Siyaset

R. T Erdoğan’ın Irak Ziyareti ve düşündürdükleri

Ferzende Serhedi · 11.07.2008 · 2 görüntülenme

  Türk devletinin Saddam rejiminin yıkılmasından önce, esnasında ve sonrasında tek kaygı ve korkusu Güney Kürdistan’da yaşanan gelişmelerdi... Türk devleti bölgede ve uluslararası arenada kendi stratejisini Kürdleri var olan eski statükolarında tutma üzerine bina ettiğinden dolayı, Kürdlere biraz nefes aldırabilecek, Kürdlerin önünü açabilecek ve Kürdleri ulusal hakları konusunda cesaretlendirecek tüm gelişme ve ilişkilere düşmanca davranıyor.. Amerika ve Irak savaşı öncesi “1 Mart tezkeresi” nin reddi ve sonrası gelişmelerin ana kaynağı Türkiye’nin Amerika’dan Kürdler konusunda gereken güvenceleri yada tatmin edici güvenceleri almamasından kaynaklanıyordu..Türkiye’nin “ana stratejisi” Kürdlerin millet olarak yokluğu üzerine kurulduğundan dolayı, Kürdlere karşı yaklaşım Türklerin başkaları ile olan ilişkilerinde dost ve düşman kriteridir. Türk devleti Amerika’nın “izni ve gözetimi” altında Güney Kürdistan’a yönelik karadan ve havadan büyük bir askeri saldırı gerçekleştirdi... Fakat, bu saldırı Güney Kürdistan’da sebep olduğu huzursuzluk, karşı koyma girişimleri ve kontrolden çıkma ihtimali yüzünden ABD tarafından acele bir şekildi durduruldu.. Bir biçimiyle “Türk ordusu ve halkının havası alındı.. Türklerin Kürdlere karşı düşmanca yaklaşımında hiç bir değişiklik olmadı ve Türk devletinin bu mantığı hâlâ geçerliliğini koruyor. Amerika ve dünya kamuoyununda baskısından dolayı Türk devleti esas siyasetinden hiç bir değişiklik yapmaksızın, Irak merkezi iktidarını temel alan ve Güney Kürdlerinide merkeze entegre etmek için bir “diplomatik atağa” geçti.. Türkler “Amerikan icazeli sopa ve havuç” politikalarını hayata geçirmeye çalışıyorlar..Amerika’nında baskısıyla Mam Celal Irak Cumhurbaşkanı olarak çok kritik bir dönemde Türkiye’ye bir “iş gezisi” yaptı..Nedeni gayet açıktı: Kürd asılı bir Cumhurbaşkanına devlet töreni yapmamaktı... Dün Türk başbakanı “4 bakan, 14 bürokrat, 12 koruma görevlisi ve 7 gazeteciyle “ Irak’ı bir günlüğüne ziyaret etti.Irak devletinin tepesinde bulunan tüm kesimlerle görüştükten sonra, Irak Başbakanı El Maliki ile iki ülke arasında “Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey” adlı bir antlaşmaya imza atılar.. Türk ve Irak başbakanlarının başkanlığında kurulacak bu konsey aracılığıyla başbakanlar yılda bir, bakanlar yılda 3 ve bürokratlar yılda 4 kez yanyana gelecekler.. Her ne kadar “Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey” Güney Kürdlerin desteğinide alsa bu Konsey anti Kürd bir vizyona sahiptir..Irak Başbakan yardımcısı Kürd asılı Dr. Berhem Salih bu ziyaret esnasında görüştüğü Cengiz Çandar’a ve Xebat gazetesine verdiği söyleşide “İkinci dünya savaşından sonra Almanya ve Fransa arasında imzanan ve Avrupa Birliğinin önünü açan” antlaşmaya benzetiyor ve “Körfez ile Avrupa arasındaki bağlantı” gibi görüyor.. Ayrıca Dr. Berhem “iki taraftaki Kürdleri de merkeze” koyuyor..  