Siyaset

ÖCALAN'IN PARTİSİ DOĞMADAN ÖLECEK GİBİ!

Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme

Eski DEP Milletvekilleri Hatip Dicle, Orhan Doğan, Selim Sadak ve Leyla Zana'nın bugünlerde partileşme yönünde çalışmalarını yürüttükleri Demokratik Toplum Hareketi'nin (DTH) adı dahil, çerçevesinin PKK Genel Başkanı Abdullah Öcalan tarafından çizildiğini bilmeyen yoktur.

DTH'yi, aralarında DEP, HADEP ve DEHAP yöneticilerinin de bulunduğu 14 kişi yönlendiriyor. Amaçları, ileriki günlerde siyasal bir parti kurmak.

Tüm basın organlarına yansıdığı gibi, Öcalan avukatları aracılığıyla yaptığı son görüşmelerde, DTH'nin hem çerçevesini çizmiş, hem de DTH'de yer alacak kişilerin tek tek adını anmıştı. Öcalan, hareketin adını dahi kendisi belirlemiş ve hareketi yürütecek olanlara söylenecek söz bırakmamıştı. Adeta ekmeği pişirip tepsi içinde bu 14 kişiye sunmuştu.

Şimdi, bu 14 kişi bölge bölge gezip, 'halk toplantısı' ve 'aydınlar toplantısı' adı altında toplantılar yapıyor. Halka ve aydınlara, 'nasıl bir parti' ve 'nasıl bir program istiyor sunuz?' gibi sorular soruyorlar.

Şimdiye kadar Diyarbakır, İzmir, İstanbul, Van ve Adana'da toplantılar düzenleyen DTH'lilerin temel sloganı ise 'Türkiyelileşmek'!

Toplantıların Diyarbakır kısmını izleme imkanı buldum. Aman ne toplantı, ne toplantı!?

Ne onların halktan ve aydınlardan, ne de halkın ve aydınların onlardan en ufak bir şey anladığını sanmıyorum.

Zaten izlediğim kadarıyla DTH'lilerin birşey öğrenmeye gelmiş gibi bir halleri yoktu. Yapılan konuşmaların bir kısmına gülüp geçiyor, bir kısmını da not alır gibi yapıyorlardı.

Öyle ya, proje zaten çizilmiş, hazır elde duruyor, halka ve aydınlara bir şey sormanın ne gereği var ki?

Zaten bunu halk da, aydın da anladı. O nedenle hiç kimse de ciddiye almadı.

DTH'lilerin ağızlarında sakız ettikleri Türkiyelileşme lafı, bazı aydınların 'siz asla Türkiyelileşemezsiniz' sözlerinde eriyip gitti. Ama yine de umurlarında değildi. Çünkü arkalarında 'güçlü ve kudretli' bir Öcalan vardı.

Kısacası, izlediklerimden şu sonuç çıktı; DTH'lilerin halkı temel alan bir parti arayışları falan yoktu. Tamamen formalite bir çalışma yürütüyorlar.

Güney Kürdistan'daki gelişmelerin çalışmalarını ne derece zorladığının yakın tanığı oldum. Onlar bunun çok farkındalar. 'ABD'nin çözümünden' söz ediyorlar.

Bir de PÇDK'nin Kerkük'te 'ulusal çıkar' temelinde seçimlerden çekilmesi ile onların Türkiyelileşme çabaları arasındaki uçurum her geçen gün net bir şekilde kendini gösteriyor.

Yeni kuracakları parti ile HEP ile DEHAP arasındaki partileri aşacaklarını iddia eden DTH'lilerin, ne Türkiyelileşme, ne de Kürdistanlaşma şanslarının olamayacağı gözleniyor.

Zaten 14 kişi birbirine karşı küskün duruyor. Birinin ütekinin ağırlığını kaldırdığı da yok. 14 kişi bir kaç gruba ayrılmış durumda. Aralarındaki fikir ayrılığı gün geçtikçe keskinleşiyor.

Ve böyle giderse, bu 14 kişinin birlikte bir partinin açılışı yapmaları çok zor görünüyor.

Kürtler adına olmayan, tamamen İmralı patentli bu parti doğmadan ölecek gibi..

Bunun yerine Kürtlerin ayrı bir siyasi çalışması ise gözükmüyor. Bir çok çevre, Kürtlerin siyasi yönünü ABD belirler görüşünü taşıyor. Öyle ki, ABD bu işi Barzani ve Talabani eliyle ytürütecek diyenler bile var..

Kuzey Kürdistan'daki Kürtlerin şu anda, Ortadoğu'daki gelişmelere göre siyaset belirleyen ve halkı bu yöne kanalize eden bir partileri yok.

Bu temel eksiklik, Kürt toplumunun tüm kesimlerini giderek endişelere itiyor.

Kürt halkı bu nedenle eksik de olsa, yanlış da olsa eldeki ile yetinmek zorunda kalıyor.

17 Şubat 2005

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.