BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
ASO ZAGROSÝ · 17.06.2006 · 1 görüntülenme
Osmanlı ve Sefevi Devletleri arasındaki esas savaşların merkezi Kürdistandı.. Bu iki devletin her biri, işgal altında bulundurdukları Kürdistan bölgelerinde karşı mezhepten olanları yok etmeye çalışıyordu... Çaldıran savaşı, Şii ve Sünni iki büyük bölgesel gücün hakimiyet alanlarını genişletmek, musluman dünyasını, ipek ve ticaret yollarını hakim olmak içindi.. Tüm bunlara varmak içinde Kürdistanı denetim altına almak gerekiyordu..Iki devletinde esas amacı, bölgeye hakim olmak için Kürdleri yanına çekmekti..Savaştan önce Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim, Istanbul’da Kürdistanlı aşiretler ve ileri gelenleriyle toplantılar yaptı.. Idrisi Bitlisi Kürdistan Mirlerini Osmanlıya kazanmak turlarını yapıyordu..Diĝer cephede de durum bundan pek farklı deĝildi..Iran Şahı Şah ismail’in kendisi Kürdleri „kazanmak“ için Kürdistan seferine, yani Hamadan ve Sanandaji ziyaret etti.. Osmanlılar Sefavilerle savaşa girmeden önce 50 kişilik ordusunu Diyarbekir üstüne sürdü.. 25 bin askeri Karabaĝ üzerine ve 40 bin askeri Erzincan ve Sivas’a sevketti...Sonuç olarak Türkler bu alanlarda büyük katliamlar yaptılar .. Osmanlı Sultanı Istanbul’da yaptıĝı toplantıda „Islam’dan dönenlere karşı amansız davranmayi“ gündeme getirmiş ve toplantıya katılanların nasıl davranması gerektiĝini yanında bulunan celladların eşliĝinde herkese kabul ettirmişti.. Ama, toplantıdan sonra Sarıkamış aşiret şefleri Osmanlıların „dinden dönenlerden söz ederken Alevileri düşündüklerini“ anlayarak Şah Ismail’e sıĝınmaya başladılar.. Fakat, onlardanda yol boyunca katliamlardan çok az insan kartuldu.Osmanlı Orduları Karabaĝa saldırırken bir yenilgi aldı ve bu yenilgi neticesinde Iran kaynaklarına göre „ aşiret güçlerinden 7000 kişi yaşanını yitirdi“(Haşim Hicazi Fer, Şah ısmaili Ewil w Cengi Çaldiran, s. 110) Bu aşiret güçleri denilen çevreler Kürdlerdi.. Çephenin karşı tarafında da yine Kürdler vardı...Bir çok kaynaĝa göre Yavuz Sultan Selim Kuzey Kürdistan’da „dinden dönenler“ dediĝi alevilerden 40 bin kişiyi yok ettiriyor.. Muhammedxan’ın Şah’la beraber Kürdistan gezisine çıkmasından yararlanan Osmanlılar Diyarbekiri büyük çatışmalardan sonra alabildiler..Çaldıran savaşında Kürdler iki cephe de yer alıp ve savaştılar..Osmanlı Kürd ilişkileri biraz bilindiĝinden dolayı geçiyorum..Iran Şahı Şah Ismail, Kürdistan’da bulunduĝu sırada Osmanlıların sınıra doĝru ilerlediĝi duyuyor ve savaş için Kürd aşiret güçlerini yoĝun bir şekilde seferber ediyor.. Iran kaynakları da bu gerçekliĝi kabul ediyor.Çaldırandaki savaşta Sefevi ordusunun bir çok komutanı Kürd asılıydı.. Ali Muhammed Hamadani, Muhamedxan ve Sarubire Korçî gibi..Sarubire Korçî hakkında Iranı kaynaklarında çok enteresant tespitler var...Haşim Hicazi Fer, Şah ısmaili Ewil w Cengi Çaldiran, adlı eserinde „Kürdistan’dan Aslan bir adam“ diye Sarubire Korçî’yi şöyle anlatıyor:“ O Bane şehrinde dünyaya gelmişti. 