Siyaset

ÖCALAN’IN; ‘4. TÜRK – KÜRT STRATEJİK İTİFAK ÖNERİSİ’

Ehmedê Gûlîstanê · 26.06.2006 · 2 görüntülenme

ÖCALAN’IN; ‘4. TÜRK – KÜRT STRATEJİK İTİFAK ÖNERİSİ’

‘4. TÜRK – KÜRT STRATEJİK İTİFAK ÖNERİSİ’ VE APTULLAH ÖCALAN’IN FETİHÇİ TÜRKLERLE ‘YAŞAM DİRENİŞİ…’ Abdullah Öcalan 21. 06. 2006 tarihinde Avukatlarıyla yaptığı görüşmenin “Görülmüştür” damgalı mesajları eskiden olduğu gibi 24. 06. 2006 tarihinde Ülkede Özgür Gündem gazetesinin 4. sahifesinde yayımlattı. Bu mesajları Özelikle her Kürt insanının çok iyi okuması ve algılaması gerekiyor. Abdullah Öcalan; “Türkiye’nin ciddi tehlikelerle karşı karşıya olduğunu” ve “Bu durumu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile TBMM Başkanı Bülent Arınç’a gönderdiği mektuplardan da dile getirdiği”ni belirtiyor. Öcalan ne idüğü belirsiz “Türkiye’nin Kürt sorununu çözmesi gerektiği”ne dair içi boş sözünü tekrarladıktan sonra esasa ilişkin fikirlerini dillendiriyor: “PKK’nin Türkiyeye karşı kötü niyetinin olmadığını, eğer PKK kötü niyetli ise Türkiyeyi bölüp parçalamak istiyorsa , devlet başta beni de olmak üzere PKK’yi imha etsin. Ama artık durumun böyle olmadığını ben bilirim. Orduda da ve devlette de bir kesim artık bunu görüyor. PKK artik demokratik bir Türkiye için mücadele ediyor.” Öcalan; “Türkiye çok ciddi tehlikelerle karşı karşıyadır. Buna karşı Türk - Kürt ittifakının geliştirilmesinin şart olduğunu” belirterek, aksi durumda “PKK’nin de kontrolden çıkacağını, şiddeti tırmandıracağını, kendisinin ölümü durumunda PKK’nin kontrolden çıkacağını…” titizlikle vurguluyor. “PKK demokratik bir Türkiye için mücadele ediyor. AB ve ABD, Kongra –Gelî terör örgütü listesine aldı. Oysaki savaşın en yoğun olduğu dönemde bu devletlerden en üst düzeyde destek alıyordu. Daha sonra PKK stratejisini değiştirip Türkiye çatısı altında çüzüm arayışına girince, terör örgütleri listesine alındı. Bu nokta üzerinde iyi düşünmek gerekir.” telkininde bulunarak TARİHTEN TÜRK ve KÜRLER’İN YAPTIĞI ÜÇ STRATEJİK İTTİFAK’tan ders çıkarmak gerektiğini öğütlüyor. Bu ittifakları ve yararlarını şöyle sıralıyor: 1- “1071’de Alpaslan’ın Türk- Kürt ittifakı; Alpaslan Roma imparatoru Romen Diojen’e karşı Kürtlerle ittifak yaparak Anadolu’ya girmiştir. Kürtler;10 bin asker ile Alpaslan’a destek vererek Silvan’a kadar uzanarak savaşı kazanmıştır. 2- Yavuz Selim ile aynı şekilde Türk - Kürt ittifakı gerçekleştikten sonra Ortadoğuya girebilmiş; Mercidabık, Ridanya, Çaldıran savaşlarını kazanarak Suriye, Arabistan, Mısır yani Ortadoğu’ya egemen olabilmiştir. Bugünkü Türkiye – İran sınırı o dönemde şekillenmiştir. 