BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Rojhat Badikî · 16.05.2007 · 2 görüntülenme
Sömürgeci Türk devleti içersindeki farklı kliklerin iktidar çatışmasının ardında, alınan erken genel seçim kararı, Kurdistan cephesini de hayli heyecanlandırdı. Türkiye ve Kurdistan’ da seçimlere dair yapılan analizler , dönemsel olarak farklı bir bir şekilde ele alınıp farklı tavırlar takınılmasına neden olmuştur. Kurdistan politik arenasının Türkiye ve Kurdistan’ da yapılan seçimlere bakış tarzı, doğal olarak onun Kurdistan ve Türkiye’ ye bakış açısının bir yansımasıdır. Onun Kurdistan ulusal sorununa yaklaşım tarzını ortaya koyduğu gibi sorunun neresinde durduğunu göstermesi açısında da önemlidır. Kişi, grup, örgüt ve partilerin; ideololik, politik, siyasal görüşleri ve sömürgeci sistemden beklentileri, seçimler için temel belirleyici nokta olmuştur. 70 yılların ortalarında Kurdistan’ daki ulusal mücadelenin kitselleşmesi ile birlikte, seçimlere yaklaşım konusunda da farklılıklar büyük oranda belirginleşmiştır. Kurdistan ulusal sorunun sömürgeci devlet sistemi içersinde çözümünden yana olanlar ve sistem karşıtı şeklinde ortaya çıkan politik yapılanmalar şeklinde iki farklı kulvar ortaya çıkmıştır. Kurdistan ulusal sorununu Sömürgeci sistem içersinde çözümünden yana olan kesimler, bir anlamda Kurdistan sorunun çözümünü TBMM olarak lanse etmişlerdir. Bu kesimin yaklaşım tarzı, Türkiye ve Kurdistan gerçekliğinden özellikle, sömürgeci sistemin işleyiş ve örgütlenme gerçekliğinden uzak, ilkesiz, pragmatist ve popülist temelde olmuştur. TC anayasası, seçim ve parti yasaları, Türkiye ve Kurdistan’ daki hakların inkarınin temel ayakları olmasına rağmen, bu sisteme ilişkin umutların pompalanması, Kürt halkının temel dokusunda onarılması güç yaralar açmıştır. Sömürgeci Türk devletinin Kurdistan’ daki temel dayanakları olan parti ve örgütlerin meşru görülmesi gibi bir pozisyon ortaya çıkmıştır. Bundan dolayı ki, TC’ nin Kurdistan’ daki temel dayanakları olan partilerde Kürt insanın ( kendilerine yurtseverlik etiketi koydurtanların ) çalışması normal karşılanılmıştır. Ayni pozisyonda olanlar, Kurdistan’ ın güneyinde mahkum edilip sistemle çalışan Cahşlar olarak nitelendirilmelerine rağmen halen Kurdistan’ ın kuzeyinde görünmezlikten gelinmiştır. Kurdistan’ ın güneyindeki Cahşlar parlamentosu Kürt kimliği ile tanınmasına rağmen Kürt halkı ve öncü güçleri tarafından ‘’hainler parlamentosu’’ olarak nitelendirilip kendi iradesi olarak görülmemiştır. Kurdistan’ ın kuzeyinde ise tam tersi bir rota izlenilip, inkar, imha ve asimilasyon üzerinde inşaa edilen TBMM çözüm adresi olarak lanse edilmiştır. TBMM, Kürt ve Kurdistan sorunun çözüm kapısı olarak, Kürt halkına empoze edilmiştır. Kemalistlerin Osmalıdan gelen sömürgecilik ve devlet yönetme tecrübesinin getirdiği avantaj ile, Kürtleri sömürgeci sisteme entegre etme noktasında, başarılı bir yöntem uygulamışlardır. Kürt elbiseleri giydirilerek TBMM getirilenler, Lozan antlaşması yapılıp Kurdistan’ ın sömürge statüsü uluslararası alanda onaylatırıldıktan sonra, Kürt elbesi ile TBMM geldiklerinden dolayı idam ettirildiler. Kemalistler devlet yönetme, sevk ve idaresinde oldukça tecrübeliydiler sistem ve iktidarlarının devamı açısında ‘’Parlamenter sistem’’ kendileri açısında biçilmiş kaftandı. TBMM, TC açısında bir yanda demokrasi oyuncağı gibi kullanılırken diğer yanda Türkiye ve Kurdistan’ da yaşayan halkları sisteme entegre ve asimile etme makinası olarak bir silah gibi kullanıldı. TC, TBMM ve onun ‘’meşru’’ kolları olan partiler ile kurdistan’ da hakimiyetini en ucra köşeye taşırken diğer yanda geniş bir işbirlikçi ağı oluşturması yönünde de