Siyaset

Mit-Öcalan Görüşmesi ve Yeni Sürec

Rojhat Badikî · 11.01.2013 · 2 görüntülenme

MİT elemanlarının PKK lideri Öcalan’ la yaptıkları görüşmelerin akabinde BDP milletvekilleri Ahmet Türk ve Ayla Akat Ata’ nin İmrali ziyareti ile Türkiye ve Kurdistan kamuoyunun gündemine bir bomba gibi düştü! Yapılan görüşmelere ilişkin yapılan yorumlar bir hayli dikkat çekiciydi. Büyük bir kesimin ortak görüşü; ‘’iç’’ ve ‘’dış’’ güçlerden gelecek provakasyonlara da vurgu yapması dikkat çekici noktalardan biriydi.

Özellikle son dönemlerde Kürt ve Türk aydın dünyası tarafından sıklıkla vurgulanan ‘’ silahların susması’’, ‘’ barış’’, ‘’ kardeşlik’’, ‘’özgürlük’’, ‘’birlikte eşit
Yaşama’’ ...vs gibi kelimeleri altı bir türlü doldurulamıyor. Bu kelimelerden ne anlaşıldığı Kurdistan halkına nasıl bir özgürlük getireceği, Kürtlerin kendi vatanlarında Türk komşuları ile eşit ve hangi haklara sahip olacağı konusu oldukça muğlak.

Kurdistan halkı açısında muğlak ama Türk halkı açısında muğlak olmayan temel vurgular ‘’ Tek Bayrak-Tek devlet-Tek dil’’ tartışılmayacak vurguları, Türk devleti ve halkını temel sembol ve egemenliklerini vurgulayan kavramların tartışması dahi yapılmayacak. Eşit ve özgür vatandaş, Türkiye vatandaşları olarak birlikte yaşanılacak....Kurdistan halkına uygulanan katliam ve asimilasyon, hiç gündemde olmayacak....Kurdleri çağrıştıraracak yasal bir değişime gidilmeyecek, ‘’Türkiye vatandaşlığı-Türkiyecilik’’ gibi Türk ırkçılığının temel sembolleri olan isim-kavramlar, Kurdistan halkına empoze edilecek ve bunun adı ‘’Kürt sorunun çözümü’’ olacak.

Kurdistan halkının Türk ‘’ kardeşleri ile birlikte-eşit ve özgür yaşamaları adına, kendi değer ve sembollerinin yerine Türk değer ve sembolleri ile ‘’ eşit ve özgür’’ olarak yaşayacak.

Burada bir gariplik olduğu açıktır. Son süreçlerde ‘’ Öcalan’’ yıldızının parlatılması, baş müzakereci olarak, Kürt ve Türk komuoyunun gündemine konulması da ayrı bir tartışma konusu. Öcalan’ la yapıldığı söylenilen barış ve çözüm görüşmeleri, tarihte eşine rastlanılmamış görüşmelerdir. Kurdistan halkının iradesi ‘’esir’’ olan birinin iki dudakları arasında çıkacak kelimelere bağlamanın kabul bir tarafı olamıyacağının ötesinde, siyasi-ahlaki ve politik olarak ta mümkün değildir. Öcalan’ ın bugüne değin savunmuş olduğu görüş ve düşünceleri bir yana bırakıp, Kurdistan gibi devasa bir sorun ‘’ esir’’ alınmış bir birey ile sömürgeci Türk devletinin uzmanlaşmış her türlü avantajlara sahip bir ekiple ele alınıp karar verilecek bir durum değildir.


Üzerinde konuşulan konular ki, bunları sömürgeci Türk devletinin yetkilileri, basında çıkan haberler, köşe yazarlarının değerlendirmelerinin ortaya çıkardığı durum, Kürt (Kurdistan) sorunun çözümü değil, dünyadaki yeni gelişmeler karşısında, sömürgeci Türk devletinin ‘’yara’’ almadan nasıl bataklıktan çıkarılacağı görüşmeleridir. Buna görüşme-müzakere demek bu statüye koymak bile bana göre doğru değildir. Leyla Zana’ ın ‘’ Kürt sorununu Erdoğan’ın çözebileceği’’ mesajı, bugün yaşanılacak tartışma ve gelişmelerin belirtisiydi. Bu belirti ile TC-Erdoğan-AKP’ nin hazırladığı planının yaşama geçme startıydı. TC’ nin Kürt-Kurdistan planları meşhur ‘’ Irak teskeresi ‘’ çöktü. AKP döneminde red edilen teskere ile Kurdistan sorunu uluslararasılaştı.

Ahmet Türk’ ün Nuçe tv’ deki konuşmaları da bunu teyit ediyor. Uzun bir süredir TC-Erdoğan-AKP’ nin Mit ve konunun uzmanları tarafından hazırlanan ‘’ teslimiyet mutabakatı’’ Ahmet Türk tarafından kamuoyuna deklare edildi. Yeni anayasadaki ‘’ Türkiye Yurtaşlığı’’ belirlemesi çerçevesinde ‘’Kürt’’ sorunu çözülecek. İzlenilecek yol ve yönteme ilişkin Yeni Şafak Gazetesi yazarı Abdulkadır Selvi uzun bir makale yazdı.

