BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
PETER W. GALBRAITH · 10.12.2006 · 1 görüntülenme
Irak parçalanıyor ve bir iç savaşın ortasında, fakat bu Baker raporunda asla kabul edilmiyor. Rapora göre Irak'ta ulus inşası hâlâ mümkün. Bu, 'olmayacak duaya amin demekten ibaret Irak Çalışma Grubu'nun uzun zamandır beklenen raporundan çıka çıka 'olmayacak duaya amin' çıkmış gibi görünüyor. Eski dışişleri bakanı James A. Baker'ın, eski Indiana senatörü Lee Hamilton ile birlikte başkanlığını yaptığı kurul, grubun beş Demokrat ve beş Cumhuriyetçi üyesini raporun her kelimesi üzerinde mutabık kılarak büyük arabuluculuk yeteneğini göstermiş oldu. Uzlaşma, dürüstlük pahasına gerçekleşti. Irak parçalanıyor ve bir iç savaşın ortasında, fakat bu raporda asla kabul edilmiyor. Görünen o ki grup Irak'ta ulus inşasının hâlâ mümkün olduğunu kabul ediyor ve tavsiyelerini de bu kabul belirliyor. Sonuç da, en esaslı noktalarda, 'olmayacak duaya amin demek' oluyor. Irak Çalışma Grubu, Irak'ın iç sorunlarına kabadayı bir âşık yaklaşımı öneriyor. ABD'nin Irak hükümetine desteğini, belli kıstasları yerine getirmesi şartına bağlıyor. Bu kıstaslar arasında anayasanın, Irak'ın fiilen bağımsız bölgelerinin Bağdat'tan kontrol edilebilmesini sağlayacak şekilde elden geçirilmesi, Baas'tan arındırma yasalarının Saddam destekçilerinin (ki büyük bölümü Sünni) kamu hayatında daha büyük rol oynamasına izin verecek şekilde değiştirilmesi, milislerin düzenlenmesi ve Sünni isyancılara af var. Soru işaretleri Bu programın belli kısımları soru işaretleri yaratıyor. Irak'ın 80 yıllık üniter devlet yapısı sürekli olarak acı doğurdu; Şii çoğunluk ve Kürt azınlık için katliamlar ve soykırım anlamına geldi. Yeni Irak anayasası Kürtlerin, Şiilerin ve Sünnilerin, kendi orduları ve doğal kaynaklar üzerinde hatırı sayılır kontrolle güçlü bölgeler oluşturmasına imkân tanıyor. Irak'ın ölümcül merkezciliğinin panzehiri bu ve Iraklı seçmenlerin neredeyse yüzde 80'i tarafından kabul edildi. Şimdi niye ortadan kaldırılması gerektiğini anlamak zor. Ancak daha önemlisi, Baker-Hamilton programının başarı şansının olmaması. Kürdistan'daki seçmenlerin anayasa değişikliklerini kabul etmesi gerekecek ve yüzde 98.7'sinin bağımsızlıktan yana oy kullandığı göz önüne alındığında, kabul etmeyecekleri kesin gibi. Mevcut Irak anayasası milisleri yasaklıyor ve onları yeniden düzenlemeyi amaçlayan bir yasanın muhtemelen pek fazla etkisi olmayacak. Hem Şiiler hem Sünniler milisleri (ve diğer gayrinizami güçleri) iç savaşı yürütmek için gerekli görüyor. Af ise kaybedenler içindir, oysa Sünni direnişçiler kazanmakta olduklarına inanıyor. Sünni Irak'ın geniş kısımlarının (Bağdat'ın batısı da dahil) kontrolünü, ABD öncülüğündeki koalisyondan ve Irak hükümetinden almaya çabaladılar ve Sünni sivilleri bombalamak iç savaşı tetikledi. Eğer direnişçiler kazanımlarını af karşılığı vermeye hazır olsalardı, daha en başta silahları asla ele almazlardı. Grubun en fazla sözü edilen tavsiyesi, 2008'e doğru ABD birliklerinin büyük kısmının çekilmesi ve kalanların Irak ordusuyla polisine eğitim ve destek vermekle alakadar olması. Görünen o ki bu da, Irak polis ve ordusunun kamu güvenliğinin tarafsız garantörleri olduğu (veya olabileceği) kabulüne dayanıyor. Oysa Sünni ve Şiilerden oluşuyorlar ve bir iç savaşın tarafı konumundalar. Şii polisin içinde, binlerce Sünniyi kaçıran, işkenceden geçiren ve öldüren ölüm timleri var. Sünni polis direnişçi veya direniş sempatizanı. Amerikan eğitimi Irak güvenlik güçlerini daha etkili katiller haline getirebilir, fakat birleşik bir Irak fikrine sadık kılamaz. ABD birliklerinin çekilmesi tavsiyesine gelince, bu doğru yönde atılmış bir adım, zira Amerikan askerleri bugün Irak'taki iç savaşı dizginlemek veya ülkeyi tekrar birleştirmek için pek fazla bir şey yapmıyor. Ancak Başkan Bush bu öneriyi kabul etmeyeceğinin sinyalini verdi; Demokratların kontrolündeki yeni Kongre ise bir çekilmeyi zorlayacak iradeden ve oy sayısından yoksun. Baker Balkanlar'da da yanılmıştı Grup doğru şekilde ABD'nin İran ve Suriye ile temas kurmasını önerdi, fakat her iki ülke de Irak'taki durumu ciddi şekilde iyileştiremez. Zaten ABD yönetimi (ne kadar kısık sesle olursa olsun) rejim değişikliğinden dem vurduğu sürece bunu yapmak da istemezler. 21 Haziran 1991'da Baker Belgrad'a gidip Yugoslavya'nın liderlerini ülkeyi bölmemeleri konusunda uyarmıştı. Dört gün sonra Slovenya ve Hırvatistan bağımsızlıklarını ilan edivermişti. Baker sorunu yanlış teşhis etmişti. Yugoslavya'yı kurtarmak gibi umutsuz bir göreve odaklanarak, sonrasındaki savaşı önleme fırsatını kaçırmıştı. İşte Baker grubu, parçalanan bir Irak gerçeğiyle yüzleşmeyerek, Irak'taki iç savaşı dizginleyebilecek ve ABD'yi bataklıktan çıkarabilecek somut adımlar etrafında bir uzlaşma yaratma fırsatını da kaçırmış oldu. (Eski ABD diplomatı, 7 Aralık 2006 ) Boston Global / RadikalAkt: F.D
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.