BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Ahmet ALÝM · 18.05.2006 · 1 görüntülenme
Çağdaş anlamda vicdani red : bireyin ahlaki, politiki felsefi ve/veya bireysel nedenlerle savaş karşıtı olarak askerlik yapmayı red ederken, yasal planda ülkenin kanunlarından kaçmayarak yargılanmayı kabul etmesidir. Bu anlamda asker kaçaklığı ile karıştırılmamalıdır. Sonuçta, herhangi bir nedenle orduya hizmet etmeyi redetmek, savaş mantığı ve sistemine boyun eğmeyi red etmektir ve bu noktaya gelmek için bireyin bir vicdani muhasebe yapması gerekmektedir. Türkiye’de bunu yapabilmekte resmi ideolojinin kalıplarının dışına çıkmakla mümkündür. Resmi ideolojinin toplumu bir ağ halinde sardığı koşullarda ve insanların beyinlerinde karakollar kurduğu toplumda vicdani red çerçevesinde askerlik yapmayı red etmek için gerçek anlamda devrimci olmak gereklidir.Ulus devlet ve Zorunlu askerlikKapitalizmin ürünü olan milliyetçilikten doğan ulus devletler Pazar paylaşımında ekonomik gücü destekleyen silahlı gücün belirleyiciliğini görünce, 19 yy’da profesyonel subayların emrinde büyük ordular oluşturulmaya başlanmıştır. Kapitalist devlet için en ekonomik şekilde ordu oluşturmak için bulunan yol, egemenlikleri altındaki genç erkek nüfusu belirli bir süre boyunca üretimden kopararak askerlik görevi yapmalarıdır. Zorunlu askerlik, 1813-1815 arasında Napolyon işgaline karşı savaş veren Prusya generali Gerhard von Scharnhorst orduyu reorganize ederken, 3 ağustos 1814’te çıkartığı bir yasa ile 20 yaşından itibaren tüm erkekler için savaş dönemlerinde 3 yıl, barış dönemlerinde ise 1 yıl süreli zorunlu askerlik hizmeti getirmiştir. Cumhurıyet olarak ulus devlet formunu yarartan Fransa’da zorunlu askerlik konusundaki ilk yasa 1872 çıkarılmıştır, Fakat istisinalardan dolayı eşitlik yasası çiğnendiğinden 1889’da ulus devlet konseptine uyan bir yasa yapılmıştır. Bu yasa ile askerlik süresi 5 yıldan 3 yıla indirilmiş ve sağlık sorunları dışında hiç bir erkek askerlikten muaf tutulmamıştır. 19 yy sonuda zorunlu askerliğin sosyalleşme ve asimilasyon anlamındaki önemi aşağıdaki gibi ifade edilmektedir. Bu dönemde, nüfusun büyük kısmı köylerde yaşadığı için, milyonlarca genç askerlik hizmeti sayesinde;şehirleri keşf edilmekte, akar su gibi modern hayatın faktörleri görülmekte, farklı gelenek ve görenekler tanınmakta,beslenme anlamında, askerlik yapan genç her gün et yiyebilmekte,giyinme anlamında, köylü kıyafetleri dışında giyinebilme,bir anlamda toplumsal çimento görevi görürken, ordu bünyesindeki dil okulları farklı dil konuşanlara fransızca öğretilen bir okul niteliğindedir.20 yy başlarında, zorunlu askerlik yayılmacı ulus devletler için en etkili ve ekonomik tarzda ordu oluşturma biçimi olarak genel kabul görmüştür. Osmanlı İmparatorluğunda, dünyanın ilk profesyonel ordusu olan Yeniçeri ocağı 1826’da kaldırılınca bir dönem süresiz askerlik uygulanmıştır. 1843’te kura usulüyle askere alınanlara 5 yıl zorunlu askerlik hizmeti getirilmiş ve bu süre 1869’da 6 yıla çıkarılmıştır. 