Siyaset

Özgür Kürdistan-Parçalar

bahoz þavata · 16.04.2006 · 2 görüntülenme

Özgür Kürdistan-Parçalar

Muhterem saygıdeğer Gassamlu, seksenlerde "her Kürdistan parçasının kendi özgül koşullarında kurtuluş yolunu zorlaması gerektiğini" söylerken onu, reformist olarak suçluyorduk. Güney Kürdistan siyasi yapılarının 92 sonrası elde ettiği kazanımları da bir oldu-bitti mantığı ile ele aldık, hiç detaylı bir yorum getirmedik. Oysa yüzyıllık Kürt milli mücadelesi daha doğuşunda bu bölgesel farklılıklarını yaratacağının işaretleri ile doluydu. Peki ya bu gün? Bu gün çok başka bir eşikteyiz.Kuzey Kürdistan adına yola çıkan 70 kuşağı Kürt siyasi yapıları fakir Kürt tarih bilgisi ve diğer parça Kürdistanlarını tanımamanın getirdiği yoksunlukla ve biraz da sosyalizmin o her halk direnişini arkalayan ideolojik donanımı ile oldukça "ben merkezli" ve keskin kurtuluş önermelerinde bulundu. Üstelik diğer parçaların siyasal yapılarıyla  doğru dürüst muhatap dahi olunmamıştı. Düşünüş bu şekilde olunca, haliyle bütün parçacı Kürt siyası yapılanmaları "tu kakaydı"..!Geçmişe baktığımızda, Kürt siyasal yapıların merkezi olarak tek çatı altında bir arada olduğu tek yapılanma Kürt Teali Cemiyeti idi. Bu duruma Osmanlı Devletinin 1887'lerde başlayıp 1915 lerde sona eren Doğu Kürdistan ve Azerbaycan hakimiyeti biraz da vesile olmuştu.  Bu dönemde kısa aralıklar ile bütün Kürdistan Osmanlı denetiminde kalmıştı. Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda ortaya çıkan yönetim boşluğundan da yararlanılarak Şino, Mako, Sakız, Sine, Mahabad vs. Kürt aydınları hem Kahire ve İstanbul'da hem Sülaymaniye'de bir araya gelebilmiş ortak siyasal projelere imza atmışlardı. Fakat daha o yıllarda, Simko-Abdürrezzak Bedirhan , Seyid Abdülkadir- Seyit Taha, Şeyh Mahmut Berzenci-Seyit Abdülkadir arasında başlayan tartışmalarda ilk parçasal fikir ayrılıkları şekillenir. İsyanların bölgesel-yerel nitelikleri ile oluşan özellikleri ve çelişkileri ile başlayan bölünmelerde Kürt coğrafyasının parçaları arasında jeostratejik ve tarihsel ve sosyal bölge farklılıkları ile ortaya çıkan problemlerinin farklılığı nedeni ile oluşan ayrışmalar başlamıştı. Bu ayrışmaların üzerine yeni sömürgeci sistemler ve emperyalist şekillenmeler ile oluşan toplumsal değişimler gelişti. Kürdistan'ın iç sömürge oluşu, bölgede oluşan milli devletlerin kendilerine "vatan" ve "millet" yaratma projeleri Kürt milletini her parçada daha farklı konumlara itti. Bu farklılıklar her parçadaki Kürt siyasi yapılarını beraberinde kendine özgün yeni siyasal kurtuluş arayışlarına itti. Kürt hareketlerini  kendi zeminleri üzerinde belli kendine has bir hareketliliğe kavuşturdu. Bütün ile parçalar arasındaki ilişki artık yeni bir bakış içinde yorumlanmaya muhtaç hale geldi.Geriye dönüp baktığımızda bölgemizdeki milli devletlerin oluşum seyrinde Türk, Fars ve Arap milliyetçiliklerinin milli devletlerini inşa etme sürecinde bir yerde "kendi milletlerini" de yaratma telaşı içinde projelerinin olduğunu görürüz. Siyasi, iktisadi, sosyal ve kültürel sahalarda bu projeler oldukça teferruatlıdır. Kültürel alanda öncelik dile ağırlık verilmiştir. Türkiye'de; türkleştirme asimlesi ve onu destekleyen "Ne mutlu Türküm diyene!" politikası, İran'da farslaştırma asimlesi ve onu destekleyen; "Bumuaryan- Ari ırkını vs. geliştirme" politikaları gibi. Fakat bu projeler, bu devletlerin egemenliği altındaki başka unsurdan olan etnik yapıların başta da Kürt milletinin