Siyaset

Malê Axa Diçe Canê Xulam ( Dishewête) Dêshê

Rojhat Badikî · 03.08.2011 · 2 görüntülenme

Malê Axa Diçe Canê Xulam ( Dishewête) Dêshê


Türk aydın-yazarlarının ‘’Kürt’’ sorununa çözüm bulmak için Avrupa’ nın çeşitli ülkelerine yaptıkları seferlerde bilinen ilginç veriler ortaya çıktı. Türk aydınlarının ortaya çıkan verilerden nasıl yararlanacakları, bu verileri Türk kamuoyuna nasıl açıklayacakları ve ne kadar bu davanın takipçileri olacakları meçhul! Bu insanların Kürt-Türk kanının durması yönündeki çabalarında samimi olduklarında şüphem yok. Asıl düşüncüdürücü ve benim açımda olumlu diyebileceğim nokta ise bilgi kirliliği, dejenere ve çarpıtmaların had safhada olduğu, Kurd ve Kurdistan sorunun bireysel-demokratik haklar sorununa indirgenmeye çalışıldığı bir ortamda bu gezilerin gerçekleşiyor olmasıdır.

‘’ Kürt’’ sorunu doğru tanımlaması Kurdistan sorunudur ki, bu eksende yapılan tartışmaları dar bir çerçeve içersinde bireysel Kürt kimliği doğrultusunda ele alındığında çok olumlu gelişmeleri bulabilirsiniz ama soruna bütünlüklü ve uluslararası gelişmelerle ele alındığında, neyin hedeflendiği rahatlıkla ortaya çıkabilir.


K. İrlanda, İskoçya, Bask, Katalan yada öteki ulusal sorunlar ele alındığında bu sorunların nasıl ve hangi yöntem ve araçlarla çözülmek doğru bir temelde ele alınırsa ‘’Kürt’’-Kurdistan sorununda da çözüm yönünde doğru adımlar atılabilinir. Türk aydınların ve son dönemlerde de Kürt aydın-yazar ve politikacılarına da musallat olan hastalık, Kurdistansız sorunu çözme hastalığı aşılmadan sorunun çözülmesi mümkün değil.


Adı üstünde, Kuzey İrlanda sorunu, Bask sorunu, Korsika yada İskoçya sorunu. Sorun basklıların yada Korsikalıların sorunu olarak değil, sınırları bellirlenmiş bir coğrafyanın yada bizim gibi bölünmüş Kuzey İrlanda sorunu olarak ortaya konuluyor. Tarafların sorunu çözmek gişimleri de bu doğrultuda. Tarafların birbirlerini meşru görme sınırları tanıma görüşmelerin ana teması olarak görülüyor. Ve görüşmeler uluslararası gözlemciler eşliğinde yürütülüyor.


Bizde ve Türk kesimlerinin soruna bakış açılarındaki sakatlık yada hamaset teorileri, çözüm yaklaşımları, bu noktada, çarpık bir şekilde kendini dayatmaktadır. Sorunu Türkiye’ nin bir iç sorunu olarak gördüğünüzde, sorunu çözmede bir iradesizlik yada sorunu çarpıtma gibi bir niyet ortaya çıkar. Bu niyet doğal olarak, Kurdistan halkının özgürlük ve bağımsızlık istemi karşısında, TC’ nin çıkarları doğrultusunda bend işlevini görür.


Bu noktada asıl düşündürücü Kürt aydın-yazar ve politik dünyasının takındığı tavır ve Kurdistan halkına dayatttığı çözüm şablonudur. Türk aydını yazarı politikacılarının genelinin Kurdıstan sorununa bakış açısı, değerlendirmesi çözüm arayışları, Türk devletinin yedek lastiği temelinde olmasını bir yanda normal karşılamak gerekir, çünkü onlar gıdalarının Türk ve Türkiyecilik kaynağından alırlar. Türk devletinin uluslararası başarısı, Türk milli takımı, Futbol takımları yada sportif, Kültürel...vs uluslararası her başarı onların ruh, davranış ve düşünme tarzlarını şekillendirmiştır.


