BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Ýhsan Çölemerikli · 23.01.2008 · 2 görüntülenme
Ozanların şarkılarındaÇağımızda dünyada esen barış, dostluk ve kardeşlik rüzgârı; Kürt halkını prangaya vuran bölge devletlerini sanki hiç etkilememiş.23 Ocak 2008 / 01:24Sümer Uygarlığı konusunda uzman bilim adamı Samuel Noah KRAMER “Tarih Sümer de Başlar” adlı ünlü yapıtına “İnsanlığın İlk Altın Çağı” başlığı altında bir bölüm sunmuştur. Günümüzden yaklaşık 5 bin yıl öncesinde barış ve güvenlik içinde yaşamanın insanlığa verdiği mutluluğu tabletlere geçirmişti. Tanrı Enlil'in kenti olan Nippur'da bir de “Barış Kapısı” inşa edilmişti. Bu kapının Akad Kralı Naram-Sin'in baltalarıyla parçalandığı Sümer Metinlerinde yazılıdır. Tabletlerde barışı vurgulayan bazı dizeler şöyledir:“Sırtlan yokmuş, aslan yokmuşNe yabani köpek varmış, ne de kurt,Ne korku varmış, ne de dehşet,İnsanın rakibi yokmuş.Bir zamanlar, Şubur ve Hamazi ülkelerinde,Uri, gerekli her şeyin sağlandığı ülke,Güvenlik içinde dinlenen Martu ülkesi,Bütün evren birlik (?) içindeki haklar.”Barış içinde yaşamak ilk çağlardan beri insanoğlunun en büyük tutkusu olmuştur. Anlaşılan kısa da olsa dünya uygarlının ilk beşiklerinden biri olan Sümer'de de bir mutluluk dönemi yaşanmış; barışın egemen olduğu bu dönemde kılıçlar kınlarında, kalkanlar da bir ara için duvarda asılı kalmış. “Altın Çağda” ülkenin yüceliği “kutsal yasalarla” sağlanmış; “rakipsiz insan” korku ve dehşeti yenmiş gibi görünüyor. Dünya birliği için Sami-Zagros-İran halkları dayanışma içine girmişler. Savaş barışa yenik düştüğü için Sümer ülkesi “gerekli her şeyin sağlandığı” yer olmuş. Sümerli yurttaşlar mutlu yaşam karşısında duydukları sevinci çivi yazısıyla kil tabletlere geçirmişlerdi. Başka bir topluluk böyle mutlu bir dönemi yaşamış olsa bile, bu sevinci yazı diline geçirme onuru Sümer halkına aittir.Savaşın acılarını çok iyi bilen kimi Sümer Kralı Tanrı Enlil'e duada bulunarak barış özlemini dile getirmişti: “bütün insanlığın bitkiler ve otlar gibi boy atıp, gelişmesi“ni istiyordu. Kimsenin kimseyi ezmediği bir dünyanın özlemiyle bir arada ve barış içinde yaşamanın kendisinde yarattığı duyguyu şu dizelerle kil tabletlere geçirmişti:“Hayvanlar, bozkırın yarattıkları hep birlikte yayıldı,Bozkırın aslanı, panteri (?) ejderhası hep birlikte yayılıp, tatlı tatlı uyudu.”Üçüncü Ur hanedanının ünlü hükümdarlarından Ur Nammu'un oğlu Şulgi ise; ölüme, yıkıma karşı olduğunu duyurmuştu Sümer'in usta ozan ve bestekârlarına:“Kitabelerim yazıldığı o (?) günlerde,Benim tarafımdan yok edilmiş bir kentBenim tarafımdan yıkılmış bir duvarKırılgan bir kamış gibi benim tarafımdan ezilmiş bir ülke,Ozanların şarkılarında yer almayacak.”Nippur kentinin yıkılışı üzerine yakılan ağıtta yine istikrar ve güvenliğin özlemi dile getirilmiş, ülkede aydınlığın karanlığı yeneceğine vurgu yapılmıştı:“Bütün üzüntülerin ülkeden kalktığı gün, ışığa boğulacak (ülke)Zifiri karanlık ülkeden def edildiği gün, bütün canlılar sevinecek Kral Ur Nammu, ülkede adaleti hâkim kılmak ve kötülüğün kökünü kazımak ile yükümlü olduğunu söylüyordu:“Erdemliyi güçlendirmek, kötülüğü yok etmek içinHalka hüküm ve