BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Ahmet ALÝM · 14.07.2009 · 2 görüntülenme
Türk ve dünya basını Albay Çiçek'in hazırladığı “İrticayla Mücadele Eylem Planı” (Kağıt Parçası) ile ilgili tartışmalarla zaman geçirirken TSK yeni bir darbe daha gerçekleştirdi. Genelkurmay başkanı Başbuğ'un 26 haziranda yaptığı basın toplantısı ile post modern DARBE'ler zincirine bir yenisini eklemiştir. Yani TSK 27 mayıs 1960'ta başlattığı darbeler serisi 3'ü açık ve 3'ü örtülü olmak üzere, 49 yılda 6 darbe gerçekleştirerek ortalama 8 yılda bir darbe yaparak bu alanda konusunda bir rekor kırmıştır. Bu yazıda 26 haziran 2009 darbesinin ayrıntılarından çok sistematiği ele alınacaktır. Türk ordusu kurum olarak diğer klasik ordulardan büyük farklılıklar arz ettiği için darbe yapma konusundaki yaratıcılığını yadırgamamak gerekir. Kapitalist sistemin Dünyada başat hale gelmesiyle beraber doğan devletler genelde ulusal yapıları esas almış ve oluşan devletlerin güvenliğinin sağlanması için ulusal ordular oluşturulmuştur. T.C. devletine gelindiğinde, Birinci Dünya savaşını kaybeden Osmanlı İmparatorluğu 1918 yılı sonuda imzalamak zorunda kaldığı Mondros ateşkes anlaşmasıyla ordusunu dağıtmak zorunda kalmıştır. Osmanlı Yeniçerilerle ilk paralı ve profesyonel orduyu kurmuş ve ordu olmadan var olamayacak bir toplumsal kesim yaratmıştır. Osmanlı ordusu dağıtıldığında varlıkları tartışmalı hale gelen bu kesim hızla Müdafa-i hukuk ve Kuvvayı-ı Milliye adı altında örgütlenmişlerdir. Mustafa Kemal'in Pontus bağımsızlık hareketeni bastırmak üzere İngilter'nin talebi üzerine Karadeniz'e gönderilmesiyle bu kesimler liderlerine kavuşmuşlardır. Bu ürgütlenmeyle adını “Kurtuluş savaşı” verdikleri Osmanlı ordusu artıkları kendi kurtuluş savaşlarını vererek var olmaları için gerekli T.C. devletini oluşturma olanaklarına kavuşmuşlardır. Neticede ulus olarak devlet şeklinde organize olan halklar meşru savunma için gerekli olan ordular oluştururken, Türkiye'de Osmanlı devletini kaybeden ordu varlığını meşru kılmak için T.C. Devleti ve Türk ulus yaratma yoluna gitmişlerdir. Devletin esas sahibi olan TSK kendi varlıklarını tehlikeye sokan her durumda kendilerine vazife çıkararak açık veya örtülü olarak darbeler gerçekleştirerek iktidarlarını sürekli kılmışlardır. 1960, 1971 ve 1980 yıllarında Uluslar arası koşulların uygunluğunuda iyi kullanan TSK açıkca darbeler gerçekleştirerek T.C. ye istedikleri şekilde biçim vermişlerdir. 1980'li yılların sonunda AB'ye üyelik sürecinin ÖZAL tarafından somutlaştırılmasından sonra, açıkca darbe yapmak zorlaştığından TSK AB tarafından kabul görecek şekilde iktidarı kontrol etme ve gerektiğinde örtülü darbe yapma tekniklerini geliştirme yolunu seçmiştir. 25 yıldır Kürdistan'da yürütülen savaşta, özel savaş tekniklerini kullanan ve geliştiren TSK tam bir özel savaş ordusu haline gelirken darbe konusunda da yenilikler yapmıştır. İlk örtülü darbe 28 şubat'ta Erbakan'a karşı gerçekletirilmiş ve Erbakan Türk siyasi yaşamında elimine edilerek, yerine Erdoğan-Gül ekibinin gelmesi sağlanmıştır. Çok ihtiyatlı olan bu ekip TSK'ya sorun üretmemeye dikkat etmiştir. Fakat 2007'de yapılması zorunlu olan Cumhur Başkanlığı seçimleri sürecinde 27 nisan da geceyarısı yayınlan bir bildiriyla 2. örtülü darbe e (elektronik) darbe olarak gerçekleştirilmiştir. 