar farklı bir hüküm içeriyorsa yasalardan önce bakılması ve uygulanması gereken bu uluslararası anlaşma hükümleridir. Türkiye'de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini imzaladığına göre uygulanması bu tür davalarda TCY 301'den önce dikkate alınması gereken AİHS'nin 9/10 maddesidir. Sonuç olarak geçtiğimiz dönemde, TCY eski 159, yeni 301, ifade özgürüğünün kısıtlanmasında, en fazla pirim toplayan madde oldu.ATATÜRK'E HAKARET DAVALARIKurtuluş Savaşının önderi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi şahsiyeti özel bir yasa ile korunuyor. Bu yıl bir çok davada Atatürk'ün manevi şahsiyetine hakaret gerekçe oldu.  İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, MasterCard'ın Şampiyonlar Ligi finalinde dağıttığı 290 sayfalık İstanbul Şehir Rehberi için inceleme başlattı. Cumhuriyet Savcısı Nazmi Okumuş'un Zaman gazetesinde 30 Mayıs 2005'te yayınlanan haberi ihbar kabul ettiği ve konu hakkında İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne yazı yazarak rehberin kendisine gönderilmesini istediği öğrenildi. Savcı Okumuş, kitapçıkta yer alan "Ermenilere soykırım yapıldığı", "Atatürk'ün, 1924 yılında Kürtleri asimile etmek için Kürt dilini yasakladığı ve 1984'ten bugüne kadar süregelen savaşta 30 bin insanın öldüğü" şeklindeki ifadeler nedeniyle kitapçık hakkında inceleme başlattı. MasterCard Güneydoğu Avrupa Genel Müdürü Özlem İmece'nin de ifadesinin alınacağı ve bunun için Emniyet Müdürlüğü'ne yazı yazıldığı öğrenildi.Aykırı Yayınları'ndan çıkmış bulunan "İki Şehrin Hikayesi/ Ankara-İstanbul Çatışması" adlı kitabı derleyen ve aynı zamanda yazarı olan Seyfi Öngider'e de Kadıköy Basın Savcılığı tarafından dava açıldı. "Atatürk'ün manevi hatırasına alenen yayın yoluyla hakaret" edildiği iddiasıyla dava açıldı. Kitabın yayıncısı Ahmet Saim Koç hakkında kovuşturmaya gerek olmadığına karar veren Savcı Ömer Faruk Alpsan, Aykırı Yayınları'nın editörü, yazar Seyfi Öngider'in 1 ile 3 yıl arasında hapisle cezalandırılmasını istiyor. Eğer Öngider'in suçu sabit görülürse, yayın yoluyla işlendiği için cezanın yüzde 50 oranında artırılması da söz konusu olacak.Amerikalı yazar John Tirman'ın "Savaş Ganimetleri: Amerikan Silah Ticaretinin İnsani Bedeli" adlı kitabını Türkçe'de yayınladığı için Aram Yayınları sorumlusu Fatih Taş "Askeri kuvvetleri alenen aşağılama" ve "Atatürk'e hakaret" iddialarıyla yargılanıyor. Son 6 yıl içinde 30 kitabı yasaklanan ve hakkında 27 dava açılan yayıncı Fatih Taş, Gazeteci Nazım Babaoğlu’nun kayıp hikayesini anlatan "Kayıpsın Diyorlar" isimli kitaptan dolayı İstanbul 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi  tarafından 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Tohum Yayınevi Sahibi Mehmet Ali Varış´a yayıncılığını üstlendiği ¨Kemalizm Oturan Adam¨ isimli kitap için Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun uyarınca dava açıldı. Aynı yayıncıya yayınladığı ¨Çok Kültürlülükten Tek Kültürlülüğe Anadolu¨ ve ¨Koçgirݨ isimli kitaplar nedeniyle de davalar açıldı.Peri Yayınları sahibi Ahmet Önal "Dersimde Alevilik- Munzur Çem" adlı kitapta Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Yasa'nın ihlal edildiği iddiasıyla Önal, Fatih 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde de yargılanıyor. Aynı kitaptaki bazı ifadelerin, eski Ceza Yasası'nın 312. maddesine aykırılık içerdiği iddiasıyla daha önce de yargılanan Önal, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde daha önce anonim bir türküden dolayı 6 000 YTL para cezasına mahkum edilmişti. Yayıncı aynı suçlama ile, Evin Aydar Çiçek’in “Tutku ve Tutsaklar” adlı kitabı nedeniyle 1 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edildi. Önal’a Hejare Şamil´in yazdığı ¨Diaspora Kürtleri¨ adlı kitap nedeniyle de TCY 220/8 Terör örgütü ve örgütün amacının propagandasını yapmak iddiasıyla dava açıldı. