PARÇALI KÜRT TARİH BİLİNCİ, Ali KIZIL

29.06.2012 · 1 görüntülenme

PARÇALI KÜRT  TARİH BİLİNCİ, Ali KIZIL

Öncelikle degerli Aso ve Mehemede Paloye'nin ilgi, bilgi ve yorumlarina...

Selamlar




PARÇALI KÜRT TARİH BİLİNCİ VE

KÜRTLERİN TARİHİNİ YAZMA ARAYIŞI


Türk devleti ile her çözüm gündeme geldiğinde, Kürt tarihini gözden geçiririm. Tarih okumayı, en az şiir okumak kadar sevdiğimden olsa gerek, aklımın almadığı konuları tarihte aramaya çalışırım. Tarihe iner, kurcalarım, işime yarayacak malzeme bulurum diye. Her bulduğum malzemeyi üst üste koyduğumda, resmin bir bütünü yine de ortaya çıkmaz. Picasso'nun Guernikası gibi, parçalanmış cesetlerin toplamından oluşan parçalı bir tarih çıkar önüme.

Bir tarihçi "Keopsu köleler inşa etti ama Firavunun ismini aldı" derken; tarihi halklar yapar ama egemenler ismiyle yazılır, hükmüne işaret eder.

Kürtlerin kendi tarihlerini neden yazmadığı sorusunun halen açıklığa kavuşmuş yeterli cevabı yoktur.

Bunun için kısa bir Kürt tarihi seyahatine çıkalım.

İlk komplo ve evlat acısı !

Kürd ve Kürdistan tarihinde ilk komplo, Med kralı Astiyages tarafından gördüğü bir rüya dolayısıyla iktidarını kaybedeceği korkusuyla kendi öz yeğeni olan Kyrus'u öldürtme görevi verdiği, ama bu görevi yerine getirmeyen Harpagos'a karşı yapılmıştır.

Astiyages, Harpagos'tan intikamını almak için oğlunu dilim dilim keser, etinden yemek yapar ve bu Medli soyluya ziyafet süsüyle kendi öz oğlunu yedirir. Yemeğin sonunda soyluya sorar, "yediğin yemeğin ne eti olduğunu öğrenmek ister misin" sorması üzerine, soylu "evet" diyerek cevabını öğrenmek istediğini söylemesi üzerine, Astiyages, "Yediğin et, senin öz oğlunun etiydi" der.

Soylu çıldırır, ama yutkunur. Ne de olsa karşısında başedilmeyecek bir kral var!

İlk Kürt haini olan Harpagos Med kralı olan Astiyages'ten intikamını almak için, Pers kralı olacak Kyrus'un yanında yer alır ve Med imparatorluğu yıkılarak, iktidar Pers krallığının eline geçer.

Kürtlerin ilk büyük komplosu Astiyages ile başlar; ancak bu komplo "ilk günah" gibi nasıl Adem'in cennetten kovulmasına yol açtıysa, Medlerin de yıkılmasına yol açar.

Yunan tarihçi Heredotos, Med-pers iliskilerini mitolojik anlatımla böyle sunar.

Modern tarih ve toplum bilimcileri Harpagos tarımcılıktan yana olan Pers krallığının yanında yer aldı, Medler ise yerleşik hayata geçişe inat hayvancılıkta ısrar eden kabile yaşamını esas aldığı varsayımı ile bu tarihi ele alırlar.

Tarihin ilerici çarkının, tarımcılığa doğru evrilen toprağa yerleşme ve yurtlaşan halkları doğurduğundan, Harpogos haklı ve tarihi bir yerde yer almıştır, sonucuna varırlar.

Modern tarih ve toplum bilinci Harpagos'u ilerici; Kürt milli tarih bilinci ise ihanetçi olarak tanımlar.

Seyh İdris-i Bidlisi (1452 – 1520)

1514 Çaldıran savaşı ile Kürtleri Yavuz'un himayesine sokmuştur.

Türk-Kürt kardeşliği ve Türkiyelileşme bağlamında düşünüldüğünde, İdrisi Bidlis-i iki halkın birleşik yaşam köprülerini atmış tarihi bir liderdir.

Ancak, "Kürdistan sömürgedir" tezinden yola çıkan Kürt tarihçileri, İdris-i Bitlisi'yi ikinci büyük hain olarak tanımlarlar. Ve Kürdistan'ın (Kasr-i Şirin 1639) anlaşmasıyla ikiye bölünmesine sebebiyet veren kişi olarak ele alınır. Kürtleri din ve para uğruna Yavuz'a satıp, teslim etmekle suçlarlar.

İdrisi Bitlis-i ikinci büyük hain mi, yoksa Türk-Kürt kardeşliğinin efsanevi mimarı mı sorusu Kürt tarihinde açığa kavuşturulması gereken önemli bir husustur.

Yezdanşer ayaklanması ya da Mire-kor (1854 -1856)

Yezdanşer ayaklanmasının lideri Mire kor öncülüğünde gelişen Kürt isyanı en uzun süre ayakta kalan ve Kürdistan'ın büyük bir kısmına hükmetmiş bir Kürt isyanıdır.

Tarihte isyan lideri olarak bilinen Mire kor bir kahraman ve milli bir Kürt lideridir!

Ancak, kendi isyanından önce öz dayısı olan Bedirxan Bey isyanına karşı ihanet edip, Osmanlının yanında yer almıştır. Bedirxan Bey ayaklanmasının kanlı bir şekilde bastırılmasına yol açmıştır.

Kore mir, isyanın doruk noktasında, İngilizlerinde aracılığı ile Osmanlının vaatlerine kanıp İstanbul'a görüşmelere çağrılır. Görüşme çağrısına gider, ancak İstanbul'da tutuklanır ve başsız kalan isyan kısa sürede acımasızca bastırılır.

Klasik Kürt tarihin trajik komik bir sayfasıdır, Yezdanşer ayaklanması. Bu sayfa, Yezdanşer isyanının lideri olan Kore mir bir hain mi, yoksa bir kahraman mı yönü Kürt tarihinin çapraşık tarihini yansıtır.

Yine Kore-Mir öz dayısına ihanet edebilecek kadar Osmanlıyla işbirliğine girmesi ile İsyan aşamasında ise Osmanlının görüşme çağrısına iman etmesi "efendisinden" medet umman Kürt liderlerinin ortak noktasını anlatır.

Saidi Nursi, Bedduizaman ya da Saidi Kurdi (1868 – 1960)

İslam kardeşliği ile Türk-Kürt kardeşliğini ümmet çerçevesinde ele alan, islami-Kürdi yurtseverliği diri tutan ve geliştiren ender bir Kürt alimi, ve bir islam taasuvçusu.

