Siyaset

Obama'nın Ortadoğu politikasının ilk Kurbanı Kürtler mi? -1

Rojhat Badikî · 06.03.2009 · 2 görüntülenme

İçinde geçtiğimiz sürec detaylı bir şekilde ele alındığında, Obama' nın gelişi ve ABD'de yaşanılan ekonomik krize pararlel olarak Ortadoğu ve Kurdistan'da bir takım değişimlerin olacağını öngörmek pek zor değil. Kapitalist sistemin yaşadığı yapısal kriz ve bu krizin görsel olarak aşılması için, Obama sosyal alanda kısıtlamalara girmeden daha çok dış politika harcamalardan tasaruflara giderek bir denge oluşturma çabası içerine girecek. Obama ve ekibin seçim alanlarında verdiği vaatler doğrultusunda radikal değişimlere girmeyip ama onlarıda hayal kırıklığına uğratmadan ince ayar politikaları ile Bush politikalarını daha farklı varyantlarla sürdürecektir. Yıllardır ABD dış politikası stratejik olarak birbirinden farklı olmayan tersine birbirini tamamlayan iki farklı sistem üzerinde yürütülmektir. Dolaysıyla Bush ekibinin Ortadoğuda uygulamaya çalıştıkları politikaların sopa politilarından dolayı kısmen sekteye uğramasından dolayı Obama ve ekibi ayni politikaları havuç politikaları ile hedefe ulaşmaya çalışacaktır.Şüphesiz Ortadoğuda, Amerikan dış politilarında yaşanılacak göreceli değişimin kurbanları olacaktır. ABD Başkan yardımcısı Biden' in Münih konferasında Irak' a ilişkin söylemleri ile başlayan sürec son günlerde kendisini sık hissettirmektdir. Irak' ta, 3 parçalı ve zayif merkezi bir yönetim savunan Biden, şimdi ise ABD ordusunun çekilmesine pararlel olarak, zayif bölgesel yönetimler ve güçlü merkezi idari sistemi savunmaktadir. ABD' nin Ortadoğu ve Irak politikalarında yaşanılan değişim kuşkusuz, Türkiye, İran, Suriye ve Bağdat yönetiminin işine gelmektedir. Türkiye, İran ve Suriye'nin Güney Kurdistan yönetimi ile girdiği göstermelik ymuşak ilişkiler ile Bağdat hükümetinin Güney Kurdistan yönetimine karşı uyguladığı politikalar çelişkili görünsede, genel bir çerçeve içersinde değerlendirildiğinde özelde Güney Kurdistan kazanımlarına genelde ise 4 parçadaki Kurdistani kazanımlara karşı merkezi-bütünlüksel bir politika yürütüldüğü görülecektir.Obama ekibinin Irak'ta askerlerini geri çekerek bir yanda Amerikan kamuoyuna olumlu mesaj verirken diğer yanda da Dünya ve Türkiye-İran' a açık bir mesaj vermektedir.Amerikan Askelerinin çekilmesi ile doğacak ''boşluk'' Türkiye, İran, Suriye ile iyi ilişkiler ve Irak güçlü bir merkezi sistem ile  doldurulacaktır. ABD dişişleri bakanı H.Clinton Ortadoğu gezisi bu amaç doğrultusundadır. ABD bir yanda iki devletli İsrail-Filistin mesajını vererek Arap ve Müslüman kamuoyunun sempatisini kazanmaya çalışırken diğer iran olumlu mesaj Türkiye ve Suriye' ye güvenilir dış politika uzmanlarını göndererek yeni Ortadoğu politikaları için zemin oluşturma çabaları verilmektedir.Dış basında çıkan haber ve yorumlar kuşku bırakmayacak bir şekilde açık ve nettir. Aşağıdaki parantez àçersinde dış basından aldığım bir kaç cümle Obama ve ekibinin hedeflerini ortaya koymakatdır ''ABD Başkanı Barack Obama’nın Ortadoğu Özel Temsilcisi George Mitchell, bugün Türkiye'ye gelecek. Daha önce 1 Şubat’ta