BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Veysel MERÝÇ · 06.04.2007 · 2 görüntülenme
Kürd milletinin başında bir bela dolaşır duruyor. Belayı defetmek dünyanın en zor işi gibi görünüyor. Gerçi sırlar çözülmüş bulunuyor, ama kimin nasıl algılanması gerektiği önem kazanıyor.Kürd milleti inkar ve imhaya tabi kılınmış bulunuyor. Bir program, bir plan çerçevesinde kotlanmış olarak yürürlüğe konulduğu biliniyor. Planın aktörlerinin yanısıra figuranlarıda bulunuyor. Aktörler sömürgecilerimizse, figuranlar içimizdeki hainler oluyor.Kürd milletine dayatılan inkar ve imha sadece çıplak kaba kuvvet ile sınırlı değildir. Yanılsamalı, cilalı, örtük bir yaklaşımın izlerinide taşıyor. Bu iş götürü olarak piyoalara havale edilmiş bulunuluyor. Büründükleri “Kürdçülük” zırhı ile Kürd milletini Türkleştirme çabasını veriyorlar.Bunun için bir örgüt kurdular. Başına “devlete hizmete kusur etmeyen muazam ve büyük çalışan” yeğeni getirdiler. Devletin tüm imkanlarını kendisine sundular. Kendi değişiyle “paraysa para, kadınsa kadın, imkansa imkan”a buğdular.Destekleyip palazlayıp Kürd milletinin yakasına bıraktılar.Efendileri kendisinden “Kürd millet kökünü en iyi biz kazarız” sözünü aldılar.Aldıkları sözün karşılığınıda aldılar.Yüzyılların birikmiş Kürd milli uyanış dinamiklerini keyfince tasviyesini sağladılar.Onbinlerce özgürlük savaşcısını “bén kevır” ettiler. Bir o kadarını itirafçılaştırdılar.Milyon Kürd’ü yerlerinde kopararak Kürdistan’ı Kürdsüzleştirdiler.Beş bin köyü haritadan sildiler.50 bin insanın ölümüne yol açtılar.Bir o kadarını sakat bıraktılar.Kürd halkına ahlaksızlığa iten ortamı dayatılar.Şimdide finalı oynuyorlar.Türk bayrağını öpüyorlar.Türk devletin uniter yapısını savunuyorlar.TC devlet sınırlarına saygılıyız diyorlar.Kürd bayrağını redediyorlar.Kürd milletinin devleleşmesini ilkelikle niteliyorlar.“Modern” takılıyorlar.Bu onursuzluğu onur sayan ve savunan bir de dalkavuklar ordusunu oluşturdular.“Bozacının şahidi şıracı“ düşürülmüş çukurlaşmış kişilikler.Onuru, kişilikleri yitikler.Onuru, kişilikleri yitiklerin, “miliyetçilerin bayrağını kabul edersek onurumuzu yitirmiş olacaktık” demeleri ne kadar komik. Kimde ne yoksa en çok onu seslendirir sözü ne kadar doğru. Namusuzlar en çok namustan, onursuzlar en çok onurdan bahsetmelerinin nedenide budur.Kendi içindeki Kürd yurtseverlerin ihanete tavır almalarını “bizi puta tapar kılmak isteyenlere belki geçit verilmedi” diyen zavalı mahlukların put tapıcısı olduklarından bile haberleri yok.Şimdi bu unsurlar kalkıyor, Kürd milletinin bayrağına dil uzatıyor. Kürd milletinin devletmeşmesine karşı çıkıyor.Kürd milletinin bayrağına sahiplenmeyi, Kürd milletinin devletleşme çabasını ”hareketimizi çözüm gücü olmaktan çıkarmaya yönelik saldırılar” olarak görüyor.Kontra hareketin “çözüm” dediği nedir diye sorulursa cevapları bilinmiyor mu? Bazı aklıevel çevrelerin “anlam” vermeye çalıştıkları bu “çözüm” biçiminin sömürgeci Türk devletinin çözüm biçiminden farkı nedir diye bir soru sormamaları bu çevrelerin niyetinide ele veriyor. Bu niyetin devletin derin odakları ile