3- Üçüncü Türk- Kürt İttifakının da Milli Kurtuluş savaşı döneminde gerçekleşti ve bu ittifakın Türklerle Kürtler kazandırdığını.” Belirtikten sonra günümüz de de: 4- Kürt ve Türklerin ittifak yapmaya ihtiyaçlarının olduğunun altını çiziyor.. Zira “Ortadoğu’ya demokrasi kültürünün bu ittifak ile taşınabileceği”ni belirten Öcalan; “Bugün de tarihtekilere benzer 4.Türk- Kürt Demokrasi ittifakı sağlanarak Türkiye, bu güç ve tehlikeli durumdan kurtulabilinir. Bu temelde Ortadoğu’da demokratik fetih” gerçekleşebilir. Daha sonra Türkiye’nin “Avrasyacıların kötü senaryolarına” yatmanın, Kızılelma Koalisyonu senaryolarının “Türkiye’de bölünmeyi derinleştireceği, istikrarsızlığa iteceği” üzerinden eleştirilerini “Çılgın Türkler” kitabını hatırlatarak sürdürüyor. Öcalan; “ ABD’ye Hayır” diye başladığı mesaj bölümde de; “Türkiye’de 17 milyon işsiz insan var. Ekonomik kriz var. Güneyde Kürt oluşumu var. Güneyin 300 bin kişilik ordusunun olduğu biliniyor. Bu yarın 500 bine çıkmaz mı? Çıkar… Yeterince silah alacak paraları da var. ABD silah veriyor mu? Veriyor.. Yarın daha fazlasını verecek.. Bir de yarın öbür gün PKK’yi yanlarına alırlarsa peki ne yapacaksın? Nasıl kurtaracaksın ‘Çılgın Türk’? Yarın ABD bana silah ve imkan verip, ‘Karadenize kadar al’ derse ben yine de ABD’ye hayır derim.. Çünkü sorunun bu şekilde çözülemeyeceğini, demokrasiyle çözüleceğini biliyorum. “İç savaşı engelliyorum” diyen Öcalan, tüm bu açıklamalarının ardında “kaba bir direnişçi olmadığımı, insanların ölmemesi için kendimi yaşatmam gerekiyordu. Ve yaşamaya çalıştığım koşullarım ortadadır.” Diyor… Öcalan’ın Mesajları size ne verir bilemem. Ancak bana; 1- Bu mesajlarda Öcalan; Ortadoğu’nun bu kritik savaş sürecinde ve yeniden şekillenmesinde Türk Devleti’nin elini nasıl daha güçlü tutabileceğini, tarihte Kürtlerin bir “kart” olarak kullanılmalarıyla Türklerin İmparator olabildiklerini, fetih savaşlarını kazanabildiklerini, krizleri atlatabildiklerini, Kürtleri yedekleyerek Ulusal devletlerini kurduklarını, sınırlarını bu ittifaklar üzerinden şekillendirdiklerini vurgulamaya çalışmakta ve Kürtler yedeklenerek Türklerin hep kazançlı çıktıklarının tarihini hatırlatmaktadır. Bu tarih hatırlatılırken, korkmamak gerektiğini, cesaretli politikalarla Türklerin yeniden Kürtleri kandırabileceklerini, zaten kendisinin varlığı ile devletin denetiminde olunduğunu, ancak bunun sürgit hep aynı gitmeyeceğini izah etmeye ve hatırlatmaya çalışmaktadır. Burada esas mesaj Kürtler değil, mektubu gönderdiği merciler ve devlet olduğu notunun hatırda çıkarılmaması gerektiği bilinmelidir. 2- Bu süreçte “PKK’yi Denetim de!” tutmanın yolunun ince ve oyalayıcı politikalarla mümkün olabileceğini, çılgınca ve kaba politikalarla Kürtlerin üzerine gidilirse, Kürtlerin daha fazla yönlerini Güney Kürdistan’a döneceklerini, onlarla ififak kurabileceklerini ve Ortadoğu’da kendi doğal topraklarına yayılan ve yerleşecek devletlerini çelişki ve yeni ittifaklarla kurabileceklerini, bunun yeniden Ortadoğu haritasının şekillenmesinde Kürdistan coğrafyasının Kürdistanlılar tarafından yönetilmesi ile Türklerin Ortadoğu’da fetihçi karakterlerinin sonu olacağını hayıflanarak anlatmaya çalışmaktadır. 