BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Rojhat Badikî · 25.04.2007 · 2 görüntülenme
M. Naci yoldaşımın ölümünün 1. yıldönümü anma törenin ardında, bir kaç arkadaşla oturup eski anılarımız, içinde bulunduğumuz sorun ve açmazları sohbet ettik. M. Naci Yoldaşımızın anma töreni çok sade geçti, onu yakından tanıyanlar, cezaevi arkadaşları ve Kurdistan’ ın diğer parçalarından yurtseverler, kısa konuşmalar yaptılar. Arkadaşlarla yaptığımız sohbetlerde, Kurdistan’ dan uzak sürgün yaşamda ölümün zorlukları ve sömürgeci Türk devletinin Kurdistan yürüttüğü kirli planlar özellikle, ‘’Alevi-Zazacılık’’ böl-yönet politiklarıyla Kürt halkı üzerinde yürüttüğü politiklara değinirken, Kurdistan sınırları da tartışma gündemimize girdi. Türk devletinin Türkiye sınırlarını genişletme, Kurdistan’ı Amed-Botan-Hekkari üçgeninde çembere alma ve Kürtleri burada sıkıştırma ve son darbelerini vurma konularına değindik. Belki bazı yurtseverler bu konuda biraz fazla duygusal düşündüğü zannedebilirler, ama Türkleştirilen tarihi Kurdistan şehir ve sınırları akla gelince, haklı olduğuma olan inancım daha artıyor. Düşmanı tanımadan plan ve taktiklerini bilmeden onu yenmek mümkün değil.Bu arada Kurdistan’ ın kuzeyindeki politik faaliyetler, Türk devletinin Kawa’ ya yönelik operasyonları, diğer Kurdistani örgüt ve partilerin, Kawa’ nın yaşadığı sürecin bir benzerlikler yaşadığına dair sohbet ettik. Sohbetlerimizde , Saddam’ ın Kurdistan’ ın güneyinde, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesini yenilgiye uğratmak için yürüttüğü ajan faaliyetler, Güney Kurdistan politik örgüt ve partilerde, Saddam rejimi ile işbirliği yapan MK-PB üyelerinin durumunu ele aldık. Güney Kurdistani partlerin üst düzeyinde yöneticilik yapmış şahsiyetlerin konumu ‘’ Dosya Failekan’’ adı altında yoğun bir tartışma süreci yaşanılıyor. Basın ve kamuoyunun baskısı ile Kurdistan parlamentosu bir komisyon oluşturup soruşturma başlattı.Saddam rejimi ile işbirliği yapmış bir çok şahış, ajan-işbirlikçı 2003 yılına kadar bilinmiyordu. Bu sürece kadar ikili çalışıyorlardı, bir yandan Saddam’ a bilgi ve haber sızdırılırken diğer yanda Kurdistan ve şehitlerin kanı üzerine edebiyet yapılıyordu. Saddam rejiminin yıkılması ile bir çok ajan ve işbirlikçilerin isimleri, Güney Kurdistan basınında yer aldı. Kurdistan’ ın kuzeyinde böyle bir sürecin yaşandığı açık. Ama diğer acı bir gerçekliğimiz de var ki o da, sömürgeci Türk devletinin, Kurdistani örgüt ve partilere yönelik bu operasyonları açığa çıkarabilecek bir pozisyondan oldukça uzakta olmamızdır. Kuzey Kurdistan ulusal bağımsızlık sürecinde yaşanılanlar, Türk devletinin, Kuzey Kurdistan politik yapılanmalara yönelik operasyon faaliyetlerinin boyutunu açığa çıkarabilme olanaklarından uzak oluşumuz, Kuzey Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesi açısınnda en büyük handikap ve açmazımı olduğu konusunda hemfikirdik. Bu arada bir arkadaşın ilginç ve dikkat çekici bir önerisi vardı. Arkadaş, bütün Kurdistan’ ı örgüt ve partilerden bir komisyon oluşturulup bu meseleyi araştırma önerisini dile getiriyordu. Türk devletinin Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesine bu alanda verdiği zarar gümdemımızı işgal etmektedir. Devlet adına örgütlerde yer almış