BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
bahoz þavata · 20.03.2007 · 2 görüntülenme
Ruhuyla ve yüreğiyle bir inanç ve cesaret sembolü olmak için Yunan’lı Kafasis şöyle buyurur:“taşımıyorsan onu ruhunda; ruhun dikmiyorsa karşına, rastlamazsın Posedion’a” Hüseyin Şen, taşıdığı ruhla, Posedion’u ile 1979 Newroz haftasında hesaplaştı. Modern Posedionlar sadece kıskanç, kibirli ve obur değildiler, kendi egemenliğini tanımayanı artık yok etmeyi, işkence tezgahlarında geçirmeyi kendine meslek edinmiştiler. Hüseyin taşıdığı ruhla bir gün bu canavarlarla yüz yüze kalacağını biliyordu. Çünkü bu ruh Kawa’nın ruhuydu. Posedionlar, Dehhaklar, onu çok iyi tanırdı.1976 da Kawa hareketi oluşurken, “Bağımsız Birleşik Demokratik Kürdistan’ı” yaratmayı kendine şiar edinen bir devrimci ruhla biçimlenmişti. Hüseyin Şen’de bu ruha sahip hareket önderlerinden biriydi. Yaşanan o günlerde devrim için yüz meslek gerekse, yüzü ile de donanmak zorundaydı devrimciler. Bir elde kitap, bir elde silah mücadele etmek, hem dağda hem ovada var olmak, Dehhaklarla boğuşmak hiç bitmez bir işti.Kürdistan 79 Baharı devrimine gebeydi. Kırk yıldır suskun toprağın çatlama zamanı gelmişti. Newrozlar insanın kanını kaynatır,dağlanmış yürekleri çoştururdu. Vakit beklemez! Artık hesaplaşma zamanıydı. Kawa Hareketi buna karar vermişti. Savaş hazırlıkları yapılıyordu. Düşmanın cephaneleri bir bir boşaltılıyordu..Hangi Kürt istemez ki bu biyolojik uyanış ve isyan saatinde tohum olmayı, Newrozlarda çiçek açmayı. İşte yine böyle bir günde, yüzlerce Türk askeri ve polisi ile Bingöl’de son mermisine kadar savaşan, fiziğinin tüm gücünü sonuna kadar zorlayan ve kırk yıl sonra düşmana anladığı dilden yanıt veren ihtilalci Kürt, Dersim'li Hüseyin Şen maalesef yaralı düştü Dehhakların ellerine.. Ruhu dikmişti karşısına Posedionlarını, Dehhaklarını. Lakin o, ser verip sır vermeyen ruhuyla Kawa'nın, Dehhakların başına inen balyozu olmuştu...Hüseyin Şen işkenceler altında daha yoldaşından yaralı olarak koparılırken, olacakları biliyordu. Bu imtihana çoktan hazırdı, Ölümünün yakınlığı ile baş başa, yaralı iken; “Newrozlara gömün beni..” demişti..Bu sözlerini arkadaşına söylediğini hatırlıyordu. Mutluydu. Gururluydu..Posedionlar, Dehhaklar; "yetti dediler", bire bin veren tohumu kendi elleri ile yaratmışlardı. Hüseyin Şen bu işkenceler altında İstanbul’da şehit düşmüştü. On binler, onu son yolculuğuna uğurlarken, artık onun türküsü söylenmeye başlamıştı..“Bingol şevti, dıjmın bé imanaMegri megri dayé megri...”Ve halk bir vucut olmuş, yüce devrimci Nuri Dersimi’nin o vazgeçilmez şiarını hep bir ağızdan haykırıyordu:"Yaşasın kahramanlar yaratan Kürt Milleti, yaşasın hür ve müstakil Kürdistan..! "Yer, gök bir olmuş, Newroz toprağı yeni tohumunu kucağına alırken;Biji Kawa..!Biji Hüseyin Şen..! sloganlarını Dersim'in yüksek, engin yüce dağlarında aks ederek her yana yayıyordu...Munzura hüzün çöküyordu...Newrozlar çiçeğini açmayı bir başka bahara öteliyordu...Şen şen di artık..Bir Newroz daha destanına kavuşmuştu..Newroz yapacağını yapmıştı...Sevgilerimle....
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.