3- Güçlü bir TC. için Kürtlerin hep Türklere hizmet etmesi koşullarının elde tutulması gerektiğini ve bunun için TC.’nin yeni taktik politikalara yönelmesinin yerinde olacağını hatırlatmaya çalışmaktadır. Bu arada kendi konumunu oynamaya hazır olduğunu, devletin büyük bir kesiminin bu konuda ikna olduğunu, ancak daha tam olarak şekillenmediğinden yakınmaktadır. 4- Bu mesajlarla müridlerinin devlete karşı kendisinin yanında TC’nin denetiminden hareket ederek, uygun “Görülmüştür” politikaları ekseninde hareket etmeleriyle gerektiğinde savaş, gerektiğinde barış ve gerektiğinde ikisini yan yana koyarak politikaları TC.nin politikalarına uygun ve aktüel kılarak sürdürmek gerektiğini “şiddet istemiyoruz… ancak yerine göre savaş ta olabilir” diyerek izaha çalışmaktadır. 5- Tarih bilinci açısından Özgür Kürdistan’a karşı “yok olması ve Türkiye’ye katılmış Kürdistan”ın Türkiye’yi büyük kılacağını net olarak sunmaktadır. Bunun için Melayê Cizîrî’nin Alpaslan’ın “talancılığı”nı unutturmaya, 70 bin alevi kürdün Yavuz tarafından soykırımdan geçirildiğini unutturmaya çalışmakta, M. Kemal’in 20 Yüzyılda yaptığı katliamları “Kürtlerin yararına” olarak sunarken de müritleri yine “Amin” desin istemektedir. Bununla da yetinmiyor; yeni koşullarda ortaya çıkan Kürtler lehine durumu da “ 4. StratejikTürk –Kürt ittifak Önerisi” ile Türklerin lehine çevirmeye çalışıyor. 6- PKK’nin savaştığı yıllarda AB ve ABD tarafından desteklendiği, “Barış istediği” dönemde ise “Terörist” dedikleri de bir yalandan ibarettir. 15 yıllık savaşı Türkiye Avrupa ve ABD’nin desteği ile sürdürebildi. ABD PKK’ye hep “terörist” demiştir. AB ülkelerinin bir kısmı 15-20 yıllık PKK savaşında TC.yi hep destekledi. “Terörist” demesi, PKK’nin Ulusal zeminden kayıp TC.nin elinde oyuncak olması ve AB sürecine sırt çevirmesinin yanı sıra sivil ve askeri hedefleri zaman zaman karıştırmasında da bu tutumun etkisi vardır. Öcalan bu konuda da bilgi kirliliği üretiyor. Yanı gözlerimizin içine baka baka o dönem söylediklerini unutarak yalan söylüyor. Ne zorunun olduğunu iyi anlıyorum. Yalanın bu kadarına da PES doğrusu. 7- Bu politik mesajlar tamamıyla Kürtlerin ulusal Kurtuluşu ve kendi kaderlerini tayin etmek için değil, ancak Türk Devletinin hegemonyacı olmazsa statukocu özelliğini koruma stratejisine oturduğu için de Kürt Ulusal varlığı ve mücadelesi ekseninde değil, Türk Siyaset Stratejisi Standartlarına ait olduğunu okuyorum… 8- ‘4. TÜRK – KÜRT STRATEJİK İTİFAK ÖNERİSİ’ VE APTULLAH ÖCALAN’IN FETİHÇİ TÜRKLERLE ‘YAŞAM DİRENİŞİ…’nin KÜRTLER için değil TÜRK SÖMÜRGECİLERİ İÇİN olduğunu okuyorum. ‘Yanlış düşünüyorsun!’ diyen varsa buyursun; A. Öcalanın dediklerini kendisi yorumlasın ve bize anlatsın! Anlatabilir ise… Doğrusu insan bir kez düşmeye dursun. İndikçe iniyor. Basitleştikçe basitleşiyor… Tarihi Direniş, ancak kirli tarihi deşifre etmekle mümkündür, ona tabii olarak yaşamak mümkün değildir. Abudulah Öcalan bu mesajlarla Ölüm Fermanını Tarihe okuyor

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.