BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 09.07.2006 · 2 görüntülenme
GirişEtnik açıdan Kürt, Arap, Türkmen, Müslüman ve Hıristiyanlardan oluşan Kerkük, gelecekteki statüsü için sancılı günler yaşıyor. Irak Kürdistanı’nın hemen güneyindeki zengin petrol kaynakları olan Kerkük, Saddam Hüseyin döneminde “Araplaştırıldı”. Kürtler 2003’teki savaşta Kerkük’ü yarı otonom bölgelerine katmak için ilhak ettiler. Irak Kürtleri kendilerini siyaseten ifade etmeye ve Kerkük’ün denetimini ele geçirmeye başlayınca, komşu devlet Türkiye durumu endişeyle izlemeye başladı. Ankara’nın korktuğu şey, Kerkük’ün ilhakının bağımsız bir Kürt devleti için ilk adım olmasıdır. Nihayetinde Irak’ın parçalanmasından korkan Iraklı Sünni ve Şii milliyetçiler, Kerkük’ün bir Kürt şehri olduğu kadar bir Arap şehri olduğunu ve Irak’ın otonom bölgesi Kürdistan’a dahil olmaması gerektiğini söylüyorlar. Arap milliyetçileri Kürtleri, Sünni ve Şii Arapları zorla vatanlarından sürmekle suçluyorlar. Irak Anayasası Aralık 2007’ye kadar, Kürtlerin lehinde olduğu tahmin edilen, Kerkük’ün statüsüne ilişkin bir referandumu öngörür. Buna karşın, Kerkük’ün statüsü belirlenene kadar, eski ABD’li diplomat Peter Galbraith’ın yeni kitabı ‘Irak’ın Sonu’nda dediği gibi Kerkük ‘zaman ayarlı bir etnik bomba’ olarak kalacaktır.Kerkük’te Kimler yaşamaktadır?1970 ile 2003 yılları arasında Saddam, şehri Araplaştırmak için100.000’den fazla Kürdü şehirden sürdü. Kürtler 19. yüzyıldaki duruma geri dönülmesini talep ediyorlar. Tarihsel olarak, Kürtler Kerkük’ün çevresindeki Al-Tamin bölgesindeki nüfusun üçte birini oluşturmaktaydılar. Türkmenler 1957 nüfus sayımına işaret ediyorlar ki o zaman şehirdeki nüfusun çoğunluğunu oluşturduklarını, buna karşın Kürtlerin şehir merkezinin dışında çoğunluğu oluşturduğunu düşünmektedirler. Araplar, -Sünni ve Şii Arapların- şehir nüfusunun %58’ini oluşturduğunu gösteren1997 sayımının esas alınmasını istemektedirler. (Bazı uzmanlar verilerin yanlış olduğunu çünkü arazilerini kaybetme riskinden dolayı Kürtlerin kendilerini Arap olarak nitelendirdiklerini söylerler). 2003’te Saddam’ın devrilmesinden beri, yerinden yurdundan edilmiş yüz binlerce Kürt ve Türkmen kaybettikleri arazilerini geri almak veya şehrin doğusundaki eteklerde yaşamak için Kerkük’e döndüler. Bazı uzmanlar Aralık 2007’de yapılacak referandumda dengesizliği ortadan kaldırmak için döndüklerini söylüyorlar. Uzmanların çoğu Kürtlerin şimdi açık farkla çoğunluğu oluşturduğunu ve şehirdeki en önemli siyasal noktaların denetimini ele geçirdiklerini söylemektedirler (Çünkü yetkili merciler şehirde yaşamadığı halde 70.000 Kürdün oy kullanmasına izin veriyor)Kürtler Kerkük’ü neden istemektedirler?Kürtler Irak’ın üçüncü büyük şehrini ekonomik ve tarihi (duygusal) nedenlerden dolayı istemektedirler.Ekonomik: Kerkük dünyanın en büyük petrol yataklarına ev sahipliği yapmaktadır. Petrol üretimi Kerkük’te 1930’da başladı ve (Geçmişteki BM yaptırımlarından dolayı altyapının zarar görmesi nedeniyle rezervinin daha az olduğu söylense de) 10 milyon varil civarında rezervinin olduğu tahmin edilmektedir. Kerkük çevresindeki bölge Irak petrol ve doğalgaz üretiminin %40’ını karşılamaktadır. Kerkük petrolü şimdilik Irak petrol Bakanlığınca kontrol edilmektedir. Fakat iki yeni araştırma şirketi Kürdistan Bölgesel Hükümetinin denetimindedir. Eurasia Grup’tan Peter Khalil Kürtlerin lojistik problemlerle karşılaştığını söylüyor: “Kürtler Kerkük’e sahip olsalar bile her tarafı çevrili bir ülkeden bu kadar petrolü nasıl dışarı çıkaracaklar? Irak’ın güneyinden mi? Türkiye’den mi?” Ankara, Kerkük’ten bir Türk liman şehri olan Ceyhan’a uzanan boru hattını, girdisi Irak Kürtlerinin eline geçtiğinden, engellemek istiyor.Tarihi (duygusal) nedenler. Merkezi Washington’da bulunan Demokrasiyi Savunma Derneğinden Tanya Gilly’ye göre: “Kerkük Kürtler için sadece bir petrol bölgesi değil, daha çok tarihi bir değere sahip. Tekrar geri dönmek istedikleri atalarının yurdudur.” Kürtler uzun bir süreden beri Kerkük’ün Kürdistan’ın bir parçası olduğunu savunmaktadırlar (1992 Anayasasında bile bu hak saklıdır). "Biz Kerkük’ün Kürdistan tarihinin ve kültürel mirasının ayrılmaz bir parçası olduğunu düşünüyoruz,” diyor Irak’ın Kanada büyükelçisi olan Howar Ziad adındaki bir Kürt. Kimisi şehrin ‘Bizim Kudüsümüz veya Kürdistan’ın tarihi kalbi olduğunu ve hatta cumhuriyetlerinin ayrılmaz bir parçası olarak bir gün başkent olacağını düşünüyor’.Kerkük’ün Kürtlerin eline geçmesine kim karşı çıkar?Türkiye: Ankara'nın birinci kaygısı şudur; Kerkük’ün zengin petrol yatakları sınırlarının dışına taşacak ve Türkiye’deki 12 milyon Kürt arasında kıvılcım saçacak daha geniş bir özerklik için Kürdistan Bölgesel Hükümetinin önünü açacağını düşünüyor. Türk- ABD ilişkilerinin ele alındığı 22 Haziranda bir toplantıda konuşan Fellow Steven Cook, “Irak sınırındaki yoğun Kürt nüfus göz önüne getirildiğinde, Türkler bunun kendileri için hayati bir mesele olduğunu düşünüyorlar,” diyor. “Türk Genelkurmayı en az Hükümet kadar bu konuyla ilgileniyor.” Kerkük’ü Kürdistan’a katmaya çalışmaları durumunda , Türkiye 2003’te Irak Kürtlerini askeri müdahaleyle tehdit ediyordu. Galbraith’e göre, Türk istihbaratı (MİT) şimdi hiçbir işlevi olmayan ölü durumundaki Türkmen topluluğunu para ve silahla desteklemektedir. Son aylarda, Ankara sadece PKK’ ye karşı savaşmak için değil Irak Kürtlerinin daha geniş bir otonomiye kavuşmasını engellemek için Irak sınırına 300.000 civarında asker yığmıştır.Iraklı Araplar: Iraklı Sünni ve Şii Araplar Kürtleri, Kerkük’e ilişkin taleplerini abartmakla bunun yanı sıra bazı Arap yerleşimcileri Kerkük’ten çıkararak “karşıt bir etnik temizlik” yapmakla suçluyorlar. “Araplar ‘artık burada kalmak istemiyoruz deseler’ bile, onların zorla şehirden çıkarıldıklarını söylemek güç,” diyor Halil. “Ancak Kürtler bu mültecilerin dönmesiyle şehrin gerçekliğini değiştiriyorlar.” 