büyük avantajlar sağlamıştır. Sistem içersinde yer alan, her türlü maddi ve manevi imkanlarla kendisi, ailesi, çevresi ve varsa aşireti ödüllendiriliyor. Sistem daha da genişleyerek kendilerine ‘’yurtsever’’ etiketi taşıyanları içine almaya ve bu kesimler aracılığı ile Kurdistan’ daki sömürü ve işgalı Kürt halkının nezninde meşrulaştırmanın karşılığı, parlamento üyesi olma, itibar, para, güç olmak demektir. Her bir mükafatın bir beddeli de olmalıdır ve bedelde Kurdistan ve Kürt halkının ulusal değerlerini sisteme peşkeş çekmek, Türkiyelilik kavramini Kürt toplumuna aşılamaktır. Bundan dolayıdır ki TBMM meclisinde, Kürt yurtsever etiketli olanlar, namus ve şerefi üzerine TC’ nin Kurdistan halkının bütün haklarını yok eden kanun ve yasalara bağlı kalacağına dair yemin etmektedirler. Hele, bunu Türk-Kürt kardeşliği adına yaptığını söylemek ise daha büyük bir şarlatanlıktır. Türk ve Kürt haklarının kardeşliği adına Kürtleri köleleştirmenin ötesinde yok sayan, inkar eden, katliama tabii tutan yasa ve kanunlara namus ve şeref üzerine yemin etmek olsa olsa kendini ve Kürt halkını pazarlamadır. Bunun başka bir izah tarzı yoktur. TC anayasası ve parlamenter işleyiş tarzı, Kürtlerin inkar ve imhası temelinde şekillenmiştır. Bu şekillenmenin ‘’demokratik’’ yollardan yada parlanemter sistem içersinde çözülmesi mümkün değildir. Tabii ki Kürt’ ler, ‘’demokrasicilik’’ oyununun içersinde yer alacaklar, ama bu sistemi meşrulaştırma, sistemi yaşatma ve Kürt halkını sisteme asimile etme temelinde olmamalı. Kürt’ ler, ‘’ Demokrasi’’ oynunu, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesine ivme kazandıracak ve Kürt halkını Türkiyelilik ile Kurdistanlılık arasına kalın çizgiler ve duvarlar örecek şekilde oynamalıdırlar. TC’ nin sömürge sistemi, 84 yıllık parlamenter sisteminde Kürtlere geçit vermediği gibi, bir 84 yıl daha geçit vermeyecekleri aşikardır. Kürt halkı adına hareket eden, Kurdistan ulusal ve demokratik! Hakları için mücadele eden şahsiyet ve politik yapılanmaların günümüze değin açık ve berrak program ve politikları olmamıştır. Bireysel temelde hareket eden ‘’ yurtsever’’ kişiler TBMM üyesi oldukları süre içersinde Kürt halkının ulusal davası için bir tek kelime bir tek önerge vermemişlerdir. Bunların yaptıkları, sömürgeci sisteme yaranmanın mükafatlarını almak olmuştur. ‘’Legal’’ arenada yer alan, ‘’demokratik türkiye’’ yada ‘’federasyon’’ şiarı temelinde hareket eden politik yapılanmalar pragmatist ve ilkesiz bir şekilde hareket etmişlerdir. Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesini savunan politik yapılanmalar ‘’ legal’’ alanlarda gerekli bir şekilde yararlanma politikalarından uzak kalmışlardır. Sonuç itibarı ile, Kurdistani politik arena, ilkesiz ve pragmatist, mutlaka parlamentoya girme politikalarını terk edip Kurdistan merkezli politikalar üretmelidırler. Ankara, sömürgeci sisteme entegre-asimele olma, Amed ise Türkiyeliliğe hayır ve Kurdistanileşmenin adımlarıdır. Biz Kürtlerin görevi, TC’ nin parlamenter sisteminin ırkçı-faşizan bir sistem olduğunun teşhiri olmalıdır. TBMM’ nin demokratik bir sistem olmadığı, halkların inkarı ve imhasına dayalı bir kurum olduğunu ve bu kurumun içersinde yer almamakla, teşhirine gitmeliyiz. TBMM’ sinde namus ve şerefi üzerinde Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlı kalacağı üzerine yemin eden kişilerin Kürt halkına verecekleri bir şey olamaz, sömürü ve kölelikten başka.... Rojhat Badikî * TC’ nin sömürge parlamentosunda Milletvekilleri görevlerine başlarken aşağıdaki şekilde and içerler: "Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim."
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.