5 yaşında iken kendi yemeĝini kendisi yapıyordu. Bir çok defa kaplanla dövüşmüş ve yenmişti... O kendisine kaplan derisinden elbise yapar giyerdi........ Şah Ismail Kürdistan gezisinde tanır ve Çaldıran savaşının 7 komutanından biriydi......“ diye uzun uzun anlatır.Sarubire Korçî’de bir çok diĝer komutan ve asker gibi Çaldıran savaşında ölüyor..Bu olayı ve söz konusu tarihte yaşanan gelişmelere vurgu yapmamın sebebi, Kürdlerin mezhepsel farklılıklarıda Kürd düşmanları tarafından sonuna kadar kullanıldıĝı gerçekliĝini biraz da olsa göstermek içindi.. Kürdler, sahip oldukları islam mezhepleri yüzünden o dönemin büyük islami devletleri tarafından kıyıma uĝradılar.Amed şehrinde büyük bir alevi kitlesi vardı... Sefewi ve Osmanlı savaşları esnasında bir çokları ya kıyıma uĝradı, ya kaçtı... Geriye kalanlardan Bacalanlar ise 1639 yılında Osmanlılar tarafından Musul ve Xaniqin mıntıkasına sürüldüler... Oradaki Kelhurler ise başka yerlere....Iran Şahlarıda Doĝu Kürdistanda bir çok Kürdü Horasan’a Hindistandan, Özbeklerden ve diĝer Türk kavimlerinden gelecek saldırılara karşı Kürdleri sınırlara sürdüler.. Bazı kaynaklara göre ilk önce Şah Abas döneminde „45 bin aile yaklaşık olarak 220 000 kişi Horasan’a ‚Çemişgezek Eli‘ adlı“ bir göçle alana yerleştirildi.. Daha sonra Şah Nadır döneminde ‚Gilan‘ mıntıkasına 2000 Kürd aile Ruslara karşı yerleştirildi... Yine Şah Nadır, 4500 Kürd ailesini Urmiye ve Afşardan Abiwerd’de yerleştirdi.. Daha sonra Erzurum elerine geçtiĝi zaman 3000 Kürd ailesini daha Horasan’a sürdüler..(Kürdlerin Horasan Göçü adlı eserden)Kürdler Horasan’a yönelik yapılan tüm dış saldırılara karşı direndiler.. O bölgede bulunan bir dizi şehir ve köyü Kürdler kurdu.. Kürdler her seferinde saldırılara uĝradılar ve büyük kayipler verdiler. Bugün Horasan’da bir milyon Kürdün var olduĝu söyleniyor... Ama, bir çok araştırmacıya göre Kürdlerin Horasan serüveni daha eskiye Arapların islamlaştırma faaliyetleri dönemine kadar uzanıyor... Ebu Muslimi Horasani dönemindede Kürdler Horasan’da vardı... Şah Abas’tan 2 yüzyıl önce Timurlenk alana geldıĝi zaman Kürdlerle karşılaştıĝını yazıyor.. „Ben Dünya Fatihi, Timur“ adlı eserden Timurlenk’ten Abdullah Karadaxi aşaĝıdaki alıntıyı yapıyor: „Ben Quçan’a (Horasan’dadır) vardıĝım zaman yüksek boylu ve fiziki olarak güçlü bazı insanları gördüm.. Her birinin elinde uzun bir aĝaç vardı ve bizim üzerimize saldırmak istiyorlardı. Biz de gördük ki onlar hiç bizden korkmuyorlar.. Onlardan bazıları açık tenli ve sarı saçlıydılar.. Onlar ne farsça ve ne de arapça olan bir dil konuşuyordu.. Benim için çok açıktı ki, bunlar Kürdler ve Kürdistan’dan buraya getirilmişler.. Kürd insanları cesurdur.. Bazılarından kendileriyle oturup konuşmak istediĝimi söyledim ve kendilerinden eĝer isterlerse ordumda asker olarak görev alabilirler. Onlar bana kim olduĝumu sordular... Bende kendilerine ‚Sultan Timur‘ olduĝumu