BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Bawer · 14.10.2006 · 2 görüntülenme
Kürt parlamenter Leyla Zana, TBMM'de Kürtçe olarak, 'ben bu yemini Türk ve Kürt halkı adına ediyorum' dediğinde, 11 yıl sürecek bir hapse mahkum olmuştu.Kürt sanatçı Ahmet Kaya da, Kürtçe bir klip yapmak ve bunu televizyonlarda yayınlatmak istediğini söylediğinde, önce lince mazur kalmış, ardından da mahkemelik olmuştu. Sürgünde kalp krizinden son nefesini verdiğinde de, ölümüne en çok, bir dönem etrafında kümelenen ve 'sanatçı' kisvesine bürünenler sevinmişti.Yazar Yaşar Kemal de, bir dönem Kürt sorununa ilişkin 'aydın' rölünü üstlenmek istediğinde, yine bilinen çevrelerce sopanın ucu gösterildi ve susmak zorunda bırakıldı.Ünlü roman yazarı Orhan Pamuk da, 'Bu ülkede bir milyon Ermeni ile 30 bin Kürt öldürüldü' dediği için yine lince maruz kaldı, ardından da Türklere hakareti suç sayan TCK'nın ünlü ırkçı 301. maddesinden yargılandı. Yargılanmasına ve lince maruz kalmasına en büyük katkıyı ise, yine aralarında bir çok köşe yazarının da yer aldığı 'aydın' ve 'yazar' gurapları sağladı.Nelson Mandella da, Güney Afrika'nın 'beyaz' ırkçılığına karşı mücadele ederken ve hayatının 29 yılını hapiste geçirirken, hiç bir zaman ülkenin 'Beyaz' yazar ve çizerlerinden takdir görmedi. O, her zaman bir 'asi' olarak nitelendirildi.Ama Nelson Mandella hapisten çıktı, hem ülkesine Cumhurbaşkanı seçildi, hem de Nobel Barış Ödülü'nü aldı. Ona verilen bu iki ödül, Mandella'nın sıradan bir 'asi' olmadığını, haklı bir davanın yürütücüsü olduğunun kanıtları oldu. Sadece ödüller değil, tarih de ırkçılığın doğru bir tutum olmadığını kanıtladı ve Mandella'yı ödüllere taşıdı. Tabi aynı şekilde Leyla Zana da, Sakharov Barış Ödülü'nü aldı. Tarihin de tanıklık ettiği iki olay hakkında düşüncesini açıkladığı için yargılanan ve linç edilmek istenen Orhan Pamuk da, ödüllerin en büyüğü sayılan Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı. Birilerinin Pamuk'a kızmış olması, ya da mahkemelerin onu yargılamış olması ise, ödül almasına engel olmadı. Tabi bu ödül, Türkiye'de bilinen çevrelerde büyük bir hoşnotsuzluk yarattı. Ülke adına sevinileceğine, ödülden dolayı üzüntü yaşanıyor. Nobel'e adeta kurşun sıkıyorlar. Sıkarlar, çünkü bilinen bu çevreler, edebiyat ile şiddeti, edebiyat ile 'bayrağı', edebiyat ile şovenizmi hiç bir zaman birbirinden ayırt etmesini beceremedi. Ve bu çevreler her zaman edebiyatın da, şiirin de, müziğin de kolluk kuvvetlerinin hizmetinde olmasını, kalemden mürekkep yerine, barut fışkırmasını istedi.Sonunda televizyon ekranlarında Pamuk'a, ödülü 'Türk milleti' adına aldığını söyletmeyi başardılar. Konu edebiyat olmasına rağmen, Fransa'nın Ermenilere ilişkin aldığı kararı da yine televizyon ekranlarında Pamuk'a kötülettiler. Bir tek sormadıkları soru, '30 bin Kürdün öldürüldüğü' konusunda hala ısrarlı olup olmadığı kaldı, sanırım onu da önümüzdeki günlerde sorarlar ve istedikleri cevabı almaya çalışacaklar. İstedikleri cevap gelmezse Nobel'e kurşun sıkmaya devam edecekler.Türkiye'deki bu çevrelerin tepkilerini dikkate aldığımızda, peki bu ödüller kime verilmeliydi?Nobel Edebiyat Ödülü, 'Ermeniler bu topraklarda hiç bulunmadı, bulunanlar da Türkleri öldürdü. Kürtler ise, dağda kalmış, dillerini unutmuş Türk boylarıdır. Kürt adı da, atın kardaki yürüyüşü sırasında çıkardığı Kart-Kurt sesinden gelmedir' diyen yazarlara mı verilmeliydi?Ya Nobel Barış Ödülü? Bu ödül de, sivillerin üzerine bomba atanları 'iyi çocuk' sayan, her canı sıkıldığında, 'bir iki yere bomba attıran'a mı verilmeliydi? Ancak Nobel gibi büyük ödüller, gerçeği tersine çevirip tarihin akışına kara bir perde çekmek isteyenlere değil, toplumu gerçeğe ilişkin doğru bilgilendirenlere ve tarihe katkı yapanlara veriliyor. Pamuk'un Nobel ödülüne duyulan bugünkü 'ırkçı' tepki, bu gerçeği değiştiremez.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.