" MUHAYYEL KURDİSTAN BURADA MEFTUNDUR...! "
Rojhat Badikî
·
11.11.2010 · 2 görüntülenme
Taraf gazetesi yazarlarindan Neşe Düzel’ ın ‘’ Balıkçı’’ ile yaptığı röportajda ‘’ Balıkçı’’ nın kimliği üzerine yürütülen varsayımlarda ziyade, verilmek istenilen mesajlar üzerine tartışmalar yoğunlaşmış olsaydı, daha sağlıklı sonuçlara varılırdı. Verilmek istenilen mesaj ve ‘’ Barış’’ havası üstüne sürdürülen fırtınalı tartışmalara ilişkin somut bulgular ortaya konulup, tartışılabilinir. Balıkçının tkp’ li Ömer Ağın olması ,röpotajda adı geçen çok saygın Avukat, ikisinde Kürt olması, bir şey değiştirmiyor. Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadele tarihine bakıldığında, Kürt’ lerin, sömürgeci devletlerin ‘’adaletine’’ sığınmaları için her zaman bu tür arabulucu olarak yine Kürt’ leri kullandıkları sık sık görülür.
Ömer Ağın yada yine bize yabancı olmayan ‘’saygın Avukatın’’ arabulucu olmasının, burada sembollik bir özelliği vardır ve Kürt’ lerin meşhur KEKLİK hikayesi ile bire bir örtüşmektedir. Tartışmalar sürecine bakıldığında Türkiyecilik sevdalısı Kürt etiketli Kekliklerin bir koro halinde ortaya çıkması sürpriz sayılmamalıdır. İsimde pek önemli değildır şu olmuş yada bu olmuş işin özünü değştirmiyor, bundan dolayı kişilere takılmamam gerekir. Ulusal bağımsızlık mücadelesi süresinde işbirlikçi kesimler her zaman olacaktır. Egemen güçler, egemenliklerinin idamesi için bu tür organizasyonlara ihtiyaç duymaktadırlar. TC gibi tamamen ırkçı ve fasişt ve soykırımcı bir anlayış temel üzerinde şekillenen bir devlet varlığının sürdürebilmesi için buna uygun bir sistem oluşturmak zorundadır.
Sistem oluşturulurken, dayanak; kendisinde mevcut olmayan bütün nitelikli vasıfları kendilerine mal ederek, kendisini bütün halklardan üstün görme, diğer halkları aşağılama, herşeyin yaratıcısı, üstün millet,üstün ırk olmayı temel alan yaşam tarzını esas almaktadır. TC, 87 yıllık sürecinde bu güne kadar varlığını sürdürmesi, halklar üzerinde oluşturduğu sosyal- siyasal-politik-kültürel-ekonomik-askeri jenosid sisteminin başarılı bir şekilde sürdürülmesinden kaynaklanmaktadır. Öyle bir sistem ki ırkçı-faşist söylem ve uygulamalar, kendilerini sosyal-demokrat-islamcı-liberal-komünist...vs ler tarafından çok rahat bir şekilde ateşli savunucusu olunabilmektedir. Sistemin işleyişi ırkçı ama reklam ve sloganı devrimci. Bundan dolayı ki, Kılıçdaroğlu rahatlıkla Dersim katliamını meşru görüp, yapılan katliamı devrimin kendisini savunması olarak savunuyor.
Bu gelenek 1923’ le başlayan gelenek olmayıp kökenleri yeniçeri ocaklarına dayanan eski ortaasya karekterli talancı-yağmacı-soykırımcı barbar gelenektir. Nasıl ki, yeniçeri ocakları sisteminde, balkanlardan ailelerinden zorla alınıp eğitilen çocuklar, kendi ailesinin, halkının celadı olarak yetitirilip ortalığa salınıyorsa, Osmanlını devamı olan İttihakı Terrançiler1923 yılında yeniçeri ocağı sistemini modernleştirerek daha farkli versiyonlarla eğitim sisteminden başlayarak hayatın her alanında, çok mükemmel bir şekilde örgütlenilerek Türkleştirilme sürecini yaşama geçirdi.