söyledim.. Onlarda bana biz ailemiden ve yakınlarımızdan uzaklaşmak istemiyoruz, asker olmaya ihtiyacımız yok.. hayvanlarımız var ve biz yaşamımızı iyi kurmuşuz dediler“Bu alıntı da gösteriyor ki, Kürdler daha eskilerden Horasan’da vardılar..Osmanlı, Fars ve Rus devletlerinin sınırlarının kesiştiĝi Kürdistan toprakları yüzyıllara varan kıyım alanı oldu... Bu devletler hem Kürdleri birbirlerine karşı , hemde rakip devlete karşı Kürdleri siper olarak kullandılar.. Sadece 1800‘lerde yaşanan trajediyi görmek için „Osmanlı, Fars ve Rus savaşlarında Kürdler“ adlı kitaba bakmak bir ön bilgi için yeterlidir.... Fazla eskiye gitmeden 17.05. 1639 yılında Osmanlılar ve Sefeviler arasından imzalanan ve biz Kuzey Kürdlerin „Qesrî Şirin“ diĝer Kürdlerin „Zehaw“ antlaşması dediĝi antlaşmaya bakalım: Antlaşmada „Kelhur aşiretlerinin bulunduĝu Şarezur batısı Sefevilere....... Şarezor Osmanlılara..... Serdeşt, Saqiz, Bane ve Kirmanşah’ın güneyine kadar olan bölgelerin geleceĝini önümüzdeki antlaşmaya bırakıyoruz.... diye kardeş, kardeş Kürdistantanı kendi aralarında paylaşırlarken, diĝer taraftan Kürdlere karşıda „hiç bir taraf diĝer tarafa karşı isyancı aşiretleri desteklememelidir“ konusunda görüş birliĝini saĝlıyorlar (Keywan Azad Enwer)... Yine 1828 yılında Rusya ve Iran arasında imzalanan „Türkmen Çay“ antlaşmasıyla birlikte „Doĝu Kürdistan’ın Erivan ve Nexşiwan şehirleri Ruslara verildi“ (Keywan Azad Enwer)... Bu iki güçte Kürdlere karşı işbirliĝi yapıyor.. 01.04.1847 yılında Iran ve Osmanlılar arasında imzalanan, Rusya ve Ingiltere temsilcilerininde hazır bulunduĝu „ikinci Erzurum Antlaşması“da Kürdistanı böldü ve „hiç bir taraf diĝer tarafa karşı isyancı aşiretleri desteklememelidir“ konusunda ortak payda saĝlandı... Geçen yüzyıl boyunca bölgede kurulan, Cento, Baĝdat paktı gibi bölgesel bloklar doĝrudan, Nato ve Varşova paktı dolaylı olarak anti Kürd ve Kürdistan konumundaydılar..Yanı kısacası, bu devletlerin her biri Kürdleri bir yandan savaşa sürmek için „muslumanlıĝı“ ön plana çıkarırken, ama Kürdlerin en basit ulusal talebi karşısında ise her zaman ortak hareket ettiler.Kürdlerin „Ermeni akibetine“ uĝrayıp uĝramamsı meselesi Kürdlerin tarih bilincine endeksli bir olaydır... Biz tarihimiz hakkında fazla bilgiye sahip olmadıĝımızdan dolayi, Kürdlere yapılan kıyımın boyutlarını bilmiyoruz.. Abdul Aziz Yamulki, „Birinci dünya savaşı esnasında yaklaşık olarak 700 000 Kürd ya açlık ve soĝuktan öldü yada öldürüldü“ diye yazıyor. Daha sonra Yamulki, Türk ve Fars devletlerinin 1905‘ten itibaren Iran Kürdistan’ında yaptıkları katliamların dökümünü yapıyor... Türklerin Doĝu Kürdistan’da „2000 Kürdü nasıl öldürdüklerini“ Rus tanıklarının gözlemleriyle bir film şeriti gibi gözler önüne seriyor.. Ayrıca Küzey Kürdistan’da baş gösteren Ayaklanmalar ve Kürdlere karşı yapılan jenosidin bilançosu yapıp yaklaşık olarak „2 milyon Kürd’ün yok edildiĝini“ yazıyor.