insanların görev ve pozisyonları, bizim için bilinmez hayati bir nokta olarak, şu an gizli karmaşık ve hasastır. Türk devletinin at izi ile it izini birbirine karıştırma yeteneğinin oldukça gelişkin olması bizim için bugüne kadar kanayan bir yara olarak kalmıştır. ( T.C’ nin Osmanlıdan devr aldığı beyin yıkama misyonu güçlü ve köklü olmuş olmasaydı, Alevi inançlı insanlarımızın bir kısmı katilleri Kemalistlerin peşinden gitmezdi.) Nice yiğit yoldaşlarımız kuytu bir köşede işbirlikçi-ajanların verdiği bilgiler doğrultusunda can verdi, şehit düştü. Kuzey Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinde yer alan ajan, işbirlikçi, muhbirler, bu gün aramızda birer kahraman Kürt “yurtseveri”i olarak dolaşsalarda, bir gün açığa çıkacaktır. Ben buna inanıyorum, bu insanlar kendileri ile başbaşa kaldıklarında hiç bir zaman rahat olamayacaklar, acıyi hep yaşayacaklardır, dışarda ne kadar mutlu görünürlerse de. Ajan işbirlikçilerin Kurdistan davasına, Kürt halkına verdikleri zararları konuştuk. Anılarımızı, karşılaştığımız zorlukları, TC.`nın celatlarindan tesadüfi kurtuluşumuzu yada bilinçli bir şekilde ülkeyi terk etmemiz için ölüm tehditleri, terk etmeyenlerin şehit edilişlerini andık. Kurdistan’ ın kuzeyinde yaşanılan çöküş, dağınık, sosyal-toplumsal dejenerasyon, depolitizasiyon ortam, politik arenanin güç ve takattan düşürülmesi, örgütsüzlük, güvensizlik....vs. Tüm bu gelişmelerin gerisinde TC’ nin uzun erimli planlı çalışmanın olduğu açık. Kör-topal yürüyen örgütsüzlüğün de tökezlemesi bazı meşhur birey-aydınların iddia ettiği gibi Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin yolunu açmadı. Kurdistan’ ın Kuzeyi ve Türkiye’ de yürütülen legal çalışmalar bir adım ileri 3 adım geri vitesle, bu alanda yer alan yurtseverlerin tüm çaba ve gayretlerine rağmen Kurdistan ulusal mücadelesinin dinamiklerini öğütmektedir. T.C’ nin Legal alandaki çalışmaları yönlendirme çabası içersinde olmadığı düşünülemez. M. Naci yoldaşın 1. ölüm yıldönümünde arkadaşlarla yaptığımız sohbette önemli bir konuda hemfikir olmamız bir nebze olsa beni biraz tesseli etti. T.C’ nin Kurdistan’ ı sinsi planla kuşatma altına aldığı Kurdistan’ ı Kürtsüzleştirip Kürtlerden arındırıp boşaltığı şehir, ilçe, nahiye, köyleri adım adım asimile edip Türkleştirdiği, Kurdistan politik arenasının bu konuda çaresizliği yaşaması, bunu sürekli gündemde tutmaması, önemli bir eksikliğimizdır.T.C’ nin savaş, katliam ve sürgünlerle ele geçiremediði Kurdistan, özellikle 78 Maraş katliamından sonra, hızla Türkleştirilip Kurdistan’ dan kopariliyor. Türkiye- Kurdistan sınırlarına yakın olan Antep, Maraş, Adıyaman, Malatya, Sivas, Elazığ, Ezincan, Erzurum GAP projelerinden sonra da, ikinci aşamada denilebilecek bu aşamada, Urfa, Bingöl, Van, Dersim, Kars, Ardahan, Iğdır, Ağrı ve Muş, Bitlis göç ve asilasyonlarla Türkiyelileştirilmesi düşünülen şehirlerimiz. Diyarbakır, Batman, Mardin, Hakkari, Şırnak ise ya Türkleştirilecek yada imha edilecek şehirler olarak bakılıyor. Sanırsam bu kaygılar, bir çok Kurdistani yurtseverin duyduğu ortak kaygılardır. Kurdistan’ da lehçe, din ve mezhep farklılıkları, Zaza-Kırmanc, Alevi- Sunii ikilemi TC tarafından çok usta ve kurnazca kullanılıyor. Özellikle bu konun Kürt araştırmacıları tarafından