Ancak, Modern Kürt Tarih bilinci, "Saidi Nursi'nin Kürtlükle alakası yoktur, bir Osmanlı hilafet adamı" şeklinde tanımlar. Bugünkü MİT'in o dönemlerdeki adı olan "teşkilati mahsusa'nın" kurucularından biri olduğunu söylerler.

İkincisi, "Osmanlı askerine karşı el kaldıran kafirdir, karısı ise boş düşmüştür" sözü o dönemde bağımsızlıkçı Kürt aydın ve isyancılarına karşı söylemiş, olduğu iddia edilir.

Bundan ötürü, Şeyh Sait isyanını desteklememiş, ve akabinde bu sözü söyledigi varsayılır.

Saidi Nursi Kürtleri Osmanlıyla buluşturan ümmetci bir Kürt müydü, yoksa Kürt özgürlğünü savunan bir islam taasuvçusu muydu, sorusu halen cevap arıyor.

Kürtler, Sadi Nursi'nin mezarı kadar, bu iddialara da cevap arayacaklardır!

Seyyid Abdülkadir (1851 – 1925)

Hakkarili Nakşi lider. Şeyh Ubeydullah'ın oğlu.

Ubeydullah isyanı objektif realite dışında niyetinde yatan bir Kürt özgürlük isyanı mıydı, yoksa din kışkırtmalarına bulaşmış ve hazırlanmış bir dini isyan mı, sorusu tarih araştırması olarak kala dursun!

Osmanlı'nın yıkılıp parçalanmasına ramak kala, Kürt-Türk kardeşliğinin simgesi olarak, "biz bu gün müşkil durumda olan müslüman Türk kardeşlerimize arka çıkmak zorundayız, Onları arkadan vuramayız" demiştir.

Kardeş olarak tanımladığı Türkler tarafından "kalleş" ilan edilerek asılır!

Kardeşliğin bedelinin "kalleşlik" olduğunu anlayan Kürt liderler, boynuna ilmik geçtikten sonra ancak hatalarını fark edebilmişlerdir!

Bazı bilginler, Seyyid Abdulkadir için "ihanet" bazı Kürtler ise "Kürt-Türk kardeşliğinin alim adamı" sıfatını kullanırlar.

Şeyh Sait isyanı (1866 – 1925)

Bir dini isyan mı, yoksa bir Kürt isyanı mı?

İngilizlerin Kemalizmin devrimlerine karşı kışkırtılmış gerici bir isyan mı, yoksa Kemalizmiden Kürt Ulusal talepleri olan bir Kürt ayaklanması mıydı, Kürtler arasındaki tarih bilinci arasındaki çelişkilerden biridir.

...

Tarihi başkaları tarafından yazılan bir halkın tarih trajedisidir, anlatmaya çalıştığımız çelişkiler. Bunun için Kürt tarihini anlamak kadar yorumlamak da çok zordur.

Tarihi incelediğimizde şu sonuca varırız: Kölelerin tarihi yoktur ama kölecilik tarihi vardır. Sömürgelerin tarihi ise sömürgecilerin kanlı kalemiyle yazılmıştır. Arapların ve Afrikalıların son beşyüz yıllık tarihleri Batılılar tarafından bizzat yazılmıştır.

Bu gün Kürtler, kendi tarihini Heredot'tan, Nikitin'den, Moltke'den vs. ancak öğrenebiliyorlar. Çünkü çok sınırlı da olsa, yakın tarih dışında Kürtler tarafından yazılmış bir Kürt tarihi yoktur. Farsın, Arabın, Türkün kalemiyle yazılmıştır, Kürdün sömürü altındaki tarihi.

Bu tarihi Kürtler yaşamıştır ama Kürtler yazmamıştır. Picassonun Guarnica'sına bir faşist subay, "eseriniz çok güzel" deyince, Picasso "bu eser benim değil, sizin eserinizdir,, diyerek karşılık verir. Parçalı Kürt tarihi içinde Kürtlerin değil, faşist-diktatörlerin eseridir, demek gerekiyor.

Parçalı tarih bilinci üzerine bir ulus inşa edilemez. Guernica'ya dönüşmüş tarih bilincine sahip olanların gelecek arayışları da parçalı olur.

Günümüzde yaşadıklarımız, bu parçalanmış tarihin bir izdüşümü sanki!

Tarih, ulusların kendi kimliğini tanımlama mücadelesinin öyküsüdür. Kürt ulusu da, kendi özgür kimliğini tanımlayana kadar, özgür tarihini yazma mücadelesi içinde olacaktır.

Kendi özgür tarihini yazmaya aday olan bir halkın direnişine son imzayı Firavunlara attırmamak için parçalanmış tarih bilinci yerine özgür, ulusal-demokratik bir tarih bilimine ihtiyaç vardır.

Ne "tarihi sıfırdan başlatmak" adına bir tarihi kendisiyle başlatıp kendisiyle bitirmek anlamına gelen Ortadoğu solculuğu, ne de yüzeysel bir milliyetçilik adına tarihteki "bey, mir, ya da şeyh" ünvanlı şahsiyetleri rastgele Kürt lideri olarak tanımlamak bir ulusal tarih bilincidir.

Uçlardan çok senteze yani koşulların ortaya çıkardığı zorunlulukların bilincini eleştiren ve bunun bütünlüğünde ulusallığa varmış bir tarih bilimine ihtiyaç vardır.

Doğru bir siyaset için, doğru bir tarih bilimi Kürtler için kaçınılmaz bir gerekliliktir.

Ali KIZIL

25 HAZİRAN 2012

alikizild@hotmail.com

İlgili

Yorumlar (5)