Şimdi bazıları bu rakamlar karşısında şaşıracak, ama Saddam sadece Enfal operasyonları ve kimyasal silahlar eşliĝinde ve bu informasyon çaĝında, hepimizin saĝlıĝında 200 000 Kürdü öldürdü....Biz hiç kimseye anlatamiyorduk!!!! Kimse de bizi dinlemiyordu..Türkler, Farslar ve Araplar bizi köleleştirmek için islamı bize karşı afyon kullandılar... Atatürk ilk Kürdlere „sıĝındıĝı“ zaman Sivas ve Erzurum kongrelerinde „ din elden gidiyor“ diye hawar ediyordu.. Iktidarı ele geçirdikten sonra, Kürdleri zor ve terörle türkleştirmeye çalıştı.. Sonuçlarını biliyoruz.. Aynı durum Kürdistan’ın diĝer parçaları içinde geçerlidir.Yani tüm bu anlatılanlardan sonra Arap, Fars ve Türklerin muslumanlık adına bize yaptıkları kıyımlar Ermenilere yaptıklarından az deĝil.... Ermeniler Türklere karşı tavır aldılarında kırıma uĝradılar.. Ama biz, hem onların islam adına savaşa sürülen kurbanlık koçları olduk, hemde haklarımızı istedigımiz zaman kıyıma uĝradık..Osmanlı Orduları Belgrad’m alırken genel komutanı Kürd Canpolat, Kıbrısı alırken yine Canpolat.......Sonuç Canpolatların Kilis Hükümeti Osmanlıya karşı biraz otonomlaşınca Osmanlının kıyımına uĝradılar.. Bir kısmı Rusyaya (Canpolat’ın kızlarından biri Korkunç Ivan’la evlendi“, bir kısmı Lubnan’a kaçtı(Lubnan Dürzileri) ve araplaşmaya başladılar... Türkiyede kalanlar ise büyük oranda Türkleşti..Buna benzer olaylar Kürdistan’ın her tarafında yaşandı ve hâlâ yaşanıyor.Diĝer musluman devletlerin Kürdlere yaptıkları tüm bu kıyımlardan sonra „Allaha şükkür etmek“ „Ermenilerin yada Asurilerin akibetine“ uĝramamışız diye sevinmek pek mantıklı bir olay deĝildir.Kürdler hıristiyan olsaydı, Türkler Kürdistan’a girmeyebilirdi... Girmiş olsaydılar dahi, birinci dünya savaşı ortamında Kürdistan devleti ortaya çıkardı.. Zaten paylaşmak istedikleri Kürdistan zenginlikleriydi.. Kendileriyle aynı dini paylaşan Ortadoĝu'nun en büyük halklarından biri olan Kürdler devletsiz kalmazdı.. Inanmak istemeyen Ingiliz, Fransiz belgelerine, Asuri ve Ermenilere olan ilgilerine baksın.. Inanmak istemeyenler savaş boyunca Kürdlerin din adına Türklere yapışmasına ve Türkler için ölmesine baksın...Sayın Çiftçi, „Kürdlerin devletleşmemelerinin esas nedenini „şehirleşmemelerinden“ kaynaklandıĝını ve „Kürd şehirleşmesinin bir kaç örneĝi geçmediĝi“ ileri sürüyor... Buna örnek olarak’ta „Cizre, Bitlis ve biraz da Hasankeyfi“ veriyor...Burada alıntı bir başka sorunla karşı karşıyayız .. Acaba sayın Çiftçi’nin ileri sürdüĝü Kürdistan 3 şehri hariç, diĝer Kürdistan şehirleri kimler tarafından kuruldu? Kürdler Kuzey Kürdistan’daki bu şehirlere yerleşmemişlermiydi?Aslında sorun genel olarak Kürdistan’a ve „özgünlüĝüne“ ilişkin olmasına raĝmen, sayın Çiftçi bu şehirleşme meselesinde ansızın Kuzey Kürdistanla sınırlamaya gidebildi..Eĝer Kürdistan’ın devletleşme meselesini şehirleşme olayıyla doĝrudan baĝlantı içinde ele alacaksak bu durum tüm Kürdistan şehirlerini ilgilendiriyor..Kürdistan şehirlerinin ezici çoĝunluĝunun tarihçesi M.