BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
rrodaro · 07.12.2006 · 2 görüntülenme
8 aydan beri Demokratlar ve Cumhuriyetçiler Irak’taki gelişmeleri ve sorunları yerinde tespit etmek, Amerika yönetimine sorunların çözümü için tavsiye ve önerilerde bulunmak için James Baker ve Lee Hamilton başkanlıĝında bir komisyon oluşturmuşlardı..Aylardan beri heskesin gözü on kişiden oluşan bu Komisyonun ABD Başkanı George W. Bush ve Amerikan kongresine sunacakları sonuç raporundaydı...Nihayet komisyon raporunu sundu...Fakat, şimdiye kadar Raporun tümüne ulaşma imkânım olmadı, bundan dolayı derli toplu bir deĝerlendirme yapma olanaĝım yok...Ama, basın çevrelerinin aktardıkları kadarıyla raporda üzerine durulan hususlar, daha önce şu veya bu şekilde basına sızdırılmıştı...1) Raporda Irak’taki güvenlik koşullarını stabilize etmek amacıyla, ABD’nin bugüne kadar „haydut devletler“ kategorisinde deĝerlendirdiĝi Iran ve Suriye gibi devletlerle Amerikanın doĝruda ilişkiye geçmesini öneriyor...Iran ve Suriye devletleri, Amerika’nın Irak’ta başarılı olması durumunda sıranın kendilerine geleceĝini düşünen iki ülkeydi.. Amerikalılarda „Büyük Ortadoĝu Projeleri“ vasıtasıyla bu konudaki niyetlerini açık bir şekilde deklare etmişti..Iki taraf açısında da ortada gizlenecek bir durum yoktu..Suriye ve Iran devletleri Amerika’nın Irak’ta başarılı olmasını engellemek için ellerinde ne gelebildiyse yapmaya çalıştılar..Suriye’nin Sünni Araplarla ve Iran’ın Şii Araplarla girdiĝi ilişkiler ve onlar aracılıĝıyla sahip oldukları etkinlik herkes tarafından bilinmektedir.Sonuç olarak bu iki ülke Irak’taki derinleşen kaos ortamının ve sorunların bir parçasıdırlar.Şimdi Komisyon raporunda sorunları kışkırtan, teröristlere her türlü kolaylıkları saĝlayan bu güçlerlerle masaya oturmaya ve sorunları çözmeyi öneriyor..James Baker bir söyleşisinde de açık bir şekilde sorunları çözmek için „düşmanlarımızla masaya oturmak gerekir“ diyordu..Bunun ismi de reel politika ve bu politikayi de yürütenler ise realistler...James Baker’de bu ekolden geliyor..Var sayalım ki ABD yönetimi Komisyonun Suriye ve Iran’a ilişkin önerilerini kabul etti..Irak ve Suriye ABD ile masaya oturduklarında ABD’nin Irak’a ilişkin tüm istemlerini kabul etsinler..Iran’ının atom silahını yapmaya girişimleri ne olacak?Suriye’nin Lubnan’a ilişkin politikası ve terör eylemleri ne olacak?Kaldi ki Iran ve Suriye hiç bir karşılıĝı olmaksızın neden ABD’ye yapdımcı olsunlar?Siyaset çıkarlara endeksli deĝilmi? Siyasette süreklilik arzeden dostluk ve düşmanlıklar deĝil çıkarlardır.... hep söylenir...Yaygın bir şekilde söylendiĝi gibi eĝer Irak Amerika için bir bataklıksa, neden Suriye ve Iran Amerika’yı kendilerini boĝması için bataklıkta çıkarsınlar?Amerika bu iki devlete karşı bir çok defa askeri seçeneklerden sözetmişti.Bu iki devlet, özellikle Iran’daki Ayetullahlar rejimi o kadar saf deĝil...Belki protokol icabı, dünyada da salonfähig olmak için yapılan önerilere olumlu cevap verebilirler..Ama, onların o alanda etkinlikleri devam eder.. Kaldı ki Irak’ın Iran vb... güçlerin denetimine girmesinden rahatsız olan Ürdün, S. Arabistan ve Mısır gibi Sünni Araplardan oluşan bir başka eksende yaşanan sorunların bir parçası haline gelmiştir..2) Komisyonun raporunda