BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, 1994'te, Lice'ye bağlı zorla boşaltılan Yalımlı köyünde kaybolan Bahri Budak ve torunu Metin Budak'ın kemiklerinin ve giysilerinin bulunduğunu açıkladı.
Ancak, aileden Abdulbaki Budak'ın bulduğu kalıntılarla ilgili resmi keşif halen yapılabilmiş değil. İHD'nin 9 Mayıs'taki başvurusuna karşın, Lice Cumhuriyet Savcısı'na Jandarma tarafından güvenlik verilmediği için, keşif tarihi belirsiz bir güne ertelenmiş durumda.
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Selahattin Demirtaş, İHD heyetinin delillerin kaybolmaması için, aynı gün köye gittiğini ve delillerin görüntü kaydını aldığını, bunun da savcının bilgisi dahilinde olduğunu açıkladı.
Demirtaş: Hükümet sorumluluğunu yerine getirsin
Demirtaş, "11 yıl önce kaybolan bu iki insanın bulunması için hiçbir çaba sarf etmeyen devlet, şimdi bu insanların kemikleri için dahi güvenlik gerekçesi ile hiçbir şey yapmamaktadır" derken, hükümetin acilen sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini söyledi:
* "Bir an önce bu kişilere ait kemiklerin alınabilmesi için Cumhuriyet Savcısı'na güvenlik tahsis edilmeli."
* "Budak ailesine yaşatılan bu ıstıraptan dolayı özür dilenmeli."
Demirtaş, TBMM İnsan Hakları Komisyonu'na da acil başvuruda bulunacakların açıkladı.
Dede ve torun, 11 yıldır kayıp
Demirtaş'ın açıklamasına gre, dede-torun Budak'larla ilgili bilgiler kronolojik olarak şöyle:
Yalımlı köyü, 1994 yılında güvenlik gerekçesiyle, zorla boşaltıldı.
Köy boşaltıldıktan kısa bir süre sonra (28 Mayıs 1994), o zaman 61 yaşında olan Bahri Budak ile 14 yaşındaki torunu Metin Budak köyde bulunan bahçelerinin bakımını yapmak için tekrar köye gitti. Daha sonra kendilerinden haber alınamadı.
Aileleri Başbakanlık'a, OHAL Valiliği'ne, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne, TBBM'ye, Lice Cumhuriyet Başsavcılığına, İç İşleri Bakanlığı'na, Diyarbakır Valiliği'ne ve Lice Kaymakamlığı'na dilekçe ile başvurur. Ancak olumlu yanıt alamaz.
Aile, iç hukuk yollarından ümidi kesince, 13 Aralık 2001'de, dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mehkemesi'ne (AİHM) taşır.
2003 yılından itibaren Yalımlı Köylüleri yazın bahçelerini ekip biçmek üzere sezonluk olarak köye gidip gelmeye başlarlar. 2005 yılında da köyde hayvancılık yapmaya başlarlar. 1 Mayıs 2005 tarihinde köyün etrafında koyunlarını otlatan Abdulbaki Budak, eski bir dere yatağında toprağın hemen altında bazı kemik parçalarına, eşya ve giysilere rastlar. Ailesi, kalıntıların Budak'lara ait olduğunu doğrular.
İHD Diyarbakır, 9 Mayıs 2005'te, delillerin toplanması amacıyla keşif yapılması için Lice Cumhuriyet Savcılığı'na başvurur.
Bolu Komando Tugayı iddiaları
Budak'ların kaybolmasıyla ilgili tanıklıklar bu yılın başında ortaya çıkmaya başlamış, Bahri Budak'ın oğlu Kadir Budak'ın anlattıkları, babasının ve oğlu Metin Budak'ın kaybedilmesinde, Bolu Komando Tugayı'nın ilişkisi olabileceğine dair iddialar taşıyordu.
Budak, tanıklığının basına yansıyan bölümünde, 1994'te tugayın komutanı olan Emekli Tümgeneral Yavuz Ertürk'le arasında geçen konuşmayı şöyle aktarmıştı:
"Askeri elbisesinin üzerinde rütbesi yoktu. Üstü başı kirliydi ve başında şapka vardı. Kendisini koruyan silahlı askerlerle birlikte yanıma geldi. Bana 'Nedir?' diye sordu. Ben de izin kağıtlarını göstererek, 'Oğlumun ve babamın cesetlerini arıyorum' dedim. 'Oğlun veya baban silahlıysa öldürmüşüm. Silahlı değillerse görmemişim. Çabuk buradan gidin, yoksa hepinizi tarayacağım' dedi. Bunun üzerine biz de korkup Lice'ye döndük." (TK)
Silahlıysa öldürmüşüm
Emekli Tümgeneral Yavuz Ertürk Komutanlığındaki Bolu Komando Tugayının 1994 yılında Diyarbakırın Lice ilçesine bağlı köy ve mezralarda karıştıkları ileri sürülen olaylar, tanık ifadeleri ve mağdur anlatımlarıyla gün yüzüne çıkıyor.
