Siyaset

Pandora'nın ( Kürt Sorunu ) kutusu artık kapanmaz

Seth Colter Walls · 30.10.2007 · 1 görüntülenme

Pandora'nın ( Kürt Sorunu ) kutusu artık kapanmaz

ABD'nin PKK krizini yatıştırmak için Kuzey Irak'a baskı yapması, yaraya bant yapıştırmaktan öteye geçmez. Saddam'ı devirmekle Pandora'nın kutusunu açtık ve şimdi kontrol edemiyoruz. Kutudan çıkanlardan biri Kürt milliyetçiliği. ABD, bunun yarattığı sorunları çözemez  Newsweek dergisinin, 30 yıl boyunca CIA ve ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'nde analiz yapmanın yanı sıra Başkan Bill Clinton ve George W. Bush'un danışmanlığını da yürütmüş olan Bruce Riedel ile söyleşisi: Türkiye'nin PKK'ya karşı Kuzey Irak'a büyük bir saldırı başlatması ABD için ne anlam ifade eder? Yönetimin büyük bir utançla yüz yüze olduğunu düşünüyorum. Adına demokrasi dediğimiz Irak'ı, yine bizim yarattığımız Irak hükümeti terörizmle mücadele etmediği için istila eden bir NATO müttefiki söz konusu. Bu, en hafif tabiriyle büyük bir utançtır -ve bu durum, uzun zamandır Amerikan birliklerini kuzeye konuşlandırmamak yönünde sergilediğimiz tutumdan vazgeçmemizi, en azından Kürtlere daha fazla çaba göstermeleri için baskı yapıyor görünmemizi gerektirebilir. ABD'nin şu an Kuzey Irak'ta bulunmamasının nedeni ne?Sanırım yönetimin PKK'ya yönelik tavrı şu: "Bu sorunun ortadan kalkmasını istiyoruz, ama bu sorunla başa çıkmak çok zor." Bunun nedeni, bu işi kendi başımıza çözecek güçten yoksun olmamız. Irak'taki Amerikan güçlerinin işinin başından aşkın olduğu gayet iyi biliniyor. Bu, çok zor bir askeri operasyon olacaktır, zira arazi çok sarp ve sınıra hâkim olmak fazlasıyla güç. Başından beri böyle bir operasyonu tek başımıza yapmaya gönlümüz yoktu. Mesud Barzani'nin Kürdistan Demokrat Partisi'ne (KDP) bel bağladık ve Iraklı Kürtler de Türkiye lehine Kürt kardeşlerini öldürmeye istekli olmadı. KDP ve Barzani, Türkiye adına PKK'nın üzerine gitmeyi hiçbir zaman kendi işleri gibi görmedi. Bu yüzden de görmezlikten geldiler. Bu arada PKK güçlendikçe güçlendi. KDP mevcut tavrını değiştireceğe de benzemiyor. Önümüzdeki günlerde Iraklı liderlerin bazı taahhütlerde bulunduğunu duyabiliriz, fakat neticede PKK'yı etkisizleştirmek için gereken sert askeri adımları atmaları çok küçük ihtimal. Yani iş Türkiye'ye kalıyor. Zaten 15 yıldır bu meseleyle uğraşıyorlar. Başarılı olamadılar, fakat bu kez sınır ötesinde gayet ciddi bir çabaya girişeceklerini düşünüyorum. En azından sınır boyunda, istihbarat alır almaz PKK'yı kolayca vurabilecekleri bir güvenlik kuşağı oluşturacaklar.Türkiye böyle bir güvenlik kuşağını daha önce de oluşturmayı denememiş miydi? Sorun bu kuşağın hiçbir zaman tam olarak oluşturulmaması. 1992 ve 1993'ten bu yana Kuzey Irak'ta sürekli askerleri -komandolar ve özel kuvvetler- var. Türk istihbaratının da büyük bir varlığı söz konusu. Türkmen nüfusu içinden kendi Iraklı müttefiklerini yaratmaya çalışıyorlar. Bunların hiçbiri PKK'nın bulunduğu bölgeyi temizlemek bakımından kalıcı çabalar değil. Barzani'nin PKK'ya karşı harekete geçmek için beklediği ve bunu Kerkük ve petrolünü garanti altına almasının karşılığı mahiyetinde yapacağı yönündeki teoriler hakkında ne düşünüyorsunuz? Bunu belli bir noktaya kadar koz olarak kullanmayı umuyor olabilir, fakat bunun gerçekten kullanabileceği bir koz olup olmadığı konusunda kuşkularım var. Kürt kardeşlerini öldürmek isteyecek çok fazla peşmerge bulabileceğinizi sanmıyorum. Fakat peşmerge geçmişte PKK'ya karşı açıkça çok sert