1916’da ise jöntürk iktidarı, Osmanlı uyruğu altındaki herkese askerlik hizmetini zorunlu kılmıştır. Osmanlı İmparatorluğunun yerini alan Türkiye Cumhuriyeti 1927 yılında çıkardığı bir yasa ile 20 yaşındaki her erkeğe zorunlu askerlik hizmeti getirmiştir. Yurt dışındaki nüfusun önemli bir düzeye çıkması sonucu ve Türkiye’nin yaşamakta olduğu kronik döviz açıklarını azaltmak için 1980’den itibaren bedelli askerlik uygulaması ile bir istisna yaratılmış ve bu şekilde ordunun silahlanma harcamalarına sağlanmıştır. T.C. Anayasasının 72. maddesi : Vatan hizmeti her Türk’ün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin silahlı kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.1111 Sayılı Askerlik Kanunu : Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkek, işbu kanun mucibince askerlik yapmaya mecburdur.Devlet otoritesini vatandaşlar üzerinde uygulamada tartışmasız bir şekilde uyguladığı askerlik kurumu ile asimilasyon politikaları derinleştirilirken, toplumundan izole edilen birey ordunun silah gücüyle mücadele edilemeyeceği yönünde şartlandırılmakta ve devlete itaat kural haline getirilmektedir. Ayrıca, asker Türk milleti ve askerlik yapmayanın yarım adam olduğu inancı zorunlu askerliği meşrulaştırırken, zorunlu askerlik topluma tartışmasız bir şekilde empoze edilmiştir. Neticede, zorunlu askerlik hizmeti yürürlükte olan kanunlar çerçevesinde, bir erkeğin en üretken döneminin belirli bir süresinin devlet tarafından ücretsiz olarak gasp edilmesi demektir. Vicdani redçiliğin gelişimi ve Türkiye örneğiÇağdaş anlamda vicdani red : bireyin ahlaki, politiki felsefi ve/veya bireysel nedenlerle savaş karşıtı olarak askerlik yapmayı red ederken, yasal planda ülkenin kanunlarından kaçmayarak yargılanmayı kabul etmesidir. Bu anlamda asker kaçaklığı ile karıştırılmamalıdır. Sonuçta, herhangi bir nedenle orduya hizmet etmeyi redetmek, savaş mantığı ve sistemine boyun eğmeyi red etmektir ve bu noktaya gelmek için bireyin bir vicdani muhasebe yapması gerekmektedir. Türkiye’de bunu yapabilmekte resmi ideolojinin kalıplarının dışına çıkmakla mümkündür. Resmi ideolojinin toplumu bir ağ halinde sardığı koşullarda ve insanların beyinlerinde karakollar kurduğu toplumda vicdani red çerçevesinde askerlik yapmayı red etmek için gerçek anlamda devrimci olmak gereklidir.Yeni Dünya ABD oluşturulurken ordu da gönüllü askerlik yapma üzerine kurulmuştur. Bundan dolayı, Amerikan hükümetlerinin zorunlu kılmaya çalıştıkları askerlik hizmetine karşı sürekli olarak karşı çıkışlar yaşanmış ve çağdaş vicdani redçilik kaynaklarını Amerikada bulmuştur. İlk çağdaş vicdani redçiler ingiliz protestanları Quaker’ler, 17 yy’ın ikinci yarısından itibaren ingiliz kolonilerinde pasifist tavırları ile tarihe geçmişlerdir. Aynı dönemlerde İngiltere, Almanya, Hollanda, Danimarka ve Norveç’te de dini anlamda vicdani redçiler görülmektedir. Ve bunlardan bazıları liberal politikaların uygulandığı ABD’ye göç ettikleri görülmektedir. 19 yy’ın sonlarına kadar esas olarak dinsel nedenlerden dolayı gelişen vicdani red hareketi Avrupa ve ABD’de görülmüştür. Netıcede, dünyadaki büyük dinler arasında Budizm dışında hiristayanlığın bazı mezhepleri kayanağını İsa’dan aldıkları insan hayatına kast edilemeyeciği anlayışı vicdani reddin dini temellerini oluşturmuştur. Gandhi ise Hindu dinindeki hayatın kutsallığı görüşünü şiddet karşıtı politikasına temel ederek militarizme karşı kitlesel red hareketini geliştirmiştir.19. yy’ın sonundan itibaren anarşistler, ateistler, anti militaristler vicdani redçi olarak Avrupa ve ABD’de zorunlu askerlik yapmayı red etmeye başlamaları sonucu, vicdanı red sekulerleşmeye başlamıştır. Birinci Dünya savaşı boyunca dönemin büyük güçleri vicdani redçilererin taleplerini geleneklere rağmen kabul etmeyerek vicdani redçilere ağır cezalar vermişlerdir. Yalnızca, Anglo-Amerikan uluslar vıcdani redçileri