Bolu Komando Tugayına bağlı birliklerin 30 Mayıs 1994te Lice ilçesine bağlı Yalımlı köyüne yaptığı operasyon sırasında 14 yaşındaki Metin ile 70 yaşındaki dedesi Bahri Budakı yanlarında götürdükten sonra kaybedildiği iddia edildi. Oğlu Metin ile babası Bahri Budakın Bolu Komando Tugayına bağlı askerler tarafından kaybedildiğini iddia eden 50 yaşındaki Kadri Budak, oğlu ve babasını aradığı esnada dönemin Bolu Komando Tugayı Komutanı emekli Tümgeneral Yavuz Ertürk ile görüştüğünü öne sürdü.
Ayak izlerine rastladık
1993 yılında köyleri askerler tarafından yakıldıktan sonra ailesi ile birlikte Silvana göç etmek zorunda kaldıklarını anlatan Budak, babası ile oğlunun 29 Mayıs 1994te köydeki bahçelerini sulamak için gittikten sonra kendilerinden bir daha haber alamadıklarını söyledi.
Babası ve oğlunun kaybolmasından 5 gün sonra amcası Ramazan Budakla Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı ve OHAL Bölge Valiliğinden izin belgesi aldıktan sonra birlikte aramaya çıktıklarını kaydeden Budak, Licede askerlerin operasyon olduğu gerekçesi ile kendilerini engellediklerini belirtti. İzin belgelerini gösterdikten sonra köye doğru hareket ettiklerini ifade eden Budak, köydeki bağ ve bahçede oğlunun ve babasının içtikleri sigara izmaritlerine, yaktıkları ateşe ve ayak izlerine rastladıklarını ifade etti.
Çillerin paralı askerleriyiz
Babası ve oğlunu bulamadan geri döndüklerini, ancak 3 gün sonra bu kez komşu köyleri olan Saydamlı köyüne 100 köylü ile birlikte yakınlarını aramaya gittiklerini belirten Budak, şunları öne sürdü: Köye yetiştiğimiz anda, kendisinin Tuncelili ve Kürt olduğunu söyleyen sakallı bir asker yanımıza geldi. Ona oğlum ve babamın kaybolduğunu, onları aramaya geldiğimi söyledim. Yasaktır diyerek köye girişimize izin vermedi. İzin belgelerini gösterince telsiz ile komutanına haber verdi. Komutanı askere kendisinin geleceğini belirtti. O sırada asker bana, Al bu insanları topla git. Biz Boludan geldik. Çillerin paralı askerleriyiz. Bu komutan çok acımasız birisidir. Hepinizi tarayacak dedi. Ben de ona bu komutanın kim olduğu sordum. Yavuz Ertürktür dedi. Okur-yazarlığım olmadığı için komutanın ismini bir kağıda yazmasını istedim. Asker de ajandasındaki kağıt parçasını kopartarak hızlı bir şekilde Bolu Tugay Komutanı Yavuz Ertürk yazıp kağıt parçasını bana verdi. Verdiğinde kimse görmesin diye de beni uyardı.
Üstü başı kirliydi
Askerin adını söylediği komutanın köyün yanında bulunan Kör Dağındaki bir tepenin üzerinde taşlardan yapılmış 1.5 metre yüksekliğinde oda şeklindeki bir yerden kendisinin yanına geldiğini öne süren Budak, Yavuz Ertürk olarak iddia ettiği kişiyle kendisi arasında geçen diyalogu şöyle aktardı:
Askeri elbisesinin üzerinde rütbesi yoktu. Üstü başı kirliydi ve başında şapka vardı. Kendisini koruyan silahlı askerlerle birlikte yanıma geldi. Bana Nedir? diye sordu. Ben de izin kağıtlarını göstererek, Oğlumun ve babamın cesetlerini arıyorum dedim. Oğlun veya baban silahlıysa öldürmüşüm. Silahlı değillerse görmemişim. Çabuk buradan gidin, yoksa hepinizi tarayacağım dedi. Bunun üzerine biz de korkup Liceye döndük.
Kayıp Budak ailesinin dava dosyası iç hukuk yollarından bir sonuç elde edilemediği için 13 Aralık 2001de AHİMe gönderildi. Dosya hâlâ AİHMde.
BIA Akt: F.D
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.