Amerikan ordusunun 2008 yılının ilk baharından itibaren geri dönmesi yönündeki öneride mantıklı deĝildir...Askeri anlamda sorunları çözmek ve güvenlik saĝlamak için Irak Ordusuna yapılacak askeri ve teknik yardımlardan sözediyor.. Ayrıca askeri teknik elemanlarının sayısını 4 binden 20 bine çıkarılmasını öneriyor..Acaba gerçekten herkesi kapsayan Irak’ın bir ordusu varmı?Bilindiĝi gibi eskide Saddam rejimi döneminde temel kadrosu Sünni Araplardan oluşan bir „Irak“ odusu vardı... Saddam rejiminin 9 Nisan 2003 tarihinde yıkılmasından sonra Paul Bremer bir kararname ile Ordunun da içinde olduĝu bir dizi „kurumu“ ortadan kaldırdı..Ondan sonraki süreçte çeşitli siyasal partilere baĝlı askeri güçler „güvenliĝi“ saĝlamaya başladılar.. Bugün Irak ordusu denilen olay esas itibariyle Sicri‘nin yada „Irak’ta Islam Devrimi Yüksek Meclisine“ baĝlı „Bedir Güçleri“ gibi çevrelerden oluşuyor... Bu güçlerde Amerika’dan yada Irak devletinden ziyade kendi partilerine baĝlıdırlar... Yani El Hekim’in kontrolu altındalar.... Amerika’lılar bazı Sünni çevrelerinide orduya enetgre etmeye çalışıyorlar.. Ama sonuç olarak Sünniler „Ordu“ içinde bir azınlık konumdalar.. Kaldi ki ne Kürdler ve ne de Şiiler Sünnilerin ordu içinde güçlenmesini istemiyorlar..Bugün Irak’taki iç savaşın ana kaynaklarından biride „Irak Odusu“ denilen yapıdır. Bu yapı Baĝdat ve daha bir çok alanda yaşanan terör eylemlerin mimarı durumdadır.Peter Galbraith bu gerçeĝi gördüĝünden dolayı haklı olarak Amerika’nın Irak’ta merkezi ordu oluşturma girişimini „ katilleri yetiştirme“ olarak deĝerlendiriyor. Irak Ordusu diye devşirdikleri yüzbinlerde milis Baĝdat’ın güvenliĝini dahi saĝlamıyor.. Çünkü, bu „ordu“nun kendisi iç çatışmaların bir parçası... Bundan dolayı Irak Parlamento başkanı Peşmergelerin Baĝdat’ta gidip „ Milletvekilleri korumalarını“ istiyor.. Bundan dolayı Baĝdat’taki bir dizi siyasal çevreler Peşmergelerin Baĝdat güvenliĝini üstlenmesini istiyor..Umut ediyorum ki Kürdistan siyasal önderliĝi bir hata yapıp böyle bir öneriyi kabul etmez... Soylentilere göre Kürdler „Kerkük-Baĝdat yol hatını“ daha çok tercih ediyorlar..Yani kısacası Baker Komisyonun güçlendirmek istediĝi „Ordu“ çatışmanın tarafları olarak, yaşanan sorunların kaynaklarından biridir.Bugün Irak’ta yaşanan savaş bir mezhep savaşı olarak görünsede Irak’taki farklı çevreler arasındaki bir iktidar savaşıdır..Sorun kimin iktidara sahip olacaĝı sorunudur...Irak Ordusuda iktidar için mücadele temel güçlerden etkili olanların eline geçecektir...Irak gibi suni varlıĝını askeri darbeler ve diktatörlük ortamında sürdüren bir ülkede kompromisler üzerine ordu inşa edilemez..Hâlâ küçük bir köyün güvenliĝini dahi saĝlamayan Ordu ve onun içinde bir kesim, bir kaç ay önce darbe hazırlıkları içinde olabiliyordu.....Amerika’nın iktidar kavgası içinde olan bazı siyasal çevrelerinin milisleri üzerine tarafsız bir ordu bina etme şansı yok... Eĝer Amerika bu politikalarında ısrar ederse nasıl ki şimdiye kadar „bir yıl içinde güvenliĝi Irak güvenlik güçlerine devrederiz“ şeklinde tekrarladıkları tekerlemeyi 2008‘den sonrada tekrar eder..3)Eĝer Baĝdat hükümeti güvenliĝi saĝlamasa ve gereken adımları atmasa yapılan yardımların kısılması meseleside çözüm getiremez... Çünkü, merkezi