Aso Zagrosi · 14 yıl önce

<br /> Merhaba Femkurd,<br /> <br /> Ali Kızıl arkadaş   bir hayli    kafa  yormuş.. İyi  bir çabadır.  Fakat bu yazıda   bazı  bariz hatalar<br /> var.<br /> Mesele Ali Kızıl arkadaş<br /> <br /> "<strong>Yezdanşer ayaklanması ya da Mire-kor (1854 -1856)</strong><br /> Yezdanşer ayaklanmasının lideri Mire kor öncülüğünde gelişen Kürt isyanı en uzun süre ayakta kalan ve Kürdistan'ın büyük bir kısmına hükmetmiş bir Kürt isyanıdır.<br /> Tarihte isyan lideri olarak bilinen Mire kor bir kahraman ve milli bir Kürt lideridir!<br /> Ancak, kendi isyanından önce öz dayısı olan Bedirxan Bey isyanına karşı ihanet edip, Osmanlının yanında yer almıştır. Bedirxan Bey ayaklanmasının kanlı bir şekilde bastırılmasına yol açmıştır.<br /> Kore mir, isyanın doruk noktasında, İngilizlerinde aracılığı ile Osmanlının vaatlerine kanıp İstanbul'a görüşmelere çağrılır. Görüşme çağrısına gider, ancak İstanbul'da tutuklanır ve başsız kalan isyan kısa sürede acımasızca bastırılır.<br /> Klasik Kürt tarihin trajik komik bir sayfasıdır, Yezdanşer ayaklanması. Bu sayfa, Yezdanşer isyanının lideri olan Kore mir bir hain mi, yoksa bir kahraman mı yönü Kürt tarihinin çapraşık tarihini yansıtır.<br /> Yine Kore-Mir öz dayısına ihanet edebilecek kadar Osmanlıyla işbirliğine girmesi ile İsyan aşamasında ise Osmanlının görüşme çağrısına iman etmesi "efendisinden" medet umman Kürt liderlerinin ortak noktasını anlatır."<br /> <br /> <br /> Êzdanşêr  Bedirxan Hareketinden  sonra   Botanda   Êzdanşêr  hareketini  örgütleyen kişidir.    Mire Kore  ise  Soran  Miri    yada  Rewandiz  Miri  olarak bilinen  Kürd  miridir.<br /> <a href="https://newroz.com/tr/politics/342320/zg-nl-m-z-veya-orjinalitemiz-yok-mu7"><strong>Özgünlüĝümüz veya Orjinalitemiz yok mu?(7)</strong></a><br /> <a href="https://newroz.com/tr/authors/70013/aso-zagrosi"><img alt="https://newroz.com/sites/default/files/imagecache/newroz_width_40/pictures/picture-70013.jpg" border="0" height="59" src="file:///C:%5CUsers%5CALIXAN%7E1%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_image001.jpg" width="40" /></a><a href="https://newroz.com/tr/authors/70013/aso-zagrosi">Aso Zagrosi</a><br /> Yayınlandı: July 09, 2006<br />  <strong>Mîr Bedirxan bir yandan Kürd aşiretlerini birleştirirken, diĝer yandan iç örgütlenmeyi ve askeri yapılanmayı saĝlamlaştırıyor.. Mîr Bedirxan, Tahir Aĝa’yı ordunun başına, Hamid Aĝayi Suwarilerin ve Efendi Aĝayi hazineyi denetlemenin başına getiriyor.(10) Êzdanşêr, Nurullah Beg ve Mahmud Xan’da düzenli ordunun yönetiminde yer alıyorlar.(11) Ayrıca ö dönemler Osmanlı ordusundan kaçıp, Mir Bedirxan’ın askerlerini eĝiten, Selim Paşa’nın oĝlu, Hüseyin Beg gibi Kürd subaylarının varlıĝını vurgulamak gerekir(12)..Erzurum’un batısından Baĝdat önlerine kadar etkili olan, Nizip’te Ibrahim Paşa’yla beraber Osmanlı ordularını yenilgiye uĝratan Mîr Bedirxan(13) engellenemez bir yükseliş gösteriyordu..Osmanlı Devleti de boş durmuyordu... Osmanlılar bir yandan Bedirxan’a aracılar gönderiyor, anlaşmaya çalışıyordu; diĝer yandan Asuri ve Ermenilerin Botan Hükümetine vergi vermemeleri için kışkırtıcılık yapıyordu.. Aynı zamanda Osmanlı devleti, Fransa ve Britanya’dan Asuri ve Ermeniler üzerindeki etkilerini kullanarak Bedirxan’a vergi vermemelerini istiyordu(14). Osmanlı Sultanı, Istanbul Ermeni Patrikliĝini Kürdlere karşı bir piyon olarak harekete geçirmişti..(15) Ama Patrik Matteos’un Kürd düşmanĝına raĝmen Botan Ermenileri Kürdlerle beraber hareket ediyordu. Mîr Bedirxan kendi yönetimini tanımayan ve kendisine vergi vermeyen Asurilere ve hata Kürdlere karşı çok sert askeri tedbirlere gidebildi... Osmanlılarla beraber Asurileri Mîr Bedirxan’a karşı kışkırtan Ingiliz ve Fransızların planları ters tepince bu sefer Osmanlılardan Bedirxanı cezalandırmalarını istediler....Mîr Bedirxan’ın Asurilere karşı sert tutumuna bakıldıĝı zaman dinsel nedenlerden ziyade iktidar sorunu vardı. Aslında bugün elimizdeki belgelere göre Mîr Bedirxan fanatik bir müslüman deĝildi.. Garo Sasuni’nin aktardıklarına göre Mîr Bedirxan „Ermeni ve Kürdlerin eşit ve hatta kan kardeşi olduklarını, kurulacak devlette eşit statüde olacaklarını, din, milliyet gibi kavramlarının önemli olmadıĝı“ söylediĝini yazıyor.(16) Bu konuda başka bir belgede 1846 yılında Mîr Bedirxanı Cizre’ye 18 mil uzaklıkta bulunan „Dergawil“ yada „Derîye Gulan“da ziyaret eden iki Amerika’lı misyönerin aktardıklarıdır.. Bu iki misyönerin yazdıkları „Wright and Breath in missionary Herald a Weekly published in Boston mass volume 42nd(1846) pp.378-81“ adlı eserden alıntı yapan Arşak Safrasyan :“ Mir Bedirxan’ın 60 özel koruması Êzidîlerden oluşuyordu“ diye yazıyor.(17)Daha önce tüm hazırlılarını yapan Osmanlılar, Osman Paşa komutasındaki ordularla Kürdistan’a saldırdılar.. Urmiye yakınlarında yapılan ilk çatışmada Osmanlılar büyük bir yenilgi aldılar..