kararları tam olarak vermek için Utu ağzıma adaleti ve doğruluğu koydu,Kötülüğün, şiddetin yok edildiğini, adaletin boy verdiğini görmek için.”Sümer'de sınıflar arası şiddeti dengelemek için yasalar çıkarılmıştı. Kimi krallar Tanrı Enlil'e sundukları ilahilerde bunu açıkça dile getirmişlerdi:“Ben adalet aşığı bir çobanım,Eşitsizliği (?) hoş görmeyen bir yargıcım,Güçlü zayıfı yenmez (?)Soylu özgür insana kötü davranmaz…Yoksul varsıla karşılık vermekten çekilmez…Bütün gücümle iyiliğin yanındayım.”Bu görkemli kent devletlerinin arasındaki üstünlük yarışıyla zayıflama sürecine giren Sümerler, İ.Ö. 3. bin yılın ikinci yarısında güneyli sami kökenli kavimlerin saldırılarının hedefi oldular. Kendilerini “dört iklimin kralları” olarak tanımlayan Büyük Sargon ile Agade hanedanının 4. hükümdarı Naram-Sin Sümer kent devletlerini boyunduruk altına aldıktan sonra yönünü Mezopotamya düzlüklerini kuzey-doğudan çevreleyen dağlı halklara çevirecekti. Hakkâri dağlarının güneydoğusundaki Lulubiler de saldırıların hedefi olacak; Akad Kralı, kırdığı Lulubi direnişini ve Zagroslar'ın eşsiz güzelliklerini, zirvelerde güneşin görkemli doğuşunu betimleyen bir kaya bloğu kabartmasıyla günümüze taşıyacaktı.Kuzeyli Zagros boylarıyla güneyli Samiler, Sümer öncesinde de Mezopotamya düzlüklerinde karşı karşıya gelmiş ve üstünlük sağlamak, zenginlikleri ele geçirmek için savaşmışlardı. Akad egemenliği buna karşı yapılan bir hamleydi. Guti, Kasit, Med, Pers egemenlikleri savunmayla birlikte farklı süreçlerde güneye yönelik çıkışlar oldu. Ancak “verimli hilal” olarak adlandırılan Mezopotamya ve onun zenginliklerine yönelik akınlar sürekli Sami boylarından geldi. Akad'tan sonra Babil, Asur ve Müslüman Arapların kuzeye yönelik yaptığı hamleler bu yayılmacı geleneğin devamıydı. Sümer'de barış, adalet ve eşitlik üzerine söylenenler en az elli asır sonra aynı coğrafya da yaşayan ve gelirlerinin büyük bölümünü silahlanmaya yatıran Orta Doğu egemenlerini utandıracak niteliktedir.Hiç kuşku yok ki, Sümer uygarlığında mutlu bir dönemi yaratan Dicle-Fırat'ın suladığı Mezopotamya düzlükleriyle, onları çevreleyen Zagros'ların verimliliğiydi. Güneyli Sami kökenli barbar kavimlerin saldırıları öncesinde olacaktır ki, Sümer'li şair: “ne korku varmış, ne de dehşet” diyordu. Sümerolog Samuel haklı olarak Sümerlerin mutlu dönemine: “insanlığın altın çağı” diye adlandıracaktı.Ne acıdır ki bugün yukarı Mezopotamya'da yüzlerce yerleşim alanı yıkık duvarların enkazlarıyla doludur. Günümüzün hiçbir Orta Doğu hükümdarının Sümer kralı Şulgi gibi “benim tarafımdan yıkılmış bir duvar olmayacak” diyebilme olgunluk ve cesaretine eriştiği söylenemez. Yine coğrafyamızda hiçbir devlet başkanı açık yüreklilikle: “benim tarafımdan ezilmiş bir ülke ozanların şarkılarında yer almayacak” ifadesini seslendirerek savaş karşıtlığını dile getiremiyor. Tam aksine Zagros ve Mezopotamya'nın ilk yerleşik halkı olan Kürtler inkar ve imha ile karşı karşıyadır. Çağımızda dünyada esen barış, dostluk ve kardeşlik rüzgârı; Kürt halkını prangaya vuran bölge devletlerini sanki hiç etkilememiş.İhsan ÇölemerikliYüksekova
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.