yapacağı ziyareti, programındaki sıkışıklık nedeniyle ertelemek zorunda kalan Mitchell’ın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan ile bir araya gelmesi öngörülüyor. Amerikan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Gordon Duguid, üç gün önce birdenbire Suriye ile ilişkiler hakkında iyimser konuşmaya başladı. Duguid, "Suriye’yle ilişkimiz olmasını istiyor muyuz? Evet, evet gerçekten istiyoruz. Bu görüşme bize bu sürecin devam edip edemeyeceğini gösterecek mi? Evet, gösterecek” dedi. Duguid’in sözünü ettiği görüşme, iki Amerikalı diplomatın ani bir kararla Şam’a giderek gerçekleştirdikleri bir görüşmeydi. Bu geziden önce Amerikan Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nin yeni başkanı John Kerry Şam’a gitti. Ardından Şarm el Şeyh’te yapılan bir toplantıda Amerikan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Suriyeli meslekdaşı Velit el Muallim el sıkıştı ve ayaküstü konuştu. Dün ise Washington kulislerinde, Clinton’ın Cumartesi günü Ankara’da yapacağı görüşmelerden sonra Şam’a gidebileceği söylentileri dolaşmaya başladı.''Yukarda aktardığım gelişmeler bilinmeyen süpriz gelişmeler değil ama esas sorun Güney Kurdistan yönetimi, Kurdistan kamuoyu ve Kürt politik dünyası bu gelişmeleri nasıl değerlendirecekleri ve tedbir olarak ne yapacaklarıdır. Doğal olarak Kürt dünyasinda belirleyici pozisyonda olan Güney Kurdistan yönetiminin tavir ve yönelimleridir. Güney Kurdistan yönetimi Obama ve ekibinin Ortadoğu ve Irak politikalarını nasıl okuyacakları Kurdistan kazanımları açısında çok önemlidır. Güney Kurdistan yönetimi şimdiye kadar ABD, Türkiye, İran ve Bağdat' la yürüttükleri ikili ilişkilerin genel bir muhasebesini yapacaklar mı? Bu sorunun yanıtı Kurdistan ulusal davasının geleceği açısında çok önemlidır. Gerçi bu sorunun yanıtı, Güney Kurdistan siyasi liderliğinin iç ve dış alanda yürüttükleri ikili ilişkiler, Güney Kurdistan' da masa yatırılmış genış boyutlu ve derinlemesine değerlendirilmektedir. Burada soruna yabancı olan Kuzey Kurdistan kamuoyudur ve Kuzey Kurdistan kamuoyuna ilettilen bilgi ve belgeler yanlış ve manipüle amaçlı verilmektedir. Kuzey Kurdistan kamuoyu, ( bir kaç kişinin hariç verdiği objektif bilgi ve değerlendirme)Güney Kurdistan yönetimi ile çıkarsal temeldeki bağımlılık ilişkilerinden dolayı yanlış yönlendirilmektedir. Buradaki ilişki Kurdistani kaygılardan ziyade özel bireysel çıkarlar ulusal çıkarların üstünde tutulmaktadır. Her ne kadar bu kesim kendilerini ''Kürt  Milliyetçi-Demokrat-Liberalleri'' olarak değerlendirselerde, bu kesimler için ekonomik çıkarlar ön plandadır.Güney Kurdistan liderliği, ABD Türkiye ve İran'ın politika değişliğini nasıl değerlendirmektdir? Bağdat' la ilişkiler nereye gitmekte, Güney Kurdistan liderliğinin Kurdistan kamuoyunun rahatsızlıklarına karşı takındığı tavir? 18 yıldan sonra Güney Kurdistan' da seçimlerin açık liste mi yada kapalı liste ile yapılması tartışmaları? YNK' de iç çelişkiler ve bu çelişklerin PDK ve Kurdistan kamuoyuna yansıması ve etkileri......devam edecek. 

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.