Siyaset

Öcalan ve örgütünü tartışmak!

Sinan KARAÇALI · 24.10.2005 · 2 görüntülenme

Öcalan ve örgütünü tartışmak!

 Bazi arkadas ve cevreler A. Öcalan ve örgütünü tartismaktan kacinmak gerekliligine cokca vurgu yaparlar. Ama ayni vurgunun devaminda kendileride bu tartismayi sürdürmek zorunda kalirlar. Demek ki, A. Öcalan ve örgütünü tartismak bir niyet meselesi olmaktan öte bir gerekliligin sonucu olarak herkesin masasina gelip oturmaktadir.  Bunun en son örnegi Hamza Bindal olayinda görüldü. A. Öcalan ve sistemi degerdirmeden haydi bakalim Hamza Bindal olayini nasil izah edeceksiniz görelim bakalim. A. Öcalan ve örgütünün varedilis nedeni kavranilmaksizin Hamza Bindan ve benzeri olaylari degerlendiremesiniz.Hamza Bindal ismi etrafinda yapilan tartismalarin anlamini bulmasi icin A. Öcalan ve örgütünün varedilis nedenini yeniden sorgulamayi gerektirir. Bu anlasilmadan Hamza Bindal ve onun gibileri bir yere oturtulamaz. Yapilan ve yapilacak degerlendirmelerdegercegi ifade etmez. A. Öcalan, TC´nin onay ve destegiyle Kürt ulus dinamiklerini aciga cikarip su veya bu sekilde tasviye etmek  icin bir sistem olusturdu. Bu sisteme yakalanan herkes su veya bu sekilde kullanildi. Kendilerine insanlikdisi suclar isletildi. Insanlar kirletilerek düsürüldü. Arkada kanit birakilmamasi icin bu insanlarin cogu sistem tarafindan ortadan kaldirildi.Bu insanlar, A. Öcalan´in yaratigi sistemin hem suc ortaklari, hem de magduru oldular. Hamza Bindal´da A. Öcalan sisteminin hem suc ortagi, hem de magdurudur. Bu baglam da Hamza ve benzerlerine yaklasilmalidir. Su veya bu nedenden dolayi “Apocu” sistemden kopan insanlarin isledikleri suclar görmemezlikten gelinmeden bunlara yardim edilmesi KUKM´in yararinadir. Almanya tarafindan Hamza´nin paketlenip Apo-TC kapanina teslim edilmesi onaylanacak bir olay degildir. Bu, olayla özel de Almanya´nin, genel de AB´nin Kürdistan sorununa yaklasiminida ortaya koymus bulunmaktadir. Daha evel de AP tarafindan ihanete “Kürt Konferansi” düzenlemeleride bu politikanin sonucudur. Bunlari iyi okumak gerekir. “Apocu” ihanet sebekesi, TC ve AB ortak bir politika cercevesinde Kürdistan sorununa karsi bir tavir icindedirler...Konumuz bu degil, ben yine basa döneyim. A. Öcalan ve örgütünün varedilis nedenlerine dönmek istiyorum. Kürdistan ulusal güclerin bu olayi yeniden bir degerlendirmeye almasinin yararinin altini bir kez daha kalin cizgilerle cizmek istiyorum. Su an yasanan tüm olaylarin buradan kaynaklandigina dikkat cekmek istiyorum.Bunca gelismelerden sonra  artik su gercek görülmelidir. Herkesten öte halka ve devrime karsi sorumluluk duyanlar, bunu görmek zorundadir. Peki nedir bu gercek? Bu gercek sudur: Yüzyillardir sömürgeci sistem Kürt ulusuna inkar ve imhayi dayatmistir. Bu durum Kürt ulusunda kin, nefret, miliyetcilik ve yurtseverlik duygusunu gelistirmistir. Sürecle siyasal bir boyut kazanmis ve kendini TC devletine karsi örgütlemis ve mücadele arenasina tasimistir.1960-1970 yillarinda hizla yükselen KUKM´ni engelemek ve tasviye etmek TC devleti icin yasamsaldi. TC Devleti mevcut yaklasim ve yaptirimlariyla bu genc, diri, güncel ulusal potansiyeli tasviye edemeyecegini anlayinca, tarihte cokca örnegi olan yaniltici bir plan devreye koydu. A. Öcalan bu is icin bicilmis kaptandi. Silik ve sahsiyetsiz, bastirilmis duygularin deprestigi bir kinle olumlu olan herseye yönlendirilebilecek bir kisiliktir. Bu onursuz ve soysuz kisilik devreye sokuldu. Arkalandi, desteklendi ve sokaga salindi. Halka kurtaricin diye dayatildi.Sokaga salindigi gün Kürt ulusunun sanli tarihine küfür ederek ise basladi. Etrafina topladigi grubu disinda herkesi „ajan, provakatör, genelkurmayin uzantisi“ ilan etti.  