BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Yusuf Bülbül · 21.04.2006 · 2 görüntülenme
Demokrasinin gerekçesini oluşturan kelimenin anlamı: Kurmancı DA(e)MA=bize verilendir. Antik Yunancası da Kurmancıdır. Telaffuz farklılığı ile DEMO(a)S yazılır. S=şekli- anlamı ilave edilerek, DEMOS= bize verilme şekli anlamında kullanılmıştır. Kelime anlamına göre demokrasinin gerekçesi/temel argümanı insanlığa verilendir. İnsanlığa verilen ise, dünyadır/dünya varlıklarıdır. Varlıkları insanlara verilirken adaletli olmak gerekir. Kabul edilebilir adalet anlayışının yaşama geçirilmesi de, ancak insanlar arasında kurulacak olan diyalog ile mümkündür.Bu temel verilerden hareket edildiğinde, DEMOKRASİ: diyalogla toplum yönetme sistemidir.Gerekçesi, yöntemi, amacı, tarafları ve sonuçları itibarı ile de diyalog kurmanın nedenleri var. Örneğin: çevre için diyalog vs.İşlevselliği gereğince, diyalogun önemi yasanın üzerindedir. Çünkü insanlığın sorunlarına çözüm üretecek olan yasalar değil, diyalogun “en küçük insan topluluğundan, global insan topluluğuna kadar” her aşamada ve global düzeyde uygulanmasına bağlıdır. Realist toplumsallaşmanın temel aracı diyalogdur. Diyalogun temel aracı ise uygun terminoloji(dil) ve adil olmaktır. Yasa ise diyalogun sonucunda ortaya çıkan ve bir sonraki “diyalog kurmayı gerektiren durum” ortaya çıkana kadar uygulanan kurallardır.LOZAN ANLAŞMASI BİR DİYALOG ORTAMI DEĞİLDİRLozan anlaşmasının sonuçlarına baktığımızda, anlaşmanın imzalandığı günden bu yana (seksen üç yılda) Türkiye ile Kürd toplumu arasında bir monolog ortamı yaşanmaktadır. Bu gerçek göz önüne alındığında, Türkiye’de demokrasinin varlığından söz edilemez. Çünkü demokrasinin olduğu yerde diyalog vardır. Oysa günümüze kadar Türkiye “dünyada Kürd diye bir toplum yoktur” diyordu. Bu da Türkiye’de monolog ortamının yaşandığının kanıtıdır. Günümüzde ise, “vardır ama haklarını vermem söz konusu değildir” diyor. Ne inkar ederim, ne veririm diyor. Bu durumda;Esasen Lozan anlaşması Birinci Dünya Savaşının sonunda ortaya çıkan mevcut durum “Rusya’daki Bolşevik ayaklanmasından dolayı” ertelenerek, 1922,1923 yılında yapılmıştır. Tarihi açıdan bakıldığında: Yunanistan savaşı öncesinde, Yunanistan savaşı süresince ve Lozan anlaşması görüşmeleri sürerken Kürdler İngiltere ile savaşıyorlardı. Birinci Dünya Savaşı sonunda İngiltere “Çanakkale boğazını da geçip” gemilerle İstanbul’u işgal etmiştir. İngilizler Mezopotamya da Osmanlı ordusunu esir almış ve Mondros ateşkes anlaşmasına dayanarak sekiz yıl süren bir işgal dönemi yaşanmıştır. Kürdler ise bu süreler içerisinde “üstelik Osmanlıyı işgal eden” İngiltere ile savaşıyorlardı. Ama Türkiye’de bu gerçekler hiç dile getirilmiyor. Osmanlı teslim oldu ama Kürdler Mezopotamya’yı İngiltere’ye teslim etmedi.Tarihi gerçek böyle iken Lozan anlaşmasını “bir diyalog ortamı olarak” ele almak doğru değildir. Diyalogun olduğundan söz edebilmek için tarafların katılımı gereklidir. Oysa Lozan’da diyalogun taraflarından biri olması gereken Kürdler “Birleşmiş Milletlere Müracaat ettikleri halde” Lozan’ın sözde diyaloguna alınmamışlardır. Bu nedenle de Lozan anlaşması görüşmelerine ve anlaşmada alınan kararlara katılamamışlardır. Dahası Lozan anlaşması öncesi ve Lozan görüşmeleri sırasında Kürd toplumu İngiltere ile savaşıyordu. O halde;
Bu nedenlerle Lozan anlaşmasının bir diyalog ortamı olduğunu söylemek doğru değildir. Nitekim dönemin TBMM deki Kürd milletvekilleri “Kürdlerin İngiltere ile savaştıklarını, bu nedenle Lozan anlaşması görüşmelerinin kabul edilemeyeceğini söyleyerek” milletvekilliğinden istifa etmiştir. Bunun üzerine Atatürk kürsüye çıkarak “Musul ve Kerkük’ü istemediklerini söyleyerek” gelişmeleri örtbas etmiştir.Kaynak: TBMM görüşmeleri, Fransız belgeleriyle SEVR, LOZAN, MUSUL üçgeninde Kürdistan, Hasan Yıldız: Doz yayınları.Bu gelişmeler üzerine “o günden bu güne” Kürd toplumu Tarihe, coğrafyaya, dile ve kültüre dayalı toplumsal egemenlik haklarını almak üzere meşru müdafaa yapmak zorunda kalmışlardır. Ve günümüzde de devam ettirmektedirler. Yapılacak olan uluslar arası bir diyalog ortamı ile yapılan yanlışları düzeltmektir.21 Nis. 06Yusuf Bülbül
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.