Siyaset

Münih Kürdlerine Çağrı

Münih, Savaþ ve Pogroma Karþý Ýnsiyatifi · 01.11.2007 · 1 görüntülenme

    Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan itibaren, Kürdlerin millet olarak varlığını inkâr ederek, ulusal bir yapılama olarak “etnik arındırmaya” tabi tutarak tarih sahnesinde silmek istedi.. Türkiye, farklı etnik ve dinsel toplulukların var olan özgün taleplerini jenosidlerle cevaplamayi çözüm olarak gördüğünden dolayı, Ermenilere, Asurilere, Potnoslara ve Kürdlere karşı soykırım uyguladı... Farklı etnik ve dinsel uygarlıklarının beşiği olan bu topraklar, “halklar ve uygarlıklar mezarlığı” haline getirildi....Kürdler, bölgenin kadim halklarının akibetine uğramamak için bu son ayaklanmayla birlikte 29 defa isyan etti; yüzbinlerde Kürd canından oldu; yüzbinlerce Kürd zorunlu göçettirildi.. Türk devleti bu son savaşta, Kürd halkının kendi ulusal demokratik haklarını elde etme mücadelesi karşısında büyük bir açmazla karşı karşıya kaldı... Türkiye, milyonlarca Kürdü yerinden yurdundan ederek, 3500 cıvarında Kürd yerleşim birimini yokederek, on binlerce Kürdü fiziki olarak imha ederek Kürd sorununu bildiği dil ile çözmek istedi.. Ama, Kürd halkının haklı davasının önüne geçemedi.. Son aylarda ise “Türk derin” devletinin doğrudan örgütlediği bir dizi provokasyon olaylarıyla birleşen Türk Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın halktan “Ulusal refleks” gösterme çağrıları neticesinden Türkiye’de Kürdlere karşı genel bir saldırı başlatılmıştır.... Türkiye’nin tüm büyük şehirlerinde Nazi Almanyasını andıran Kürdlerin iş yerlerine, evlerine ve kurumlarına kitlesel saldırılar düzenleniyor.. Kürdler, millet olarak Türk devletinin ve kışkırtığı ırkçı ve şöven kesimlerinin pogromlarıyla karşı karrşıyalar.. Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan beri Kürd sorununu çözmek için şiddet ve terörü tek seçenek olarak empoze etti.. Türkiye sadece Kuzey Kürdistan’daki 20 milyon Kürd’ün sorununa ilişkin bu yaklaşım içinde olmadı, tüm dünya Kürdlerinin en basit hakkına karşı aynı tutumu sergiledi... Kürdlerin Kürd meselesinin barışçıl yollarla, görüşmelerle siyasi çözüme kavuşturulması için yaptığı tüm çağrılar Türkiye tarafından reddedildi ve savaş empoze edildi... 1991’den ve özellikle 2003 Irak savaşından sonra Güney Kürdleri sahip oldukları seçilmiş federal kurumlarıyla, iç savaşın yaşandığı Arap bölgelerine rağmen Kürdistan’da barış ve huzur ortamını oluşturabildiler... Kürdler, Saddam döneminde yakılıp yıkılan Kürdistan’da herkesi hayret içinde bırakan büyük bir yeniden inşaa programını başarıyla uyguladılar..Türkiye geçmişte Saddam rejimiyle vasıtasıyla anti Kürd programını Güney Kürdistan’da uygulamaya sokabiliyordu... Saddam rejiminin yıkılmasından sonra, Türkiye, Irak Kürdlerinin kendi ulusal hakları için Irak Araplarıyla girdiği tüm anayasal süreçlere karşı düşman bir güç olarak ortaya çıktı.. Irak’ta referandum neticesinden kabul edilen Irak Federal Anayasa’sı