(18) Fakat ne yazık ki, Botan Hükümetinin başkenti Cizre savunmasından sorumlu olan Êzdanşêr Osmanlıların saflarına geçmiş ve şehiri Osmanlılara teslim etmişti.. Êzdanşêr’in kardeşi Nurullah Beg ise bir başka büyük askeri güçle Osmanlıların saflarına geçerek Bedirxan güçlerine karşı savaşıyordu..Mîr Bedirxan, büyük bir güçle Cizire’de bulunan düşman güçlerine saldırarak, şehri özgürleştirdi, ama şehrin dokunmazlıĝı zedelenmişti..Bundan dolayi, Mîr Bedirxan Eruh kalesine çekilerek direnişini sürdürdü... Bir yandan, Ingilizler ve Fransızların Mîr Bedirxan yönetimini ortadan kaldırmak için Osmanlılara sundukları destek(19), diĝer yandan Êzdanşêr’in ihaneti birleşince Kürdistan halkının büyük bir devriminin yenilgisine neden oldu..Osmanlı devleti Botan Kürdistan Hükümetini yok etmek için sadece uluslararası desteĝi ve iç ihanetin desteĝini saĝlamakla yetinmedi.. Onlar aynı zamanda Kürdleri bölmek ve Bedirxan’ın girişimlerini boşa çıkarmak için politik manevralara giriştiler. Abdulreqip Yusuf’un Osmanlı arşivlerinde bulduĝu, Bedirxan hareketini yok etmek amacıyla 18.11.1846 tarihinde alınan bir karar var..Osmanlı devleti çok kısa bir süre sonra, yani 24. 12.1846 tarihinde ise Diyarbekir, Mardin, Siirt, Bitlis, Muş, Wan, Şırnak ve Hakari’yi kapsayan „KÜRDISTAN EYALETI“NI kuruyor..(20) A. Yusuf bu „Kürdistan Eyaletinin“ 1855 yılına kadar olan belgelerini yayınladı.. Kemalistlerin ve Türk devletinin son yıllarda „Kürd realitesini tanıyoruz“ ve „Kürd sorunu var“ gibi söylemleri Osmanlıların „KÜRDISTAN EYALETI“ni insana hatırlatıyor..Ayrıca Osmanlılar Mîr Bedirxan hareketini yenilgisinden sonra katil sürülerine „Kürdistan madaliyesi“ adında madalye vermeye başladılar..Mîr Bedirxan teslim olduktan sonra, Sêvdîn(Mîr Bedirxan’ın oĝlu) hâlâ direnişe devam ediyordu.. Bedirxan teslim olduktan 45 gün sonra ancak Osmanlı ordusu Van’a ulaşabildi.. Yine A. Yusuf’un aktardıĝı belgelerde Mahmud Xan devrimdeki pozisyonu diĝer tüm komutanlardan daha fazlaydı.. Hakari Mîri Nurulla, Bedirxan’ın teslim olmasından sonra Iran’a sıĝınmak istedi. Fakat Iran onu kabul etmedi... Devrimin yenilgisinden 2 yıl sonra, yani 1849 yılında teslim oldu..Tüm devrim ileri gelenlerinin bazıları Grit adasına, bazıları Bulgaristan’a sürgün edildiler.. Xelefê Şuvî gibi Botan Hükümetinin en iyi savaşçıları ise zindana atıldılar.. Xelefê Şuvî, Cizire çatışmasında Êzdanşêri yaralamıştı..Botan Hükümeti hiç bir uluslararası destek alamadı.. Tam aksine o dönemin tüm büyük güçleri ya Osmanlı devletini desteklediler yada Mîr Bedirxani yok etmek için Osmanlı devletine diplomatik uyarıda bulundular...Önümüzdeki bölümde Êzdanşêr hareketine deĝînmeye çalışacaĝım..Devam edecek</strong><br />  <br />  <br />  <br /> <strong><em>Özgünlüĝümüz yada Orjinaletemiz yok mu?(8)----</em></strong>Osmanlı belgelerinde mevcut olan ve bugüne ulaşan belgelere göre Êzdanşêr Cizîre şehrini Osmanlılara teslim ediyor. Kardeşi Nesrullah ise <strong>„Qesra Kagêl</strong>“ gibi stratejik bir alanda Osmanlılar beraber Mîr Bedirxan güçlerine karşı savaşıyor... Abdulreqip Yusuf’un yayiınladıĝı belgelerden biri ise Osman Paşa’nın Sultan Abdulhamid’e hitaben yazdıĝı „Bedirxan’ın yerine Êzdanşer’in Cizîre hakimi yapılması ve kardeşi Mebesirîn Kolcu Başına getirilmesi“ yönündeki öneridir.(21)Elde edilen Osmanlı belgelerinden biri Êzdanşêr’in anesi <strong>„Hatem’in kızı Xatu“</strong>nun Osman Paşa’ya gönderdiĝi 23 Mayis 1847 tarihli mektuptur... Xatu, Osman Paşa’dan yardım istiyor ve diyorki: <strong>„ Senin emirlerini yerine getirdik... Oĝlum (Êzdanşêr ) Musul’a doĝru kaçtı... Oĝlum Nesrullah ise ‚Qesrik“ kalesindedir.. Ben ise Basret Şeyh’nin yanına gelmişim.. Biz abluka altındayız.. Mîr Axur Huseyin yanımıza gönder“..(22)</strong>Êzdanşêr’in büyük kitleleri etkileyen bir kişilik olduĝu açıktır.. O ve kardeşi komutalarındaki büyük güçlerle Mîr Bedirxan’ın yenilgisinde önemli rol oynuyorlar..Bir çok yerli ve yabancı kaynak Mîr Bedirxan ve Êzdanşêr arasındaki sorunlardan söz ediyor ve Êzdanşer’in „ihanetini“ ona baĝlıyorlar.. Ama, sorunun esas kaynaĝına vurgu yapan ve sorunu adlandıran kaynak yok... Bazı kaynaklar Êzdanşêrin babası Mîr Sêvdîn’in daha baĝımsızlıkçı olduĝunu ve Bedirxan’ın Osmanlılara yakın olduĝunu yazıyor..(23) Botan Mîrliĝinin başına Bedirxan’ın gelmesi bir anlamda Mîr Sêvdîn’in dıştalaması olayı olarak görülüyor..Ayrıca Êzdanşêr’in babası Sêvdîn, Bedirxan’dan yaş olarak olarak daha büyüktü. Yine aynı kaynak Êzdanşêr’in Bedirxan’a karşı Osmanlıları desteklemesinin amacı babasının intikamını almak ve Cizîre’nin başına geçmek olarak deĝerlendiriyor.Sonuç olarak, ne olursa olsun Êzdanşêr Botan hükümeti döneminde ve sonrasında Kürdistan’ın en etkili şahsiyetlerden biriydi...Mîr Bedirxan Hareketinin yenilgisinden(1847) sonra bazı kaynaklar Osmanlı devletinin idari yapıdan büyük deĝişiklikler yaptıĝını<strong> „Cizîre, Hakari ve Berwari bölgelerini tek bir idare yaparak Bedirxan’a karşı kendilerine destek veren Êzdanşêri başa getirdiklerini“(24</strong>) yazıyor.. Diĝer bir kaynaksa Osmanlılar ilk önce Êzdanşêri Cizîre’nin ve daha sonra yükselen etkisinden korktukları için Cizîre’den alarak Hakari’nin başına getirdiklerini“(25) söylüyor ve ekliyor“<strong>burada da yükselen etkisinden dolayi 1850 yılında bu görevden de alınıyor“.