geri ve/veya sosyal hizmetlerde çalıştırmayı kabul ederek göreceli olarak daha toleranslı davranmışlardır. Buna rağmen politik vicdani redçiler İngiltere ve ABD’de de hapse atılmışlardır. İkinci Dünya savaşı sırasında ABD ve İngitere’de vicdani red kapsamı genişletilirken, Almanya’da vicdani redçiler idam edilmiştir. İkinci Dünya savaşından sonra çoğu Avrupa ülkesi ve ABD’de vicdani redçiler için yasal düzenlemeler yapılarak genelde askerlik süresinin iki katı bir sürenin toplumsal ve sosyal hizmetlerde geçirilmesine olanak sağlanmıştır. Gelişen süreç içinde ise bir çok ülkede profesyonel orduya geçildiği için zorunlu askerlik kaldırılarak vicdani redçilerin sorunu önemli ölçüde çözülmüştür. Günümüzde, Türkiye’nin üye olmak için 43 yıldır beklediği AB ülkelerinde vicdani rede ilişkin düzenlemeler Yunanistan haricindeki tüm ülkelerde yapılmış ve Yunanistan’da bu konuda AB’ye uyum sağlamak için yasal hazırlık içindedir.Vicdani redçiler arasında anarşistlerin özel bir yeri vardır. Zira vicdani redçiler genellikle otoriteye boyun eğerek askerlik yerine iki katı bir sürede sosyal ve toplumsal hizmetlerde çalışmayı kabul ederken, anarşistler toptan bir redde giderek militarist yapıların yokedilmesini savunmakta ve hizmet vermeyi red etmektedir. Birinci Dünya savaşını kaybeden, Osmanlı ordusunun subayları tarafından kurulan T.C., kendisine ulus devlet esaslı Cumhuriyeti model olarak belirlemiştir. Ama bu ulus devlette denklem tersten kurulmuştur. Yani var olan bir ulusun kendini ifade etmesi için devlet kurulmamıştır. Yenilen bir orduyu yaşatmak ve beslemek için devlet kurulmuş ve böylece Türk ulusunu yaratacak araç oluşturulmuştur. Militarist bir şekilde kurulan devletin ordusuna zorunlu askerlik yapmanın doğal bir görev olduğu kabul ettirildiğinden, T.C.’nin kurulmasından sonra, 66 yıl boyıunca vicdani red vakası yaşanmamıştır. Şiddet üzerine kurulan T.C., 1920’li yıllarda çok yönlü olarak Rum, Pontus, Ermeni, Süryani ve Kürtlere karşı askeri operayonlar geliştirerek ulus devlet uygulaması için alt yapısını hazırlamış ve T.C.’yi militarist bir temelde örgütlemiştir. Bundan böyle, ordu bir tabu haline getirilerek toplumsal alanda her türlü tartışmanın dışında tutulmuş ve onun korunması için özel düzenlemeler yapılmış ve orduya darbe yapma yetkisi verilmiştir. Yani darbe yapmak için görevlendirilmiş bir ordu avantajlarını korumak için de olsa darbe yapacak gerekçeleri oluşturmuştur. Bu ortamda, ordunun konumunu tartıştıracak vicdani redçiler ancak son Kürt ulusal direneşinin mücadeleyi yükselettiği ve toplumsal taban bulduğu 1980’lerin sonunda ortaya çıkmıştır. 1989 yılında İzmir’den Tayfun Gönül ve Vedat Zencir Sokak dergisinde vicdani red kararların açıklayınca, Türkiye ilk vicdani redçileri ile tanışmış oldu. İzmir’de 1992’de kurulan Savaş Karşıtları derneği vicdani redçiler için bir mevzi haline gelmiştir. Bu derneğin Başkanı Osman Murat Ülke 1Eylül 1995’teki vicdani red açıklamasından sonra tutuklanarak aralıklı olarak 2,5 yıl boyunca halkı askerlikten soğuttuğu için hapis yatırılmıştır. 1999’da birliğine gitmek üzere sebest bırakılan Ülke evine giderek davasını AİHM’e taşımıştır. Türkiye’nin ilk vicdani redçi şenliği 15 mayıs 1998’de İstanbul’da 400 kişinin katılımıyla gerçekleştirilmiş ve ilk defa askerlik yaparken Halil Savda ile Mehmet Bal vicdani redçi olduklarını açıklamıştır. Türkiye’deki ilk vicdani total redçi Mehmet Tarhan, bunu 27 ekim 2001’de İstanbul İHD’de düzenlediği bir basın toplantısı ile kamuoyuna duyurmuştur. Mehmet Tarhan’da halkı askerlikten soğuttuğu için 8 nisan 2005’te tutuklanarak hapse atılmıştır. 