Siyaset

Kuzey Irak'ı işgalin ölümcül cazibesi...

Thomas Seibert · 15.06.2007 · 1 görüntülenme

Ordunun baskı yaptığı Erdoğan'ın ikilemi zor: Ya Irak harekâtını reddedip seçim öncesinde güvenlik konusunda gevşeklik damgası yiyecek ya da can kayıpları, Batı'yla sorunlar ve ekonomik gerilemeden sorumlu tutulacak Acı ve yas görüntüleri Türkiye'nin dört bir köşesindeki kentlerde tekrar gündelik hayatın bir parçası. Kürt asilerle çatışmalarda öldürülen askerlerin bayrağa sarılmış tabutları taşınıyor sokaklarda. Mayıs sonundan bu yana Kürdistan İşçi Partisi (PKK) militanlarının sorumlu tutulduğu saldırılarda en az 19 kişi öldü. Türk ordusu, asi kamplarını ve tedarik hatlarını imha etmek için komşu Irak'a girme çağrıları yapıyor.Hükümet bugüne dek kamuoyunun ve ordunun sınır ötesi harekât yapılması yönündeki baskılarına direndi. Fakat zaman giderek daralıyor. PKK'yla Türk devleti arasındaki savaş 1984'te başladı; son saldırılarda öldürülen bazı askerler o tarihte daha doğmamıştı bile. İlk kurşun atıldığından bu yana neredeyse çeyrek asır geçti ve 40 bine yakın insan öldü; savaş hâlâ sürüyor.  Savaş, kurbanların cenazelerinin Türkiye'nin bütün kentlerinde görülmeye başlandığı 1990'lardaki kadar yoğun değil. Fakat PKK lideri Abdullah Öcalan'ın 1999'da Türk ajanları tarafından yakalanmasından sonraki duraklamanın ardından tekrar şiddetleniyor. AKP oylarını düşürme stratejisi mi? Bugün artık PKK Türkiye'nin güneydoğusunda bağımsız bir devlet kurmak için savaşmıyor. Asiler daha ziyade Öcalan'ın bırakılmasını ve bütün liderlerle savaşçıları kapsayan bir af talep ediyor; Ankara'ysa bu yöndeki talepleri reddediyor. Hükümete ve Ankara'daki meclise Kuzey Irak'ı işgale izin verilmesi yönünde çağrı yapan Türkiye'nin generalleri, binlerce PKK savaşçısının bu bölgede saklandığını, eğitildiğini ve silah satın aldığını savunuyor. Türkiye yıllardır Irak'ın kuzeyini yöneten Kürtlerden ve ABD'den PKK'ya yönelik bir şeyler yapmalarını istiyor, fakat pek bir şey yapılmış değil. Bir Türk müdahalesinin destekçilerine göre, Ankara'nın düzenleyeceği askeri harekât uluslararası hukuka uygun bir meşru müdafaa eylemi olacak. Ancak silah başı çağrıları sadece kısmen gerçek bir tehdit hissiyatına dayanıyor. İşin içinde ağır dozda iç siyaset de var. Laik Türk ordusu, yeni Müslüman orta sınıfın temsilciliğini yapan Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP hükümetine ideolojik olarak karşı.  Geçen günlerde, Erdoğan'ın yakın çalışma arkadaşı cumhurbaşkanı seçilirse askeri darbe yapma tehdidi savuran generaller, 22 Temmuz'da düzenlenmesi planlanan genel seçimlerde AKP'nin oylarının düşmesinden hiç üzüntü duymayacak. Erdoğan'ı Irak konusunda köşeye sıkıştırmak, böyle bir sonuç çıkmasını da sağlayabilir pekâlâ. Erdoğan müdahaleye yeşil ışık yakmayı reddederse, ulusal güvenlik konularında gevşeklik ve ABD müttefiki damgasını yiyecek; ki şu günlerde hiçbir Türk siyasetçi böyle anılmak istemiyor. Erdoğan orduyu Irak'a gönderirse bu kez de, can kayıplarının yanı sıra Irak, ABD, Avrupa'yla yaşanacak sorunlar ve muhtemel ekonomik gerilemeyle ödenecek ağır bedelinden sorumlu tutulacak. Erdoğan bugüne dek zamana oynadı; gerektiğinde Irak'a girmeye hazır olduğunun işaretini verdi, fakat meclisi bu konuda onay vermeye sevk edecek herhangi bir adım da atmadı. Fakat seçim gününe dek bu şekilde devam edip edemeyeceği şüpheli, bilhassa da PKK'nın saldırıları devam ettiği ve Türk kayıpları arttığı takdirde. Bu arada ordu birlikleri sınıra yığıyor ve meclis onayı konusunda sürekli taleplerde bulunarak Erdoğan üzerindeki baskıyı artırıyor. Müdahale yanlıları bile askeri harekâtın faydalarının az olacağını kabul etmek durumunda. PKK'nın böyle saldırıya hazırlanacak, hatta bundan kâr sağlayacak yeterince zamanı var. Bazı asilerin Türk topçularına hedef olmamak için Irak içlerine çekildiğine dair haberler var. Türkiye'nin Irak'a müdahalesi PKK'nın kendisini bütün Kürtlere yönelik Türk saldırganlığının kurbanı gibi göstermesine ve bundan fayda elde etmesine yol açabilir. Fazla seçenek kalmadı Türkiye'nin geçmişte kalkıştığı birçok sınır ötesi operasyon isyancı grubu yok etmeyi başaramadı. Ancak askeri müdahale yönünde ülke içindeki baskı artamaya devam ediyor ve bundan kaçınılmasını sağlayacak seçenekler sınırlı. Bu sınırlı seçeneklerden biri Iraklı Kürtlerin, Türkiye'deki saldırılarını durdurması için PKK'ya baskı yapması. Bir diğeri, Amerikan veya Irak güçlerinin Washington'ın terör listesinde yer alan PKK'nın birkaç liderini yakalayıp Ankara'ya teslim etmesi. Bu gibi adımlar, bırakın Türkiye'deki Kürt sorununu çözmeyi, PKK'nın Irak'taki varlığını da sona erdirmez. Fakat yaralı ve bölünmüş bir Türkiye'nin bütün bölgeyi yeni bir krize sürüklemesini önlemeye yardım edebilir.RadikalAkt: F.D 1997'den bu yana İstanbul'da serbest gazeteci olarak çalışıyor, 13 Haziran 2007 

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.