Özerk Kürdistan ve Resmi Dilimiz !/M.Kobal Aryalı
06.01.2011 · 2 görüntülenme
M.Kobal Aryalı 01/01/2011
Özerk Kürdistan ve Resmi Dilimiz !
Kürt Ulusunun Resmi Dili Kürtçedir. Bu tarihsel gerçek Türk Başbakan’ı veCumhurbaşkan’nın türk islam sentezine uyarlanarak “kültür mirası” safsatasıyla tarihe mal edilmeyecek kadar hassas bir meseledir. Türk Cumhuriyeti tarafından sürekli reddedilen Kürt halkı; TC’ye ait herşeyi reddederek yanıt vermelidir. Başbakan, koltuğunu sağlamlaştırdıkça Kürtlere hücum ediyor. “Tek dil, tek bayrak, tek vatan” dayatması, Kürtler için ölüm biçimlerini seçmeye zorlama siyasetidir. Bu ırkçı söylem felsefesinin asıl sahipleri MHP ve kemalist fasiştler olduğunu herkes biliyor. Ama Erdoğan daha kurnaz sahiplenmiş görünüyor. Recep Tayyip Erdoğan, koşullara uydurulmuş Çiller’in cemaat yüzü olduğunu daha öncede belirtmiştim.
Kendisine bu kadar kötülük yapılan, toprağından koparılan, evi başına yıkılan,yoksuluk ve sefalete sürüklenen Kürt halkı, TC’nin yasak, inkâr ve süngüleri altında mutlu olduğu mu sanılyor..? Siz tarih boyunca, dilinde, kültüründe, felsefesinde, ulusal kimliğinde vaz geçen ve sömürgeci saltanat altında yaşamak isteyen hiç bir millet duydunuz mu? İste türk yöneticileri, Sadece ekonomik ve politik ihaleler için kendilerine sığınan insafsız, ahmak kürtleri ve onlar üzerinde fakir, fukara çevreleri; sonuçları çok ağır olabilecek bir yöntemle kullanarak bunu başarmak istiyorlar.
Bütün cephelerde türk ordusunda savaşan, nöbet tutan Kürt askerleri, kendi halkının en doğal ulusal haklarına karşı’da savaştırılıyor, neden? Bu askerlerin Kürt ana babaları, aile ve akrabaları, kendilerini katleden, dilini, kültürünü, bayrağını yasaklayan türk sömürgecilik mekanizmasını işlevsiz bırakmalı, karşı çıkmalıdır. Partilerine destek vermemeli ve oy kullanmamalıdır. PKK ve bütün Kürdistan’i politik örgütlerin, şahsiyet, aydın ve yurtsever .potansiyelinin bu aşağılık duruma karşı söyleyebilecek ortak bir sözü, ulusal bir duruşu artık olmalıdır...!
Fransa devletinin yüz elli yıl önce Cezayir’de uyguladığı yasak, zulum, Türk devleti, yüz yıl sonra, ayni yöntemlerle kürtlere uyguluyor. Yüz yılı aşkın bir süre Cezayire yerleşen milyonlarca Fransız, orayı ”vatanları”nın bölünmez, bütünlügünün bir parçası olarak kabul ediyordu, Fransız devletine göre Arapça yasaktı, Fransızca resmi dildi. Ama tersi gerçekleşmişti. Türk başbakan Erdoğan, tek resmi dil türkçedir, ırkçı besmelesini hergün tekrarlayarak onları anımsatıyor. Kürtçeyi gayri resmi bir dil olarak gören Erdoğan, Kürtlerin oylarıyla hükümet oldu. Artık AKP de Kürdistan bölgesinde diğer sömürgeci partilerin akibetine uğratılmalıdır. Kürtlerin diline Kültürüne ve bayrağına saygı göstermeyenlere, saygı göstermek en afif deyimle soysuzluktur.
Erdoğan hükümeti, Kürt diline el koymuştur. Kürtlerin kürtçe konuşmasını TC’nin iznine bağlamıştır. AKP hükümeti, bu niteliğiyle suç işliyor, altında kalkamayacağı provokasyonlara zemin hazırlıyor. Sekiz yıllık iktidarında, kedinin fare ile oynadığı gibi Kürtlerle oynayan Erdoğan, kürtleri ulusal dinamiklerinden, toplumsal sosyolojisinden koparmak için bütün imkanları kullanıyor. Bireysellestiriyor, özünden uzaklaştırıyor, asimile ediyor ve türk islam senteziyle eritiyor.