2004 Irak Geçici Anayasasının 58. maddesine göre, Kürtlere mallarını ve arazilerini iade eden Kerküklü Araplar şehirde kalma hakkına sahiptir. Geçenlerde Los Angeles Times’a konuşan Kerkük şehir meclisi Arap üyesi Halil Nazif, “Kürtler daha önce burada yaşamamış insanları geri getiriyorlar.”dedi. Ve hükümet bürolarında ve kamplarda “Biz eziliyoruz,” diyorlar. Geri dönüşler gerilim yarattı ve küçük şiddet kıvılcımları saçtı. “Kerkük’ün bir kıvılcım olduğunu” söylüyor Halil. “Tüm partilerin ulaştığı bir konsensüs sağlanmazsa, durum çok kötü bir hal alabilir.”Mukteda el-Sadr. ABD karşıtı Şii din adamı Irak’ın bölünmesine karşı; çünkü onu destekleyen Şiilerin büyük bir bölümü Bağdat’ın kenar mahallelerinde yaşamaktadır. İkinci neden ise milliyetçi eğilimler taşımasındandır. (Sadr’ın, Irak başbakanının milliyetçi Dawa Partisi ile çok yakın ilişkileri bulunmaktadır). Nisanda Sadr, Mehdi ordusuna bağlı yüzlerce milisini Kerkük’e gönderdi. Söylediğine göre amacı –şehrin nüfusunun sadece %5’ini oluşturan- Şii Müslümanları ve camileri korumaktı. Milislerin Kerkük’e gidişi, şubatta Samara’daki Askeriye Mabedinin bombalanmasından sonraydı. Ancak uzmanlar Kerkük için Aralıkta yapılacak referandumu Şiilerin kazanmasını sağlamak için olabileceğini söylüyorlar. Mehdi Ordusu fidye karşılığında adam kaçırmakla suçlandığı halde, Halil şimdilik şehirdeki Kürtler için kayda değer bir tehdit oluşturmadıklarını söylüyor.ABD’nin Kerkük’e ilişkin politikası nedir?Washington Kerkük sorununa ilişkin Kürtlerle doğrudan karşı karşıya gelmeyi reddetmiş ve herhangi bir rolü yokmuş gibi davranmıştır. ABD, bölgedeki öteki önemli müttefiki Türkiye’nin iradesine de boyun eğmemiştir. Ankara, Kerkük’ün statüsünü belirleme referandumunu ertelemeye dönük ABD’nin gücünü kullanmak ya da sadece Kerkük’te yaşayan yerleşimcileri değil, tüm Iraklıları kapsayan bir referanduma dönüştürmek için yürüttüğü lobi faaliyetlerinde şu ana kadar başarısız olmuştur. Bununla birlikte, CFR's’ten Cook’un belirttiği gibi, “Bu sorun için aslında ABD ile Türkiye arasında sürüp giden bir anlaşmazlık vardır.” Bazı uzmanlar Washington’un, Irak şehrinde artan mezhepsel gerginliğe daha çok müdahil olması gerektiğini savunuyorlar. Geçenlerde Turkish Daily News’e konuşan Uluslar arası Kriz Grubu Irak Proje Direktörü Joost Hiltermann, “Kerkük sorunu ertelenmemeli; bu, anayasayla çözülemez,” dedi. “Şiddetten kaçınmanın tek yolu büyük bir ABD müdahalesidir.” ABD’nin Kerkük’te küçük bir güvenlik gücü var ( Kerkük’ün kurulduğu El-Tamin bölgesinde 2003’ten beri ABD sadece 37 yaralı vermiştir). Kerkük’te güvenlik Kürt polisi tarafından, en azından eski peşmergelerce, sağlanmaktadır.*Kaynak: Council on Foreign Relations (CFR - Yabancı İlişkiler Konseyi)Çeviri: Mamosta Bawerwww.kurdishmedia.com sitesinden alınmıştır.PeyamaazadiAkt: C.Aliki
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.