</strong>..... Abdulreqib Yusuf’un Osmanlı arşivinde bulduĝu 05.12.1849 tarihli bir belgeye „<strong> Êzdanşêr Istanbul’da devlet memurudur</strong>“ ve „<strong> Kürdistan Eyaleti Valisi maaşını kesmiş... Êzdanşêr 7 aylık maaşını almak için davacı oluyor“</strong> diye yazıyor..(26)Ayrıca bazı kaynaklar Osmanlı Devleti ve Rusya arasında yapılan Kırım savaşı öncesinde Êzdanşêr’ın Musul’da yaşadıĝı ve Britanya Konsulos yardımcısı Christian Resami’yle sık sık görüştüĝünü yazıyor..(27)Êzdanşêr, Kürdistan’da bulunan Osmanlı Ordusunun Kırım savaşı için güçlerinin büyük bir kesimini cepheye göndermesini ve Osmanlıların yenilgilerini vesile bilerek, „ö<strong>zgür bir Kürdistanı kurmak için“(</strong>28) başkaldırdı (1854).Êzdanşêr 1854 yılında Cizîre şehrini özgürleştirerek orada bulunan tüm Osmanlı yetkililerini kovdu. Wan ve Baĝdat arasında bulunan bir çok bölgeden Kürdler yoĝun bir şekilde Êzdanşêr’in çevresinde toplandı.. Êzdanşêr top ve silah üreten bir fabrikanın bulunduĝu Musul’u 1855 yılında elegeçirdi.. Böylelikle Êzdanşêr’in askeri güçleri 100.000 kişiye ulaştı.(29) Osmanlı Devleti, Kenan Paşa komutasında gönderdiĝi bir ordu Siirt yakınlarında Kürdlerle girdiĝi çatışmada yenilgi aldı ve geri çekilmek zorunda kaldı..Êzdanşêr’in 2 yıl boyunca gösterdiĝi bu askeri başarıların altında yatan gerçek, Kürdistanlı tüm ulusal ve dinsel yapıları tek bir çatı altında toplayabilmiş olmasındaydı.. Asuriler, Keldaniler ve Ermeniler gibi etnik ve dinsel yapılanmalar, Êzidiler gibi Kürd dinsel yapısını harekette kazanmış olması askeri başarılarını kolaylaştırmıstı.. Ayrıca Êzdanşêr Kürdistanlı bu yapıları birleştirmeyi Osmanlı devletinin tüm entrikalarına raĝmen başarmıştı.. Hakari ayaklanmasında Nesturilerin önemli bir rolu vardı... Şengar Êzîdilerinin Musul ve Siirt şehirlerinin kurtarılmasında ciddi bir pozisyonları vardı. Celilê Celil’in verdiĝi bilgilere göre Araplar ve Yunanlarda Êzdanşêr hareketine katılmışlardı..(30)Êzdanşêr‘in önderliĝindeki bu iç renklilik ne ölçüde bir dış destek buldu? Acaba Kürdistan’ın bu iç dinamiklerinin geliştirdiĝi harekette karşı o dönemin büyük güçleri nasıl bir tavır takındılar?Bu hususta Êzdanşêr hareketinin kaderi kendisinden önce ve sonraki hareketlerden farklı olmadı..Bugün elimizde bulunan belgelere göre Êzdanşêr Rusya’nın Erivan komutanlıĝına 5 mektup yazıyor ve işbirliĝi teklif ediyor.. Bu mektuplarında Êzdanşêr Ruslardan Rus ve Kürd güçlerinin Bitlis yakınlarından buluşup Erzurum ve Kafyasya karşı birlikte sefere çıkmalarını öneriyor.. Fakat hiç bir cevap alamıyor.(30) Celilê Celil ve Aviryanov mektupların Rusların eline geçmediĝini söylüyorlar.. Ama Şemzînî Êzdanşêr’in Rus Ordularının komutanı Bibotov’la ilişkiye geçtiĝini ve gereken uygun cevabı almadıĝını söylüyor... Bibotov’un Êzdanşêr’den devrimden vaz geçmesini ve askeri güçlerini daĝıtmasını istiyor.(32) Yine Şemzînî Bibotov’un Êzdanşêrle işbirliĝi yapıp Türklere saldırma yerine Osmanlılara karşı savaşı durdurduĝunu ve Osmanlılar bu durumdan yararlanarak güçlerinin bir kesimini Kafkas cephesinden Kürdlere karş aktardıĝını yazıyor.(33)Osmanlı devleti Êzdanşêr önderliĝinde gelişen hareket karşısında tam bir açmazla karşı karşıya kalmıştı...Çünkü Êzdanşêr hareketi her geçen gün daha da gelişme saĝlıyordu... Kürd hareketinin önünü kesmek amacıyla Osmanlı Sultanı Ingilizlerden yardım istedi....Devam edecek...<br /> <strong>...(10) Dr. Abdullah Elyaweyi, age, s 41(11) Keyhan Azad Enwer, age, s 132(12) Abdulreqib Yusuf, Raman dergisi(13) Celal Talabani’nin Kürdistan ve Kürd Ulusal Kurtuluş Hareketi adlı eserinden akt.. Dr. Abdullah Elyaweyi, age, s 41(14) (11) Keyhan Azad Enwer, age, s 132(15)Garo Sasuni, Kürd Ulusal Hareketleri ve 15.yy’dan günümüze Ermeni Kürd ilişkileri, sayfa 71-72(16) )Garo Sasuni, Kürd Ulusal Hareketleri ve 15.yy’dan günümüze Ermeni Kürd ilişkileri, sayfa 7117) Arşak Safrasyan, Kürd ve Kürdistan, sayfa 81,18) Bliç Şerko, Kürd Meselesi, sayfa,5619) Abdulreqib Yusuf, age...20) Abdulreqib Yusuf, age...</strong><br />  <br /> 21)Abdulreqib Yusuf, age ....22)age 23) Aviryanov, Rusya’nın Iran ve Türkiye ile savaşında: Kürdler, sayfa 157(Kürdçe baskısı)24) Dr. Abdullah Elyaweyi,age sayfa 73..25) keywan Azad Enwer, age sayfa 13426) A. Yusuf, age....27) ) Dr. Abdullah Elyaweyi,age, 7328)Gerard Chailand, les Kurdes et le Kurdistan, Maspero, p. 4529) Dr. Aziz Şemzînî, Kürdistan Ulusal Kurtuluş Hareketi, sayfa 8030) )Akt. Dr. Abdullah Elyaweyi,age sayfa 7631) Dr. Aziz Şemzînî, age sayfa 11532) Dr. Aziz Şemzînî, age sayfa 11533) age sayfa 115<br /> <br /> <br /> Yıllar  önce  Bedirxan ve Êzdanşer hareketine  ilişkin kaleme  aldığım  bir yazıyı aktariyorum:<br /> <br />