tutumlar da sergilemişti. Bölgeyi kontrol altında tutmak onların çıkarına değil mi? Peşmerge savaşçılarının birilerini yakaladığını iddia ettiği çok oldu, ancak kısa süre sonra arka kapıdan bırakıverdiler. Iraklı Kürt partileri PKK'yla ilgili yaptıkları hususunda pek de dürüst olmadı. Gerçek şu ki, daha fazlasını da yapmak istemiyorlar. Ortam hararetlenince bazı kişileri yakalayıp, birkaç büroyu kapatıyorlar. Fakat PKK'yı kalıcı olarak bitirmek konusunda hiçbir gerçek adım atmıyorlar. Neticede hepsinin hayali ortak: Türkiye ve İran'ın bazı kısımlarını da kapsayan bağımsız bir Kürdistan. Iraklı Kürt liderliği Batılılarla, bilhassa da kamuoyu önünde konuşurken, bu arzularını budamak konusunda çok dikkatli davranıyor. Fakat tabanlarının isteğinin bu olduğunu da biliyorlar. Bütün anketler bunun böyle olduğunu gösteriyor. Iraklı Kürtlerin yüzde 95'i bağımsızlık istiyor. Bu, bilhassa 1991'den beri kurtarılmış bir Irak Kürdistanı'nda yaşayıp büyüyen ve Bağdat hükümetiyle Irak'ın Arap kesimine dair hatıraları soykırımdan ibaret olan genç Kürtler için geçerli. Bu yüzden de Irak'ın parçası olarak kalmaya ve Türkiye'deki Kürt nüfusunu bastırmak için Türkiye'nin polisi olmaya pek az istekli olmaları anlaşılabilir. ABD yönetimi ve Irak'taki ordunun bu olguların gayet farkında olduğunu düşünüyorum. Ve PKK meselesinin daima arka plana itilmesinin nedeni de bu. - Sorunun bir şekilde savuşacağı veya biz Irak'tan çekilene kadar radar ekranındaki bir görüntüden ibaret kalacağı umuluyor. Fakat bölgedeki ülkelerin o kadar bekleyecek sabrı yok... Bölgedeki ülkeleri Kürdistan korkusundan daha hızlı birleştirebilecek başka bir şey yok. Suriye yüzde 5'lik bir Kürt azınlığa sahip. Kürt amaçlarının buzluğa kaldırıldığını görmek isteyecektir. Bütün bu ülkeler, son 10 yılda tanık olduklarından dolayı korku içinde: Yarı bağımsız bir Kürt devletinin yükselişi. Bunu kendi ülkelerinin toprak bütünlüğü açısından bir tehdit sayıyorlar. Irak Kürdistanı başarılı oldukça, Ankara, Şam ve Tahran'ın tehdit algısı da o oranda artıyor. ABD şu anki durumu yatıştırmak için ne yapabilir? Bana göre bu meseleyi biz çözemeyiz. Bu sorunların üstesinden gelemeyiz. Kısa vadede yönetimin yapması gereken şey, daha önce yaptığını sürdürmek: Irak hükümetine ve Kürt liderliğine baskı yapmak. Fakat bunun da vahim bir yaraya bant yapıştırmaktan öte bir etki yaratacağından kuşkuluyum. Bağdat hükümetini devirmekle Pandora'nın kutusunu açtık ve şimdi kontrol edemiyoruz. O kutudan çıkanlardan biri Kürt milliyetçiliği. Iraklı Kürtlerin yüzde 95'inin istediği bir şeyi kontrol etmek çok zor. Diğer alternatif Türklere bununla yaşamaya alışmalarını ve başka bir çareleri olmadığını söylemek.   Şu an Türk hükümeti bizim karşımızda, bizim onlara karşı olduğumuzdan daha avantajlı durumda. Türklerin üslerine çok ihtiyacımız var. Ve ayrıca Türklerin Afganistan'da destek vermesini ve NATO içinde de yapıcı bir rol oynamasını istiyoruz. Ermeni meselesindeki gibi, onların kaygılarını gidermenin bir yolunu bulmaya gayret ediyoruz. Bu da ABD'yi Ortadoğu'nun en fazla çözümsüz bırakılmış (ve çözülemez) milli kimlik sorununun tam ortasına yerleştiriyor. Amerika'nın Kürtlerle ilişkisinin tarihi çok talihsiz bir tarihtir. Ve sanırım, Kürtleri en sonunda terk ettiğimizde, bir başka hazin tarihsel dönem yaşanacak. Böyle olmamasını umuyorum. Kürtler daha iyisini hak ediyorlar. Fakat korkarım işlerin varacağı yer burası. (27 Ekim 2007)

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.