Ö’ye dayanıyor.. Diyarbekir’in tarihi Hurrilere dayanan bir olgudur... Kürd Mervani devletine başkentlik yapan Meyafarqin’in tarihide M.Ö’ye dayanıyor... Wan şehrinin tarihide Urartulara kadar uzanıyor.... Bugünkü Malazgirt „kazası“ dahi bir dönemler Urartuların başkentiydi.. Urfa yine öyle, tarihi M.Ö’ye dayanıyor.. Nuseybin „kazası“ dahi M.Ö önemli şehirlerimizden biriydi.. Eski Yunan tarihi karıştırıldıĝında hep Nuseybin görebilirsiniz.. Xarput, Malatya ve Erzincan’ıda bir kenara bırakıyorum.. Hewler, Musul, Kerkük, Xaniqin, Kimanşah, Sanandaj, Hamadan vs. vs... Kürd şehirlerinin Kürdlük tarihlerini anlatmaya gerek yok. Çünkü bu şehirlerin tarihi, Kürd varlıĝı ve uygarlıkları hakkında çok yazıldı çizildi... Bu hususlarda çok ciddi çalışmalar yapıldı..Güney ve Doĝu Kürdistan’da Kürdlerin şehirleşme olayı çok açık olduĝundan dolayı geçiyorum..Kuzey Kürdistan’da sömürgeci Türk Devleti, Kürd varlıĝını inkar ve Kürdleride yok saydıĝından dolayı biz Kuzeyli Kürdleri bir kopma noktasıyla karşı karşıya bıraktı.. Geçmişle bugünümüz ve eski tarihimizle aktüel tarihimiz arasında bir kopma olayı..Türk devleti tarafından Kuzey Kürdistan’da tam bir kültürel vandalizm olayı da yaşandı... Kürdlere ilişkin en basit kültürel deĝerin izlerini yurtdışında aramak zorunda kaldık...Böyle bir ortamda, tarihe ilişkin saĝlıklı ve bilimsel bir yaklaşıma sahip olmak pek kolay deĝıldi..Türk sömürgecilerinin elinden kurtarılan Ahmed Xanî’nin „Mem û Zîn“ ve Feqîyê Teyran’ın „Zembîlfiroş“ adlı eserlerini bilimsel bir araştırmaya tabi tutan araştırmacılar gördükleri realite karşısında şaşırıyorlar... Nedenine gelince Fransız Devriminden önce Ahmed Xanî’nin „ulusalcılıĝı“ ve „ulusal devlet“ kurma istemidir..Prof. Dr. Maruf Xaznedar „Zembilfiroş ve şehirleşme“ adlı çalışmasında, Feqîyê Teyran’ın yaşadıĝı ortamda şehirleşme kültürünün boyutlarını Zimbilfiroş’a nasıl yansıtıĝı, anlatıyor..Yüzlerce yıl boyunca varlıĝını sürdüren, Baban, Botan, Soran, Ardelan, Bitlis, Hekari, Behdinan vs.vs.. Kürd hükümetlerinin otonom yapılanması neticesinde sahip oldukları yerleşim alanları, yarattıkları kültürel deĝerler incelendiĝinde çok ileri boyutlara varmışlardı.. Bu Kürd hükümetleri her biri bir devlet gibi davranmış, eski şehirleri yeniden yapılandırmış ve yeni şehirler kurmuşlardır..Baban Kürd Hükümetinin 200 yıl önce başkentini „Qelaçolan“dan yeni kurduĝu Suleymaniye’ye taşınması bu anlamda öĝreticidir. Çünkü, Qelaçolan artık Babanlara dar geliyordu.. Suleymaniye ise geniş bir ovaya yayılmıştı...Ama Babanları bu karara götüren sahip oldukları kısmi özgürlük ortamıydı.. Yoksa onlarda Qelaçolan’da kalırlardı... Kürdlerin artı daĝlık alanlara kale kurmaları Kürdistan’ın sürekli işgallere uĝramasından kaynaklanıyordu.... Yoksa Kürdistan’ın tüm büyük şehirlerinde kalelervardır... Ama bu büyük şehirler işgal altına girdikleri zaman, işgalciler var olan askeri güçlerini kalenin içine yerleştiriyorlardı... Bu durum, Hewler, Amed, Kerkük, Musul