Barış Demokrasi Partisi, BDP ve Demokratik Toplum Kongresi, DTK’nın Özerk Kürdistan çalıştayında, doğu güney doğu olarak isimlendirilen coğrafyanın, gerçek, tarihsel ismiyle çağrılması ve tabi özerklik talebi, somut bir statü niteliğini taşıdığı için, AKP ve diğer sömürgeci partilerin daha çok saldırı hedefi haline gelmiştir. Kürtler için Ulusal özgürlüğün ilk basamağı düsüncesiyle olumlu bulduğum, Özerk Kürdistan talebi eksikte olsa destekliyor ve daha ileri, kapsayıcı bir ulusal programa dönüşmesini umut ediyorum. BDP nezdinde kürtlere tehdit salvolarında bulunan Erdoğan ve diğer ırkdaşları, Kürt sorununu sahipleniyorum diyorlar ama sekiz ,yıllık iktidar sürecinde, çözüm yönteminde yazılı bir metin veya sözlü açıklamalarini bilen, duyan olmamıştır. Üstelik Erdoğan’ın sürekli tekrarladığı “tek bayrak, tek dil, tek vatan söylemi MGK’nin toplantı gündemiyle tavsiye kararı haline getirilerek bildirgenin ana maddesine dönüşmesi Erdoğan’ın kararı olarak yorumlanıyor. AKP’nin başı Erdoğan,Yardımcısı Hüseyin Çelik, İçişleri bakanı Beşir Atalay, ve diğerlerinin, alay edercesine; “Kürtler isterlerse dillerini konuşabilirler”,biçiminde hakaret ve rencide edici demeçleri, MHP, CHP liler tarafından da, kürtlere karşı kullanılır hale gelmiştir. Katillerine sığınan kürtler, bu gerçekleri artık görmelidirler. AKP’nin Kürtlere yaklaşımı ideolojiktir. Emperyalist türk islam sentezi ile bölme ve kullanma amaçlıdır.
Fransa, 1830 tarihinde Cezayir’i işgal etmişti.1842 yılında ilhak etti.” Fransız ordusu 1945 sonrasında’da katliam, köy yakma, toplu kıyım, failli meçhul, ve işbirlikçi oluşturma gibi bütün yöntemleri kullanmıştı. TC devleti, Fransa devletinin 1830'lardaki klasik sömürgeci, inkârcı, ırkçı siyasetini, 2010 yılında utancın sembolu olarak sürdürmektedir. Fransızlar Cezayir’de Arapça’yı yabancı bir dil olarak yasaklamıştı. Türk Cumhuriyeti’de kuruluşundan bu yana, Doğu, Güney doğu olarak isimlendirdiği, Kuzey Kürdistan’da Kürtçeyi yasaklamış ve 2010 yılında KCK nezdinde esir aldığı Kürt aydın ve siyasetçileri üzerinde resmi mahkeme kararıyla bilinmeyen bir dil olarak açıklama ırkçılığını bir kez daha kamuoyuna deklare etmişti.
Kürtlerin aşağılanması olarak bilinen bu utanç türk genelkurmayı, hükümeti ve muhalefetleri için halen bir asimilasyon “başarısı olarak değerlendirilmektedir. Devletsiz halkı öldürmeyi büyüklük zaneden Fransa devleti, Alman nazizmi karşısında utanç verici bir teslimiyet göstermisti. Fakat daha sonra komünistlerin katıldığı direniş hareketi sayesinde onurunu kurtarmıştı.İnkâr ve sömürgeciliğe ilişkin tesbitleriyle güncel olan ve“HepimizKatiliz” manifestosuyla kendi sömürgecilerin insanlık dışı yöntemlerine karşı militanca mücadele eden Jean Paul Sartre; Tarih zalimleri değil, Ulusal özgürlük için mücadele edenleri ve savaşan direnişçileri haklı çıkardı. Demişti...
Medkobal@hotmail.fr