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi´nde görülen davada mahkeme, GÖREVSİZLİK kararı vererek dosyayı Kadıköy Asliye Ceza Mahkemesi´ne gönderdi. Bu mahkeme, davanın Terörle Mücadele Yasası´nın 7. maddesinden devam etmesini kararlaştırdı.FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU12 Mart 2004 tarihinde yürürlüğe giren Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu değişiklikler ile yine korsan yayının önlemek gerekçesi ile süreli olmayan yayınları basan matbaaların, yayınlayan yayıncıların ve satan kitapçıların Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan belirli bir ücretle sertifika alma zorunluluğu getirldi. Sertifika almadan kitap basan, yayan, satanlar hakkında 10 milyardan – 100 milyara kadar para cezası getirildi. Böylelikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve Anayasa’nın 28. Maddesinde “Basın hürdür sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz”, ve Anayasa’nın 29. maddesindeki “Süreli ve süresiz yayın önceden izin alma ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz” hükümlerine aykırı olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan sertifika almadan süresiz yayın yapılamaması hükmü getirilmiş oldu. Yayıncıların bu uygulamanın Anayasa ve uluslar arası sözleşmelerde tarif edilen yayınlama özgürlüğüne aykırı olduğunu belirterek karşı çıkmaları üzerine uygulama 31.12.2006 tarihine kadar ertelendi. Bu süre içinde yasada gerekli değişiklik yapılarak süresiz yayınları yayınlayan ve satanlar için getirilen sertifika alma zorunluluğunun kaldırılması bekleniyor. Dünyanın birçok ülkesinde yasak olan ancak Türkiye'de çok satanlar listesine girip dünyayı hayretlere düşürmemizi sağlayan 'Kavgam'ın yeni baskıları yapılamayacak. Yıl içerisinde birdenbire çok satanlar listesine giren Adolf Hitler'in faşizm propagandası yaptığı kitabı 'Kavgam'ın satışı, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kademeli olarak durduruldu. Bakanlığa bağlı Telif Hakları Genel Müdürlüğü, 'Kavgam'ın yeni baskılarına bandrol vermiyor. Böylelikle Hitler'in Kavgam'ı yasal yollardan yasaklanamayınca dolaylı yoldan bandrol verilmeyerek yasaklanmış, satışı durdurulmuş oldu..          MÜSTEHCENLİKTEN BERAATLERHalkın ar ve haya duygularını incitiyor diye toplatılan, hatta bazıları hakkında imha kararı verilen Ayrıntı Yayınları tarafından basılan Chuck Palahniuk'un 'Tıkanma', Simon Reynolds ve Joy Press'ın birlikte hazırladığı 'Seks İsyanları-Toplumsal Cinsiyet Başkaldırı ve Rock Roll', Marquis de Sade'ın 'Yatak Odasında Felsefe', Dragan Babic'in 'Son Sürgün'ü, Murat Hiçyılmaz'ın 'Aum', Metin Üstündağ’ın 'Pazar Sevişgenleri' adlı karikatür kitabı, Fransız yazar Alina Reyes'in "Lilith" adlı romanı, Enis Batur'un romanı 'Elma' müstehcenlik davalarından beraat etti.TCY’nin 426. maddesi çerçevesinde, Muzır Kurulunca, erotik edebiyata ve sanat kitaplarına yönelik  yasaklama ve imha kararları, bu alanda sanat ve edebi yapıtları kapsam dışı bırakan  bir yeni düzenleme yapılmasına karşın, 2005 yılında da devam etti. Irwine Welsh’in “Porno” adli kitabının yayıncısı ve çevirmeni para cezasına çarptırıldı. Murat Kürüz'ün, Bilge Karınca Yayınları'ndan çıkan “Kadın-Erkek Faaliyet Raporu” adlı kitabında yer alan karikatürler de “müstehcen” bulundu. İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi kitabın toplatılmasına karar verdi.İSMAİL BEŞİKÇİ KİTAPLARIOlmayan bir yasa maddesine dayanan düşünceye yasak kararında direnen mahkemeyi, ancak Adalet Bakanlığı ve Yargıtay durdurabildi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, sosyolog Dr. İsmail Beşikçi'nin kitaplarıyla ilgili müsadere kararını, Terörle Mücadele Yasası'nın (TMY) 8. maddesi yürürlükten kaldırıldığı halde geri almayınca, bakanlık harekete geçti. 