Siyaset

Kuzey Irak'ı dışlamak PKK'ya yarar

SAMÝ ÞOREÞ · 08.10.2007 · 2 görüntülenme

Kuzey Irak'ı dışlamak PKK'ya yarar

Ankara, PKK üzerine Bağdat'la yaptığı görüşmelere Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'ni de davet etmezse, varılacak herhangi bir anlaşma ölü doğar. Iraklı Kürtler, Türkiye'nin sınır ötesi harekât ihtimalini gündeme getirmesine rağmen diyalog kapısını tümüyle kapatmış değil. Kürt çevreleri, Irak'ın PKK savaşçılarının Irak Kürdistan'ındaki dağlık bölgelerde konuşlanması sorununa çözüm bulmak amacıyla Türkiye'yle varılan son anlaşmaya temkinli yaklaşıyor. Fakat, Ankara'yla Bağdat arasında imzalanan anlaşmanın güvenlik konusuna ve siyasi işbirliğine yoğunlaşıp, Türk güçlerine Irak Kürdistanı'nı işgal etme ve bu askeri cepheleri ortadan kaldırma izni vermemesinden dolayı mutluluk duydukları söylenebilir. ABD aracılığı da reddediliyor Irak Kürtleri gerçekten de, topraklarındaki PKK varlığına nokta koymak için Türkiye hükümetiyle her türlü siyasi ve idari işbirliğine dair artan bir hazırlık içinde olduklarını gizlemiyor. Aynı zamanda, Irak'ın Kürt bölgelerine yapılacak askeri müdahaleler yoluyla Türk güçlerine Irak topraklarının egemenliğini çiğneme izni vermeyi hedefleyen bir işbirliğine karşı çıktıklarını da yüksek sesle dile getiriyorlar. Zira Kürtlere göre askeri müdahaleler siyasi sorunların çözümüne katkı sağlamaz, aksine bu sorunları daha da çözümsüz kılar ve yangına körükle gitmekle eşdeğerdir. Herkes için en uygunu, Ankara'daki son Türkiye-Irak görüşmelerinde yaşandığı gibi, diyalog ve siyasi müzakereler yoluyla barışçıl çözümler aramaktır. Fakat son müzakerelerdeki sorun, görüşmelere hiçbir Kürt yetkilinin katılmamasıydı. Bu durum, içeriğindeki olumlu unsurlara rağmen anlaşmanın uygulanmasını engelleyebilir. Bu çerçevede Ankara, çözüm bulma girişiminin birçok temel gereğini reddediyor. PKK'nın savaşılması gereken terörist örgütlerin parçası olduğunu vurgulayarak örgütle barışçıl çözümü reddediyor. Irak Kürtleriyle siyasi diyaloğu, Kürtlerle doğrudan görüşmelerin Irak Kürdistanı'ndaki federasyon deneyiminin Türkiye tarafından tanınmasına yorulabileceği gerekçesiyle reddediyor. Ayrıca, PKK'ya gönüllü olarak silahı bıraktırmayı ve siyasi-hukuki bir çalışma çerçevesinde entegrasyona hazırlamayı hedefleyen Amerikan aracılığını da reddediyor. Diğer yandan, Kuzey Irak Bölgesel Kürt yönetimi askeri müdahalelerden söz edilmesine karşı çıkıyor. Zira bu yönetim, geçen yarım asır boyunca peşi sıra gelen Irak rejimleriyle yaşadığı acı deneyimlerinden dolayı, askeri çözüm ve yöntemlerin siyasi sorunların çözümüne hiçbir fayda getirmeyeceğini biliyor. Türk işgalinin PKK savaşçılarını ortadan kaldırmaya veya onları silahlardan arındırmaya değil, Irak Kürdistan hükümetinin demokratik deneyimini bitirmeye veya Irak'taki Kürt bölgelerinin istikrarını sarsmaya, Kerkük, petrol ve federasyon gibi konulardaki gibi Irak'ın ve Kürtlerin içişlerine müdahale etmeye yoğunlaşmasından endişeli. Kürtler, İran gibi diğer komşu ülkelere muhaliflerinin izini sürme gerekçesi vermesinden kaçınmak için de Türkiye'nin askeri çözümlerine karşı çıktıklarını vurguluyor. Bu hususta Kürtlerin tutumlarını güçlendiren şey, Türkiye'nin askeri çözümüne karşı çıkma noktasında yalnız olmamaları ve Irak hükümetinin de kendileriyle aynı görüşü paylaşması. Irak hükümeti Türkiye'nin PKK'ya değil, genel olarak Irak'taki demokrasi ve anayasa deneyimi sürecine, özel olarak da Erbil, Dehuk, Kerkük ve Süleymaniye'deki Kürt deneyimine yoğunlaştığının farkında. Harekât Türkiye'yi ateşe atar Ayrıca Bush yönetimi de, Türkiye'nin sınır ötesi sorunlarını çözmek için orduyu kullanma mantığına Iraklı Kürtler gibi karşı çıkıyor. Zira Washington, Irak Kürdistanı'na yönelik Türk askeri saldırısının, kendi açısından şu vahim sonuçlara yol açacağını biliyor: Öncelikle, ABD BM Güvenlik Konseyi'nden çıkan uluslararası kararlara göre Irak'ta işgal yönetimiyken, Türkiye'nin düzenleyeceği bir askeri harekât koruma taahhüdünde bulunduğu Irak devletinin bağımsızlığına, egemenliğine ve birliğine zarar