Siyaset

Mit-Öcalan Görüşmeleri Bir Millatır

Rojhat Badikî · 30.04.2013 · 2 görüntülenme

Mit-Öcalan Görüşmeleri Bir Millatır
TC’ nin Öcalan’ a, Öcalan’ ın mürit kalemşörler aracılığıyla Kurdistan halkına empoze etme etmeye çalıştığı ‘’klasik sömürgecilik’’ planlarının dikiş tutmaması ve binbir parça yamalı bohçaya benzeye başlayınca ; feryad u figan çığlıkları ortalığı toz u dumana katmaya başlamalarına yol açtı. Diaspora Kürtleri Kurdistan realitesinden uzaklaşmış yada mücadelenin ara aşama-ara çözümlerini bilmeyen ‘’ düz mantıklılar’’ şeklinde suçlamalar başladı.

Öcalan’ la Türk devleti arasında bir pazarlık varmış da; Türk milletinin yüksek hassasiyetleri ve Türk milliyetçiliğinin gazının alınması için ‘’ ihtiyatlı ‘’ davranılıyormuş, Kurdistan realitesinde uzak olan bizler, bunu anlıyamıyoruz!.

Eşit koşulara sahip olmayanlar arasında yada düşman elinde esir! olanlar arasında pazarlık olabilir mi şeklinde sorulsa, pekala pazarlık olabilir diyebiliriz. Tarihte buna benzer bir şey olay yaşanmıştır. Sorunlu yada çatışan iki taraf olduğu yerde; görüşme ve pazarlığın olması da kaçınılmazdır. Burada, esas sorun görüşme ve pazarlığın olup olamıyacağı sorunu değildır. Esas sorun; muhatap ve koşulların nasıl olacağı ve nelerin masaya getirileceği, nelerin pazarlık edilip nelerin pazarlık konusu bile olamiyacak ilke ve prensiplerin olduğudur.

Basından takip edebildiğimiz, TC ve PKK yetkililerinin yaptıkları açıklamalar tam bir curcuna. TC ve hükümet yetkililerinin sürece ilişkin açıklamaları kendi içinde bir tutarlılık gösterirken PKK yetkililerinin açıklamaları ise birbirini red ve birbirleri ile çelişen, açıklamalar basına yansıyor. Bu açıdan bilinmezlik içersinde, PKK cephesinde bir kaos yaşanılıyor.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisinin Nilüfer Nazım Hikmet Kültür evinde düzenlediği ‘’ Barış ve Anayasa’’ panelinde, İmralı görüşme heyetinde yer alan Altan Tan’ın sürece ilişkin ‘’ Türkiye de yeni bir anayasa yapacak. Kürtlere insani, ahlaki, vicdani hakları tanınacak. Kürtler de rahat edecek. Yeni den bir Türkiye olacak. Barış barış sürecinde olayın özeti bu’’ şeklindeki soyut bir açıklamadan öte bir şey yok.

Kürtleri temsillen, sürecin içersinde yer alanlar ‘’ Güzel şeyler olacak’’ demelerinin dışında bir şey yok. Söylemleri muğlak ve tutarsız!

Sorunun diğer tarafında, düşman cephesinde yer alan TC yetkililerinin söylemleri ise oldukça farklı. AKP yetkililerinin ‘’Güzel şeyler olacak-güçlü bir Türkiye’’ söylemlerinin ana halkası ‘’ terör belasının bitirileceği, teröristlerin engelledikleri yatırımların yapılacağı, bölgenin ekonomik olarak güçlendirileceği...vs ‘’ şeklindedir.

AKP yetkililerinin bir pazarlığın söz konusu olmadığı, eğer bir pazarlıktan söz edilecekse bu da ‘’ Öcalanın koşullarının düzeltildiği, tv verildiği, havalandırma saatlerini uzatıldığı’’ şeklinde olduğu. Ulaştırma ve Haberleşme bakanı Binali Yıldırımda pazarlık konusunda ‘’ ‘ Ne pazarlığı yaptınız’ diyorlar. Biz de diyoruz ki biz bir pazarlık yaptık doğru. Tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan. Bunun dışında pazarlığımız yok’’

TC bakanı yıldırımın açıklamaları baz alınıp, Öcalan, PKK ve BDP yetkililerinin açıklamaları ile birlikte değerlendirildiğinde, pazarlıktan çok, yenilen esir alanınan tarafın galip gelenin koşul ve şartlarını kabul etme şeklinde görüşmelerinin yürütüldüğüdür. BDP’ lilerin postacı kılınması, KCK yetkililerinin açıklamaları baz alındığında, pazarlıktan ziyade ‘’ teslim’’ olma koşullarına zemin hazırlama manevralarının yapıldığıdır.

Bu koşullarda başka türlü olması da sözkonusu olması mümkün değildir.

Savaşan taraf ya biribirinin varlığını kabul edip eşit koşullarda pazarlık masasına oturur yada yenilenin galip gelenin koşullarını kabul edecek şekilde masaya oturur.

Bugüne değin tarihte yaşanılanlar bu şekilde olmuştur. Görüşme ve antlaşma maddeleri kamuoyuna deklare edilerek uygulamaya geçilmiştır. Bu gün Kurdistan’ın kuzeyinde de yaşanılan budur. Öcalan ve PKK’ nin TC’ nin bütün koşullarını ‘’ TC’ nin mutlak hakimiyetini kabul etme- Gerillaların geri çekilme –Misak-ı Milli’ nin bütün koşullarını kabul etme’’ kabul etme ve bu doğrultuda uygulamaya geçilmesidır.

Öcalan-PKK ve diğer kesimlerin israrla vurguladıkları ‘’ yeni bir anayasa’’ söylemi ise manipülasyonun ötesinde bir anlam ifade etmiyor. Nitekim, AKP’ nin hazırladığı anayasa taslağında hiç bir şekilde ‘’ Kurdistan halkının demokratik-kültürel-insani haklarına’’ vurgu yapmadığı gibi, TC’ nin kısmen 12 eylül anayasası kamburundan kurtulma gibi bir imaj çiziliyor. AKP’ nin hazırladığı anayasa taslağına, MHP ve CHP mırın-kırın etseler bile, Kürt sorununda! (kurdistan sorunu) gelenek politikların dışına çıkılmadığından, destek verecekleri ortadadır!

Bu durumda kaçınılmaz olarak, Kürt cephesinde ayrışma kapıya dayatmıştır. Kurdistan sorununu, bir halkın kendi topraklarında özgür ve bağımsız olarak görenler ile Kurdistan sorununu Türkiye’ nin bir iç sorunu olarak görenler şeklinde iki çizgi ortaya çıkmıştır.

Tarih ve sömürge ülkelerin ulusal bağımsızlık mücadelelerinin ortaya çıkardığı bir gerçeklik ise şudur: Sömürge hakların ulusal mücadelelerinde, ulusal egemenlik hakları pazarlık masasına konulduğunda kazanan sömürgeci güçler olmuştur. Bu açıdan, mücadele esas şimdi başlamıştır. Yeni sürec; TC ve Öcalan manipülasyonlarının kırıldığı ve Kurdistan ulusal bağımsız mücadele dinamiklerinin kendi esasları üzerinde şekillenmenin yaşanacağı sürecin başlangıcı olacaktır.

30. 04. 2013

Rojhat Badikî

Genève

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.