Fransa-Almanya ikilisini Irak ve Türkiye ile kiyaslamak sapla samanı birbirine karıştırmaktır.Almanya ve Fransa geçmişteki savaşları saymasak iki büyük savaşta karşı karşıya geldiler ve büyük zararlar gördüler. İki ülkenin ekonomik ve siyasi çevreleri Avrupa Birliğininde temeli olacak projeyi geliştirdiler.Türkiye ile Irak ise hiç bir zaman savaşmadılar... Bu iki ülke işgal altında bulundurdukları Kürdistan’da hep Kürdlere karşı savaştılar... Tüm işbirlikleri ve antlaşmaları Kürdlere karşıydı..Almanya ve Fransa arasında sömürge bir Kürdistan yoktu.. İki devlete karşı yüzyıla yayılan bir özgürlük savaşı yoktu.. Türkiye Kuzey Kürdistan’da milyonlarca Kürdün en basit insani hakkına saygı göstermiyor ve soykırıma devam ediyor... Irak ise ortada referandum ile kabul edilen bir anayasanın Kürdlere tanıdığı hakları yok etmek istiyor.. Bu iki ülkeden Almanya ve Fransa girişimini beklemek hayalcılıktır.. Biz Kürdler içinde bu antlaşmayi desteklemek kendi ipini çekmektir.. Bazı Kürd çevreleri, “Irak Saddam dönemi Irak değil, bu antlaşmayi hazırlama sürecine Kürdler tüm aşamalarına aktif katıldılar” diyorlar.Doğru Kürdler bu anlaşmanın hazırlık sürecine katıldılar.. Ama, bu antlaşma Irak merkezi hükümetini güçlendirme operasyonudur. Türk devleti ilk defa bir devlet ile bu boyutta ve çok yönlü bir antlaşmaya gidiyor..Bugünde iki tarafı korkutan ve antlaşmaya iten Kürdlerin hak talepleri ve bağımsızlık istemleridir..Erdoğan ve beraberindeki heyetin Bağdat görüşmelerinde gündeme getirdikleri en önemli sorunlar “ Irak’ın toprak bütünlüğü, Kerkük, PKK ve ekonomik”ilişkilerdir. Türk devleti aylardan Güney Kürdistanı havadan ve karadan bombalıyor.. Güney Kürdistan’a yönelik saldırıların olduğu , “uluslararası antlaşmalarla yasaklanan silahların kullanıldığı” bir ortamda dostluktan sözetmek “Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey” kurmak saçmalıktan başka bir şey değil..Türk devleti, 2007 yılının şubat ayından 2008 yılının haziran ayına kadar Güney Kürdistan’a yönelik 119 askeri saldırıda bulundu.... Binlerce Kürd köylüsü yerleşim yerlerini terketti.. 14 köy virane oldu.. Irak Parlamento heyetinin tespit ettiği 744 atışı yapılmış.. Türk devletinin Güney Kürdistan’ın 30-40 km içlerinde 3000 den fazla asker ve subayı barındıran yerleşim birimlerin içinde ve yakınında bulunan 9 askeri üssü var..Güney Kürdistan Parlamentosunun aldığı karara rağmen, Türk ordusu bölgeyi terketmiyor..Maliki hükümeti her tarafa “Irak’ın bir parçası”olarak dayattığı Kürdistanın bombalanmasına karşı gereken tavrı koymuyor ve Erdoğanla Kürdlerin sırtında antlaşmaya gidiyor...Türk devleti, önce askerlerini geri çekmeli, Kerkük meselesine karışmamalı, Türkmen Cephesine sağladığı askeri ve ekonomik yardımlara son vermelidir ki kısmen inandırıcı olabilsin.. Türk devleti bugüne kadar resmi olarak Kürdlerle 3 defa görüştü... Bu 3 görüşmede de Türk devleti Kürdleri Bağdat’a yöneltmek ve Kürdler arasında savaşı kışkırtmaya çalıştı..Erdoğan utanmazca ve Kürdleri birbirine düşürmek amacıyla “ PKK'ye karşı yürütülen mücadelede Irak hükümetine ve Kuzey bölge yönetine” teşekkür ediyor.. Kürd yada Kürdistan kelimelerini dahi kullanmayacak kadar Kürd düşmanı olan birinin bu sözlerini çarpıtarak “Kürdistan Bölge Yönetine teşekkür “ diye lanse edilen Kürd çevreleri oldu..Aslında “Kuzey Bölge Yönetimi” kavramı Türk devlet yetkililileri bilinçli bir şekilde kullandılar... Amaç ise Kürdleri birbirine düşürmektir.  Silav

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.