Osmanlının toprak kaybedişine içerlenmeyen ( Sayın İsmail Beşikçi ve bir kaç aydın hariç) hiç bir Türk aydını yoktur. Onların düşünüş felsefelerinde üç kıtaya hüküm eden Osmanlının toprak kaybediği bir trajedi olmasıdır. Çözümsüzlük yada sorunlara yaklaşımdaki çarpıklıklar kendini burada ele vermektedir. Çünkü Osmanlının kaybettiği yada sökülüp atıldığı topraklar başka halklara ait. Kaybedilen topraklar değil sömürge hakların kan deryasında özgürleştiği ve bağımsızlaştığı,Osmanlı işgalinden kurtardığı topraklardır.


Türk tarafını bir tarafa bırakıp kendimize dönersek, nasıl bir sefalet içersinde olduğumuza dönersek, neden 40 milyonu aşan bir nüfusu ile ortadoğunun en eski kadim bir halkı olan Kurd’ lerin neden uluslararası alanda belirlenen kriterler temelinde sömürge bile olamadığı daha iyi anlaşılır.


Bir Kürt halk sözü vardır ‘’ Malê axa diçe canê xulam dêshê’’ belki bu halk sözü durumumuzu tarif etmesede, Bu gün Kurdistan politik arenasına hakim olan Kürt aydını-yazarı, politikacısının içine düştüğü sefaleti gözler önüne sermesi açısında iyi bir örnektir. Kurd’ ın her atasözü, yaşamın içinden, onlarca yıl süren deneyimlerin pratik sonucudur. Kürt' ler kendi celadlarına aşık olduğundan Kürt'lere bağımsız devlet verseniz bile kabul etmezlermiş,Türk-Kürt ilişki ve statülerini belirleyen bir Kurd atasözüde ‘’ Bextê Rumê Tune’’ dır.


Türk öncülerinin ruhet-i haliyesini belirleyen ‘’Son Türk devletini’’ koruma-kollama hastalığına, Kurdistan halkı adına konuşan politikacılarını da sarmasına Nawşîrvan Mustafa’ dan bir alıntı ile yanıt vermek istiyorum.


Nawşîrvan Mustafa: Kürdistan’ın geçtiği bu aşamada, kendisini küçük görme duygusuna doğallık kazandırmak için sahte kardeşlik şiarını ön plana çıkarıyorlar. Kürd siyasileri bir milletin temsilcileri olarak ve bu temsilcilikten güç ve cesaret alarak, aynı seviyede ve eşitler duygusuyla başka halkların temsilcileriyle görüşmelere gidecekleri yerde, kendilerini küçük görme duygusuyla hareket ettiler ve bu ise bir çok defa Kürdlerin utanmasına neden oldu. Dünya lider ve önderleri, bazı Kürd liderlerinin yaptıkları gibi güç ve kuvvetlerini, askeri güç, iktidarın küçük siyasi yapılanmasından değil, halklarından alıyorlar. Hiç bir halk kendisini başka halklardan eksik ve küçük görmez. Hiç bir halk eğer sayı olarak başka halklardan çok azda olsa kendisini küçük görmez.


Kurdistan halkına dayatılan bu; kendini eşit görmeme, kendi topraklarında özgür ve bağımsız yaşama yerine köle statüsünde yaşama. Kurdistan politik arenasına dayatılan ve Kurdistan politik arenasının gönüllü olarak aldığı rol da bu. Bu gün Kurdistan politik arenasına egemen olan işbirlikçi ve TC sınırlarının koruyucu muhafızları tecrit ve teşhir olmadan, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesi sağlıklı bir rota da yürüyemez. Kosova ve Güney Sudan’ ın bile bağımsızlığına kavuştuğu bir süreçte, Kurdistan halkına insanı ve bireysel hakkı kutsamak ve bunu Kurdistan halkına empoze etmek siyasi sahtekarlıktır.


İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.