verir. İkincisi, harekâtın Türkiye'yi yeni bir Kıbrıs trajedisine çekmesi mümkün. Üçüncü olarak, harekât Türkiye-Irak sınırındaki güvenlik durumunu karmaşık hale getirir. Özellikle de, Kürt yönetimi Türkiye'nin askeri müdahalesine direnip silahla karşı koyma hazırlığını gizlememişken... Dördüncüsü, böyle bir harekât Irak'a başka bölgesel askeri müdahalelerin yapılmasına zemin hazırlar. Son olarak, bu harekât Türkiye'nin kendi içinde büyük bir ateşi tutuşturabilir. Bu durum Kürt sorununu daha da çözümsüz hale getirir ve PKK'ya daha da aşırılık yanlısı bir tavır alınmasına imkân verir. Bütün bunlarla birlikte, Iraklı Kürtler Ankara'yla diyalog kapısını kapatmadı. Bölgede bir istikrar unsurunu temsil ettiklerini vurguladılar ve Irak'la Türkiye arasında PKK'ya dair yapılacak askeri ve siyasi bir anlaşmanın, Iraklı Kürtlerin ilgili görüşmelere fiilen katılmazken uygulanamayacağının üzerinde durdular. Aslında Kürtlerin bu konudaki gerekçeleri, azımsanmayacak derecede doğru. Zira anlaşma PKK savaşçılarının Irak topraklarından şiddet yoluyla kovulmasına yönelik operasyonu Irak'ın yapması gerektiğine yoğunlaşıyorsa, bu görevi Peşmergeler kanalıyla Kürt tarafı üstlenecektir. Veya, Irak'la Türkiye arasındaki idari ve siyasi işbirliğinin yanı sıra güvenlik konusuna yoğunlaşıyorsa, coğrafi etkenlerden dolayı yine Kürt tarafı birinci derecede ilgili taraf olacaktır. Bütün bunlardan dolayı Erbil, eğer Ankara Kuzey Irak'taki ve Türkiye içindeki PKK sorunundan kurtulmak konusunda ciddiyse, Kuzey Irak Kürt Yönetimi'yle doğrudan ilişkiye geçmesi gerektiğini düşünüyor. Ankara'nın Kürt hükümetini atlama girişimiyse, Türk başkentinin PKK sorunundan kurtulma eğiliminde olmadığı mesajı veriyor. Bu girişim, Başbakan Nuri el Maliki ve Irak dışişleri bakanının son ziyaretindeki gibi, Iraklı müzakerecilerin elleri boş dönmeleri dışında bir sonuca yol açmayacak. Türkiye ekonomisi de etkilenir Kürtler, Türkiye-Irak ilişkilerinin önündeki engele dönüşmemekte kararlı. Onları kızdıran şey, Irak'ın egemenliğini savunmalarının, Irak-Türkiye sınırındaki gerginliğin sürmesine yol açması. Buna karşın, Kürtlerin Kemalist mantığa boyun eğmeleri veya pazarlık yapmaları da mümkün değil. Bu nedenle ABD'nin, Türk-Kürt-Irak sorunlarına çözüm bulmak ve sonuçları hoş olmayacak ihtimallerin önünü kesmek için Kürt yönetimiyle doğrudan görüşmelere girmesi ve mantığı baz alarak Ankara'yı ikna etmesini umuyorlar. Zira sorunların sürmesi, Kürtler, Türkler ve Araplar arasındaki tarihi çatlakları derinleştirebilir. Ayrıca Ortadoğu'nun doğu parçasında ılımlı güçler arasında kurulan koalisyonlarda derin çatlaklar meydana gelebilir. Bu sorunlar, Irak Kürdistanı'nı ve Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Bunun yanı sıra, terörle savaşa ve Irak'taki siyasi çalışmayla ulusal uzlaşmanın tamamlanmasına yönelik Irak, ABD ve Kürt yoğunlaşmasını parçalayabilir.Bush yönetimi, Türk inadını yumuşatma konusunda çaba harcayacağını ifade edebilir. Bağdat'taki yetkililer de, Iraklı Kürtlerin aleyhine olacak bir anlaşmayı imzalamayacaklarını belirtebilir. Ankara, Kuzey Irak'taki sınır bölgelerine ABD onay vermeden askeri operasyon düzenlemeyeceğini ifade edebilir.Ayrıca Iraklı Kürtler PKK savaşçılarının Türkiye'ye sızmalarını engellemek için çaba harcayacağını yeniden dillendirebilir. Fakat siyaset, çoğu zaman sürpriz gelişmeler getiriyor; hatta hesap edilmeyen, sonuçları kesin olmayan yönlerde gelişiyor. Özellikle de PKK'yla sorunun temeli Türkiye'de askeri ve siyasi kurumlar arasında yaşanan çekişmelerle ilgiliyken... Bu nedenle Washington ve müttefiklerinin, Bağdat'la Ankara arasında imzalanan son anlaşmanın Iraklı Kürtlerden destek alabileceğini vurgulamaları doğru olur. Fakat bu anlaşma gerçek bir çözümü temsil etmiyor. Dahası, Türkiye terörle ortak mücadele komisyonunun çalışmalarını geçersiz kılmak istediğini ima ettikçe ve Kürt tarafının kapsamlı bir Irak-Türk anlaşmasından dışladıkça anlaşmanın somutlaşması mümkün değil. (Londra'da Arapça yayımlanan Hayat gazetesi, 5 Ekim 2007)Radikal 

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.