Kürdlere tanıdığı haklardan dolayı hiç bir zaman Türkiye tarafından tanınmadı... Söz konusu Anayasa dahilinde oluşan Federal Kürdistan kurumlarının hiç biri Türkiye tarafından tanınmadı ve düşman olarak görüldü.. Hatta Irak devleti içinde görev üstlenen Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile sadece Kürd asılı olduğundan dolayı Türk devleti tüm resmi ilişkilerden kaçındı.. Türkiye, her zaman çeşitli bahanelerle Kürdistan Bölge Yönetimine sorun çıkarmaya başladı.... Türkiye, Irak Kürdlerinin sahip olduğu özgür ortamı boşa çıkarmak için, ya “Türkmen sorunu”, ya “Kerkük meselesi” yada “PKK sorunu” nu gibi bahanelere sarılıyor.. Amerikan Senatosunun Irak’ın geleceğine ilişkin aldığı karardan sonra Türk devleti paniğe kapılarak, 17 Ekim tarihinde çıkardığı “Tezkere” ile tüm dünya Kürdlerine ve özellikle Özgür Kürdistan’a karşı savaş ortamına geldi.. Türk devletinin bugünlerde en çok ileri sürdüğü “PKK meselesi” sadece bir bahanedir... Türk devletinin esas “stratejik amacı” gözünde diken olarak gördüğü yüzbinlerce şehit, Enfal ve Halebçe jenosidinin ardından elde edilen “Kürd tecrübesini” ortadan kaldırmaktır..Türk Genelkurmay Başkanı Büyükanıt açık bir şekilde kendileri için “esas tehlike devletleşmeye giden Kuzey Irak” olduğunu söylüyor... “PKK meselesine” çözüm bulmak için oluşturulan 3’lü Komisyonun Türkiye temsicisi emekli General Başer açık bir şekilde “Türkiye için PKK ve Kerkük meselesi ikincil tehlikedir.. Esas tehlike Kuzey Irak’taki oluşumdur” diyor.. Bu söylemlerden de açık bir şekilde anlaşıldığı gibi Türkiye’nin bu öngörülen savaşta deklere edilmiş amacı Özgür Kürdistan kazanımlarını yoketmek, Türk Genelkurmay Başkanı’nın ifadesiyle “Kürdlerin rüyalarını” “Türk kabûs”una çevirmektir. Biz, Kürdistan’ın çeşitli parçalarından Munih’e bulunan Kürdler, başka bir deyişle “Münih, Kürdistan’daki Savaşa Karşı” inisiyatifi olarak, Türk devletinin, basını da dahil olmak üzere tüm kurumlarıyla Kürdlere karşı giriştikleri savaş kışkırtıcılığını, ırkçı heziyanlarını, Kürdleri millet olarak linç etme çağrılarını ve pogrom ön hazırlıklarını büyük bir kaygı ve tedirginlikle takip etmekteyiz.. Son dönemlerde Kürdlere yönelik bu saldırılar, Türkiye sınırlarını aşarak Avrupa’ya taşırıldı... Belçika’nın başkenti Brüksel’de, Almanya’nın Hamburg, Köln vb... şehirlerinde, Avusturya’nın bir çok şehirlerinde Türk devleti tarafından teşvik ve tahrik edilen Türk kesimleri Kürdlere, Kürd kurumlarına ve iş yerlerine saldırmaktadır.Biz, Münih Kürd topluluğu olarak, bu şehirde yaşıyan tüm Kürdleri ve dostlarını, Türk devletinin Kürdlere karşı tüm kurumlarıyla başlatığı anti Kürd kampanyaya karşı, sabırlı olmaya, tepkilerini legal zeminde ve anayasal çerçeve de hiç bir provokasyona alet olmaksızın ortaya koymaya çağırıyoruz!!!!  Münih, Savaş ve Pogroma Karşı İnsiyatifi 29.10.2007MitingMünih...Gün: 03 Kasim 2007Yer: Karlplatz(Stachus)Saat: 14.00- 17.00

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.