'Şiddet içermeyen düşünce özgürce ifade edilmeli' denilen bakanlığın yazılı emir başvurusunu Yargıtay Başsavcılığı da paylaştı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi de yasak kararını oybirliğiyle bozdu ve kitaplara özgürlük yolunu açtı. Ancak mahkeme tutumunu sürdürmekte KÜÇÜK PRENSMilli Eğitim Bakanlığı’nın ilköğretim öğrencilerinin okumasını tavsiye etmek amacıyla hazırladığı 100 Temel Eser listesinde yer alan A.S. Exupéry'nin çocuk klasiği 'Küçük Prens'  İslamcı kamuoyundan gelen tepkiler üzerine listeden çıkartıldı. Listeye Mehmet Akif Ersoy ve Necip Fazıl Kısakürek'in eserleri konulurken A.S. Exupéry'nin çocuk klasiği 'Küçük Prens' çıkarıldı. Basında kitapta bir diktatörle ilgili kullanılan deyimle Atatürk'e hakaret edildiğinin iddia edilmesi tartışmalar başlatmıştı. Bakanlık yetkilileri, onlarca yıldır Türkiye'de okunan ve çocukların çok sevdiği bu eseri listeden çıkartırken değişiklikte kamuoyu görüşünün etkili olduğunu söylüyor.DİNE HAKARETDanimarka’da yayınlanan Hazreti Muhammed karikatürlerine sayfalarında yer veren Charlie Hebdo adlı Fransız mizah dergisinin konuyla ilgili sayısı Türkiye’ye sokulmadı ve gazete bayilerinde satılamadı.Kaynak Yayınları, Sümerolog Muazzez İlmiye Çığı’ın Vatandaşlık Tepkilerim isimli kitaptaki dine hakaret içeren ifadeleri kaldıracağını söyledi. Zaman'da önceki gün yayınlanan, ‘Perinçek'in yayıncısına dine hakaretten suç duyurusu' başlıklı habere, Kaynak Yayınları'ndan yazılı açıklama geldi. Muazzez İlmiye Çığ'ın kaleminden çıkan kitapta dine hakaret içeren yazıların gözden kaçtığını öne süren yayınevi, ikinci basımda bunların çıkarılacağını belirtti.TÜRKLÜĞE HAKARETGazeteci yazar Yalçın Pekşen'in son kitabı "The Türkler"in yankıları sürüyor. Tüketiciler Birliği Derneği Genel Başkanı Bülent Deniz, "İnsanlığın ortak kutsalı Allah'a hakaret ettiği" gerekçesiyle kitap hakkında suç duyurusunda bulundu. Kitap, milliyetçi değerlere karşı çıkan üslubu nedeniyle de eleştirilimişti. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na yapılan suç duyurusunda kitapta kutsal dinler olan İslâm, Hıristiyanlık ve Yahudiliğin yaratılışla ilgili inanç esasları ve Allah kavramı ile alay edildiği iddia edildi. Kitabın TCY'nın 125. ve 126. maddelerini açık şekilde ihlal ettiği belirtilirken, inanan insanların bu kitabı hakaret kabul edeceği ve normal zekadaki herkesin tepki göstereceği öne sürüldü.SONUÇSonuç olarak geçen yılki yorumumuza daha fazla vurgu yapmak durumundayız:Yeterince tartışılmadan çıkarılan yeni Türk Ceza Yasası, düşünce, ifade, basın ve yayınlama özgürlüğü bakımından, ilerideki dönemde, belirsiz tanımlamalar nedeniyle  önemli sorunlar yaratma potansiyeli taşımakta. Türklüğe hakaret, "Askeri kuvvetleri alenen aşağılama" ve "Atatürk'e hakaret" iddialarıyla açılan davalardaki çoğalma da bunun göstergesi olarak değerlendirilebilir. “Hakaret” ile “eleştiri”, “bilgi ve haber edinme ve yayma” ile “özel hayatın gizliliği”ve “devlet sırları”, “örgüt popagandası” ile “siyasal inceleme ve haberlcilik”, “halkı birbirine tahrik” ile “toplumsal grupların gerçeklikleri ve sorunları”, “müstehcenlik” ile “bilim ve sanat”, “aşağılama” ile “toplumsal eleştiri” arasındaki sınır belirsizleştirilmiş, ideolojik bakışa göre keyfi yorumlama potansiyelini arttırmıştır. “İftira”, “milli yarar”, “siyasal yarar”, “yasak bilgiyi açıklama”, “devlete kanşı savaşa tahrik”, “yabancı devlet yetkililerini tahrik”, “yabancı devlet başkan, bayrak vb. lerine karşı suçlar” gibi herkese göre değişebilen tanımlarla, basın ve yayıncılık yeni sorunlar yaşamaya hazır hale getirilmiştir. Yeni TCY’nın ileride, basın, ifade, bilgilenme ve yayın yapma temel hakları bakımından ciddi sorunlar yaratmasının engellenmesi için, öncelikle 125, 134, 214, 215, 216,  220, 226,  301, 304, 305, 318, 323, 327, 329, 334, 336, 339, 340, 341, 342. maddelerinin yeniden düzenlenmesini zorunlu görmekteyiz. Ne yazık ki, bu değişikliklere ilişkin basın ve yayın çevrelerinin önerileri dikkate alınmadı.