Aslinda kendi kimligini Kürd milliyetci ve yurtseverlerin boynuna asti. Kendi degisiyle „devletin parasindan, imkanlarindan, entekletüel birikiminden faydalandi.“ „TC tarihinin en büyük isbirlikcisi yaratildi.“ Ve Kürdistan halkina senin kurtaricin diye dayatildi.Buna uygun bir söylem tuturuldu. Kürdistan halkina „özgür bir vatan“ vadetti. Bunu „silahli mücadele“ ile basaracagini ileri sürdü. Bunun gereginide yapti. Önüne gelen Kürdistan milliyetcisi ve yurtseverlerini „ajan, provakatör“ ilan ederek kursunladi.  Artik “kursuna adres sorulmaz” dönemi baslamisti. Davulun sessi uzaktan hos gelir misali silah sessi Kürdistan halkinda yankisini bulmustu. Bundan bir yanlislik yoktu. Kürdistan halki nereden bilebilirdiki, A.Öcalan ve örgütü TC Devleti tarafindan örgütlendigi ve KUKM´ni tasviye görevi ile memur edildigini. Kürdistan halkinin bunu bilmesini bir yana, anli-sanli aydinlarimizin A.Öcalan karsisina hazirola gecmede birbirini ezdigi, birlikte bir resim cekmek, kendisinden bir roportaj almak icin takla atanlarin ayakaltinda gezindigi, kendisinden bir aferin almak icin cok etiketli „enternasyonalist“lerimizin(!) birbirleriyle yarisa girdigi bir iklimde halki anlamak mümkün. A.Öcalan ve ceteside bu iste bir keramet var dercesine bunu halka karsi tepe tepe kullandi. Yasananlar biliniyor.Kürdistan halki ihanete ugradi. Kendisinin olmayan bir savasa sürüklendi. Agir bir bedel ödedi. Daha da ödüyor. Bunu yapanlar biliniyor. Belki bu dün cok az insan ve cevre tarafindan bilinmesine ragmen sesledirilmesede, bugün büyük bir kesim bunu kabulleniyor.Peki bugünden sonra bu birey ve cevreleri yasanan bu ihanetin pay sahibi olmaktan kurtariyor mu? Kurtarmamalidir. Herkes sorumluluk payini aciga vurmak zorundadir. Bu konuda samimi olmak zorundadir. Eger bunu kendileri yapmasa baskalari bunu seslendirecektir. O zaman da bazilarinin nasirina basilmis misali rahatsizliklara neden olacaktir. Iyisimi biraz samimiyet. Herkes kendi suc dosyasini kendisi acmalidir. Bundan kimse kurtulamaz. Kürdistan cografyasi tahrip edildi. Ekonomisi bir asir geriletildi. 40 bin insanimiz katledildi. Bunun cogu A:Öcalan´in emriyle cetesi tarafindan iskenceli sorgulardan gecirilerek imha edildi. Bir o kadari sakat birakildi. 5 milyon insanimiz zorla evinde alinarak el ülkesine sürüldü. Mecburi iskanlara tabi kilindi. 4 bin köy ve mezramiz haritadan silindi. Yüzbinlerce insanimiz iskencelerden gecirilerek 10´larca sene zindanlardan cürütüldü. Bilinen yaklasim ve uygulamalar sonucu 10 binlerce itirafci ordusu yaratildi. Ve yine ayni politika sonucu 100 bini bulan köy korucu sistemi olusturulmasina yol acti. Bu liste uzatmak mümkün. Herkesin daragacinda ekleyecek sayisiz olumsuzluklar mevcut.Peki bunun Kürter acisinda bir getiri karsiligi var midir? Karsiligi yok! Karsiligi bir yana birakalim, Kürt ulusu bir cok koldal sarilarak toptan Türklestirilmek istenmektedir. Asil ve höle partileriyle, cagin sundugu tüm imkanlarla hizindan bir sey kaybetmeksizin saldiri sürüyor. Bunlar yetmezmis gibi „A.