Çok basit bir örnekle Halkevleri, yatılı bölge okulları ki, bütün Türkiyeli devrimcileri tarafından savunulan sistem, ‘’Türkiye sınırları’’ içersinde yaşayan hakların çocuklarının beyin yıkama fabrikalarında Türkleştirme operasyonu olduğu gerçekliği orta yerde dururken. İnsanlık suçu işleyen beyin yıkama-jenosid fabrikaları, halkçı-devrimci sistem olarak reklam ediliyordu. Zincirlerinden başka hiç bir şeyi olmayan vatansız proleterya ve milleti olmayan ümmet-i Muhametçiler, büyük Türk milletinin ateşli savunucuları olarak, Türk bayrakları altında TSK, devrimci ordu-Peygamber ocağı olarak methiyeler dizme yarışına gidip, kurban halklara, celatları kutsatılıyordu.
Ve bu sistem, ırkçı-asimilasyoncu faşist sömürgeci sistem işlediği bütün insanlık suçlarına rağmen, halen günümüzde de takır takır işlemektedir.
Kürt halkına karşı her gün her saat her saniye insanlık suçu işleyen Türkiyecilik sistemini kutsama ve karşı çıkanları lanetleme yoketmenin meşru görüldüğü bu sistemi savunmanın insanlık suçu işlenildiği bilinmesine rağmen, rahat bir şekilde, hukukçular, öğretmenler, professürler, mimarlar, imamlar, sanatçılar, bilim adamları, sendikacılar, sivil-toplum örgütleri, yazarlar, gazeteciler....vs tarafından kutsanıp savunulmaktadır. Bu sistemin, Türk kimlikli savunmacıları bir yana, Kürt, Çerkez, Arap, Ermeni, Bosnak, laz.....vs tarafından da ateşli bir şekilde savunulmakatdır. Tıpki yeniçeri ocaklarında yetiştirilen devşirme yeniçeriler gibi.
Onlarca yıl, yüzlerce yıl, Kürt halkına karşı işlediği suçlar daha düne kadar iliklerimize kadar hissetiğimiz barbarlığı, kutsamanın mantıklı bir izahı olamaz. Nasıl bir sistem ki; ırzına geçtiği, kirlettiği, katlettiği, zindana attığı, öldürdüğü, yaktığı, yağma ettiği, sürgün ettiği kurbanı tarafından kutsanılıp af diliyor, bağışlanmasını istiyor. İnsanlık tarihinde görülmemiş bir sistem, yönetim ve devlet şekli. İşte bizler, Kürt halkı bu sistemin sözgecinde geçerek, kendi bağımsızlık ve özgürlüğü için savaşıyor. Bu savaş, kolay bir savaş olmayacak, bu güne kadar hesaplamadığımız, üzerinde kafa yormadığımız, bir sistemle karşı karşıyayız ve ona karşı savaşıyoruz yani zifiri karanlık el yordamı ile yürüyüp zafer kazanmak istiyoruz. Bu mümkün değil!
Tanımadığımız, bilmediğimiz, analiz demediğimiz bir sistemle savaşıyoruz. Bundan dolayıdır ki, her başkaldırı, her bağımsızlık ve özgürlük kıvılcımı geçici yenilgilere uğruyor. Geçici yenilgi diyorum çünkü onlarca yıldır, yüzlerce yıldır, Kurdistan bir boydan diğer boya kan deryasına dönüştürülmesine rağmen kendi ayakları üzerinde doğrulmasını bilen kendi yeniden yaratan bir halk, Sömürge olmayı, köle olmayı kabullenemiyor. Ayakları üzerinde kalktığı günün şafağında, özgürlük ve bağımsızlığı için, devrim ateşini yakıyor....
Kürtlerin, Kürt halkının, Balıkçının verdiği mesajı, Öcalan’ ın devletle görüşüyorum gölgesi altında estirilen ‘’ Bariş gelecek, Kürt sorunu çözülecek‘’ fırtınası; 1930 yılında Milliyet gazetesinin Agirî dağının resmi üstünde gösterdiği tabutta ‘’ MUHAYYEL KURDİSTAN BURADA MEFTUNDUR’’ adlı mesajın habercisi ve yeni versiyonudur şeklinde algılaması gerekir..... Balıkçının Taraf gazetesinden Neşe Düzel ile yaptığı röpotajda vermek istediği, yada TC’ nin yönlendirmesi verilmek istenilen mesaj açık; Kurdistan ve Kürt halkı diye bir şey yok, Türkiye ve Türkiye vatandaşları var. Balıkçı bir tek cümle ile adetta Kürt halkı ile dalga geçerek ’’ .....Kürt milliyetçilerinin gözü aydın.....Sosyoloji Artık Kurdistana müsade etmiyor........
Devam edecek