Siyaset

Özgür-Der Yöneticileri TC Devleti Tarafından Meçhule Götürülmüş Olmasın!

Eyyup · 24.06.2006 · 2 görüntülenme

Özgür-Der Yöneticileri TC Devleti Tarafından Meçhule Götürülmüş Olmasın!Bir aya yakın bir zamandır Türk islam çevrelerince Güney Kürdistan Hükümeti ve özelikle KDP karşıtı bir kampanya yürütülmektedir. Kampanya Özgür-Der Diyarbakır şubesi  Yönetim Kurulu Üyesi Metin Demir’in Güney Kürdistan’da kayıplara karışmış olması üzeri yürütülmektedir. Metin Demir, 1 Haziran 2006 tarihinde Güney Kürdistan’a giriş yaptıktan sonra kendisinden haber alınamıyor iddia ediliyor. Buna KDP’ye bağlı güçlerce gözetim altına alındığı iddiası ekleniyor. Daha henüz kimler ve niçin Metin Demir’i gözetim altına aldığı bilinmezken aynı merkez tarafından güdümlü olarak harekete geçirilen değişik Türk islami çevrelerin elbirliği ile Güney Kürdistan hükümeti ve özeliklede KDP’yi suçlamaları tesadüfi değildir. Olay tırmandırılıyor. 12 Haziran 2006 tarihinde Metin Demir’in akibeti hakkında sözde bilgi almak üzere Güney Kürdistan’a Özgür-Der Genel Merkez yönetim kurulu üyesi ve Kudüs Dergisi editörü Mustafa Eğilli ile Diyarbakır Şubesi üyesi M. Hasip Yokuş Güney Kürdistan’a gönderiliyor.  Şimdide bu unsurların gözetim altına alındığı iddia ediliyor.Amaç açık ve nettir. Kürdistan Bölge Hükümetini ve özeliklede KDP’yi töhmet altında bırakmaktır. Olayın alabildiğine medyatize edilmeye çalışılmasının nedenide budur. Özgür-Der yöneticilerinin meçhul akibetleri bahane edilerek çok yönlü olarak Kürdistan Bölge Hükümeti yıpratılmak istenmektedir. Metin Demir’e sahiplenen çevrelerin niteliğine bakıldığında bu daha bariz olarak görülmektedir. Sadece „İlmi Ve Kültürel Araştırmalar Vakfı (İLKAV)“ Başkanı Mehmet PAMAK’ın açıklamalarına bakıldığında bunu görmek mümkündür.„Özgür-Der Diyarbakır Şubesi yöneticilerinden Metin Demir kardeşimizin başına gelenden sonra, KDP eyalet yönetiminin hukuksuz uygulamaları yeni boyutlar kazanarak devam ediyor.“KDP’nin adı geçen unsuru gözetim aldına aldığı kanıtı nedir? KDP „Böyle bir kişi bizde yoktur“ demesine rağmen İLKAV Başkanının bu yönlü açıklamasının niyetinide ortaya koymaktadır. Güney Kürdistan’da kimin eli kimin çebinde olduğunu en çok Türkler bilir. Irak ve Güney Kürdistan’daki terör eylemlerinin arkasındaki gücün Türk devleti olduğu herkesin ortak kanısı. Özeliklede Güney Kürdistan’da kargaşa ve istikrarsızlığı yaratmayı özel politıka haline getirdiği bilinmektedir. Bunun için başvurmadığı hiç bir yol ve yöntem bırakmadığıda. Düşünüyorumda bu unsurları Türk istihbaratı kaçırıp meçhule götürmüş olmasın? Ve arkasında tüm it kopukları ile cümle cemaat Güneyli kardeşlerimize karşı seferberlik haline geçmesin? Gelişmelere bakıldığında aynen öyle olduğu görülmektedir.Özgür-Der Genel Başkanı Hülya Şekerci’nin konuyla ilgili açıklamasına bakıldığında bu öngörümüzün haklılığı dahada kesinlik kazanmaktadır. „Özgür-Der Genel Merkez yönetim kurulu üyemiz ve Kudüs Dergisi editörü Mustafa Eğilli ile Diyarbakır Şubesi üyemiz M. Hasip Yokuş, Metin Demir’in uğradığı mağduriyetin giderilmesi için hukuki girişimlerde bulunmak üzere 12 Haziran’da Kuzey Irak’a geçmişlerdi. Yaklaşık bir hafta Kürdistan eyalet yönetiminin başkenti Erbil’de yetkililerden bilgi almaya çalışan arkadaşlarımız girişimlerinin sonuçsuz kalması üzerine 18 Haziran Pazar günü akşam Türkiye’ye dönmek üzere yola çıktılar. En son Pazar gecesi saat 23.30 sularında Irak sınır kapısında kendileriyle görüştüğümüz arkadaşlarımızla o saatten itibaren irtibatımız kesildi.