Mit – Öcalan görüşmelerinde Güney-Kurdistan ve Güney Batı Kurdistan’ında kapsam alanında olması, görüşmeleri daha da ilginç kılıyor. Anlaşılan, TC Kurdistan ( Kurdistan sorunu esasında toprak ve sınır sorunudur. Kurdistan’ın güneyinde yaşanılan durumda budur. Hewler ve Bağdat arasındaki temel çelişki, işgal altındaki Kerkuk-Musul topraklarının geleceğine ilişkindir. 4 parçadaki sorunumuzun özü bu yani toprak ve sınır sorunudur.) sorununa çok geniş ve kapsamlı bir şekilde yaklaşıyor. 2013 ve sonrasında, Kurdistan halkının lehine gelişecek olası gelişmeleri, Öcalan’ ı da kapsayacak bir planla durdurmayı planlıyor. .

Güney Kurdistan yetkililerinin, özellikle Kurdistan bölge başkanı sayın Mesud Barzani, Kurdistan hükümeti Başbakanı Sayın Neçirvan Barzani’ nin, İran-Irak’ın 75 Cezayir anlaşmasının yankı-yıkıntılarını bizzat yaşayan iki şahsiyetlerdir. Kurdistan sorunun çözümü konusunda TC’ ye bu denli kredi açmaları tarihsel bir felaketle sonuçlanabileceği unutulmamalıdır. Fetullah Gülen’ ın ‘’ Elde öpülür-etekte öpülür’’ sözü yabana atılacak bir söz değildir. Fetullah Gülenin sözleri, ‘’ Büktüğün eli kıracak-bükemediğin eli öpeceksin ile köprüden geçene kadar ayıya dayı diyeceksin’’ Türk atasözlerini çağrıştırmaktadır.

Tarumar olan-dumura uğratılan bu günkü siyasi-politik yapılanmalarmızla, TC-Öcalan ikilisinin, Kurdistan halkının başına ördüğü çorapları sökmemiz mümkün değildir. Bu yöndeki eleştrilerimiz, yaratılan sistem ve yürütülen özel planlı çalışmalarla, Öcalan alabildiğinde yüceltilmektedir. Eleştrilerimiz duvara çarpıp yaralayıcı bir şekilde bize geri yönlendirilmektedir. Mit-Öcalan görüşmesi sonucu ortaya çıkacak tablonun çok ağır bir fatura çıkaracağı ortadadır. Buna rağmen, nefes almak-solunmak, Kurdistan’ da farklı bir ortam-zeminin ortaya çıkması için bunun kaçınılmaz bir fırsat olacağına inanıyorum. Öcalan’ın geri dönmesi ile başlayan yeni süreç, Kurdistani politik yapıların 2-3 yıllık istikrarlı çalışması, akış tersine çevrilebilinirdi. Ama ne yazık ki, Öcalan geri dönüşü bir nevi, Kurdistani örgüt ve partilerin çözülüş-dağıtılış sürecini hızlandırdı.

Sonuç itibari ile son 14-15 yıllık süreç, Kurdistan tarihinin yaşadığı yıkım ve tahribat ve sürgünlerle dolu talihsiz bir süreçtır. Uluslararası gelişmeler, Güney ve güney batı Kurdistan’daki gelişmeler ve TC’ nin Kurdistan halkının lehine gelişen süreci kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirme girişimlerinin başarısızlığa uğramasından dolayı, Öcalan-Mit görüşme sürecini başlattıldı. Bu girişim Kurdistan ulusal davası açısında yeni yeni bir evrenin başlamasının ilk adımları olacaktır. Nasıl ki, Cezayir Antlaşması Güney Kurdistan tarihinde yeni bir dönem başlatıysa, Öcalan-Mit görüşmeleri de, yıllardır vurgulamaya çalıştığımız gerçekleri günyüzüne çıkaracaktır. Bundan dolayı yeni bir süreç başlamıştır, Kurdistani tüm yurtseverlerin yeni sürece hazırlıklı olmaları gereklidir. . TC’ nin Öcalan-Mit görüşmesini başlatarak, ‘Kürt’’ Kurdistan sorunun çöüzümü yönünde adımlar attıyoruz mesajları; yalan ve aldatma olacağı maskesi kısa zamanda ortaya çıkacaktır. ‘’ Yurtaşlık’’ söyleminin ‘’ Türkiye yurtaşlığı’’ 4ç yargı paketleri, Avrupa yerel yönetim şartı..vs vurgusunun Öcalan ve BDP yetkilileri tarafından sıklıkla vurgulanması, gidişatın hangi yönde olacağını deşifre etmektedir. Eninde sonunda Kurdistani politik yapılanma ve TC, Kurdistan sorunun çözümü, İşgal güçlerinin Kurdistan çıkarılması için bir barış masası ortaya konulacak ve görüşmeler yapılacaktır. Bu açık, bu konuda bir sorun yoktur. Nihayetinde, İngiltere, Fransa, ABD..vs gibi sömürgeci güçler sömürgeleştirdikleri halkların temsilcileri ile masaya oturarak sorunları çözme yoluna gitmek zorunda kalmışlardır. TC’ nin Kurdistan halkına dayattığı şekli ile değil. Görüşmede izlenilen yol yöntem ve 3. tarafsız uluslararası bir gözlemcinin olmaması ve Esir olduğu söylenen birinin Kurdistan halkı adına pazarlık yapma yetki ve sorumluluğu meşru değildir.

Kurdistan’ da yeni bir süreç başladı ve herkes hazırlık ve planlarını buna göre yapmalıdır.

Rojhat Badiki.


Not: Yiğit, mazlum ve ezilen Kürt kadını Sakine Cansız ve arkadaşlarının sinsi ve hunharca katledilmelerini şiddetli kınıyorum.




İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.