Siyaset

Osman Baydemir/Diyarbakır 28 mart 2006 Kürdistan’da yeni dönem

Ahmet ALÝM / Ekonomist · 01.04.2006 · 2 görüntülenme

Osman Baydemir Demokrasilerde Seçilmiş ve Atanmış ilişkisi30 martta İçişleri Bakanlığı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir hakkında 3 gündür devam eden olaylarla ilgili inceleme (soruşturma) başlatmıştır. 3 gün boyunca valiliği getirtikleri askeri birliklerle korumaya almaktan başka bir şey yapmayan kendilerini her şeyin üzerinde gören atanmışlar, halkın ezici bir çoğunlukla seçtiği ve en zor koşullarda görevinin başında olan bir belediye başkanı hakkında soruşturma başlatınca, seçilmiş atanmış ilişkisinin ele alınması gerekmiştir.Demokrasinin uygarlığa yaptığı en önemli katkılardan birisi seçilmişler ve atanmışlar arasında arasındaki ilişkiye yeni bir boyut katarak seçilmişleri atanmışlar karşısında esas almasıdır. Tabi seçilmişlerin başat hale gelmesinde demokrasinin doğduğu ülkelerdeki uzun soluklu mücadelenin önemli bir rolü vardır. Çağdaş anlamda seçimler kapitalizmin uç verdiği dönemlerde senyörlerin denetiminden çıkan şehirerin 11 yy’da kendi otonom yönetimlerini belirlemek için belediyeler oluşturmaları ile başlamıştır. Bir bakıma ilk sivil toplum örgütleri olarakta tanımlanabilecek olan belediyeler şehirin idari, sosyal, ekonomik ve siyasi sorunlarıyla ilgilenerek bunları çözmekle yükümlüdür. Feodalizmin başat olduğu bu dönemde merkezi devletler önemli şehirler üzerinde denetim sağlayamadıklarından, İtalyan şehir devletleri, Flandre bölgesindeki önemli şehirler, yine Fransa ve İngiltere’deki bazı şehirler belediye başkanları ve konseyleri tarafından idare edimekteydi. Dolayısıyla, gelişmiş ülkelerde günümüzdeki güçlü sivil toplumlar bu temel üzerinden doğmuştur. Yani sivil toplum örgütlerinin oluşması ve gelişmesinde belediyeler belirleyici bir rol oynamıştır.Osmanlı’ya gelince ilk belediyeler imparorluğun batısındaki şehirlerde (Selanik, İzmir, İstanbul vd.)  Sultan kararnamesi ile 19 yy ortalarında oluşturulmuş ve belediye başkanınına ise Şehr emini verilmiştir. Tabii ki bir seçim söz konusu olmayıp atama yapılmıştır. Yani Avrupa’dan 8 asır sonra oluşturulan belediye birimi sakat olarak doğmuş ve yaygılaşmaları ise yaklaşık 100 yıl sürmüştür. Bu topraklarda, seçim ve meşruti monarşinin kavramı ve ilk uygulamasının üzerinden tam 130 yıl geçmesine rağmen seçilmişler halen atanmışlar karşısında söz sahibi değildir. Bu durumda Ali Paşa’yı (Tanzimatın mimarlarından olan Ali Paşa 1830’lardan 1880’lere kadar dönemde bir çok defa Sadrazam veye hariciye nazırlığı yapmış bir şahıstır) anmadan geçemeyeceğiz. Zira,  bu deneyimli devlet adamı Osmanlı’yı 19 yy’da tahlil ederken, batı ile bir karşılaştırma yaparak durumu aşağıdaki gibi özetlemektedir : “Batı devletlerinde, devletin karşısında güçlü bir sivil toplum olduğunu ve bunun devletle (resmi toplum) olan mücadelesinde belli bir noktada denge oluşmaktadır. Ama Osmanlı İmparatorluğunda Sultanın (devletin) karşısında bir sivil toplum olmadığını ve devletin kulları istediği gibi ezdiğini belirledikten sonra, geniş halk kitlelerinin belirli bir düzeyde korunması için 3. bir güç olarak batılı devletlerin halk lehinde müdahalesinin gerekliliğine vurgu yapmıştır.” Bu anlamda droit d’ingerence (müdahale hakkı) kavramını ilk teorileştiren Ali Paşadır. Yakalaşık 130 yıl önce Ali Paşanın dile getirdiği durum kalın çizgilerle halen geçerlidir. Aradaki fark Sultan’ın yerini bir kurum olan ordu ve onun bağlaşıkları (Ordu Sanayi Kompleksi) almış, halk (politikleşmiş kürtler hariç) ise kullukla vatandaşlık arasında gidip gelmektedir. Bu anlamda, Türkiye’de dengenin sağlanması için hala bir 3. güce ihtiyaç vardır. Bu gücü uzakta aramaya gerek yoktur. 