1923'te devleti kuran TSK iktidar odağı olarak yönetimi elinde tutmayı esas aldığından kendini ve iktidarını dönemin koşullarına göre uyarlamayı esas almıştır. AB'ye üyelik sürecinde açıkca darbe yaparak balans ayarı yapamayacağını gören TSK, bunu örtülü yapabilmenin koşul ve yöntemlerini araştırmış ve bulmuştur. Bu anlamda, 28 şubat ve 27 nisan darbeleri ilk örnekleri teşkil etmiştir. TSK 26 haziran 2009 tarihli toplantıda hükümet, yargı ve diğer kesimlere yapmaları gerekenleri açıkca tehditkar bir şekilde açıklamıştır. Özellikle, son dönemde gelişen sivilleşme yanlısı yayınlar ve basın “asimetrik psikolojik savaş” terimiyle hedef seçilerek susturma amaçlanmıştır. Ayrıca, TSK “kimse bizden dedikodularla cadı avı beklemesin” açıklamasıyla görevlendirilen Albaylar korumaya alınmıştır. Neticede, 26 haziran 2009'da Genel Kurmay Başkanı Başbuğ ve 30 generalin katılımıyla yapılan basın toplantısı 3. örtülü darbedir. 2008 ağustosunda Genel kurmay Başkanlığına ataması yapılan Başbuğ'un Genel Kurmay Başkanlığı 28 şubat darbesi sırasında hazırlanmış ve Özel savaş ekibinin TSK'yı kontrol etmesi 2017 yılına kadar garanti altına alınmıştır. Ekonomik ve sosyal alanlarda iktidar olmasına izin verilen AKP siyasal alana girmeye kalktığında sofistike yöntemlerle uyarılmakta ve kendisine hareket alanının sınırları hatırlatılmaktadır. 2007'de yapılan anlaşma çerçevesinde izin verilen sınırlı AKP iktidarının TSK'nın iktidar alanına müdahalesi sözkonusu olunca TSK'nın boş durmadığı ve olayları izlediği AKP'ye hisettirilmiştir. Bu anlamda, Başbuğ'un ABD ziyareti bir uyarı niteliğindedir. Yani, Başbuğ hükümet ve Başbakan'dan bağımsız bir şekilde ABD Genel Kurmay Başkanı Mullen'in davetlisi olarak mayıs 2009'da ABD'yi resmi olarak ziyaret ederek gereken uyarıyı yapmıştır. Bu esnada, boş durmayan AKP ergenekon soruşturması çerçevesinde Albay Çiçek'in hazırlıklarını tespit ederek karşı saldırıya geçmiştir. AKP'nin karşı saldırısına karşılık 26 haziran 2009'da 30 generalin katılımıyla basın toplantısı düzenleyen Başbuğ “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nı bir kağıt parçası olarak nitelemiştir. Yani bir darbe açıklaması da bir kağıt parçası ile yapılmaktadır. Ama post modern darbeler bazen kağıt üzeri olmayıp mail şeklinde de olabilir. Bundan dolayı, “Kağıt parçası” deyimi yapılan darbeyi gizlemeye çalışan bir suçlu ifadesiyle dile getirilmiştir. Her halükarada bu açıklama Başbuğ'un cehaletini göstermiştir. Zira, günümüzde gelişmiş ülkelerde kişi başına kağıt tüketimi yıllık olarak 75 kiloyu geçmektedir. Yalnız, açık olan şey Post Modern bir DARBE daha yapan TSK T.C. devlettin esas sahibi olduğunu bir defa daha göstermiştir. Ahmet ALİM Fransa, 14 temmuz 2009
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.