Şimdi buna, bir de yeni TMY taslağı ekleniyor. Taslak, düşünce, ifade, basın ve yayınlama özgürlüğünü ilerde tehdit edecek olan çok vahim düzenlemeler içermekte. Türkiye’de ifade ve yayınlama özgürlüğünün gelişebilmesi için, sadece yasama gücüne değil, yargı ve yürütme gücüne de büyük sorumluluklar düşüyor. İdeolojik gerekçelerle, yurttaşların temel haklarını kısıtlama anlayışından artık vazgeçilmelidir. Yargı kurumunun elinde, Türkiye’nin de önemli bölümünün imzacısı olduğu uluslararası hukuk ve sözleşmelerden yararlanarak, düşünce özgürlüğünün önünü, içtihatlarla açma gibi önemli bir araç vardır. Içtihat kurumu ne yazık ki, son on yıllık süreç içinde tam tersine, ideolojik gerekçelerle, zaten dar olan haklar çerçevesini daha da daraltma doğrultusunda kullanılmıştır. Hukukçulara ifade ve yayınlama özgürlüğünün gerçekleşmesine katkı sunma konusunda, daha fazla sorumluluk düşüyor. Özellikle Yargı kurumu, böylesine belirsiz tanımlamalar içeren yeni TCY’nu, Türkiye’nin taraf olduğu evrensel sözleşme ve anlaşmalar çerçevesinde daha geniş bir yoruma tabi tutacağını umut etmek istiyoruz. Yasama, düşünce ve ifade özgürlüğünün evrensel düzeyde ele alındığı bir yaklaşımı benimsemedi. Yargı kurumunun, düşünce ifade özgürlüğünün hayata geçmesinde, daha bağımsız ve özgür bir karar sürecini benimseyeceğini umut etmek istiyoruz.Bütün bu örnekler, düşünce ve yayınlama özgürlüğü bakımından, sadece hükümetlerin niyetinin ve yasama organının yaptığı değişikliklerin yeterli olmadığı, bunların konjonktüre göre çelişik eğilimler gösterebileceği, bunun için üç temel organda da, temel hak ve özgürlükler anlayışı bakımından köklü bir zihniyet değişimine ihtiyaç olduğu anlaşılıyor. Düşünce, ifade ve bilgi edinme özgürlükleri konusunda, özellikle kritik dönemlerde, YARGININ son bir kurtarıcı etken işlevi görmesini umut etmek istiyoruz. Bu olmadıkça, sorunlar azalsa bile, tam olarak sona ermeyecektir, hatta yeniden tırmanışa geçebilecektir.Türkiye Yayıncılar BirliğiYayınlama Özgürlüğü Komitesi BaşkaniRagip ZarakoluEK I : TMY Tasarısı ve Süreli ve Süresiz Yayıncılık için Getirdiği      Kısıtlayıcı ‘Yenilikler’Anayasa, basın özgürlüğünü ve ifade özgürlüğünü güvence altına alındığını belirtmektedir. Ancak yine Anayasa’da bu özgürlüğe bazı sınırlamalar getirilmiştir. Bunun bile gerisine gidilerek, bu sınırlamalara tabi olmayan ifade ve düşünce açıklamalarına Terörle Mücadele Kanunu’nda yer verilmesi, ilerde basın, düşünce ve ifade özgürlüğü açısından ciddi bir sıkıntı oluşturacaktır.Tasarının 5. ve 6.  maddeleri basın yayın organları açısından değerlendirildiğinde şunlar görülebilir:Maddeler dikkatle okunduğunda ve gerekçeleri de değerlendirildiğinde basın yayın organları ve onların sahiplerine çağdışı uygulamalara yol açtığı görülecektir. Tanımı belli olmayan bir çok eylem suç sayılarak aslında yayıncılık için bir çok tuzak oluşturulmuştur. Tıpkı 301. madde tartışmalarında da dile getirildiği gibi suç kapsamına giren eylemlerin tanımı tam yapılmamıştır. Bu tasarıda, bir savcının veya herhangi bir kişinin soruşturma açması veya suç duyurusunda bulunması durumunda her şey suç kapsamına girebilmektedir. Özellikle gerekçelerde yer alan ‘basın ve yayın organlarının sahiplerine maddenin bir ila üçüncü fıkralarında yaptırım altına alınan açıklama ve yayınlama yasağı ile ilgili olarak dikkat ve özen yükümlülüğü yüklemiştir’ ifadesi, zaten günümüzde