Aso Zagrosi · 14 yıl önce

Silav

Aso Zagrosi · 14 yıl önce

Yazıya  eklediğim  bu top  Rewandiz'da bulunuyor.     Topun  Usta  Recep  diye<br /> bir Kürd tarafından    yapıldığı söyleniyor.<br /> <br /> Aso

Aso Zagrosi · 14 yıl önce

<br /> Mire Korenin  de resmini    Ali  Kızıl arkadaşın   makalesine  ekliyorum.   Belki  yazının  diğer bölümlerine<br /> değinme  imkanım olur..<br /> <br /> Şİmdilik    burada  bırakıyorum<br /> <br />

Şakir Epözdemir · 14 yıl önce

<br /> <div id="toolbar-articlebody"> <img alt="sakirepozdemir" height="310" src="http://www.rojevakurdistan.com/plugins/content/imagesresizecache/40219d87177091bb88bad92b732fc311.jpeg" style="float:right;" width="300" />Sn. Ali Kızıl Bey tarafından kaleme alınan ve Rojev Kurdistan Stesinde yayınlanan "Parçalı Tarih Bilinci" başlıklı makalesi ilgimi çekti. Genellikle Kürt aydın ve araştırmacıları tarih konusuna girmek istemezler. Elde gerekli belge/bilgi yok çünkü. Ayrıca tarih işi ağır bir iş. Yanlış bir şey söylemekten çekiniyor insanlar. Hep başkaları tarafından yazılan tarihimizi adeta bize yabancılaştırmaya çalışmışlardır. Katkım olsun diye, Sayın Ali Beyin makalesini azıcık kurcalamaya çalıştım. 74 yaşındayım, yanlış bir şey söylemiş olabilirim. Herşey %100 doğru olmayabilir. Ama lütfen, biribirlerimize kulak verelim, biribirlerimizi tehammül edelim ve gelecek kuşaklara iyi şeyler bırakalım.<br /> Ali Beyın makalesini bölüm bölüm değerlendirmeye çalıştım. Makalesini "Rojeva Kurdistan" stesinde okumanızı isterim.<br /> Şimdi Parçalı Tarih Bilincımızı çalıştırmaya başlayalım:<br /> ___ Şeyh İdris-i Bitlisi' söylemi yanlıştır. O'na, Büyük Diplomat, Kürt Büyüğü, Mewlana Hakimuddin İdris, Sultanların Dostu, Devlet Adamı, Bilgin, Tarihçi ve Şeref Han'ın dediği gibi "- Araştırma alanının atlısı, başarı yolundaki kervanın reisi, temel kanunları ve detay kanunkarının mütrhassisi, düşünülen ve işitilmiş olan defterlerin düzenleyicisi, kutsallık medresesinin Müdderisi (1) , Bedlis bilgininin oğlu düşünür İdris..." deseniz, daha uygun düşer.<br /> ___ Mewlana İdris Kürdistan Beylerinin ve hükümdarlarının karar ve istekleri doğrultusunda Osmanlı Sultanını ikna etti ve Kürt/Osmanlı İttifakı bazında Kürdistan krallarının eskiden olduğu gibi otonom statulerinin –irsi haklarının – kurunması şartıyla çok hayatı ve önemli bir andlaşmayı başarılı bir şekilde ve kısa bir zaman zarfında gerçekleştirdi.<br /> ___ Bu dönemde 'Türk' kelimesi hiç yok. İdris için 2 şey çok önemlidir. 1- Kürt önderleri ve Osmanlı Sultanının ona tevcih ettikleri görevi en iyi şekilde yerine getirmek. 2- İslamın Ehi-sünnet ve cemaet görüşünü hakim kılmak, O zaman Çemişkezek (Dersim) hükümdarlığının Alevilerinden başka Müslüman olanların azami çoğunluğu Sunnî ve Şafiî idiler ve Kürtlerin istek ve iradeleri de bu yönde idi.<br /> ___ Kürdistanın sümürgeleşmesi tezi 1976'lardan sonra Özgürlük Yolu Dergisinde çok açık ve doğru bir şekilde analiz edildi. Kürdistanı Sömürgeleştirme olayı, İdris'ten 300 sene sonra başladı.<br /> ___ Kasr-i Şirin Andlaşması da İdris'ten 120 sene sonradır. Bana göre İran Şahlığı ve Osmanlı İmparatörlüğü, kendilerine taraftar Kürt Beyliklerinin sınırlarını belirlediler. Erdelanilerle Babaniler (Senandeş –Süleymaniye), Mükriyanlılarla Şenbolular veya Soranlılar (Ormi, Mahabad, Rewandiz, Hakkari ve Van/Xoşav) her biri, ayrı ayrı devletler gibi kendi kendilerini idare ediyorlardı. Osmanlılar Andlaşma masasında bütün Kürtleri istedi. Çünkü Kermanşah dahil bütün Kürdistan toprağını İrandan almıştı. Ama İran tarafı olan ve bugün İran kesiminde kalan Beylikler ayrılmak istemediler.<br /> ___ İdris ne hayindir, ne de Türk- Kürt kardeşliğinin mimaridir. İsris kendisine verilen görevi yerine getirmiş; Alevi, Sunî, Yezidi ve diğer inanç farkını gözetmeden, örnek olarak Bitlis, Çemişkezek ve Sıncar statülerini eşit bir şekilde Osmanlı Kanunnamelerine geçiren diploması yanı çok kuvvetli bir brokrattır. Kürt Beylerinin istek ve iradelerine son derece saygılı ve dürüst bir uzmandır..<br /> ___ Ezdînşér, Bedirhan Beyin yegenidir. Miré Kor, Rewandız (Soran) Hükümdarı, yanı Hükümet Başkanıdır. Miré Kor, Muhammed Paşayé Gewre veya Miré Soran olayı, Bedirhan ve Ezdinşér den öncedir. Olayı 1836 yılıdir. Bu koca harekat Babanlı Abdurrahman Paşadan 30 yıl sonra başlamış ve ancak bir yıl sürmüştür. Bedirhan Beyin mücadelesi 1842-1847'dir. Ezdinşér'in Büyük Harekati 1854-55 dönemidir.(2)<br /> ___ Şeyh Ubeydullah'ın oğlu Seyyid Abdulkadır ve Torunu Şeyh Muhammed Sıddık, Şeyh Said Efendi ile beraber asıldılar. Bana göre Bedirhan Beg dahil, Miré Soran, Miré Baban, Miré Hekkari ve diğer Mirler, Birleşik bir Kurdistan kırallığı için yola çıkmadılar. Hiç birisi, Şeref Han IV. Veya Sultan Melik Halil-i Eyyubi gibi, Kurdistana genel bir bakış sunmadılar.