BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
bahoz þavata · 01.02.2007 · 1 görüntülenme
Goran kardeşim, ben yapılan bu tartışmaları sonlandırmıştım. Devam etme diye bir niyetimin olmadığını bu site sakinlerine 31.01.07 tarihi akşamı belirtmiştim. Hatta bu tartışmaları sürdürmek isteyen arkadaşlara da, bu yaklaşımın gereksizliğini sundum. Yapılan tartışmalar spontane idi. Site yorumlarına katılımlar ile gelişmişti.Bu tartışmalarda maksadımızı aşan yada anlaşılmayan cümlelerimizde olduğu bir gerçek. Aynı cümleler sizin yazılarınızda da var. Bunları seçmek hiç zor değil.Tartışmanın ana konusu benim açımdan Kürt milliyetçiğinin modern dünyaya entegre olabileceği siyasal özellikleri ve Hrant olayında politik duruşun ne olması konusu hakkında idi. Sizlerin Kürt milliyetçiliğini, ırkçı Türk milliyetçiliğinin söylemleri ile ifadelendirmeniz ve Hrant olayını kendi özgül koşulları içinde değerlendirmeyişiniz tartışmaları alevlendirdi. Kötü de olmadı, kendi milliyetçiliğimizi sorgulayarak, en azından ne tür bir milliyetçilik anlayışımız olması noktasında her kesin kafasında bir soru işareti yarattık. Zaman zaman yazılarımda, içinde bulunduğumuz coğrafyayı bölgesel olarak soykırımlar ve yeniden milletlerin ve milli devletlerin yaratıldığı coğrafya olarak tanımlarım. Bu gerçekliğin gerisinde tarih içinde oluşmuş asimilasyoncu dinlerin modern düzene geçişte ırkçı, asimilasyoncu milliyetçilik ile buluşmasının bir sonucu olarak ve yine iç içe yaşamanın kaçınılmazlıkları içinde her milliyetçiliğin kendine milli vatanlar yarattığı gerçeği ile oluşan soykırımcı milliyetçilikler var. Hem tarihinden hem kendi özgün koşullarında beslenen bu milliyetçilikler, modern döneme geçişte ırkçı, soykırımcı ve faşist kimlikleri benimsemekte zorluk çekmemiştir. Bu korkunç gerçekliğin üstesinden gelmekte çok zordur.Hal böyle olmasına rağmen devrimci ve demokratik kimliğimizle Kürt milli meselesini ele alırken oluşturacağımız milli politikaların, siyasetin kendi milliyetçiliğimizi şekillendireceği de bir gerçektir.Bu noktada tercihlerimizi doğru yapmalıyız. Tercihlerimiz arasındaki farklılıklar genel dünya görüşümüzü, ideolojik anlayışımızı ve siyasi konumumuzu öne çıkaracaktır. Aynı gelenekten gelen arkadaşlar olarak; modern dünyada kabul gören değerler üzerinden kendi milliyetçiliklerimizi donatmamızı hepimiz için uygun görürüm. Bölgemizin ve sömürgeci diğer milletlerin kendi özgün kimliklerini de diplomatik bir dille izahında fayda vardır.Alt değeri olan tartışmalara gelince, ayrıca her şeyi Kürdistan'ın bağımsızlığına havale etme mantığı yanlıştır. Elbette ancak Bağımsız bir Kürdistan, Türkiye’deki azınlık Kürtlerinin garantörü olabilir. Lakin ortada henüz bu olgular yokken de halklar arasında düşmanlığı da depreştiren koşullara da sürüklenmemek gerekir. Aynı zamanda bu gün tehdit altında olan Kürt azınlıklara güncel dayanışma projeleri sunmak gerekir. Linç ve soykırım tehdidi altında olan Türkiye alanındaki Kürtler için demokratik bir zeminde kalmayı, işin bu özgül koşullarında savunmaya karşı çıkmak da yersiz, körlemesine bir tavır olur.Başka bir konu Hrant’ı yüceltmeme dair. Benim onu Kürt meslesinde eleştirmediğimi söylüyorsun. Hrant’ı eleştiren görüşlerimi de zaten “Son zo, oxir be lo” makalesinde dile getirmiştim. Diğer yorumlarda da var. Hiç de senin belirttiğin gibi değil..Şahsıma yönelik kişisel tespitlerin doğru değil. Ben hem Kürdistan’da hem metropolde yaşıyorum. Ayrıca T.C. beni çok iyi tanıyor. Türkiye’deki kanunlar altında yaşamanın da bir anlamı olduğunu ve bunun Avrupa’ya göre bir farklılık taşıdığını anlatmama gerek yok. Sizlerin Avrupalı duruşunuzu bir pasifikasyon olarak değil, burada yaşanan olayların doğrudan nesnesi olmama ile ifadelendirdim. Buradan da hareketle yine ruh haletinizi tarif ettim. Öfke kötü bir şey değil, yanlış olan öfkeyi ifadelendirememek..İlerde Kürt milliyetçiliğinin özelliklerinin ne olması gerektiği hususta daha derinlemesine analizler yapacağım. Sevgilerimle..
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.