BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Rojhat Badikî · 27.11.2012 · 2 görüntülenme
Hayatımda üzerine yazı yazacağım son kişilerden biri Naci Sapan hatta bu şahıs hakkında makale yazmak aklımın bir ucundan bile geçmezdi. Bianet'in Naci Sapan'la yaptığı bir söyleşide, bir dönemin tanık ve mağduru gibi lanse etmesi ve Naci Sapan'ın da bu rolü çok başarılı bir şekilde oynaması, benim gibi o dönemin ölümden ''kılpayı'' kurtulanı olarak, çok düşündürdü. Üstelik, Naci Sapan '' Özgür Diyarbakır Gazetesinin de genel yayın yönetmenliğini yapıp, Kurdistan'ın en politik şehrinde, geçmişini başarılı bir şekilde örterek, büyük bir yurtsever hatta ''bağımsız Birleşik Kurdistan'' cı onu savunan bir pozisyona da gelmiş!.
Geçmişinden arınmak, yaptıklarının af edilmesi için halkından özür dile talebinde bulunmak bir erdemdir ama bu erdem Naci Sapan' da olduğunu düşünmüyorum. Dönemin zor koşullarını, ölümle bedellerini ödeyen o güzel insanlar hakkında Naci Sapan' ın konuşması hakeretin ötesinde, onları birkez daha Amed' ın sokaklarında kafalarına kaleşçe kurşun sıkarak öldürmektır.
Bianet' in bir dönemin tanık ve mağduru olarak okurlarına lanse ettiğ Naci Sapan'ın dönemin tanığı olduğu doğrudur. Naci Sapan, TC' nin başkent Amed özellinde hatta Kurdistan'tan genellinde yaptığı katliam ve cinayetlerin bir numaralı tanıklarındandır da. Gazeteci ve yurtsever insanların, TC' nin katliam şebekeleri ( Jitem, Hizbullah, Özel Hareket Timleri....vs) tarafından gündüz ortası kaleşçe öldürülürken, Naci Sapan cebindeki özel kart ve özel ilişkileri ile Kurdistan'ın dört bir tarafını gezme dolaşma özgürlüğüne sahip imtiyazlı şahıslardan biriydi.
Jitem elemanlarının döneme ilişkin anılarında, yaptıkları eylemlerde kontrol noktalarına takılmamak için özel önlemler almak zorunda kaldıklarını belirtirlerken, Naci Saban cepindeki kartlarla bütün kontrol noktalarını sorunsuz geçiyordu. Özel Hal Bölge Valiliği,TSK ve dönem hükümet başkanları, bakanlarının Kurdistan da yaptıkları gezi ve basın açıklamalarının gedikli '' şeref'' konuğuydu. Türkiye Türklerindır, logolu Hürriyet ve diğer gazetelerin temsilcisi ve haberleri ise, TC' nin Kurdistan' daki katliamlarının örtbasçılığıydı. '' Meslektaşları'' kadeh tokuşturduğu zihniyet tarafından katledilirken, Naci Sapan, patronlarına ve Türk kamuoyuna ''bir terörist gazetecinin'' nasıl öldürüldüğünü muştalayıp, ölümlerini kınayan basın toplantılarından-basın açıklamalarından köşe-bucak kaçıyordu.
Kaderin cilvesine bakınız! Naci Sapan, Kurdistan' ın başkenti Amed'te çıkan '' Özgür'' Haber Gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yapıyor!
Zülmün, yedi arşı deldiği dönemde dönemde nerede oldukları belli olmayan ama şimdi ise Amed sokaklarında yurtseverliği kimselere kaptırmayan ''Aydın-Entelektüel'' takımı, Naci Sapan' ın gazetesinde Naci Sapan'a methiyeler dizmekteler.
Nasredin Hoca' ın dediği gibi ''ye Kürküm ye'' Şehit olan gazetecilerin kanları üzerinde yaratılan değerler ve bu değerlerin ortaya çıkardığı imkan ve olanaklar ( Belediye, sendika...vs ler ) Fare ve Keklikleri can-ciğer dost yapmış....!
Naci Sapan, dönem için, Sömürgeci Türk devletinin Kurdistan'da yaptığı katliamları örtmek için biçilmiş bir kaftandı. Kısacası, Sömürgeci güçlerin, sömürge ülkelerde ihtiyaç duydukları karektere uygun bir şahsiyetti. Başkent Amed' yayınlanan '' Özgür Haber'' gazetesinin genel yayın yönetmeninin dönemi koklama sezgisi oldukça güçlü. Gazetecilik dönemi, ''mesletaşlarının'' sorgusuz-sualsız öldürüldüğü dönemde,''meslektaşlarının''katilleri ile olan sohbetlerindeki ''geniş mideye'' sahip olma özelliği ile epey tercübe kazandığı, tecrübenin getirdiği deneyimle, şimdi farklı kulvara yelken açmış.
Yine dönemin, Sömürgeci Türk devletinin bütün gazabı ile Kurdistan yurtseverlerine karşı saldırıya geçtiği, zülm, katliam, işkence, talan, tecavüz, yakmaların getirdiği şiddet gümbürtülerinin göğün yedi arşını deldiği, dönemde; sessiz-sedassız izleyici kalanlar, ortalıkta kol kola, birbirlerine yağdanlıklar hediye ederek; Halil-İbrahim sofrasına birlikte teşrif ediyorlar.
Ne diyelim...Ortalık; Keklik ve farelere kalmış...Sınırları sorun yapmayan, Bayrakla bir derdi olmayan, sömürgeci egemenlerin dillini resmi dil olarak kabul eden ve Kürt milliyetçliğinin karşısında sömürgecilerin garantörlüğünü yapan bir zihniyetten başka ne beklenebilirdi ?.
Başlar ayak-ayaklar Baş olmuş....
27.11.2012
Genève
Rojhat Badikî
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.