Öcalan basindan beri ajan degildi“ deyip olup bittenleri olaganlastiran cevrelerinde güclü destegide bunun tuzu biberi oluyor. A.Öcalan´dan daha fazla onu temize cikarmaya calisiyorlar. Adam beni „TC tarihinin en büyük isbirlikcisi olarak yetistirdiler“ diyor, birileri „hasa“ diyor. „Seninle yürüdügümüz sürece Kürt ulusal önderiydin ki, biz ne zaman senden ayrildik sen isbirlikci oldun“ diyorlar. Herkes kendini kurtarmaya calisiyor. Hic kimse bir kontra artigi tarafindan „kullanildik“ diyemiyor. Demeliyiz! Bireyleri bir yana birakalim. Kürdistan halki kullanilmistir. Daha hala kullaniliyor. Topyekün bir halkin bir kontra bozuntusu tarafindan kullanilmasinin yaninda bireyin lafi mi olur? Olmaz! Olmamali! Biraz medeni cesaret, biraz samimiyet herseyi netlige kavusturur. Ama bu yapilmiyor.Herkes tarihi kendisiyle baslatiyor. A.Öcalan´da öyle yapmanis miydi? A. Öcalan TC devletinin kendisine üstlendirdigi görev geregi böyle yapiyordu. Peki bizim ne gerekcemiz var? Bir gercegi itiraf etmek cok mu zor? Yoksa korkumuz olmayan apoletlerimizin sökülmesi mi? El insaf yani?Peki PKK disinda kalan bizlerin Kürdistan halkina yasatilanlardan hic mi sorumlulugumuz yok?  Olmaz olur mu? „Mücadele tarihimiz bizi hakli cikardi“ gibi ucuz politikalarla kimse kendini Kürdistan halkina yasatilanlardan pay sahibi sorumluluktan kurtaramaz. Peki demezler mi Kürdistan halki bedeli agir bu kirli savasa tabi kilinirken bir politikaci olarak sen neredeydin diye? Örgütseniz, partiyseniz, aydinsaniz varolus nedeniniz neydi? Kimse saga sola kivirmasin. Ortada Kürdistan halkina yapilmis bir ihanet var. Bu ihaneten her politik cavrenin ve aydinin su veya bu ölcüde sorumlulugu var. Herkes kendi payina düsen sorumlulugu samimice, dürüstce acikladigi oranda bu halka yararli olur. O oranda itibar sahibi olur. O oranda halkin destegini alir. Yok bu degilde hic bir sey olmamis gibi yola devam diyenlerin gelecegi olmaz. Kürt ulusuna karsi büyük bir oyun oynandi. Halkin „kurtulusu“ adina halk katledildi. Katledilmeye devam edilmektedir. Bunu engelemek icin Kürdistan devrimci siyasi örgüt ve partilere büyük görev düsmektedir. Sistemin „Kürtcü“ ve „solcu“ örgütlenmelerine karsi cepheden bir mücadele vermeyi zorunlu kilmaktadir. Kacak dövüsmenin hic kimseye kazandirmadigi mücadelenin ortaya cikardigi gercek herkesin önündedir.Sistemin  „Kürtcü“ ve „solcu“ örgütlenmelerin maskesini indirip halk nezdinde karsi-devrimci yüzlerini aciga cikarmak büyük bir önem arzetmektedir. Basüstüne cevrilen Kürdistan devrimini ayaklari üzerine cevrilebilmesi, baska görevlerin yanisira bu görevin yerine getirilmesine baglidir. Bu görevin yerine getirilmesi Kürdistanli tüm ulusalci hareketlerin ortak bir yaklasimda bulusmasina baglidir. Bu basarilmadigi müdettce halkimiz sistemin  „Kürtcü“ ve „solcu“larinin kendileriyle cokca oynadigi birer nesne olmaktan kurtulamaz. Görev acik ve nettir. Bizden söylenmesi. Tercih Kürdistan ulusalci güclerindir.23 Ekim 2005

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.