1989’da başlayan zorunlu askerliğe karşı vicdani redçilerin taleplerinin karşılanması için TBMM’ye verilen ilk ve tek “vicdani red yasa tasarısı” önergesi 20 mart 1994 yılında DEP milletvekili Zübeyir Aydar tarafında verilmiş ve red edilmiştir. İlk vicdani redçilerden bu yana, 17 yılda 58 kişi vicdani redçi olduğunu açıklamıştır. 1993 yılına kadar, Genelkurmay Başkanlığı kanalıyla savcılıklara 217 şikayette bulunmuş ve bunlardan sonuç alınmayınca, Ordu yetkililerinin uyarısından sonra yargıdan mahkumiyet kararları çıkmaya başlamıştır. Bu konuda yazı yazan gazeteciler ve vicdani redçileri destekleyen aydınlar ile bir çok vicdani redçi TCK’nın 155 ve 318’inci maddelerine göre yargılanmış ve/veya yargılanmaktadırlar. Şu anda sayıları 400 bin ile 600 arasında tahmin edilen asker kaçakları vicdani red konusunda yasal bir düzenlame yapılmasının aciliyetini göstermesine rağmen, iktidarı tamamen işgal eden ordu sanayi kompleksi bu alandaki düzenlemelerin konumlarını tartışmalı hale getirmesinden korktukları için bloke etmiş durumdadır. Sonuçta, Türkiye’de devrimciyim diyenler ve rejimle hesaplaşmak isteyen kesimler için en önemli mevzilerden birisi vicdani redçileri desteklemek olacaktır. Ankara’da 13-14 mayıs 2006’da yapılan üçüncü Geleneksel Militurizm Festivaline katılımın düşük olması Türk devrimcileri için bir utanç tablosu olsa gerek. Önümüzdeki dönemde bu akımın desteklenmesi Türkiye’nin önünü açabilecek bir faktör olacaktır. Yani, T.C. rejiminin kurucusu, yürütücüsü ve koruyucusu olan Ordunun pozisyonunda gedikler açılabilecek alanlardan birisi olan “vicdani redçiliğin” yaygınlaşması, Ordunun tartışılmasını sağlayarak bu tabunun meşruluğunu sarsacaktır.Ahmet ALİMFransa, 17 Mayıs 2006Kapitalizmin ürünü olan milliyetçilikten doğan ulus devletler Pazar paylaşımında ekonomik gücü destekleyen silahlı gücün belirleyiciliğini görünce, 19 yy’da profesyonel subayların emrinde büyük ordular oluşturulmaya başlanmıştır. Kapitalist devlet için en ekonomik şekilde ordu oluşturmak için bulunan yol, egemenlikleri altındaki genç erkek nüfusu belirli bir süre boyunca üretimden kopararak askerlik görevi yapmalarıdır. Zorunlu askerlik, 1813-1815 arasında Napolyon işgaline karşı savaş veren Prusya generali Gerhard von Scharnhorst orduyu reorganize ederken, 3 ağustos 1814’te çıkartığı bir yasa ile 20 yaşından itibaren tüm erkekler için savaş dönemlerinde 3 yıl, barış dönemlerinde ise 1 yıl süreli zorunlu askerlik hizmeti getirmiştir. Kapitalizmin ürünü olan milliyetçilikten doğan ulus devletler Pazar paylaşımında ekonomik gücü destekleyen silahlı gücün belirleyiciliğini görünce, 19 yy’da profesyonel subayların emrinde büyük ordular oluşturulmaya başlanmıştır. Kapitalist devlet için en ekonomik şekilde ordu oluşturmak için bulunan yol, egemenlikleri altındaki genç erkek nüfusu belirli bir süre boyunca üretimden kopararak askerlik görevi yapmalarıdır. Zorunlu askerlik, 1813-1815 arasında Napolyon işgaline karşı savaş veren Prusya generali Gerhard von Scharnhorst orduyu reorganize ederken, 3 ağustos 1814’te çıkartığı bir yasa ile 20 yaşından itibaren tüm erkekler için savaş dönemlerinde 3 yıl, barış dönemlerinde ise 1 yıl süreli zorunlu askerlik hizmeti getirmiştir.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.