Siyaset

PKK demokrasiyi geriletmek istiyor

SAMÝ ÞOREÞ · 28.10.2007 · 2 görüntülenme

 AKP'nin reformları sayesinde ülkede çoğulcu bir havanın yayılmasını engellemek isteyen Türk ordusu yalnız değil. Zira, siyasete girmek isteyen ılımlı Kürtlerin ortaya çıkmasıyla PKK da hem dini tehdit altında hissetmeye başladı. Örgüt, Kürt sorununa barışçıl çözüm bulunmasından çekini  Türk-Irak-Kürt üçgenindeki şartlar, Türk ordusuyla PKK'nın karşılıklı tahrik edici tutumları nedeniyle daha da kötüleşip çıkmaza girdi. Türk, Irak ve Irak Kürdistanı arasında, Irak-Kürt-İran sınırında konuşlanmış PKK'ya bağlı silahlı gruplar konusunda gerginlik yaşandığı doğru. Fakat Irak'ta bir çıkmazla mücadele eden ABD, sakinleştirici bir mantığa başvurulması ve barışçıl çözüm bulunması amacıyla üç hükümete azımsanmayacak baskıda bulunuyor. Bu esnada Türkiye Başbakanı Erdoğan, sessizce krizi orduyu ve muhalefetteki Kemalist kesimi öfkelendirmeden çözme yolu arıyor. Erdoğan'ın deneyimi, reformcu vizyonu ve toplumla devlet üzerindeki Kemalist damgayı hafifletme eğilimi karşısında sıkıntı duyan ordu ve PKK, mevcut askeri gerginlikleri kontrol etmek için harcanan bütün barışçıl çabaların önünü kesmeye çalışıyor. Orduya her türlü gerginlik yarar Türk ordusunun Erdoğan'ın reform çalışmasının önüne engel koymak istediği söylenebilir. Özellikle de bu çalışma ordunun siyasete müdahalesine son verilmesiyle ilgiliyse... Erdoğan aylardır, Kemalizm'in vatandaşlık, Türkçe dışındaki dillere saygı, ordunun nüfuzunun azaltılması ve Anayasa Mahkemesi'nin rolünün sınırlandırılması gibi temel kavramlarında değişiklik içeren yeni bir sivil anayasa hazırlanmasını da içeren geniş bir reform programını uygulama niyetinde. Burada ordunun, bu reformların çoğulcu ve demokratik havanın yayılmasına ve askerin siyasetteki gücünün bitişine yol açacağını düşündüğüne işaret edilebilir. İki kutuplu dünya düzeninin çöküşü sonrası yaşanan gelişmelerin ve Saddam'ın devrilmesi sonrası ortaya çıkan bölgesel atmosferin gölgesinde Türk ordusu, darbe yöntemlerine başvurma konusunda azımsanmayacak zorluklar hissetmeye başladı. Bu durum orduyu, değiştirilmesi istenen hükümete sorun yaratma ilkesine dayanan bir başka darbe türü bulmaya sevk etti. Bu çerçevede Türk ordusunun, AKP'nin seçim başarısı öncesindeki davranışlarını kaydetmek zor olmadı. Ordu, Erdoğan'ın programından rahatsızlık duydu ancak kanlı veya kansız bir darbe yapmakta aciz kaldı. Bu nedenle gözlemciler, ordunun hükümetin önüne yeni engeller çıkarma eğiliminde olmasını uzak ihtimal görmüyor. Böylelikle, iç, bölgesel ve uluslararası gerginlikler, hükümetin reform programının önleyebilecek. Fakat ordu Erdoğan'ın programını karalama girişiminde yalnız değil. Zira Erdoğan'ın sözünü ettiği reformlar, PKK'yı da rahatsız ediyor. Hatta PKK bu programda ılımlılığa, siyasi, parlamenter ve kültürel çalışmaya inanan Kürt akımlarının ortaya çıkmasıyla