eşgüdüm olarak birlikte çalıştıklarının kanıtı oluyor. Kimi “çok akılı”mızda buna “anlam” vermekle ömür tüketiyor. ***Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı. Derin bir adam. Derin avukat’ın teyzesinin oğlu. İmralı paşanın koç gibi temsilcileri. Kürdleri Türkleştirmesi için “muazam” çalışan devletin misyonerleri. Bu düşürülmüşler, sözde Kürd temsilcileri. Aslında TC devletinin tosun tosuncuk görevlileri.Türk bayrak öpücüleri.Resmi törenlerle anası sermaye, babası belirsiz Türk atasının “Diyarbakır’a fahri hemşeri oluşunun 81. yıldönümü”nü kutlayan Kürd millet düşmanları.Daha öncekide “Atatürk Şiir Yarışması” tertiplemişti.***Kasr-ı Qenço ağasıda bu ihanet ortamında kendisine durumdan vazife çıkarmış.Gerçi sözü Türk parasıyla beş para etmesede müritliğini ispatlama uğraşı veriyor.Sıkıntısı nedir anlamış değiliz.Bu duruma düşmek zorunday mıydı?İşin perde girdisini bilenlerden değiliz.Ama kendisini böyle paspas etmesinede üzülmedik değil.Biz Kasr-ı Qenço ağasını severdik.Değer biçerdik.Ama ne yazık ki, ne sevgimize, ne biçtiğimiz değere layık olamadı.Bakın dünün Kürd Kasr-ı Qenço ağası, bugünün “kravatlı şehir korucusu” ne demiş.“Kürt yurttaşı, kendi devletiyle birlikte yaşamayı kararlaştırmış, bu konuda kararlı bir tutum içinde. Bu bütünlüğe, birliğe zarar vermeden çözüm var…Biz üniter devleti tartışma konusu yapmıyoruz. Türkiye’yi de bir Irak’a, bir kaos ortamına dönüştürmemeliyiz. Projelere kafamızı, aklımızı yormalıyız. Türkiye’nin hassasiyetlerinin üzerinde duruyoruz.” Kasr-ı Qenço ağası, hızını alamamış. „Türkiye, Kürdlere ağabeylik yapmalı ve dostluk göstermeli“ demiş. Hayır efendim! Gölge etmesinler, başka ihsan istemez.***Bu lejyonerler hakkında kimi Kürd aydın ve siyasetçileri kafa karışıklığı içindedirler.Onlara olmadık payeler biçiyorlar.Tersi bir misyon atfediyorlar.Kimileride günübirlik çıkarların esiri oluyorlar.Kararsızlık, ikircilik, kafa karışıklığı tutarsızlık ve günübirlik politıka düşmanın değirmenine su taşımadan öte bir işe yaramıyor. Tersi tutum başarının olmasa olmaz koşuludur.Sahi siz kimsiniz?Kürd millet haklarını savunucuları Kürdistan yurtseverleri mi, yoksa kendinizle birlikte Kürd milletini sömürgecinin kapısına bağlamaya çalışan Kürd-Kürdistan hainleri misiniz?Kürd millet bayrağını reddetmek, Türk bez parçasını öpmek, Kürd devletini istemiyoruz demek, Türk devletini üniter yapısına, sınırlarına saygılıyız demek, Türklerle yaşamak onurdur demek ihanet demek değilse ihanet nedir?Kimi bu ihaneti bilerek içselleştirmiştir. Kimi efendinin kapısında kadro boşluğu olmayınca bu sefer bu kahyalara başvuruyorlar.Bunların kapısında kendilerine vazife çıkarıyorlar. TC devlet kapısında kadrolu olamayınca, “Kürdçüsü”nün kapısında kemik kovalıyorlar.Son dönemlerde seçim ittifak girişimi bu niteliktedir.Kimi „çok akılı“mızda bu oyunda „Kürd birliği“ni keşfediyorlar.Bu çevrelerin niyetleri ne olursa olsun bu kurtkapan tuzağa Kürdleri çekmenin oyununa destek veriyorlar.Ne diyelim?Allah Kürd’ü bu şer cephesinde korusun.07 Nisan 2007
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.