düşünce ve ifade özgürlüğünün en büyük sıkıntılarından olan oto sansürü yasalaştırmakta, oto sansür yapmayanların cezalandırılacağı belirtilmektedir. Yine bir başka nokta olarak daha önceki yasalarda öngörülen ceza oranları arttırılmış, yeni tasarıda öngörülen cezalarla yayıncıların faaliyetlerini sürdürmesi imkansız hale getirilmiştir. Yayıncılara getirilen ‘bin günden 10 bin güne kadar adli para (günlük 20 ytl ile 100 ytl arası) cezası’ bizleri 20,000,000 tl’den, 1,000,000,000 tl’ye (yirmi milyarla bir trilyon arası) kadar para cezasıyla karşı karşıya bırakmaktadır. Mevcut 3713 sayılı yasanın  7/2. maddesinde 500 milyondan 1,5 milyar tl’ye kadar para cezaları öngörülmektedir. Bu cezaların böyle yüksek oranlara getirilerek amaçlanan, herhangi bir yayın organını veya yayınevini tamamen kapatmak ya da işlemez hale getirmektir. Bu kadar ağır cezaların biz yayıncıların kaldıramayacağı cezalar olduğu açıktır. Süreli, süresiz, elektronik v.b. tüm  yayınlara getirilen ‘yayın durdurma, kapatma’ gibi yaptırımlar çağdışıdır ve savcılara verilen karar alma yetkisi beraberinde bir çok tartışmalı uygulamayı getirecektir.  Yeni uygulamayla tüm yayınlar mahkeme tarafından süresiz olarak durdurulabilecektir. Bu durum basın ve ifade özgürlüğü açısından son derece anti-demokratik bir durum yaratmaktadır. Ayrıca  daha önce para cezası verilen durumlara bu tasarının kanunlaşması ile artık hapis cezası verilecektir. ‘3713 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında geçen "beşmilyon liradan onmilyon liraya kadar ağır para" ibaresi "bir yıldan üç yıla kadar hapis" olarak, dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş…’ ibaresi yayıncıları doğrudan hapis cezasıyla karşı karşıya getirmektedir. 6. maddede ilgili bölüm şöyledir: Terör örgütünün veya amacının propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın veya yayın organlarının sahipleri hakkında da bin günden on bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Sorumlu müdürleri hakkında, bu cezanın üst sınırı beş bin gündür.” Bu maddeye göre, Türkiye’deki hiç kimse, faili meçhul cinayetlerin aydınlanmasını isteyemez, çünkü bazı örgütler bu cinayetlerin aydınlanmasını istiyor. Hiç kimse baş örtüsü takmanı dini bir gereklilik olduğunu ve isteyen herkesin her yerde baş örtüsü takabileceğini savunamaz, çünkü bazı örgütler bunun böyle olması gerektiğini savunuyor. Hiç kimse köyleri boşaltılan insanların zararlarının tazmin edilmesi gerektiğini ifade edemez, çünkü bazı örgütler bunu dile getiriyor. Dahası Terör örgütünün veya amacının propagandasını…” ifadesinden sonra, Avrupa Birliğine girişi savunmak bile suç sayılabilir. Çünkü bazı örgütler Türkiye’nin AB’ye girmesini savunuyor. Görüldüğü gibi 301. maddeden çok daha vahim bir tabloyla karşı karşıyayız. Amaçlanan bu ve benzeri konuları dile getirenleri tamamen susturmak, dile getirme olasılığı olanları ise bundan vazgeçirip ‘hizaya getirmek’ tir. Yine tasarının “MADDE 8/B- Bu Kanun kapsamına giren suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 60 ıncı maddesine göre bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur”  maddesi yayın şirketlerini ciddi bir risk altına almaktadır. Her hangi bir yayınevinin bir kitabına bu tasarıdan dolayı ceza verilirse yayınevi şirketinin kapatılmaya kadar gidebilecek bir sürecin içine girmesi kaçınılmazdır. İlgili maddede şirketin ticari faaliyetinin kontrol altına alınmasından, kapatılmasına kadar çeşitli cezalar öngörülmektedir. Yine tasarı incelendiğinde aynı zamanda ticari işletmeler olan yayınevleri ‘finansman’ suçu kapsamında değerlendirilebilecek, ve cezalandırılabilecektir. Özellikle bu iki hususla ilgili maddelerdeki muğlaklıklar bu riskleri daha da büyütmektedir. Sonuç olarak, bu tasarı