tehdit altında hissetmekte. Zira bu akımlar, gelişimlerini tamamlarsa, ılımlı Kürtlerle Kemalist olmayan açılımcı Türk hükümeti arasında bir anlaşmaya kapı açabilir ve Türkiye'deki Kürt sorununa barışçıl çözüm bulunmasına zemin hazırlayabilir. PKK, gerginliklerin Türkiye'yle Kuzey Irak Kürt yönetimi arasında ilişki kurulmasından da endişeleniyor. PKK doğrudan veya federal Irak kanalıyla kurulacak ilişkilerin, Irak Kürdistanı'ndaki silahlı gruplarının ortadan kaldırılmasına yol açacağını düşünüyor. Ayrıca Irak'taki Kürt liderlerin aksine, şiddet mantığının sürmesinden yararlanacağı görüşünde. Bu nedenle PKK'nın, çatışma ihtimalinin yaklaşmasıyla ilgili çıkarlar konusunda Türk ordusuna eşlik ettiği söylenebilir. PKK, Erdoğan'ın silahlı grupların Irak'ın Kürt bölgelerinde konuşlanmasına barışçıl çözüm bulma bağlamındaki açıklanmamış çabalarını, Kuzey Irak'ın Türkiye'yle ilişkilerini doğallaştırmasını ve siyasi çözüme onay vermesini engellemek konusunda da Türk ordusuna eşlik ediyor. Aslında ABD, Irak, Türkiye ve Irak Kürdistanı diplomatik çözümlere daha fazla zaman verilmesi için çalışıyor. Fakat sorun, bu çözümlerden zarar gören iki taraf olan Türk ordusu ve PKK'nın, sınır bölgelerine daha fazla güç konuşlandırma yönündeki çabalarını sürdürmesinde. Bunun yanı sıra, 12 Türk askerinin öldürülmesiyle sonuçlanan son eylem gibi anlamsız silahlı eylemler düzenleniyor. Bu bağlamda Türk ve Kuzey Irak bölgesel hükümetlerinden ilk istenen şey, krizin silahlı mücadeleye ve Türk askeri müdahalesine dönüşmesini engellemek için cesaret bulmaları. Keza iki tarafın nefreti aşıp, ilişkileri doğallaştırmak için diyalog başlatması da isteniyor. Zira sınırda güven ve istikrarın sağlanmasının tek yolu, barışçıl diyalog ve iyi ilişkiler. Önceki harekâtlar çözüm olmadı Taraflardan istenen, sorunlara barışçıl çözüm bulunması için çalışmaları. Zira Türk güçleri 1980'lerden bu yana PKK'yı yok etmek amacıyla Irak Kürdistanı'na 25 askeri müdahale gerçekleştirdi. Bunların bazılarında Kürt partiler, Türklerin siyasi ve askeri tutumunu desteklemekte tereddüt etmedi. Fakat bu saldırıların hiçbiri, PKK'nın Türkiye ve Irak Kürdistanı'ndaki demokratların deneyimleri üzerinde yarattığı tehlikeyi durdurmaya yaramadı. Aynı çerçevede Ankara'yı Türk tanımına göre 'terörist PKK'yla diyalog kurmamaya iten sebepler anlaşılabilir. Fakat Türkiye'deki Kürt şartlarında geçen birkaç yılda azımsanmayacak gelişmeler yaşandı. Bu şartlar artık, PKK'yla temsil edilen tek renkle sınırlı değil. Şiddetten uzak duran ılımlı Kürtler de bu temsile katıldı. Birçok Kürt çevresinin son seçimde AKP etrafında kenetlenmesi, Türkiye'deki Kürt şartlarındaki ılımlılık eğiliminin ve Kürtlerin ülkedeki diğer demokratik güçlerle birlikte olumlu diyaloğa girebildiğinin altını çiziyor. (Londra'da Arapça yayımlanan Hayat gazetesi, 24 Ekim 2007Radikal'den

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.