Perde İndi, 2. Lausanne Yolda
Rojhat Badikî
·
01.03.2013 · 2 görüntülenme
Namık Durukan’ ın Milliyet gazetesinde yayınladığı görüşme tutanaklarına ilişkin, Kurdistan ve Türkiye basınında yoğun bir tartışma süreci beraberinde getirecek. Tartışma sürecinin yoğun ve detaylı bir şekilde yaşanılması, Kurdistan halkının lehine olacağı açık. Görüşme tutanakları, Öcalan ve heyet arasındaki dialog konuşmalarının ortaya çıkardığı bir takım bulgulardan anlaşılıyor ki, Kürt ( Kurdistan sorunu) sorunun çözümüne ilişkin bir şey yok. Sürecin, Mit-Öcalan görüşmesi ve sonuçları tartışılmaldır. Yoğun bir tartışma ve eleştri süreci ile dağınık ve örgütsüz olduğumuz bu dönemi asgari bir tahribatla aşabiliriz.
Başka bir şansımız da yok!
PKK genel başkanı Öcalan’ ın şunu kurtardım, şunu engelledim, şu imkanı verdim tarzındaki klasik, soyut, laf kalabalığından öte somut bir düşünce yoktur. PKK lideri Öcalanın BDP milletvekilli Önder ile olan diyaloglarından ortaya çıkan; tek yanlı bir prosedürün olduğudur. Kurdistan halkını oyalama ve TC’ nin planladığı yol haritasının arızasız uygulanması için Öcalan’ a Enstrüman misyonun biçildiğidır. BDP Milletvekilli Önder’ ın kaç basit bir sorusu bile Öcalan’ın ezberini bozmaya yetmektedir.
Önder’in: ‘’Anayasada en büyük tartışma vatandaşlık tanımında yaşanıyor. Kandil diyor ki mutlaka Kürt halkının varlığı zikredilmeli, çünkü azınlıklar denilince gayrimüslimler anlaşılıyor, ki bu doğru bir tespit.’’ Şeklindeki serzenişi karşısında Öcalan; ‘‘Anayasada devlet öyle tanımlanamaz. Devletin etnisitesi ve dini olmaz…. Özgür iradesiyle Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlılığını ifade eden her birey Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır’’ cevabı; TC başbakanı Erdoğan ve diğer yetkililerinin ‘’ Kürt sorununu’’ nasıl algıladıkları anlayışı ile bire bir örtüşmektedir. Kürt sorununda! Erdoğan ve Öcalan’ın anladığı yol haritası, Kürtlüğün Türklüğe entegrasyonu, Hakların katlimaları temelleri üzerinde şekillenen Türkiye’ nin, Kurdistan’ın reddi temelinde Kürtlerin anavatanı olarak kabul edilmesidır.
Erdoğan’ın Kürt sorununa! Yaklaşım şekli ‘’ Büyük güçlü Emperyal Türkiye’’ hayali peşinde koşan Kürt ‘’ dostları’’ aydın ve yazarları kaygılandırırken, Öcalan’ ın, yaklaşan Kürt baharının Türkiye sınırlarına ulaşmadan önlemek çabaları, geçicidır. Güney-Batı Kurdistan sorununa yaklaşımı ‘'Kürtler (Suriye’deki Kürtleri kastederek) Barzani’nin emrine giremez.’’ Talimatı, Öcalan’ın Güney Kurdistan kazanımlarına karşı önlü deyimi ‘’ Arapların sırtında bir hançer olduğu’’ yönündeki sözünü hatırlatmaktadır.
Öcalan’ın Kürt -Kurdistan diye bir sorunu olmadığı, görev ve misyonunun; yaklaşan Kürt baharının etkilerini sınırlamak, uluslararası alanda Türkiye Cumhuriyetine önemli avantajlar kazandırmaktır.
"Şimdi samimiyet zamanı, katliamların failleri yoksa barış da yok diyoruz. Eğer samimiyseniz uluslararası kurumları çağırın, bağımsız bir araştırma yapın. Araştırma sonucu kime kadar gidiyorsa gitsin, sorumlular yargılansın" Veli Encü’ nün dediği gibi barış böyle olmaz.
Öcalan ve Mit görüşmelerinin sonucu ne olursa olsun, Kurdistan’ da yeni bir dönem ve sürecin başladığı, PKK ve TC açısında bir kırılma noktasının oluştuğu, Kurdistan ulusal mücadelesinin yeniden şekillenmesi için bir nefes alma sürecinin başladığıdır. Kürt-Kurdistan sorununu bireysel haklar derekesine indirerek fitleşme çabaları geçici bir başarı sağlasada, Kurdistan davasının uluslararasılaşmasını engelleyemeyecektir. TC ve AKP hükümetinin korktuğu can alıcı nokta budur. Öcalan’ ın yedi düvelle saldırmasının altındaki gizde buradan kaynaklanmakta; Kürt hareketini ve Kurdistan davasını uluslararası alanda izole etmek, güvensizleştirmek ve tecrit etmektir.
Yok yaydan çıkmıştır. Mit Öcalan görüşmeleri bir nokta da sonuçlanacaktır. Görüşmeler Kurdistan halkı aleyhine sonuçlanırsa ( buna 2. Lozan’ da diyebiliriz.) Kurdistan ulusal dinamikleri yeniden direnmek ve mücadeleyi sağlam temeller üzerinde geliştirmek için, bir nefes olacağını düşünüyorum.
Eleştri ve teşhire devamın yanında yeni bir alternatif oluşturmak da şart.
01-03-2013
Rojhat Badikî