hükümette yapılan yardımların kesilmesi krizi dahada derinleştirir. Amerika’ya yönelik tepkileri dahada artırır... Demokratik seçimler yapıldıĝı sürece Şiiler aritmetik çoĝunlukluklarına dayanarak her zaman iktidar olurlar... Böyle bir ortamda merkezi iktidara yapılan ekonomik ve askeri yardımlar kesildiĝi zaman ortaya çıkan sorunların muhatabı Amerika olacak ve Amerika’ya yönelik düşmanca kampanyalar daha da boyutlanacaklar..Necmedin Kerim 3 Aralık günü Washington Post gazetesine yazdıĝı makalede komisyon üyelerine ilişkin ilginç tespitlerde buluyor.James Baker’de dahil olmak üzere komisyon üyeleri Irak savaşına karşılardı.. Yine yazar, komisyon üyeleri çeşitli dönemler Irak’a ilişkin yazdıkları makalelerde Sünni Arapları kayırdıklarını söylüyor.Baker komisyonu bu sekiz ay boyunca yoĝun bir şekilde Araplarla ve özellikle Sünni Araplarla görüştü... Sadece onlar Irak Sünni Araplarıyla deĝil bir çok Arap ülkesiyle görüştüler. Komisyon üyeleri defalarca Irak’a gittiler.. Ama, her ne hikmet ise Kürdistan’a ayak basmadılar, Kürdistan’ın halk oyuyla seçilen yetkilileriyle görüşmediler.Ama, Irak’a ilişkin ve Irak’ın geleceĝine ilişkin „bilimsel“ ve „ampirik“ rapor hazırlayabiliyor.Ister istemez Baker komisyonun bu tutumu Güney Kürdlerinin saflarında tepkilere neden oldu, bu durum Baĝdat’ta Zalmay Halilzad ile görüşülürkende gündeme getirildi..Kürd basınında da bu yönde tepkiler oluştu..Ama, geçenlerde James Baker Kürdistan Başkanı Kek Mesud Barzani’yi telefonla arayarak raporun içeriĝine ilişkin bilgi vererek „ Raporda Kürdistan’ın özgünlüĝünü göz önüne aldıklarını“ söylüyor..Yakında raporun tümünü incelediĝimiz zaman gerçekleri daha yakında göreceĝiz..4)Yine komisyonun mevcut olan ortamda Irak’a baĝlı olarak Bush yönetiminin önüne Israil ve Filistin sorununu çözmesini koyması Iran ve Suriye devletlerine yapılan bir tavizdir... Bu iki devletin pozisyonunu güçlendiriyor.. Bir kaç ay önce Türk Başbakanı Erdoĝan’ın Hamas lideriyle yaptıĝı görüşmelerden sonra Amerika’nın gösterdiĝi tepkileri hepimiz hatırlıyoruz.. Türk Başbakanı Suriye ve Iran’la şerh cephesini oluşturma hayalini kuruyordu.. Ama, Amerika’dan gelecek tepkiden dolayi daha çok ihtiyatlı davranmayi tercih ediyordu. Ama, son dönemlerde Baker ve komisyon üyeleri Iran ve Suriye yetkilileriyle görüştüklerinden dolayi, Türk başbakanı bu durumdan cesaret alarak özgür Kürdistan boĝmak için bu iki ülkeyi peş peşe ziyaret etti.. Erdoĝan’ın bu ziyaretini „anti Kürd seferi“ olarak deĝerlendirmem yanlış olmaz.. Çünkü o,Suriye ve Iran’a yaptıĝı ziyaret boyunca „Irak’ın toprak bütünlüĝünü“ ve „Kerkük meselesi“ni aĝzından düşürmedi.. Baker Komisyonunun Ortadoĝu’ya ve Irak’a ilişkin önerdiĝi yeni siyaset haklı olarak Israil’inde tepkisini çekti.Raporda daha eleştirilmesi gereken veya Irak ve Kürdistan gerçekliĝine uygun olmayan bir çok husus var.. Rapor yayınlandıktan sonra daha saĝlıklı bakma olanaĝız olacak..Ama, soĝuk savaş kadrosu ve siyasetçilerinin yeni Irak ve Kürdistan’ın reel durumunu kavramaları çok zor.. Bu kadro yapılanması geliştirdiĝi yada önerdiĝi politika eski statükoya bir dönüştür.. Irak’ta eski statükoyu yeniden tesis etmeye kalkmak bugünün kötü gidişatını onlara katlar..
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.