“Burada dikkat edilmesi gereken şudur. Bu iki unsurun Güney Kürdistan’a girişinde, Hewler’de Kürdistan Hükümet sorumlularıyla görüşmelerinde ve İbrahim Halil kapısına kadar gelişlerinde bir problemle karşılamamaları ve bu andan itibaren meçhul olmaları bu unsurların Türk güvenlik güçleri tarafından derdest edildiği ihtimalini güçlendirmektedir. Hülya Şekerci’nin ve daha evel ki açıklamalara bakıldığında ortada bir oyunun döndüğü ortadadır. Adı geçen açıklamalar dikkatlice okunursa sözü geçen Mustafa Eğilli ile M. Hasip Yokuş’un Türk güvenlik güçleri tarafından meçhule götürüldüğü izlemini güçlenmektedir. Bu işi Kürdistan Bölge Hükümeti ve KDP yükleyecekleri kesindir. Kürd yurtsever çevreleri buna dikkat etmeleri gerekir.Bana öyle geliyor ki, Güney Kürdistan Hükümeti ve KDP büyük bir oyunla karşı karşıyadır. Bu oyunun sahnelenişi Kürdistan Bölgesi Başkanı sayın Mesud Barzani’nin Kürtlerin kazanımlarını koruyacak Kürdistan Ordusuna İhtiyaç var” açıklamasına özelikle denk getirilmesi tesadüfi değildir. Bu olaylar bahane edilerek Güney Kürdistan Hükümeti ve KDP’ye karşı Türk islami çevreler bir bütün olarak harekete geçmişlerdir. Özet olarak „Kuzey Irak'ta tam anlamıyla bir eşkıya usûlüyle gözetim altına alınan Metin Demir.“ „Türkiye'nin vatandaşını sorgusuz sualsiz, bu şekilde derdest etme cüreti birilerinde oluşmuşsa, hiçbirimiz hiçbir yerde güvende değiliz demektir.“  „Bu da Türkiye'nin imajına zarar vermektedir.“ eşliğinde Güney Kürdistan Hükümeti ve KDP’ye savaş açıldığı görülmektedir.İnsanlık onurundan, insan haklarından, hak ve hukuktan nasibini almayan Özgür-Der, Haksöz, Vakit, Milli Gazete, Yeni Şafak, „İlmi Ve Kültürel Araştırmalar Vakfı (İLKAV)“ ve de burda ismini sayamayacağımız siyasalaşan Türk islami mihrakların elbirliği ederek Güney Kürdistan hükümeti ve KDP’ye saldırmaları tesadüfi değildir. Kuzey Kürd yurtsever çevreleri olaya Türk islam çevrelerinin baktığı gibi yaklaşamaz. Sorun biriki insanın uğradığı haksızlık olayı olarak değerlendiremez. Dahası ortalıkta bir oyun olduğu gerçeği kuvvetle ihtimaldır. Özgür-Der yöneticilerinin bir oyunun figuranları ve kurbanları olduğu büyük olasılığı var. Bu değilse bile Kürd düşmanı faaliyetleri ile ünlü Özgür-Der çevrelerini savunmak Kürd yurtseverlerinin işi değildir. Özgür-Der denilen kurumu iyi tanımak gerekir. Misyonu nedir? Niçin kurulmuş, ne yapar, kime hizmet sunar, genel bir tanımlama ile siyasal duruşu nedir sorularına cevap vermeden TC devleti tarafından yöneticilerinin oynatıldığı bu olaylar zincirinde bir figür olmak Kürd yurtseverlerinin işi olmamalıdır.Özgür-Der islamın siyasalaşmasını savunan  ve Kürdistan’a dayatılan statükonun korunması savunuculuğunu yapan bir kurumdur. Ortadoğu’da şekilenen itifak ve cephelerde Kürd millet karşıtı cephede yerini almıştır. Bu vesileyle bir kez daha siyasalaşan islamın Kürd karşıtı bir zeminde yer aldığını hatırlatmakta fayda vardır. Bunu anlamayanlara ithaf olunur.24 Haziran 2006

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.