asimlesi üzerine kuruludur. Kürtlerin kendilerine yönelik asimle politikalarına karşı kendilerini korumaları ya da kimlik direnişi her parçada farklı gelişmiştir. Bu duruma neden olan merkezi sömürgeci devletlerin kültürel donanımları ile alakalı olduğu kadar, parçalarda kurulu sömürgeci siyasal rejimler ile ve her parçadaki Kürtlerin demografik yerleşimleri ve tarihsel siyasal ve sosyal duruşlarıyla da alakalıdır. Örneğin tarihsel olarak, hatta bu farklılıklar, her parçada yerel ve bölgesel farklılıkları bile ayrıca taşır. Kuzey Kürdistan'da; eski Osmanlı Sancağı olan bir Elazığ, Malatya yine Kürt Hükümet Sancağı olan bir Siirt ya da Cizre ile aynı konumda değildir. Ya da Doğu Kürdistan'da mezhepsel farklı niteliklerinden ötürü bir Kirmanşah, bir Sine, Şino, Sakız, Mako ya da Mahabad ile aynı konumda değildir vs. Yine modern bir sonuç olarak, Kuzey Kürdistan'da Kürtlerin % 65'i asimle olmuştur. Günlük yaşamlarında birincil dil Türkçe’dir. Doğu ya da Güney Kürdistan' da ise bu oran tam tersidir, hata Kürtçe’yi birinci dil olarak konuşanların oranı %90 ların üstündedir. Bu dil asimlesi ile oluşan kültürel farklılıklar, Kürtlerin siyasal duyarlılıklarını da her parçada ve her parça içinde ayrıca farklılaştırmıştır.Sömürgeciler tarafından iktisadi alanda her ne kadar kanunlar önünde Kürtlere eşit serbest ticari ve iktisadi serbestlikler tanınmış olsa da, bu politikalar Kürtlerin asimlesine paralel ve stratejik bir nitelik ile ele alınmıştır. Uygulamada parçalarda ve her parça içinde yerel özellikleri olan bir politika olarak değerlendirilmiştir. Kürtleri Türkleşmeye , Farslılaşmaya ve Araplaştırmaya yönelik planın bir parçası olarak yürütülmüştür. Kuzey Kürdistan'da, sömürgeci ekonomik hayat vasıtası ile Kürt nüfusu hem kırlardan şehir merkezlerine hem şehirlerden büyük Türk hakimiyetindeki metropol şehirlere yönlendirilmiştir. Şehir merkezlerinde disipline edilen idari, siyasi ve iktisadi sömürgeci hayatın yanı sıra hakim dil olan Türkçe'nin asimle aracı olarak kullanımından yararlanılmıştır. Ticari hayatla temerküz olan sermaye sahipleri için metropollere yönlendirme öne çıkarılmıştır. Aşamalı bir devşirme politikasıdır. Bilindiği gibi merkezi Hükümetlerin desteğini almayan hiçbir iktisadi oluşum Türkiye'de gelişemez. Büyük holding ve şirketlerin monografik hikayeleri de ayrıca bizim bu tezimizi doğrular. Aynı durum diğer parçalarda da geçerlidir. Güney Kürdistan'ın 92' Newroz Devrimi sonrası fiili özgür koşullarda iktisadi hayatının gelişimi bu bakımdan dikkate alınmalıdır. Şu anda dünyanın en hızlı iktisadi kalkınmasını gerçekleştirdiği gibi, diğer Kürdistan parçalarındaki ekonomiyi kendine çekerek merkezileşmektedir. Bu gün için gelişen ticari merkezileşme, küçük ölçekli sanayi merkezileşmelerini de ortaya çıkarırsa, bu özgür Kürdistan, Türkiye ve İran pazarı olmaktan çıkacağı gibi, sanayileşen ve modern bir devlete dönüşebilecek imkanlara sahiptir. Gelişen merkezileşme daha şimdiden Türkiye ve İran'ın sömürgeci politikalarını boşa çıkarmaya başlamıştır. Bu ülkelerde Metropollerden gerisin geriye Kürdistan’a göç başlamıştır. Bu durum bizleri, Parça-bütün ilişkisi yerine yükselen bir değer ve  bir o kadar siyasal ve  yaşamsal yeni perspektiflere itmektedir. Artık, "Özgür Kürdistan-Parçalar" olarak yeni siyasal merkezileşmenin projelerini yapmaya gerekli kılmaktadır.Artık Hewler merkezli düşünmek kaçınılmazdır.  

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.