toplumun her kesiminden muhalefeti susturmayı, susturulamayanları ise ağır cezalarla karşı karşıya bırakarak cezalandırmayı hedeflemektedir. Her bir yayın kuruluşunun rutin bir yayınının bile tasarı çerçevesinde suç kapsamına  alınması işten bile değildir. Sistemin herhangi bir uygulamasını, dozajı ne olursa olsun, eleştirmek imkansız hale gelmektedir. Yayıncılığın doğal bir rolü olan toplumu aydınlatma, bilgilendirme ve demokratikleştirme işlevleri bu tasarıdan sonra kesinlikle ortadan kalkacaktır. Bu durumda biz yayıncılar bu tasarıdan sonraki dönemde yayın politikamızı hükümetlere ve devlete göre belirlemek zorunda kalacağız. Bu durum kabul edilemezdir.EK II : 2005 YILINDA ve 2006 YARI-YILINDA YARGILANAN KİTAPLARYayınevi               Yazar                         Kitap                                                  Aram                    Timur Şahan              “İtirafçı/ Bir Jitemci Anlattı”                    Aram                    Menaf Osman            “Gire Şekan” (Yiğitler Tepesi)                      Aram                    Mehmet Sabatli            “Kasırga Taburu”                                       Aram                    Kayhan Adnut             “Tufanda 33 Gün”  (Beraat)                    Aram                    Fatih Taş                    “Kayıpsın Diyorlar” (Mahkumiyet)Aram                    John Tirman               “Savaş Ganimetleri”Aykırı                  Seyfi Öngider             “İki Şehrin Hikayesi/ İstanbul-Ankara” Ayrıntı                 S. Reynolds                “Seks İsyanları - Toplumsal Cins  (Beraat)        Ayrıntı                 C. Palahniuk               “Tıkanma“  (Beraat)                         Ayrıntı                 Dragan Babic              “Son Sürgün” (Beraat)                         Ayrıntı                 Marquis de Sade         “Yatak Odasında Felsefe” (Beraat)                         Belge                    George Jerjian            “Gerçek Bizi Özgür Kılacak”                Belge                    Dora Sakayan             “Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları”                Belge                     Zülküf Kıışanak         “Yitik Köyler” (Mahkumiyet)                                       Bilge Karınca       Murat Kürüz                  “Kadın-Erkek Faaliyet Raporu” (Mahkumiyet)       Doz                       Mesut Barzani            “Barzani ve Özgürlük Hareketi”       Evrensel               Ahmet Kahraman        “Kürt İsyanları”                                Güncel                  Nedim Şener                “Uzanlar / Bir Korku İmparatorluğunun Çöküşü“Güncel                  Ersin Kalkan               “Katille Buluşmak”Güncel                  Alina Reyes                “Lilith”  (Beraat)                        İstanbul Bienali    HalAram                    Timur Şahan              “İtirafçı/ Bir Jitemci Anlattı”                    Aram                    Menaf Osman            “Gire Şekan” (Yiğitler Tepesi)                      Aram                    Mehmet Sabatli            “Kasırga Taburu”                                       Aram                    Kayhan Adnut             “Tufanda 33 Gün”  (Beraat)                    Aram                    Fatih Taş                    “Kayıpsın Diyorlar” (Mahkumiyet)Aram                    John Tirman               “Savaş Ganimetleri”Aykırı                  Seyfi Öngider             “İki Şehrin Hikayesi/ İstanbul-Ankara” Ayrıntı                 S. Reynolds                “Seks İsyanları - Toplumsal Cins  (Beraat)        Ayrıntı                 C. Palahniuk               “Tıkanma“  (Beraat)                         Ayrıntı                 Dragan Babic              “Son Sürgün” (Beraat)                         Ayrıntı                 