BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Peter Ford / Yigal Schleifer · 18.05.2006 · 1 görüntülenme
AB, Türkiye'de ifade özgürlüğüne karşı davalar ve yükselen milliyetçilik yüzünden, müzakereleri başlatma kararını sorguluyor. Türkler de Fransa'nın 'Ermeni soykırımı'na dair yasa tasarısıyla şüpheye düştü AB'nin, Türkiye'nin kulübe katılması konusundaki yıllardır süren kararsızlığına son verip müzakereleri başlatmasından sadece altı ay sonra, her iki taraf da bu kararın doğruluğuna dair şüpheye düştü. Avrupalılar, Türk yazarlara açılan davalar dolayısıyla Ankara'yla aynı ifade özgürlüğü anlayışını paylaşıp paylaşmadıklarını sorguluyor. Bu arada, birçok Türk de türban yasağı ile Fransa'nın Ermeni soykırımını inkâr etmeyi suç sayan yasa tasarısı arasında çifte standart bulunduğunu düşünüyor. Boğaz'ın iki yakasındaki gözlemciler, Türk ve Avrupalı yetkililerin sene başından beri yürüttüğü 'müzakereler hakkındaki müzakereleri' saran şüpheci bulutların, Türkiye'nin gerçek bir Avrupa ulusu olmasının ne kadar uzun ve zorlu bir süreç olacağına işaret ettiği görüşünde. Birçok diplomat Ankara'nın AB üyeliğine yönelik siyasi kararlılığının eskisi kadar güçlü olmadığını düşünürken, Avrupalılar da özellikle savcıların ceza kanununun tartışmalı bir maddesini yazarları devlet kurumlarına veya Türk kimliğine hakaret etmekle suçlamak için kullanmasından endişeli. Yazar Orhan Pamuk örneğinde olduğu gibi, bu davaların bir kısmı sivri AB eleştirileri sonucu düştü. Ancak salı günü, bir Ermeni-Türk gazetesi editörü Hrant Dink'in 'yargıyı etkilemeye teşebbüs' suçundan yargılandığı dava başladı. Dink, mahkeme salonunda 'hain' sloganlarıyla karşılandı. Kıbrıs, türban ve soykırım İnsan hakları savunucuları, 'terör propagandası'ndan suçlu bulunan gazetecilerin hapse atılmasına izin verecek yeni terörle mücadele yasa tasarısının, Kürt ayrılıkçılara desteğini ifade eden herkese karşı kullanılmasından korkuyor. Yakın zamanda Kürtlerin çoğunlukta olduğu güneydoğuda yaşanan şiddetli öfke de, ordunun iç meselelere yeniden karışmasına yol açabilir. AB de, bu olaylar sonucunda Türkiye'yi "güvenlik güçlerinin kendilerine yeterli derecede hâkim olması" konusunda uyardı. Avrupa, reformların gerilediğini düşünüyor, hükümet ise bunu reddediyor. Ancak, seçimler yaklaşırken kamuoyunun AB üyeliğine desteğinin yüzde 80'den 50'ye düşmüş olması, iktidardaki AKP'nin risk almak istemeyeceğini akla getiriyor. Milliyetçilik tırmanırken, oy derdindeki hükümetin reformlara devam edip etmeyeceği merak konusu. Bu milliyetçilik, AB'nin 'azar'larıyla da beslendi. Ankara, Kıbrıslı Türklerin Annan Planı'nı kabul etmesine rağmen Kuzey'in hâlâ ekonomik ambargo altında yaşamasına öfkeli. Geçen yılın sonunda da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye'deki türban yasağını destekleyen bir karar alınca, dindar Türkler içerlemişti. Türkler şimdi de, Ermeni soykırımının yaşandığına şüphe düşürecek herhangi bir ifadeyi suç sayan ve bugün Fransız Parlamentosu'nda oylanacak yasa tasarısına kızgın. Yasa kabul edilirse, olayların Ermeni versiyonuna meydan okuyan tarihçi, gazeteci veya diğerlerine hapis veya para cezası verilecek; tıpkı Fransız kanunlarının Holokost'u inkâr edenleri cezalandırdığı gibi. Kabul edilmesi zor da olsa, tasarı Avrupa'da Türkiye'ye karşı duyulan güvensizliği simgeliyor. Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk'e göre, bu güvensizliği ifade özgürlüğü davaları da artırıyor ve "Avrupa müzakerelerin başladığından beri Türkiye'de ilerleme değil, gerileme kaydedildiği düşüncesinde". (17 Mayıs 2006
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.