dikkatle incelenilip araştırılması gerekir. Değerli araştırmacılar sayın Munzur Çem ve Malmisanij’ ın çok değerli araştırmaları bütün Kurdistani basın yayında ısrarla gündemde tutulmalı bunlara ek olarak, özellikle Kurdistan’ ın güney ve doğusunda, Kürt araştırmacıların araştırmaları Kurmanci ve Türkçe’ ye çevrilmelidir. Hiç bir toplumda Kürt toplumu kadar mezhep ve dinlere bölünmüşlük yok. Bu, özgür ve bağımsız topraklar bir zenginliktir ama ne yazık ki sömürge ülkelerde, bölünmüşlük, parçalanmışlık ve köleliktir. TC’ nin Kurdistan’ ın Kuzeyine uyguladığı ekonomik ambargo ve bunun sonucu oluşan işsizlik-yoksulluk, buna pararlel olarak ortaya çıkan dejenerasyon ve Türk metrepolleri AB’ ye doğru ortaya çıkan nüfus göçü. GAP projesinin Kuzey Kurdistan’ a olan etkilerini araştırmak gerekir.Bu zorlukları aşmanın olmasa olmaz örgüt boyutunu yeniden, ama yeniden gündemleştirmek gerekir. Devrimin yegane ebesi düşmanın baş edemeyeceği düşman zemininde olmayan örgütlülüktür. Düşmanın içine sizamayacağı, bölüp yönlendiremeyeceği doğal olarak eski Tipp başını kuma gömme modeli de olmayacak olmamalı. Profesyonel, bilgi birikimine sahip, halkın içinde erime esnekliğine sahip olmalı.2003’ te yıkılanlan Saddam rejimin ardına ele geçen belge ve dökümanlarda, Saddam rejimin, Güney Kurdistan’ lı politik hareketlere sızdırdığı ve ajanlaştırdığı şahsiyetler beni tekrar tekrar düşündürüyor. Güney Kurdistan basınını her gözden geçirip okuduğumda, Kuzey Kurdistan’ da yaşanılanları tekrar tekrar yaşıyorum. Kurdistan’ ın Kuzeyinde, TC’ nin Kurdistan politik arenasına sızdırdığı ve özellikle bu legal alandaki çalışmalarda rol ve konumları. Sivil-demokratik-kadın örgütlenmeleri, hayır kuruluşlarının Kürt halkı içersindeki çalışmaları, TC partileri ...Bir kaç saatlik sohbette çok şey sığdırdık. Açık ve net olan bir şey var ki, Kurdistan ve Turkiye arasındaki çelişkileri derinleştirecek, iki toplum, iki ülkeyi kalın çizgilerle ayrıştıracak, Türkiyeliliği Kurdistan halkına yabancılaştıracak ton ve vurguların gittikçe başaşağı gittiğidır. Bu konuda ayni kaygılar içersindeydik. Örgütsüzlük politik çalışma faaliyetlerinin durma noktasına gelmesi, bütün Kürt bireylerini derinden vurduğunu kendine, toplumuna değer yargılarına yabancılaşmanın hızlanıp kaos ve bunalımı yoğunlaştırdığı noktasına varıyorduk. Oysa Kurdistan’ ın güneyindeki gelimeler, uluslararası konjektürel durum, Kuzey Kurdistan açısında tarihsel bir momenttir. Hiç bir zaman özgürlük ve bağımsızlığa bu kadar yakın olmamıştık.Kaybolan güveni kazanmak zorundayız. Düşmanla vuruşmak için safları netleştirip, düşmanın sızmalarını en aza indirmek için yeniden örgütlenmenin adımlarını atmak omuzlarımızda duran canalıcı bir görevdir. Legal alanda düşmanın yönetme ve yönlendirme kabiliyetini sınırlamak yönünde tedbir almak zorunluluğu ortak kaygılarımızdı. Bırakın illegal örgütlülüğü yerden yere vuranlar sistemin ganimetlerinden faydalansınlar. Bize düşmanın sizamiyacağı profesyonel günün bilgi ve tekniğinden yararlanacak örgüt gerek. Düşmanını tanımayanlar, düşmanın merhametinden medet ummanlar; düşmanla savaşamaz.Ölümünün 1. yıldönümünde M.Naci Kınay ve Bütün Kurdistan devrim şehitlerini saygı ile anıyorum.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.