Marquis de Sade         “Yatak Odasında Felsefe” (Beraat)                         Belge                    George Jerjian            “Gerçek Bizi Özgür Kılacak”                Belge                    Dora Sakayan             “Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları”                Belge                     Zülküf Kıışanak         “Yitik Köyler” (Mahkumiyet)                                       Bilge Karınca       Murat Kürüz                  “Kadın-Erkek Faaliyet Raporu” (Mahkumiyet)       Doz                       Mesut Barzani            “Barzani ve Özgürlük Hareketi”       Evrensel               Ahmet Kahraman        “Kürt İsyanları”                                Güncel                  Nedim Şener                “Uzanlar / Bir Korku İmparatorluğunun Çöküşü“Güncel                  Ersin Kalkan               “Katille Buluşmak”Güncel                  Alina Reyes                “Lilith”  (Beraat)                        İstanbul Bienali    HalAram                    Timur Şahan              “İtirafçı/ Bir Jitemci Anlattı”                    Aram                    Menaf Osman            “Gire Şekan” (Yiğitler Tepesi)                      Aram                    Mehmet Sabatli            “Kasırga Taburu”                                       Aram                    Kayhan Adnut             “Tufanda 33 Gün”  (Beraat)                    Aram                    Fatih Taş                    “Kayıpsın Diyorlar” (Mahkumiyet)Aram                    John Tirman               “Savaş Ganimetleri”Aykırı                  Seyfi Öngider             “İki Şehrin Hikayesi/ İstanbul-Ankara” Ayrıntı                 S. Reynolds                “Seks İsyanları - Toplumsal Cins  (Beraat)        Ayrıntı                 C. Palahniuk               “Tıkanma“  (Beraat)                         Ayrıntı                 Dragan Babic              “Son Sürgün” (Beraat)                         Ayrıntı                 Marquis de Sade         “Yatak Odasında Felsefe” (Beraat)                         Belge                    George Jerjian            “Gerçek Bizi Özgür Kılacak”                Belge                    Dora Sakayan             “Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları”                Belge                     Zülküf Kıışanak         “Yitik Köyler” (Mahkumiyet)                                       Bilge Karınca       Murat Kürüz                  “Kadın-Erkek Faaliyet Raporu” (Mahkumiyet)       Doz                       Mesut Barzani            “Barzani ve Özgürlük Hareketi”       Evrensel               Ahmet Kahraman        “Kürt İsyanları”                                Güncel                  Nedim Şener                “Uzanlar / Bir Korku İmparatorluğunun Çöküşü“Güncel                  Ersin Kalkan               “Katille Buluşmak”Güncel                  Alina Reyes                “Lilith”  (Beraat)                        İstanbul Bienali    HalAnayasa, basın özgürlüğünü ve ifade özgürlüğünü güvence altına alındığını belirtmektedir. Ancak yine Anayasa’da bu özgürlüğe bazı sınırlamalar getirilmiştir. Bunun bile gerisine gidilerek, bu sınırlamalara tabi olmayan ifade ve düşünce açıklamalarına Terörle Mücadele Kanunu’nda yer verilmesi, ilerde basın, düşünce ve ifade özgürlüğü açısından ciddi bir sıkıntı oluşturacaktır.Anayasa, basın özgürlüğünü ve ifade özgürlüğünü güvence altına alındığını belirtmektedir. Ancak yine Anayasa’da bu özgürlüğe bazı sınırlamalar getirilmiştir. Bunun bile gerisine gidilerek, bu sınırlamalara tabi olmayan ifade ve düşünce açıklamalarına Terörle Mücadele Kanunu’nda yer verilmesi, ilerde basın, düşünce ve ifade özgürlüğü açısından ciddi bir sıkıntı oluşturacaktır.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.