<br /> Melik Halil Şah İsmail'in kızkardeşi ile evliydi. Safevi Şeyhzadesi - çocuk yaştaki - Şah İsmail, kendi evinde, eniştesini ve 12 tane önemli Kurdistan krallarının el ve ayaklarını bağlatıp zindana attırdı. Bu büyük önderler Şah'ın onlara verdği söze dayanarak, kendisi ile ittifak şartlarını görüşmek için ona uğramışlardı.<br /> Bundan sonra, Kurdistan Beyleri ve Hükümdarlarının birlikte hareket etme programları - Mevlana İdris'in tasviyeleri sonucunda da olsa, çok mükemmel bir yol ve yöntemle başladı. Şeref Han V.'e göre, Mewlana İdris, Mihemed Ağa Kelhokî ile beraber ( bu Mihemed Ağa, çok önemli bir şahsiyettir. ) Kürdistan Beylerinden 20 kişiyi ikna ederek, en az bu 20 Beyin imzalarını ihtiva eden bir mektubu Sultan Selim'e verilmek üzere - İdris aracılığıyla- Edirne'ye gönderildi.<br /> Çaldıran Savaşından sonra Selim, İdris'e: "- Kürtler aralarında bir Beylerbeyi seçsinler, ben onunla oturup anlaşayım demiş." İdris bir Milli Meclis toplantısını 28 Bey'in mevcudiyeti ile gerçekleştirmiş ve Beylerin tek kişiye iradelerini teslim edemeyeceklerini görerek Sultana "- Kürtler biribirlerine boyun eğmezler. Sultanın iradesi uygun bir Kürdistan Beylerbeyini tayin etsin, hep beraber işaret ettiğiniz kişiye tabi olurlar" diyerek işi uzatmadan bitirmiş.<br /> ___ Beylerden sonra Nakşî Şeyhlerinin dönemi başlar. Bu Şeyhlerin evveliyatları Kadirî Tarikatindan gelmiş olsa da, Nakşebendilik 1811'den sonra, ortalama 1820 de başlamış ve 1880'lere gelininceye kadar 60 yıl gibi uzun bir zamanı geride kalmıştır.<br /> Şeyh Ubeydullayé Nehrî 4 tane Kürdistan Hükümdarlığının (Ekrad Hükümet Sancaklarının) enkazları (Hakkari, Mukriyan, Mahmudî ve Behdinan 'Ekrad Hükümet Sancaklarını kastediyorum ) üzerinde belirli bir noktaya gelmiş ve kendini bir imparator gibi hissetmiştir. Şeyhimiz, artık kendine bir Kral gözü ile bakıyordur. Mahabad Bölgesi dahil, bu 4 Beylik topraklarından vergi toplayacak noktadadır. Sultan Abdulhamid İran'a girmesi için ona göz kırpmışsa da, İngiliz ve Ruslar başta olmak üzere, bütün Haçlı Devletler ve içerdeki yandaşları Osmanlıya baskı yaparak, bu harekatın hemen durdurulmasını istediler. Şeyhimiz Sultanın çağrısına uydu ve Mekke ye sürgüne gitti.<br /> ___ Kürtlerin henüz gerçek bir tarihleri yokken, Kürtler kendi tarihlerini henüz yazmamişken, "çağdaş tarih veya moderin tarihten" söz etmek doğru olur mu? Çağdaş tarih denilen devrimci vurgular ve söylemlerin Türk Tarih tezlerinden farkı var mi? Mevlana İdris'e yakıştırılan yanlış ve yersiz iftiralar gibi mesnetsiz ve lüzümsüz yorumları içeren kalıplardan ibaret bir şey mi? Kürtler, zaten tarihlerini pek bilmiyorlar, Kürtler hafizasını kaybetmiş 165 yıldır otoritesiz yaşayan bir milletir. İnşaellah bir gün gelecek, slogansız ve tarafsız, tamamen belgelere ve gerçeklere dayanan Kürt tarihi yazılacaktır.<br /> O da ancak Kürtlerin Özgür üniversitelerinin verecekleri akademisyenlerln araştırmalarıyla mümkün olacaktır. Bizim şu anda yapabileceğimiz tek şey, Kürtlerin yanlış ezberlerini bozmak ve bazı gerçekleri yeni nesillerin hafizalarına sunmaktır. Ben son 15 yıldır bunu yapıyorum.<br /> ___ Beni bağışlayın ama bu 'Modern Kürt Bilinci' deyimlerinizden de bir şey anlamıyorum. İdeolojik bir deyim mi? Bu da 'demokratik özerklik' gibi bir şey mi?. Mesela İnsan haklarını, ulusal hakları veya idare sistemlerini ele alalım. Nedir demokratiklik, moderinlik veya çağdaşlık? Millet olarak evvela hakkını al, esaretten kurtul, dünyanın en modern sistemiyle kendi dil ve kültürünü de içine alan eğitimi yaptırt. Dünya ne yapıyorsa sen de onu yap.<br /> ___ Mela Said-i Kurdî, Kürdistan Medreselerinde yetişmiş cesur, gayretli ve Kürtlerin geleceklerini garantıya alacak çareleri titizlikle arayan bir din adamıdır. Zaman gelmiş, Rusların ve Rus Ordularının önünde Kürdistan da cirit atan, katliamlar düzenleyen Ermeni çetelerine karşı Milis Komutanlığını yapmış. Zaman gelmiş 40 bin Ermeninin hayatlarını Osmanlı askerlerinin elinden kurtararak, onların sağ salim Ermenistana varmalarını sağlamış, zaman gelmiş İttihad ve Terakkınin 2. Meşrütiyetlerine kurtarıcı gözü ile bakmış, Sultan Abdulhamid'e gidip Kürtlerin eğitimleri için Dar-l Fününlar istemiş, İstanbul Kürt ve Kürdistan Cemiyetlerine katılmış mücadele vermiş, Kemalistler diktatörlüğü Türkiyeyi cehenneme çevirdikten sonra da, sürgünde insalık için Kuran-i Kerim ayetleri ile aydınlıklı bir yolu bulmaya çalışmış ve çok büyük başarı sağlamış, bir önder, bir rehber ve bir liderdir.