20 yıllık gerila pratiği bu gücün olsa olsa gerila olabileceğini göstermiştir. Dolayısıyla, gerila Kürdistan’ı özgürleştirmrnin anahtarı olmasının yanı sıra, bir 3. gğö olarak Türkiye’yeninde özgürleşmesinin yolunu açacaktır.  Bundan dolayıdır ki, Kürt halkı Kürdistan’ın ve Türkiye’nin şehirlerinde silahli güçlerini temsil eden gerilaya sahip çıkmış ve bu yolda 8 şehit vererek, şehit sayısını bu yazının yazıldığı anda 22’ye çıkmasına neden olmuştur.Diyarbakır olaylarında Osman Baydemir            Seçildiği günden beri sürekli olarak gündemde tutulan Osman Baydemir çok zor bir görevi yerine getirmek uğraşı içindedir. Nüfusu bir çok devleti geçen, Ankara ve ordu tarafından sürekli olarak engellerle karşılaşan, yaklaşık 20 yıllık göçün biriken sorunlarıları ve Kürdistan’ın başkenti olmasından kaynaklanan sembolikte olsa siyasal temsil sorunlarıyla uğraşan Baydemir genelde olumlu bir profil çizmiştir. Son dönemde ABD ziyareti ve Şemdinli olayları sırasındaki aktif müdahalesi temsil ettiği mevkinin önemini bir kez daha teyit etmiştir. Özellikle Şemdinli olayları sırasındaki girişimleri hakkında soruşturma açılmaması, ama söz konusu olan Diyarbakır olunca hızlı bir şekilde soruşturma başlatan devlet yargısız infazlara idari düzeyde devam etmektedir. Belediye başkanın fonksiyonaları konusunda bir çok bakımdan örnek alınan ve/veya yardım istenen ABD’yi örnek vermek gerekirse ; 11eylül 2001’de ikiz kulelere yapılan saldırıdan sonra New York Belediye Başkanı New York’a ilişkin konularda hep ABD Başkanının önünde olmuştur.  28 marttan bu yana Diyarbakır’da yaşanan olayların yarattığı psikolojik, sosyal, ekonomik ve siyasi travma ölçek düzeyinde New York’ta 11 eylülde yaşananlarla karşılaştırıldığında Diyarbakır daha ağır basacaktır. Bunu Diyarbakır’da telefonla konuştuğum bir arkadaş şu şekilde özetledi : “Artık öldürülecek kimse kalmadı, yakılacak yer kalmadı, bunun durdurulması gerekir”. 28 martta cenaze törenleri sırasında başlayan gösteriler ilk iki günü açıklama dahi yapmayan devletin temsilcisi valilikten güvenlik önlemi alma dışında bir faaliyet göstermemiştir. Buna karşın başta Osman Baydemir olmak üzere Diyarbakır belediyesi halkın içinde bulunarak tepkilerin yasal sınırlar içinde kalması için telkinlerde bulunmuştur. Yani en zor anlarda atanmişlar güvenlik derdinde saklanırken, seçilmişler halkın arasında kalarak onların  sorunlarını paylaşarak yasaların çığnenmemesi için uğraş vermişlerdir. Ne zamanki olaylarda belirli bir durulma sağlandı, vali bir yardımcısını göstericilerle görüşmeye göndermiştir. Fakat bu yardımcı Baydemir’in Bağlar’da göstericilere yaptığı konuşmayı makam arabasında dinlemiştir. Ertesi gün ise İçişleri Bakanlığı soruşturma  başlatmıştır. Bu olay Türk rejiminin pretoryen karakterini ve seçimlerin ne kadar göstermelik olduğunu gösteren iyi bir örnektir. Bu uygulamaya karşı başta Kürdistan’da seçilen tüm belediye başkanı, milletvekili, encümen vd ile Türkiye’de demokratım diyen tüm seçılmişlerin Osman Baydemir’e açıkca destek olmaları ile karşı çıkılabilir. 21. yüzyılda bu çağ dışı anlayışı uygulamadan kaldırmanın yolu, seçilmişlerin atanmışlara karşı birleşerek onları geriletmesinden ve devamında Ordunun rejim içindeki ayrıcalıklı pozisyonun kaldırılmasından geçmektedir. Ahmet ALİMFransa, 31 mart 2006

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.