vs. vs...gibi Kürd şehirlerinde yaşanmıştır.. Türkler, Kürdistan’daki işgallerini güvence altına almak için Kaleleri askeri kışla ve dışarda getirdikleri kolonlarını yerleşmişlerdir.Bu durum sömürgeciliĝin doĝallıĝında kaynaklanıyor.. Ama, Türklerin Kürdistandaki varlıĝı tüm sömürgeci güçlerden farklılık arz ediyordu/ediyor.. Çünkü, Türklerin Kürdistan’daki varlıĝı talana dayalı bir yapılanmaya dayanıyordu... Türkler şehirleşmenin önünü yeniden açmak için hiç bir yatırımın önünü açmadılar...Kürdistan’da şehirler askeri kışla görevini gördü..Ayrıca, şehirleşme olayı, tüm dünyada aynı olmadı..Birincisi, işgal altında olmayan ülkelerdeki doĝal ve iç başkalaşım neticesinde yaşanan şehirleşmeler.. Ikincisi, deniz aşırı sömürge ülkelerideki şehirleşmelerÜçüncüsü, Kürdistan gibi sömürgeci ülkeyle bitişik coĝrafyaya sahip ülkelerde şehirleşme vs..vs..Birinci grup şehirleşme olayını Kürdistanla kıyaslamak pek mantıklı deĝildir.. Ikincisi de öyle.. Çünkü, Fransızlar ve Ingilizler işgal ettikleri deniz aşırı ülkelerde bir şehirleşmeye gidiyorlardı, yeni yerleşim alanları açmaya çalışıyorlardı... Deniz aşırı ülkelerden gelen bir çok anti sömürgeci çevre sömürgecilerin onların ülkelerinde bıraktıkları mimari eserlerden, kanalisasyonlardan, okullardan, fabrikalardan vs... söz ederler..Ama osmanlılar ve Türkiye devleti ucube yapılanmalar olarak Kürdistan’ın ilerlemesi için hiç bir şey yapmadıları gibi, şehirleşme önünde de engel oldular..Biraz tarihi gidildiĝinde Musul, Hamadan, Bitlis vb.. Kürd şehirleri Baĝdat ve istanbul seviyelerindeydiler..Yoksa Kürdler, kendi „evlerini sırtlarında taşıyan bir halk“ deĝildi ve olmadı..Kürdistan’ın tarihte uĝradıĝı sayısız işgal ve saldırılar, Kürd toplumunun her seferinde „yeniden sıfırdan başlamasına“ neden olmuştur.. Sömürgecilerin çok yönlü saldırıları Kürdlerin tarihi gelişımini sekteye uĝratırken, gelişen süreçlere ayak uydurmasınıda engellemiştir.Kürdistan’ın coĝafik yapılanması ve daĝlık oluşu bereberinde yüzyıllarca baĝımsız yaşamış onlarca Kürd Beyliklerinin varlık zemini olmuştur.Yoksa sömürgeci devletlerin gönülü bir şekilde izin verdiĝi oluşumlar deĝillerdi.. Osmanlılar alana gelmeden önce de bu Kürd hükümetleri vardı... Osmanlıların Idrisi Bitlisi vasıtasıyla Kürdlerle bir antlaşmaya varması güçsüzlüklerinden kaynaklanıyordu... Daha sonra elverişli ortam bulduklarında imzaladıları antlaşmayi ayaklar altına alan yine Osmanlılardı....Aslında Kürdistanı isgal eden güçler, her zaman Kürdlere ihtiyaç duydular. Kürdler olmaksızın hiç bir güç var olan güçler dengesi ortamında Kürdistandaki varlıĝını sürdüremezdi.. Kürdlerin bulunduĝu alan stratejik ve zaptedilmez bir konumdaydı.. Zaten Kürdlerin millet olarak tüm askeri, siyasi, kültürel ve dinsel vahşetlerden sonra varlıĝını sürdürmesi ve bugünlere varmasının altında Kürdistan çoĝrafyasının çok önemli bir etkisi var..Devam edecek
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.