<br /> şeyh Said Harekatına katılmamış olması ve bu harekat düştükten sonra ona maledilen sözleri - şahsen inanmamakla beraber- sarfetmesi ile şu anda Kürt Aydınlarının çoğunluğu tarafından PKK nın silah kullanmasına karşı olan tavirları arasında ne fark var. Kürtler yıllar yılı Bülend Ecevit'in peşine düşmediler mi. Ha Ecevitin partisi, ha Teşkilat-i Mahsusa. Teşkilat-i Mahsusa, belki de o zaman Osmanlı Müslüman halkları için bir umud, bir ışık kapısıydı. Melayé Meşhur, Mela Seidé Kurdi, Molla Said-i Norsi veya Bediuzzemanın bütün hayatı ortadadır. Biz gerçekten tarihin parçalarını toplarken, zaman ve mekanı hesaba katmalı ve 'hiyanet' deyimlerini mümkün mertebe kullanmamalıyız.<br /> ___ 2005'te Barzanı'lı bir aydınla birlikte Barzan Bölgesinde bir gezinti yapmıştık. Bu gezinti ile ilgili 'Péndro' başlıklı bir makale yazmıştım. Makalem Hala Rızgari sitesinde okunuyor. Beni gezdiren arkadaşım: "- Mam Şakir, Barzani hareketinin bu bölgenin 4 tarafında yer almış Zébari, Rékanî, Bıradosti ve Sürçi Eşiretlerinin ellerinden çektiğini Arap, Türk, Farıs ve İngilizlerin ellerinden çekmemiştir." Demişti. Şimdi kimse kimseye hain demeden hep beraber Federal Kürdistan'in kalkınmasına katkı sunuyor ve Ortadoğunun en moderin ve demokratik bir yönetim tarafından yönetiliyorlar. Cahşlık, kimsenin alnına yazılmamıştır.<br /> ___ İdris-i Bitlisi'nin doğumu 1452 dir. Seyid Abdulkadır, Şeyh Sait Efendinin ve Bediuzzemanın doğumları arasında 4 asır (400 yıl) zaman farkı bulunmaktadır. 400 yıl önce Kürtler neden birlik oluyorlar da, 400 yıl sonra demokrasiden hiç nasip almamış Beşer Esad rejimine karşı birlik olmuyorlar? Birlik olmamanın sebebi hep Müslümanlık mi? Süriye Kürtlerini param parça eden, ortak menfaetleri doğrultusunda onların kenetleşmelerini engelleyen nedir? Eğer bunun sebebini teşhis edersek, derdimize de belki çare buluruz.<br /> ___ 'Şeyh Sait İsyanı' deyinimini başından beri sevmedim ve sevmiyorum. Kölelerin efendilerine karşı isyanı gibi bir vurguyu hatırlatıyor. Biz dünyanın en dıramatik baskı, zülum ve soykırımlarını yaşadık ama asla köleliği kabul etmedik. Kürtler birleşmeseler de, Birleşik ve bağımsız bir Kurdistan planı etrafında toplanmamış olsalar da; kesinkes bir millet olduklarına dair bilincleri vardır. Azadi Cemiyeti Miralay Cibranlı Halid Beg ve arkadaşları tarafından kurulurken en azında Türkiye Kürdistanını baştanbaşa programa almış oluyorlardı. Şemdinli olayı, Halid Bey ve çekirdek kadrosunun tutuklamaları, Şeyh Said Efendi'nin Hinis'tan Diyarbakıra doğru uzaması ve Jandarma Kuvvetlerinin gidip şehin divanında bulunan mahkümü veya mahkümları tutuklamaya yeltenmeleri ile patlak veren başkaldırı ve hemen civar şehir ve kasabaların kurtarılıp bu yerlere kaymakam ve Valilerin atanması olayları gösteriyorki Kürtler, kesinkes aldatıldıklarını; Cumhuriyetin kuruluşu ve Lozan Andlaşmasıyla anlamışlardır. Başlarının çaresine bakmak zorunda kalan Kürtler, zamansız, programsız ve hesap kitabı yapılmayan bir Kürdistani başkaldıryı gerçekleştirmişlerdir. Elbette Tarikat ve Dini renkleri olacaktır bu başkaldırının. Dünyanın her yerinde din olayı kullanılmıştır ve kullanılmaktadır. Müsülman müsülmana, Hırıstiyan da Hırıstiyana dinsizliği yakıştırmış ve iki taraf savaşırken, aynı Allah'tan yardım istemişlerdir. Ama her zaman güçlü olan taraf kazanmıştır.<br /> Yerel veya genel olarak ortaya çıkan Kürt başkaldırılarından şahsen ben Koçgiri, Şeyh Said, Ağrı ve PKK hareketlerini Milli Hareketler olarak görüyorum. Kimi Müslümanlık ağırlıklı, kimi de mezhep veya ideolojik renkleri taşısa da bence bu başkaldırılar ulusal başkaldırılardır.<br /> Geri kalanlar ise; Kemalistlerin Tedip ve Tenkil projeleri ile Kürtleri sindirmek ve toplu katliamlarını gerçekleştirmek üzere girdikleri her bölge de, direnenler olmuştur, karşı koyanlar olmuştur, meşrü savunma yapanlar olmuştur ve kanlarının son noktasına dek savaşarak Büyük Önder Seyyid Rizalar ve Sasun kahramanları Mala Eliyé Yunuslar gibi destanimsi ve acı hatıraları bize miras bırakmışlardır.<br /> ___ "- Tarihi başkaları tarafından yazılan bir halkın tarih trajedisidir, anlatmaya çalıştığımız çelişkiler. Bunun için Kürt tarihini anlamak kadar yorumlamak da çok zordur." Demişsiniz.<br /> Çok doğru bir teşhis. Bu cümleden sonra söylediklerine katılıyorum.<br /> Saygılarımla<br /> 05.07.2012 – Hewler<br /> Şakir Epözdemir<br /> D İ P N O T L A R :<br /> (1) – Kutsallık Medreselerin müdderisi demek Saraylarda Prens ve Şehzadeleri eğiten eğitimci demektir.<br /> (2) - Sn. Sinan Hakan'ın "Osmanlı Arşiv Belgelerinde Kürtler ve Kürt Direnişleri 1817 – 1867 – DOZ yy. İstanbul" kitabı, gerçekten bu 50 yıllık döneme, yani Kürdistanin sümürgeleştirilmesi ve otoritelerinin tasfiyesi dönemine ışık tutmaktadır. Bulup okumanızı isterim.<br /> <br /> Rojev</div>